M. Sarmış: Peki, tam da söz bir siyasetçiye gelmişken, o konuya geçelim. Sizin Urfa'da en öne çıkan yanınız terziliğinizden de çok ülkücülüğünüz. Urfa'daki ülkücülerin en eski ve en önemli isimlerinden birisiniz.

S. Savaş: Estağfirullah!

M. Sarmış: Babanız Demokrat Partili. Partinin Urfa'daki hatiplerinden biri olmuş. Belediye encümeni de olmuş. Sizin Demokrat Parti ile bir ilişkiniz oldu mu?

S. Savaş: Biz de o zaman Demokrat Partili olarak geçiniyorduk.

M. Sarmış: Bu milliyetçilik düşüncesi nasıl başladı abi?

S. Savaş: Biz anadan doğma milliyetçiyiz. İlk zamanlardan beri Türk milliyetçiliğini severdik. 1960'lı yıllarda Osman Bölükbaşı Millet Partisini tekrar kurunca biz de oraya geçtik.

M. Sarmış: Geçtik dediğinize göre bir grupsunuz. Kim var sizden başka?

S. Savaş: Bahattin Akbaş vardı, Halil Kenanoğlu vardı. İsimleri aklıma gelmiyor. Hepsi vefat etti. O sırada Osman Bölükbaşı Urfa'ya geldi. Parti'nin yeri Yusuf Paşa Camii'nin orada ara yerdeydi. Ben kendisine hizmet ettim. Yemek hazırladık. Çok acayip yemek yiyordu. Allah rahmet etsin. Felaket bir adamdı. Büyük hatipti. Kürsüye çıktı mı rahat iki saat konuşurdu. Herkesi dinlettirirdi.

M. Sarmış: Partide bir göreviniz var mıydı?

S. Savaş: Urfa gençlik kolları başkanlığını yaptım. "Komünizmle Mücadele Derneği"nin de kurucularındanım.

M. Sarmış: Gençlik Kolları başkanlığınız ne kadar sürdü?

S. Savaş: 1969'da MHP kuruluncaya kadar. Alparslan Türkeş Hindistan'dan döndükten sonra 1965 yılında Bölükbaşı'nın önceki partisi Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi'nin (CKMP) başına geçti, adını da 1969 yılında Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) olarak değiştirdi. Biz de arkadaşlarımla beraber oraya geçtik. Ben o zamandan bugüne kadar devam ettim. Ama artık tekaüt olmuşum.
    M. Sarmış: Hemen tekaüt olmayın. Daha sorularım var. Milliyetçiler, siyasi partinin yanında çeşitli dernekler de kuruyorlar. Mesela UMUD Derneği var.

S. Savaş: UMUD Derneğini (Urfa Mücadele ve Uyanış Derneği) 1969-70'lerde Kadri Barut kurdu. O sırada Hasan Demirkol'un yanında muhasebeci olarak çalışıyor. Hasan Demirkol'un oğlu İsmail Demirkol da dernekte. Başka isimler de var; hepsinin adını hatırlamıyorum. Bu dernek daha sonra "Milliyetçiler Derneği" oldu. Sonra da Kadri Barut zamanında Ülkü Ocakları kuruldu.

M. Sarmış: Kadri Barut'un belediye başkanlığı zamanında mı?

S. Savaş: Evet.

M. Sarmış: Bildiğim kadarıyla UMUD Derneğindeki çalışmaları ile Kadri Barut Urfa'da tanınmaya başlıyor. Sonra o ekip kendisini belediye başkanlığına taşıyor.

S. Savaş: Anlatayım. Bir gün Kadri Beyle bizim dükkânda oturuyoruz. Alay Sokak'taki eski dükkânda. Halil Kendirli, kalfam, onun pantolonunu ütülüyor. Biz de çay içip sohbet ediyoruz. Sene 1973… Mahalli seçimler yakın. O sırada belediye başkanı Mustafa Kılıç (1963-1973). Adalet Partisinden. Ama artık vazgeçmiş gibi. Yerine vekilini bırakıp Ankara'ya gitmiş. Derken elektrik söndü. İş yarım kaldı. Dedim "Bu halimiz ne olacak? Sen başkan ol." Dedi "Ben yapamam Sait." Dedim "Yaparsın." Hakikaten müthiş bir adam. Şimdiki liderler yanında hiç hiç, beş kuruş etmezler. Bu memlekette Türk milliyetçiğini yayan Kadri Barut'tur. Ne o ne bu… Onlar da hizmet ettiler, ama kuran o adam. Deniz Gezmiş'in, diğerlerinin en azılı olduğu günlerde adam Urfa'da göğsünü gere gere milliyetçilik yaptı.

Mahmut Temizoğlu: Çok da güzel bir Türkçesi vardı.

S. Savaş: Tabii. Hitabeti muazzam. Neyse, yarı şaka yarı ciddi, derken essah oldu.

M. Sarmış: Nasıl oldu?

S. Savaş: MHP'den girecekti. O zaman Sanat Okulu'nda çok değerli bazı hocalarımız vardı. Bir gün yanıma geldiler "Kadri abi bağımsız girecek." dediler. Hayret ettim. Gittim "Niye bağımsız giriyorsun?" dedim. "Sait ben kazanacağım." dedi. Biz kendisinin kazanacağına ihtimal vermiyoruz. Karşısında dev isimler var. Bizim paramız pulumuz yok. Ama aday oldu. Biz de destekledik kendisini. Bir miting yaptık. Baktık hakikaten çok kalabalık. Seçim oldu. Valla kazandı adam. 4100 rey aldı. İkinci sıradaki Selamet Partisi bizden 1000 rey aşağı. Sonra CHP, sonra Adalet Partisi, sonra Demokratik Parti… Allah rahmet eylesin, Kadri Bey iyi adamdı, becerikliydi.
    
M. Sarmış: Az önce Urfa'da Ülkü Ocakları da onun zamanında kuruldu dediniz.

S. Savaş: Evet. Türkiye Genelinde 1960'ların ortasında kurulmuştu. Urfa'da şubesi ise Kadri Beyin reisliği zamanında açıldı. O açılınca da milliyetçiler oraya geçti.
    
M. Sarmış: Artık 1970'lerdeyiz. Ülkede anarşi yılları. Özellikle 77-78'lerden sonra zirveye çıktı. Her gün 15-20 kişi ölüyor. Urfa'da da olaylar var, öldürülenler var. Benim de ortaokul lise yıllarım. Doğru dürüst ders işleyemezdik. O döneme dair söylemek istediğiniz bir şeyler var mı?
    
S. Savaş: Ne anlatayım? Çok adam öldü. Çok kötü bir zamandı. Gitsin, bir daha gelmesin.
    
Baş komiser Ali Ulvi Bey vardı. Soyadı Ağıç… Önce ekipler amiriydi. Sonra Garaj amiri oldu. Sonra Eyyüp Peygamber'e verdiler. Oraya giderken yolda, Kale'nin arka taraflarında vurdular. Şehit oldu. Ne adamlar gitti? İsimlerini saymak istesem uzun bir liste olur.
    
M. Sarmış: Size yönelik bir şey olmadı mı?
    
S. Savaş: Şahsıma yönelik pek bir şey olmadı. Bir kere evimize ateş açtılar, korkutma amaçlı. Bir de bizim Mahmut o zaman Urfa Lisesinde talebeydi; üç sene okulu bırakmak zorunda kaldı. Üzerine saldırmışlar. 78 yılında… Bir daha, bir daha derken, biz kalktık okul müdürünün yanına gittik. Dedik "Babo bu çocuğu gönderiyoruz, solcular vuruyorlar. Biz seni tanırız." Dedi "Gönderin, gelsin, sorumluluk bana ait." Ertesi gün Mahmut gitti, yine saldırdılar. A dedik "Gitme artık." Üç sene okula ara verdi.
    
M. Sarmış: Oğlunuz da Ülkücü mü?
    
S. Savaş: Benim oğlum olduğunu biliyorlar. Onun için. Allah bir daha o günleri vermesin. İki taraf da çok zarar gördü. İki tarafa da yazık oldu. Solcuya da sağcıya da, hepsine yazık oldu.
    
Mahmut Temizoğlu: Sait abinin diğer oğlu Hüseyin de daha sonraki yıllarda Urfa Ülkü Ocakları başkanlığı yaptı.
    
M. Sarmış: Facebook'taki paylaşımlarından anladığım kadarıyla küçük oğlunuz Yusuf da ülkücü.
    
S. Savaş: Kızının adı Ülkü Asya…
    
M. Sarmış: Peki, sonra 12 Eylül oluyor. Partiler kapatılıyor. Dernekler kapatılıyor. Mal varlıklarına el konuluyor. Urfa'da durum ne?

S. Savaş: Bir şey yoktu ki zaten. Ülkü Ocaklarının binası kiralıktı, sahipleri çıkardılar. Millet perişan oldu. Allah bir daha göstermesin. Allah bir daha milleti böyle zıtlaştırmasın. Solcusu da sağcısı da mahvoldu.

M. Sarmış: 12 Eylül sırasında siz Urfa'da değilmişsiniz.

S. Savaş: Bursa'da idim. İstanbul'a kumaş almaya gitmiştim. Oradan yine işimizin icabı malzeme almak üzere Bursa'ya geçmiştik. Astar, ipek, filan… Ulu Cami'nin tam karşısında bir oteldeyiz. Şimdi galiba orayı iş hanı yapmışlar. Sabahtan kalktık, ihtilal olmuş. Akşama kadar aç kaldık. Bütün lokantalar kapalı. Bir simit fırını vardı. Bol bol simit alıp yedik. O gün akşam Urfa'ya doğru yola çıktık.

M. Sarmış: Kendi arabanızla mı?

S. Savaş: Yok yok, otobüsle…

M. Sarmış: Evdeki kitapları yakmışsınız galiba.

S. Savaş: Maalesef. Evlere baskın yapıyorlar. Suçlamak için bahane arıyorlar. Ben de gelir gelmez, evde kitap, defter, belge, ne var ne yok, hepsini hanıma verip yaktırdım. Ne yapalım?

M. Sarmış. Peki, size yönelik herhangi bir soruşturma oldu mu?

S. Savaş: Yok, olmadı. Yine en hafif yer Urfa oldu. Urfa'da fazla kimse incinmedi. Antep'te filan mahvettiler insanları.