Efsaneye göre 639 yılında Iyad b.Ganem ordusu ramazan ayında Urfa'yı fethettiğinde oruçlarını açtıkları tepeye "Tell Futur" adını verdiler. İftar tepesi anlamına gelen isim günümüze "Tılfındır" olarak gelmiştir. Aradan geçse de bunca zaman yine geldi Ramazan.

Edebiyat hayata sıkı sıkıya bağlı, hayattan beslenen, onu kendine göre yorumlayan bir sanat dalıdır. Tıpkı örf ve adetler, olaylar gibi ibadetler de zaman içinde edebiyatın konusu olmuştur.  Ramazaniyeler¸ genel olarak ramazandan bahseden eserlerin ortak adıdır. Bu tür eserlerde ana konu ramazan¸ oruç¸ teravih¸ kadir gecesi¸ iftar¸ sahur¸ camiler¸ mahyalar¸ kandiller ve bayramdır. 

Ramazan oruçtan namaza¸ sadakadan zekâta kadar her tür ibadetin yerine getirildiği çok özel bir aydır. Yıl boyunca rutinleşen hayatımız¸ bu ayda birden bire farklı bir zenginliği ¸içsel arınmayı¸ kendimizle hesaplaşmayı gerekli gördüğümüz imkânları beraberinde getirir. Sofralarımız gibi kalbimiz de bereketlenir.  Paylaşmayı öğreniriz. Dünyada kendimizin dışında olan insanların farkına varırız. Denilebilir ki bir ailede topluca gerçekleştirilen en önemli ibadet oruçtur. Bin geceden daha hayırlı kabul edilen Kadir gecesi bu aydadır. Ramazan¸ ayrıca Kur'an ayıdır. Kur'an-ı Kerim bu ayda indirilmeye başlanmıştır. Dolayısıyla insanlık Kur'an'la bu ayda yeniden tanışır. Mukabeleler¸ her eve bir melek ordusu indirir.

Ramazan'ın gelişi sabit değildir. O, ay takvimi (hicrî takvim) esas alındığı için her sene on gün önce teşrif eder dünyaya. Bu da onun ancak 33 senede devri daim edip aynı zamana gelmesini sağlar. Ramazan'ın her sene on gün evvel gelerek bütün mevsimleri, hatta ayları birer birer dolaşması farklı iklimlerin olumlu ve olumsuz yansımalarını da beraberinde getirir. Şair Nedim, kış mevsiminde gelen Ramazan'ı, hem günler kısa olduğu için hem de sıcak olmadığı için sevinçle karşılasa da, yazın sıcağında gelen Ramazanlar işini zorlaştırır. Bu durum onun keyfini biraz kaçırır. 

Malum olduğu üzere Osmanlı padişahlarının önemli bir kısmı şairdi.(Kanunî Sultan Süleyman "Muhibbi", Fatih Sultan Mehmed "Avnî", Yavuz Sultan Selim "Selimî, II. Bayezid "Adlî, Sultan III. Selim "İlhâmî vb.), "Bunlardan biri olan I. Ahmed  bir gazelinde: 
"On bir aydır gideli biz de çekerdik hicran
Merhaba etti bizimle yine şehr-i Ramazan"

Yunus Emre'de  bir ses verir:
"Müminlerin bayramıdır
On bir ayın sultanıdır
Hakk'ın bize fermanıdır
Şehr-i ramazan merhaba"
Faruk Nafiz Çamlıbel bir beytinde şöyle der:
"Alnımız secdede bulsun bizi her lahza ezan
Ve hazin ömrümüzün her günü olsun Ramazan'
Necip Fazıl,şu beyitle dile getirir. "Ramazan mübarek ay, müminlerin balayı, Hatırla der suyu bal, kaybedilmiş sılayı".

Yahya Kemal Beyatlı ise ramazanda bir iftar vakti Atik Valide'ye gittiğini, iftara yakın bir anda nasıl oruçsuz ve neşesiz kaldığını, yurdun iftarından uzak kalmanın kendisine nasıl bir gurbet akşamı yaşattığını ve o iftar sevincinin ve telaşının dışında kalmasının onu nasıl üzdüğünü çok güzel anlatır. 

Ramazan orucu sadece buluğ(ergenlik) çağına erenler için farz olan bir ibadet olsa da bu mübarek ayda en çok da çocuklar oruç tutmak ister. Hangimiz anne babamıza "İlle de oruç tutacağım, sahura kalkacağım" diye diretmemişiz? Hatta çocukların öğleye kadar tuttukları yarım gün orucuna kültürümüzde "tekne orucu" denilmiştir.

 Ezan okunmasına yakın, caddelere, sokaklara bakın; Bom boş, oruç tutanlar evlerine gitmiş, tutanların hatırına tutmayanlar da evlerine gitmişlerdir.

Son olarak "Biz oruç tutuyoruz oruç da bizi tutmalı, oruç da acıkır" diyen Sezai Karakoç,  orucu bir diriliş muştusu olarak anlatmaktadır:
 "Ey oruç, diriltici rüzgâr, İslam baharı
 Es insan ruhuna inip yüce ilham dağından
 Kevser içir, âbıhayat boşalt kristal bardağından 
Susamış ufuklara insan kalbinin ufuklarına"

Kör ve sağır klavye ile sadece yazabiliyoruz  Gazze'nin bizi vicdana çağırdığını. Ötekinin acısını anlamadığın zaman kalbin çürümüş demektir. Ramazanda tüm şeytanlarla birlikte İsrail'in de elinin kolunun bağlanmasını diliyorum
.
Melisa bu ramazanda, dayısı olmadan iftar edecek bizde yalnızlığın acısını azaltan dualarımızı dilimizden düşürmeden ona eşlik edeceğiz. Ah! nerde eski ramazanlar diyeceğiz, getirsinler o günleri, vereyim bu günleri….