Yazı Detayı
22 Haziran 2022 - Çarşamba 10:29 Bu yazı 87 kez okundu
 
YAKUBİYE’DE YÜRÜYÜŞ-6
Mehmet SARMIŞ
mehmetsarmis@gmail.com
 
 

ALTINCI BÖLÜM

 

2 Haziran. Son yürüyüşümün de sonuna geldim. Tam bir buçuk yıl önce başladığım bu eski Urfa yürüyüşlerinin bugün son günü. İçimde bir eziklik var. Bütün bitişler gibi bu da beni hüzünlendiriyor.

 

Urfa Kalesi artık ne hikmetse Yakubiye Mahallesi’ne dahil edilmiş. Aslında Dergah Platosu’nun ayrılmaz bir parçası olduğu için Göl Mahallesi yürüyüşüm sırasında uzun uzun söz etmiştim. Ancak, güvenlik sebebiyle 2018’den itibaren ziyarete kapatıldığı için çıkıp gezememiş ama ileride o izni alıp yürüyüşümü orada tamamlamanın hayalini kurmuş, aradan geçen süre de o umudu korumuştum.

 

İki gün önce Urfa Kalesi kazı başkanı Prof. Dr. Gülriz Kozbe ile konuştum; o da kendisi orada olamayacağını ama çalışma arkadaşlarına haber vereceğini, onların da bana yardımcı olacaklarını söyledi. Ayrıca aynı gün saat 16.30’da da kendisi ile kazı merkezinde buluşup röportaj yapmak üzere anlaştık. O gün, bugün.

 

Sabah saat 10.00 civarında otobüsten inip Kale Eteği’ne doğru ilerledim. Hava bir hayli sıcak. Genellikle temmuz ve ağustos aylarında gördüğümüz bu sıcakların haziran başında görülmesi endişe verici.

 

Bölgedeki gecekondulaşma, 1990’larda Kale’nin eteklerine kadar yayılmıştı. Benim de Urfa’ya geldiğim o yıllarda Vali Ziyaeddin Akbulut öncülüğünde başlatılan Dergah Platosu projesi çerçevesinde buralardaki gecekonduların temizlenmesi de planlanıyordu. Öyle oldu. Yıllar içinde o gecekondular ortadan kaldırıldı. Tamamı yeşil alana dönüştürüldü, çok sık olmamakla beraber ağaçlandırıldı, çiçeklendirildi ve çimlendirildi. Bölgenin tamamı gibi buralar da nekropol alanı olduğu için kaya mezarları ortaya çıkarıldı, temizlendi. Kötü amaçlarla kullanılmasın diye girişleri, bazısının da üzerleri demir parmaklık ve ızgaralarla kapatıldı. Arada ahşap gezinti yolları oluşturuldu. Banklar atıldı. Çok güzel oldu.

 

Yakup Kalfa Caddesinden girdim, Sefalı Caminin doğusundan yukarıya doğru birkaç sokak çıktım. Fuzuli Caddesinden yolun karşısına geçtim. Artık Kale’nin eteklerindeyim. Beyaz pamuk bulutlarla süslü masmavi gökyüzü, yemyeşil yeryüzü ile muazzam bir uyum yakalamış. Çok güzel görünüyor. Etrafta hemen hemen kimsecikler yok. Bu sıcakta kim ne yapsın zaten? Doğrusu işime de geliyor. Zor bir güzergah olacak. Hem sıcak, hem yokuş. Uzun zamandır yürümediğim için çok zorlanacağımı düşünüyordum. Fakat öyle olmadı. Yine büyük bir zevkle yürümeye başladım. Amacım en tepeye, Kale’nin hendeğine kadar çıkmak, oradan da Kale’nin kapısına kadar yürümek.

 

Yürüdüm, yürüdüm, merdivenleri çıktım, sağa döndüm, sola döndüm, yoldan ayrılıp yokuşları tırmandım. Yine görenlerin “Bu adam ne yapıyor?” diyebileceği kadar genç işi yapıyorum.

 

Kaya mezarlarına yanaşıp içlerini kontrol etmeye çalışıyorum. Parmaklıkların arkasındaki görüntüler hiç hoş değil, çerçöp dolu. Arada daha büyük ve önü açık mağaralar da var. Bunlardan birinin önünden geçerken kenarındaki küçük boşlukta birilerinin tıkış tıkış oturduklarını görünce bir an endişelendim. İyi bir şeyler yapmadıkları kesindi. Muhtemelen uyuşturucu kullanıyorlardı. Biri dışarı doğru çıkınca kendimi her ihtimale hazırladım. Ancak adam bir şey demedi. Geçip gittim.

 

Nihayet en tepedeyim. Kale’nin etrafını çevreleyen hendeği bu taraftan hiç görmemiştim. Çok etkileyici bir görüntüsü var. Bana filmlerde, belgesellerde çok gördüğüm Amerika’nın kanyonlarını hatırlattı. Onları uzun asırlar boyunca ırmaklar, seller oluşturmuş; bu ise, kanyonlara göre çok daha kısa sürede insanlar tarafından savunma amaçlı kazılmış. Güvenlik amacıyla boydan boya tel örgü ile çevrili. Tel örgüsüz fotoğraf çekebilmek için aralıktan ellerimi sıkıştırdım. Uçları bileğimi boydan boya çizdi. Şimdi telefonum elimden düşecek olsa bir çuval inciri berbat ederim ama yine de kendimi alıkoyamıyorum. Bu yürüyüşlerim sırasında daha önce de bu duyguyu çok tattım. İnsan bir hedefe kilitlenince, uğruna her türlü riski göze alabiliyor. Benimkisine nispetle çok daha büyük hedefler için çok daha büyük riskleri göze alanları şimdi daha iyi anlayabiliyorum. Kendimi bazen macera peşinde koşan adrenalin tutkunlarına benzetiyorum. Bunun çok abartılı bir benzetme olduğunun farkındayım. Olsun, benim ki de kendi çapımda.

 

Karşıda Kale’nin olduğu tarafta çalışanları görüyorum. Her biri farklı işlerle uğraşıyor. İki kişinin el arabası ile hendeğe döktüğü toprağın rüzgarın etkisi ile savrularak bir anlığına beni de içine alması gam değil, maceramın bir parçası.

 

Önce güneye doğru ilerleyip hendeğin o tarafını seyrettim. Sonra geri dönüp hendeksiz kuzey tarafından aşağıya doğru ilerledim. Vakit ilerliyor, beni bekleyenleri daha fazla bekletmemeliyim.

 

Geçmişte Kale’ye çok çıktığım halde bu kadar dibine sokulmamıştım. Yalçın kayalardan yukarıya doğru başımı kaldırıp bakıyorum. Aklıma yine tarih geliyor. Savaşlar, kale kuşatmaları, savunmaları… Bu kalenin önünde de o türden savaşlar yapıldı mı? Benim bulunduğum yerden yukarıya kanca atıp tırmanmak isteyenler ve tırmananlar oldu mu? Şu an yürüdüğüm yerler şimdiye kadar kim bilir hangi olaylara şahit oldu? Buralara kaç kişinin kanı aktı? Bir an, o tür olayları bir film sahnesinde seyrediyormuşum gibi heyecanlandım.

 

Nihayet Kale’nin giriş kapısındayım. Görevliye kendimi tanıttım; haberi olduğu için, buyur dedi kibarca. Siyah boyalı kalın demircağlardan oluşan iki çenetli kapının üzerindeki sarı boyalı levhada, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü Müsteşarlık Makamının 15.02.2018 tarihli onayı ile kalenin güvenlik önlemlerinin alınmasına ve ziyarete uygun bir düzenleme yapılmasına kadar geçici olarak ziyarete kapatıldığı yazılı.

 

Hatırlıyorum 1 Ocak 2018 tarihinde arkadaşları ile Kale’yi ziyaret eden Halil Dağ isimli bir vatandaşımız, selfi çekeyim derken kayalıklardan düşüp ölmüş, bir süre sonra babasının düştüğü yeri görmek isteyen kızı da düşüp ağır yaralanmıştı. Bu olaylar sadece Urfa’da değil, bütün Türkiye’de günlerce tartışılmış, selfi merakının insanın başına ne işler açtığı konuşulmuştu.

 

Kapının bana göre sol tarafındaki gümüş renkli başka bir metal levha üzerinde Türkçe ve İngilizce olarak Kale hakkında şu bilgi veriliyor:

 

“Şanlıurfa Kalesi'nin MÖ 9500 yıllarına ait Neolitik bir höyüğün üzerine kurulduğu tahmin edilmektedir. Kalenin yanı başında bulunan ve Şanlıurfa Müzesi'nde sergilenen 11.500 yıllık Balıklıgöl Heykeli (Urfa Adamı), kalenin de içinde bulunduğu Balıklıgöl Havzası'nın tarihsel sürecinin ne kadar geriye gittiğine dair önemli bir kanıttır. Kalenin kuzey sur duvarları üzerindeki Korint başlıklı iki anıtsal sütun, Edessa kralı IX. MANU döneminde, MS 240-242 yılları arasında yapılmıştır. Yüksekliği 17.25 ve çevresi 4.60 m. olan sütunların arası ise 14 m'dir. Doğudaki sütunun kente bakan yüzünde yer alan Süryanice kitabede: "Ben askeri komutan BARŞAMAŞ (Güneşin oğlu )'ın oğlu AFTUHA. Bu sütunu ve üzerindeki heykeli veliaht Prens MANU'nun kızı, kral MANU'nun eşi, hanımefendim ve velinimetim kraliçe ŞALMETH için yaptım" yazılıdır. Kalenin 812-814 yıllarında Abbasiler Dönemi'nde yapıldığı tahmin edilmektedir. Kalenin üç tarafı, kireç ana kayaya oyma, derin bir savunma hendeği ile çevrilidir; kuzey tarafı ise sarp kayalıktır. Şanlıurfa Kalesi'nde sürdürülen arkeolojik kazılarla Neolitik Dönem'den Osmanlı Dönemi'ne kadar uzanan birçok uygarlığa ait yapı kalıntıları saptanmaktadır.”

 

Göl Mahallesi yürüyüşüm sırasında uzun uzun anlattığım bu ve benzeri konuları, ikindi sonrası kendisi ile röportaj yaptığım kazı başkanı Prof. Gülriz Kozbe’ye de sordum. Hocamız, bir bilim insanı ciddiyetiyle, Kale hakkındaki bilgilerin bir kısmının şimdilik birer iddia olduğunu, kazılarda elde edilecek belge ve bulgulara göre doğru veya yanlışlanabileceğini belirtti.

 

Buranın geçmişi de Neolotik Çağa kadar çıkabilirmiş. Ancak kazıda henüz o döneme ait bir ize, bir höyüğe rastlanmamış. Fakat bu olmayacağı anlamına gelmezmiş; benzeri başka kalelerde illa daha eski dönemlere ait bir höyük olurmuş. Nitekim şu anda Şanlıurfa Arkeoloji Müzesinde sergilenen ve "Urfa Adamı" olarak adlandırılan heykelin, Kale’nin hemen kuzeyinde, Balıklıgöl'de ortaya çıkmış olması, bunun bir göstergesiymiş. Yine bugün (röportajı yaptığımız gün) gelen bir çakmak taşı parçası da buna bir işaretmiş. Kazının ilk zamanlarında Erken Tunç Çağına tarihlenen, Urfa bölgesinde yaygın olarak görülen bir seramik grubuna ait tek ve küçük bir seramik parçası da bulunmuş.  Ancak ne o çakmak taşı Neolitik dönemin, ne de o seramik parçası Tunç Çağı’nın burada yaşandığına dair tek başlarına delil olamazlarmış. Kesin hüküm vermek için bunların daha çok ve bir tabaka halinde bulunması lazımmış.  Kazının devamında onlara da rastlanabilirmiş. Umutluymuş. Çünkü alan Neolitik bir mevkie benziyormuş. Belki Kale’nin eteklerinde, özellikle doğu kesiminde bir şey yakalamak mümkün olabilirmiş.

 

Hocamızın bilim insanı ciddiyetine uygun temkinine elbette saygı duymak lazım. Fakat o işaretler yine de heyecan verici. Urfa’da son yapılan kazılarla beraber hayallerimiz o kadar büyüdü ki, gönül hep daha eskisini, daha fazlasını umuyor, istiyor.

 

Peki, Kale’ye dair daha sonraki kesin bilgiler?

 

Kale’nin ilk olarak Seleukoslar döneminde (M.Ö. 323 - M.Ö. 63) yapıldığı görüşü teyide muhtaçmış. Bölge, İskender’in ölümünden sonra generallerinden Seleukos’un eline geçmiş ama Kale’de Seleukosların izlerine henüz rastlanmamış. Fakat, Kale’nin, onların zayıflamaya başladığı dönemde Urfa’da kurulan Arami kökenli Edesssa (Abgar/Osroene) Krallığının “stabel” dediğimiz iç kalesi olduğu kesin. Kale üzerindeki çift sütun da bilindiği gibi Edessa Krallığı zamanına ait. Doğu sütununun kuzeye bakan yüzündeki Süryanice kitabe bunu açıkça ortaya koyuyor.

 

Hocamıza göre bu sütunların üzerine oturduğu o döneme ait bir mimarinin de olması gerekiyormuş; bu yüzden sütunların arasını kazmaya başlamışlar. Sütunların üzerindeki heykellerin İslami dönemde yıktırıldığını tahmin etmek de zor değil.

 

Roma İmparatorluğu 395’te ikiye ayrılınca bölge Doğu Roma’nın payına düşüyor. Hendek duvarlarındaki kesik kaya mezarları buranın Romalılara ait nekropol alanı olduğunu da ispatlıyor.

 

Kale’nin Abbasiler tarafından yaptırıldığı ya da restore edildiği şeklindeki yaygın görüş de teyide muhtaçmış. Olabilirmiş, ancak Kale’de buna dair, en azından şimdilik bir ize rastlanmamış. Kitabesi var ama arkeolojik malzemesi yokmuş. Eyyubilerin izleri kesin. Hem kitabesi hem arkeolojik malzemesi varmış. Sütunların doğusunda, merdivenlerle inilen ve saray olduğu tahmin edilen bir kalıntıda ortaya çıkan seramikler ise oranın Memlûklara ait olduğunu tahmin ettiriyormuş.

 

Kale’de Karakoyunlu, Akkoyunlu, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait izlerin olduğu da kesin.

 

Osmanlı zamanında imparatorluğun içinde kaldığı için askeri olmaktan çok idari amaçlı kullanılmış olup son zamanlarına doğru artık ihtiyaç kalmadığı için terk edilmiş. Ve her metruk yer gibi burası da kısa zamanda yıkılıp harabeye dönmüş. Ancak bazı kemerli dulda kısımları bir takım yoksul ve kimsesiz ailelerin sığınağı olmuş ve bu durum Cumhuriyet döneminde de 1950’lere kadar devam etmiş.

 

Hocamıza Kale ile ilgili dini rivayetleri ve efsaneleri de sordum. Doğrusu “Ben bir bilim insanıyım, bunlar beni ilgilendirmiyor” deyip kestirip atabileceğini düşünmüştüm. Öyle yapmadı ve bir bilim insanına daha çok yakışır bir tavırla Urfa’nın üç ilahi din için de kutsal ve önemli bir yer olduğunu söyledi. Hz. Musa’nın Soğmatar’a kadar geldiğini, Edessa Krallığının Hıristiyanlığı resmi din olarak ilk kabul eden devlet olduğunu, Müslümanlar için de Urfa’nın “Peygamberler Şehri” olduğunu hatırlattıktan sonra bütün bunların Kale ve içinde bulunduğu bölge ile ilişkisi olabileceğini ama ortaya bir bulgu ve belge koymadan kesin bir şey söylemenin doğru olmayacağını belirtti. Bu arada o çift sütunun mancınık olmadığını da özellikle belirtme gereği duydu.

 
Etiketler: , YAKUBİYE’DE, YÜRÜYÜŞ-6,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
05 Temmuz 2022
URFA MÜZİĞİNİN BÜYÜK İSMİ: HAMZA ŞENSES NAM-I DİĞER “KEL HAMZA”
133 Okunma.
01 Temmuz 2022
URFA KALE’Sİ HAKKINDA KAZI BAŞKANI PROF. DR. GÜLRİZ KOZBE İLE RÖPORTAJ - 5
178 Okunma.
30 Haziran 2022
URFA KALE’Sİ HAKKINDA KAZI BAŞKANI PROF. DR. GÜLRİZ KOZBE İLE RÖPORTAJ-4
135 Okunma.
29 Haziran 2022
URFA KALE’Sİ HAKKINDA KAZI BAŞKANI PROF. DR. GÜLRİZ KOZBE İLE RÖPORTAJ -3
110 Okunma.
28 Haziran 2022
URFA KALE’Sİ HAKKINDA KAZI BAŞKANI PROF. DR. GÜLRİZ KOZBE İLE RÖPORTAJ-2
192 Okunma.
27 Haziran 2022
URFA KALE’Sİ HAKKINDA KAZI BAŞKANI PROF. DR. GÜLRİZ KOZBE İLE RÖPORTAJ-1
191 Okunma.
24 Haziran 2022
YAKUBİYE’DE YÜRÜYÜŞ-7
93 Okunma.
18 Haziran 2022
‘ANEY’ ŞAİRİ MEHMET ATİLLA MARAŞ -6
154 Okunma.
17 Haziran 2022
‘ANEY’ ŞAİRİ MEHMET ATİLLA MARAŞ -5
161 Okunma.
16 Haziran 2022
‘ANEY’ ŞAİRİ MEHMET ATİLLA MARAŞ -4
139 Okunma.
15 Haziran 2022
‘ANEY’ ŞAİRİ MEHMET ATİLLA MARAŞ - 3
130 Okunma.
14 Haziran 2022
‘ANEY’ ŞAİRİ MEHMET ATİLLA MARAŞ -2
157 Okunma.
13 Haziran 2022
‘ANEY’ ŞAİRİ MEHMET ATİLLA MARAŞ -1
202 Okunma.
09 Haziran 2022
BİR TEK “MİHRİBAN” YETER
136 Okunma.
08 Haziran 2022
YAKUBİYE’DE YÜRÜYÜŞ- 5
112 Okunma.
07 Haziran 2022
YAKUBİYE’DE YÜRÜYÜŞ-4
119 Okunma.
31 Mayıs 2022
YAKUBİYE’DE YÜRÜYÜŞ- 3
154 Okunma.
28 Mayıs 2022
YAKUBİYE’DE YÜRÜYÜŞ-2
203 Okunma.
24 Mayıs 2022
YAKUBİYE’DE YÜRÜYÜŞ- 1
142 Okunma.
20 Mayıs 2022
BİRAZ DAHA DUYARLIK LÜTFEN
138 Okunma.
14 Mayıs 2022
GÜZELLER, GÜZELLİKLER
141 Okunma.
12 Mayıs 2022
BAMBAŞKA BİR KORKU
137 Okunma.
10 Mayıs 2022
BİR GENÇTEN DERDE DEVA MESAJ
119 Okunma.
07 Mayıs 2022
SİYASETİN FANATİZMİ
112 Okunma.
06 Mayıs 2022
BU SABAH
128 Okunma.
26 Nisan 2022
SURİYE’NİN DE SURİYELİLERE İHTİYACI VAR
151 Okunma.
23 Nisan 2022
İNSANLA, TOPLUMLA İLGİLENEN HERKES İÇİN...
138 Okunma.
20 Nisan 2022
ÖLÜM KORKUSU
114 Okunma.
09 Nisan 2022
BİR HAYVAN DOSTU VE DAVETİ
194 Okunma.
08 Nisan 2022
BARIŞ(TIR)MAK
176 Okunma.
05 Nisan 2022
BABAM
558 Okunma.
02 Nisan 2022
BİR UMUT
166 Okunma.
22 Mart 2022
HALEPLİBAHÇE’DE YÜRÜYÜŞ-8
191 Okunma.
21 Mart 2022
HALEPLİBAHÇE’DE YÜRÜYÜŞ- 7
168 Okunma.
19 Mart 2022
MÜZE DÜŞÜNCELERİ
173 Okunma.
18 Mart 2022
HALEPLİBAHÇE’DE YÜRÜYÜŞ- 6
144 Okunma.
16 Mart 2022
HALEPLİBAHÇE’DE YÜRÜYÜŞ- 5
356 Okunma.
10 Mart 2022
İNSAN HEP AYNI
218 Okunma.
08 Mart 2022
HALEPLİBAHÇE’DE YÜRÜYÜŞ-4
162 Okunma.
04 Mart 2022
GEREKMEZ
173 Okunma.
28 Şubat 2022
HALEPLİBAHÇE’DE YÜRÜYÜŞ-3
219 Okunma.
23 Şubat 2022
BİR SOR BAKALIM, NİYE?
258 Okunma.
22 Şubat 2022
HALEPLİBAHÇE’DE YÜRÜYÜŞ-2
217 Okunma.
21 Şubat 2022
HALEPLİBAHÇE’DE YÜRÜYÜŞ-1
244 Okunma.
19 Şubat 2022
ATATÜRK MAHALLESİNDE YÜRÜYÜŞ-14
349 Okunma.
18 Şubat 2022
ATATÜRK MAHALLESİNDE YÜRÜYÜŞ- 13
264 Okunma.
17 Şubat 2022
ATATÜRK MAHALLESİNDE YÜRÜYÜŞ- 12
226 Okunma.
16 Şubat 2022
“CAMİLERİN HİZMETKÂRI”: RAFİ GÖRGÜN-8
372 Okunma.
15 Şubat 2022
“CAMİLERİN HİZMETKÂRI”: RAFİ GÖRGÜN- 7
340 Okunma.
14 Şubat 2022
‘CAMİLERİN HİZMETKÂRI’: RAFİ GÖRGÜN -6
378 Okunma.
12 Şubat 2022
“CAMİLERİN HİZMETKÂRI”: RAFİ GÖRGÜN- 5
388 Okunma.
11 Şubat 2022
“CAMİLERİN HİZMETKÂRI”: RAFİ GÖRGÜN -4
385 Okunma.
10 Şubat 2022
“CAMİLERİN HİZMETKÂRI”: RAFİ GÖRGÜN -3
397 Okunma.
09 Şubat 2022
“CAMİLERİN HİZMETKÂRI”: RAFİ GÖRGÜN-2
386 Okunma.
08 Şubat 2022
“CAMİLERİN HİZMETKÂRI”: RAFİ GÖRGÜN -1
481 Okunma.
05 Şubat 2022
ATATÜRK MAHALLESİNDE YÜRÜYÜŞ-11
266 Okunma.
31 Ocak 2022
ATATÜRK MAHALLESİNDE YÜRÜYÜŞ-10
300 Okunma.
29 Ocak 2022
ATATÜRK MAHALLESİNDE YÜRÜYÜŞ- 9
264 Okunma.
26 Ocak 2022
ATATÜRK MAHALLESİNDE YÜRÜYÜŞ- 8
311 Okunma.
25 Ocak 2022
ATATÜRK MAHALLESİNDE YÜRÜYÜŞ -7
295 Okunma.
22 Ocak 2022
ATATÜRK MAHALLESİNDE YÜRÜYÜŞ-6
295 Okunma.
21 Ocak 2022
“ADANMIŞ HAYAT: MEHMET AKİF İNAN” -5
407 Okunma.
20 Ocak 2022
“ADANMIŞ HAYAT: MEHMET AKİF İNAN” - 4
448 Okunma.
19 Ocak 2022
“ADANMIŞ HAYAT: MEHMET AKİF İNAN”- 3
330 Okunma.
18 Ocak 2022
“ADANMIŞ HAYAT: MEHMET AKİF İNAN”
425 Okunma.
17 Ocak 2022
“ADANMIŞ HAYAT: MEHMET AKİF İNAN”
551 Okunma.
15 Ocak 2022
ATATÜRK MAHALLESİNDE YÜRÜYÜŞ-5
291 Okunma.
12 Ocak 2022
ENES'E VE DİN EĞİTİMİNE DAİR
365 Okunma.
11 Ocak 2022
GÖZÜMÜZÜN ÖNÜNDE AMA GÖRMEDİĞİMİZ BİR HAN: BİCAN AĞA HANI
325 Okunma.
10 Ocak 2022
ATATÜRK MAHALLESİNDE YÜRÜYÜŞ-4
342 Okunma.
08 Ocak 2022
ATATÜRK MAHALLESİNDE YÜRÜYÜŞ- 3
329 Okunma.
07 Ocak 2022
MİLLET HANI’NDA MUTLU SONA DOĞRU
362 Okunma.
05 Ocak 2022
ATATÜRK MAHALLESİNDE YÜRÜYÜŞ- 2
368 Okunma.
04 Ocak 2022
ATATÜRK MAHALLESİNDE YÜRÜYÜŞ-1
333 Okunma.
30 Aralık 2021
EYYÜBİYE’DE YÜRÜYÜŞ- 8
359 Okunma.
29 Aralık 2021
EYYÜBİYE’DE YÜRÜYÜŞ-7
331 Okunma.
28 Aralık 2021
EYYÜBİYE’DE YÜRÜYÜŞ- 6
313 Okunma.
27 Aralık 2021
EYYÜBİYE’DE YÜRÜYÜŞ- 5
341 Okunma.
25 Aralık 2021
ÖMRÜNÜ HİZMETE ADAMIŞ BİR ADAM: ABDÜLKADİR ÖZEN- 5
527 Okunma.
24 Aralık 2021
ÖMRÜNÜ HİZMETE ADAMIŞ BİR ADAM: ABDÜLKADİR ÖZEN -4
586 Okunma.
23 Aralık 2021
ÖMRÜNÜ HİZMETE ADAMIŞ BİR ADAM: ABDÜLKADİR ÖZEN -3
498 Okunma.
22 Aralık 2021
ÖMRÜNÜ HİZMETE ADAMIŞ BİR ADAM: ABDÜLKADİR ÖZEN -2
551 Okunma.
21 Aralık 2021
ÖMRÜNÜ HİZMETE ADAMIŞ BİR ADAM: ABDÜLKADİR ÖZEN- 1
712 Okunma.
18 Aralık 2021
EYYÜBİYE’DE YÜRÜYÜŞ - 4
426 Okunma.
15 Aralık 2021
EYYÜBİYE’DE YÜRÜYÜŞ- 3
426 Okunma.
14 Aralık 2021
EYYÜBİYE’DE YÜRÜYÜŞ -2
441 Okunma.
10 Aralık 2021
ESKİ URFA’NIN ÜNLÜ DOKTORLARINDAN FARUK SUBAŞI -5
606 Okunma.
09 Aralık 2021
ESKİ URFA’NIN ÜNLÜ DOKTORLARINDAN FARUK SUBAŞI- 4
847 Okunma.
08 Aralık 2021
ESKİ URFA’NIN ÜNLÜ DOKTORLARINDAN FARUK SUBAŞI -3
657 Okunma.
07 Aralık 2021
ESKİ URFA’NIN ÜNLÜ DOKTORLARINDAN FARUK SUBAŞI
842 Okunma.
06 Aralık 2021
ESKİ URFA’NIN ÜNLÜ DOKTORLARINDAN FARUK SUBAŞI
1055 Okunma.
04 Aralık 2021
EYYÜBİYE’DE YÜRÜYÜŞ
524 Okunma.
27 Kasım 2021
FAKİRİN DE FAKİRİ
507 Okunma.
25 Kasım 2021
BİR GÜZEL İNSAN: HACI ABDULLAH KIRIKÇI
660 Okunma.
24 Kasım 2021
BİR GÜZEL İNSAN: HACI ABDULLAH KIRIKÇI
814 Okunma.
23 Kasım 2021
BİR GÜZEL İNSAN: HACI ABDULLAH KIRIKÇI
864 Okunma.
22 Kasım 2021
BİR GÜZEL İNSAN: HACI ABDULLAH KIRIKÇI
1003 Okunma.
12 Kasım 2021
ŞEKERCİ AHMET’LE ŞEKER TADINDA SOHBET- 5
767 Okunma.
11 Kasım 2021
ŞEKERCİ AHMET’LE ŞEKER TADINDA SOHBET -4
728 Okunma.
10 Kasım 2021
ŞEKERCİ AHMET’LE ŞEKER TADINDA SOHBET -3
733 Okunma.
09 Kasım 2021
ŞEKERCİ AHMET’LE ŞEKER TADINDA SOHBET-2
776 Okunma.
08 Kasım 2021
ŞEKERCİ AHMET’LE ŞEKER TADINDA SOHBET
938 Okunma.
30 Ekim 2021
OĞLUNUN DİLİNDEN DERVİŞ HOCA - 6
932 Okunma.
29 Ekim 2021
OĞLUNUN DİLİNDEN DERVİŞ HOCA-5
867 Okunma.
28 Ekim 2021
OĞLUNUN DİLİNDEN DERVİŞ HOCA - 4
850 Okunma.
27 Ekim 2021
OĞLUNUN DİLİNDEN DERVİŞ HOCA-3
789 Okunma.
26 Ekim 2021
OĞLUNUN DİLİNDEN DERVİŞ HOCA -2
954 Okunma.
25 Ekim 2021
OĞLUNUN DİLİNDEN DERVİŞ HOCA
1100 Okunma.
02 Ekim 2021
AYRILMALAR VE KAVUŞMALAR
755 Okunma.
18 Ağustos 2021
UZAK DİYARLARDAN URFA’YA GELENLER
1483 Okunma.
26 Temmuz 2021
KOÇVİRAN'DA TARİHİ DOKU YOK OLMAK İLE KARŞI KARŞIYA
1135 Okunma.
15 Temmuz 2021
URFA’NIN ÇOK RENKLİ SİMASI: MUHARREM ÇELİK
1151 Okunma.
14 Temmuz 2021
BİR MÜNZEVİ HATTAT: ADNAN HALİL ALPAY-3
970 Okunma.
13 Temmuz 2021
BİR MÜNZEVİ HATTAT: ADNAN HALİL ALPAY-2
923 Okunma.
12 Temmuz 2021
BİR MÜNZEVİ HATTAT: ADNAN HALİL ALPAY-1
972 Okunma.
27 Mayıs 2021
İŞİNE AŞKI KATAN MİMAR: CEVHER İLHAN-4
2205 Okunma.
26 Mayıs 2021
İŞİNE AŞKI KATAN MİMAR: CEVHER İLHAN-3
1303 Okunma.
25 Mayıs 2021
İŞİNE AŞKI KATAN MİMAR: CEVHER İLHAN-2
1455 Okunma.
24 Mayıs 2021
İŞİNE AŞKI KATAN MİMAR: CEVHER İLHAN-1
1420 Okunma.
12 Mart 2021
BİR GAZELİN PEŞİNDEN “VAMIK U AZRA”
4459 Okunma.
10 Şubat 2021
URFA KÜLTÜR VE SANATININ BÜYÜK EMEKTARI: CİHAT KÜRKÇÜOĞLU / İKİNCİ BÖLÜM
2731 Okunma.
09 Şubat 2021
URFA KÜLTÜR VE SANATININ BÜYÜK EMEKTARI: CİHAT KÜRKÇÜOĞLU BİRİNCİ BÖLÜM
1258 Okunma.
04 Şubat 2021
URFA HİNDİYYE TEKKESİ-2
1676 Okunma.
03 Şubat 2021
URFA HİNDİYYE TEKKESİ-1
1629 Okunma.
02 Şubat 2021
NE OLACAK BU ESKİ URFA’NIN HALİ?
1464 Okunma.
27 Ocak 2021
BİR “YALAVUZ” ŞAİR: BEKİR URFALI -2
1605 Okunma.
26 Ocak 2021
BİR “YALAVUZ” ŞAİR: BEKİR URFALI -1
1584 Okunma.
22 Ocak 2021
İKİ GÜZEL İNSAN, İKİ ÖRNEK ESNAF
1769 Okunma.
19 Ocak 2021
URFA’NIN UNUTTUĞU BÜYÜK HATTAT BEHÇET ARABÎ
3703 Okunma.
14 Ocak 2021
URFA İÇİN BÜYÜK BİR DEĞER: MAHMUT KARAKAŞ
3098 Okunma.
30 Aralık 2020
SORUN BÜYÜK VE DERİNDE
1197 Okunma.
17 Aralık 2020
ŞANLIURFA YAZITLARI
1775 Okunma.
28 Kasım 2020
MİSBAH HİCRİ
1565 Okunma.
05 Kasım 2020
ŞAHİN DOĞAN VE İKİ KİTABI
2361 Okunma.
26 Eylül 2020
BİR GÜZEL İNSAN: İBRAHİM TORU
1648 Okunma.
08 Eylül 2020
BİR HAS ŞAİR: SEYYİD AHMET KAYA
1859 Okunma.
06 Şubat 2020
OKUMAK…
2589 Okunma.
17 Ocak 2020
ANSIZIN HAYAT
1695 Okunma.
13 Aralık 2019
SELAHATTİN EYYUBİ GÜLER VE SOĞMATAR KİTABI
2034 Okunma.
10 Aralık 2019
HÜZÜN
1526 Okunma.
22 Kasım 2019
BİR KİBİR, BİR KİBİR
1565 Okunma.
16 Kasım 2019
KADINLARLA İLGİLİ KISA KISA
1538 Okunma.
16 Eylül 2019
BİR ACAYİP GENÇLİK
1949 Okunma.
06 Ağustos 2019
KURTULUŞUN 100. YIL HAZIRLIKLARI
2407 Okunma.
02 Mayıs 2019
“HAKİKATİN İZİNDE” BİR “EZELÎ MAĞLUP” VE BİR “YALNIZ ENTELEKTÜEL”
2477 Okunma.
09 Mart 2019
BENİM 28 ŞUBAT’IM-6- SON
2417 Okunma.
08 Mart 2019
BENİM 28 ŞUBAT’IM-5
2034 Okunma.
07 Mart 2019
BENİM 28 ŞUBAT’IM-4
2046 Okunma.
06 Mart 2019
BENİM 28 ŞUBAT’IM-3
2083 Okunma.
05 Mart 2019
BENİM 28 ŞUBAT’IM-2
2135 Okunma.
04 Mart 2019
BENİM 28 ŞUBAT’IM-1
2446 Okunma.
26 Şubat 2019
YOLCULUK NEREYE?
1782 Okunma.
14 Şubat 2019
İMTİHAN GERÇEĞİ
3377 Okunma.
10 Aralık 2018
MİSBAH HİCRİ VE İKİ KİTABI
3757 Okunma.
01 Kasım 2018
SÖZ OKYANUSUNDA YOLCULUK
2749 Okunma.
08 Ekim 2018
MEHMET KURTOĞLU VE “EZELDEN URFA”
3695 Okunma.
24 Temmuz 2018
GÖBEKLİTEPE ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
7707 Okunma.
17 Temmuz 2018
ÇAPIT TOP
3792 Okunma.
23 Mayıs 2018
EDİRNE’DEN MOSTAR’A KÜLTÜR KERVANI
4906 Okunma.
19 Mart 2018
GAP GÜNDEMİYLE 20 YIL
3351 Okunma.
14 Mayıs 2015
KENAN EVREN ÖLDÜ, ADI YAŞIYOR
3197 Okunma.
05 Mayıs 2015
ÖLÜME ÖVGÜ
3378 Okunma.
28 Nisan 2015
YA BİZDENSİN YA DA…
1304 Okunma.
21 Nisan 2015
YENİ BİR FIRSAT
3259 Okunma.
08 Nisan 2015
DEVLETİN MALI NEDİR?
3620 Okunma.
01 Nisan 2015
GÜZEL ÖRNEKLER DE VAR
3087 Okunma.
26 Mart 2015
BİZ'İ ANLATMAYA DEVAM
3053 Okunma.
20 Mart 2015
YA, ALLAH BAŞARAMADINIZ DERSE…
1145 Okunma.
16 Mart 2015
1915'TEN GÜNÜMÜZE
3083 Okunma.
05 Mart 2015
ÇÖZÜM UMUDU
2978 Okunma.
02 Mart 2015
URFA'NIN BÜYÜK POTANSİYELİ
3262 Okunma.
26 Şubat 2015
MİLLETİN VEKİLİ OLMAK İSTEYENLERE…
1550 Okunma.
23 Şubat 2015
DEĞERLER EĞİTİMİ
2994 Okunma.
18 Şubat 2015
İKİ BABA VE BİZ
3027 Okunma.
10 Şubat 2015
YENİDEN YAZMAK
3694 Okunma.
Haber Yazılımı