Yazı Detayı
08 Kasım 2021 - Pazartesi 09:33 Bu yazı 681 kez okundu
 
ŞEKERCİ AHMET’LE ŞEKER TADINDA SOHBET
Mehmet SARMIŞ
mehmetsarmis@gmail.com
 
 
BİRİNCİ BÖLÜM
 
Ahmet Fehmi Apaydın; nam-ı diğer Şekerci Ahmet. 83 Yaşında. Urfa'nın son 80 yıllık tarihinin canlı şahidi. Sadece şahidi de değil, kahramanlarından biri. Esnaflığın kitabını yazacak kadar tecrübeli ve profesyonel. Nasıl derler, Urfalı esnafların "duayen"lerinden biri. Ruhu hâlâ çok genç. Sohbeti de çok tatlı. Daha önce birkaç televizyon programının konuğu olmuş: 2010 yılında TRT'de "Ömür Dediğin", 2017'de Kanal Urfa'da Kadir Yeşil'in "Hayat Mektebi", 2021'de Güneydoğu TV'de Uğur Er'in "uğur Er ile Haydi Konuşalım Bayram Özel" programları. Üçünü de izledim.
 
 
Kendisini uzaktan tanıyordum. Son zamanlarda Eski Urfa'ya dair soru sormak için birkaç kez aramıştım. Bu sefer röportaj için aradım. Evimiz uygun, dedi. Anlaştık. Hemen sonra arayıp ısrarla yemeğe davet etti. Kıramadım. Ağzı yumuktan içli köfteye, soğan kebabı tavasından biber dolmasına kadar tam bir ziyafet. Meğer hepsini kendisi yapmış. Zaten öyle olmasa idi bahsini etmezdim.
 
 
28 Ekim 2021 Perşembe günü Karaköprü Şenevler Mahallesindeki evinde buluşup saatler boyu konuştuk; ben sordum, o anlattı.
 
 
M. Sarmış: Önce ailenizi tanıyalım. Kısaca baba ve annenizden söz eder misiniz?
 
 
A. Apaydın: Dedemden başlayayım. Adı Musa, Siirtli. Ben görmedim. Sultan Abdülhamit zamanında Siirt'te muhasebe memuru imiş. Memurların maaşlarını almak için her ay ata binip Kurtalan'a gider, trenle gönderilen parayı alır, geri dönermiş. İki defa eşkıyanın saldırısına uğramış ama kurtulmuş. Üç oğlu varmış. En büyüğü Abdullah, ikincisi Abdülkerim, üçüncüsü de babam Abdurrahman. Üçü de Siirt'te doğmuş, 1900'lerin başında Urfa'ya gelmişler. Siirt'te bağımız bahçemiz varmış ama kimse sahip çıkmayınca başkaları sahip çıkmış. Annemin babası Bilal Dedemi gördüm. O da Diyarbakır Ergani'de kireç üretip satıyordu. Merhum Sait Nursi'nin de asker arkadaşıymış.
 
 
M. Sarmış: Peki, anneniz?
 
 
A. Apaydın: Adı Edibe. O da Siirtli.
 
 
M. Sarmış: Kökler Siirt'e dayanıyor yani.
 
 
A. Apaydın: Evet, ama ben Urfa'da doğmuşum. Doğma büyüme Urfalıyım.
 
 
M. Sarmış: Ona şüphemiz yok zaten. Devam edelim; üç kardeş Urfa'ya gelmiş. Sonra? Babanızdan devam edelim.
 
 
A. Apaydın: Babam, benim meslekteki ustam. O da mesleği Urfa'da öğrenmiş. İlk ustası da Koyun Pazarında Bakır Amca. Daha sonra, şimdi Yıldız Meydanı dediğimiz Mahkeme Önü'nde bir Ermeni esnafın yanında çalışmaya başlamış. Babam adını da söylerdi ama ben unuttum. Adam, yazın geçerli bir mesleği olmadığı için 4 ay boyunca köye fıstıklığa gidermiş. Yılını tam olarak bilemiyorum, bir yıl yine köye gidecekken, babam,  ona "Usta" demiş, "Sen nasılsa gidiyorsun. Dükkân boş. Müsaade edersen yaz boyunca dükkânı ben çalıştırayım. Geldiğinde sana teslim ederim." Tamam demiş ustası. 
 
 
Babam, hemen kolları sıvamış. Fıstık, nohut, çekirdek, artık o günün şartlarında leblebicilerde ne varsa alıp kavurup satmaya başlamış. Dört ay sonra ustası gelip de raflarda ve camekânlardaki dolu teneke kutuları görünce… O zamanlar cam kavanoz yokmuş, mal teneke kutularda muhafaza edilirmiş. Evet, ustası camekânların çeşit çeşit şekerleme ve kuruyemiş ile dolu olduğunu görünce, "Abdurrahman, bunlar nedir, kimindir?" diye sormuş. Babam da "Benimdir" demiş.
 
 
 "Mal alıp kavurup sattım. Satamadıklarım da camekânlarda duruyor." "Peki, borcun var mı?" diye sormuş. "Yok, demiş babam. Ufak bir şey var ama karşılığı da var." O zaman ustası demiş ki: "Ben iyice yaşlandım Abdurrahman. Bu dükkân benden çok sana yakışıyor. Dükkânın sahibi İnayet Mustafa'ya bundan sonra kirasını sen ödersin, müstecir sen olursun. Hadi hayırlı olsun." Çekip gitmiş. Babam da böylece işinin başına geçmiş.
 
 
M. Sarmış: Demek ki bu iş, Ermenilerin henüz Urfa'dan ayrılmadığı 1920 öncesinde olmuş.
 
 
A. Apaydın: Evet, tabii. Babamın bir gözü görmediği için askere gitmemiş. Büyük amcam Abdullah gümrük muhafaza memuru imiş. İkinci amcam Abdülkerim de evlenince kayınbabasının mesleği olan şekerciliğe başlamış. Babam kendi işini büyütünce büyük abisini memuriyetten istifa ettirip yanına almış. Sonra diğer abisini de almış. Ortak olmuşlar. Babam en küçükleri ama işi çeviren, hammaddeyi temin eden, imalat yapan o. Onlarla beraber çalışıp işleri yavaş yavaş büyütmüş. Üç dükkânları olmuş. Biri eskiden Abdülvahit Tekkesi, şimdiki İmam Aslan Camiinin güneyinde; ikincisi Mahkeme Önü'ndeki ilk dükkan; üçüncüsü de Sarayönü'nde, Yusuf Paşa Camiinin karşısında.
 
 
M. Sarmış: Yusuf Paşa'nın altında değil mi?
 
 
A. Apaydın: Hayır, karşısında. Yusuf Paşa'nın altındakini daha sonra tuttuk. Orası vakfa ait. Bir ara oradan iki dükkân boşalınca babam amcamla beraber tutuyor. Güneydekini satış için, diğerini de depo olarak kullanıyorlar, saman, yakıt gibi malzemelerini koyuyorlar. Arka tarafında da imalat yapıyorlar. Dükkânların arkası çok derindir.
 
 
M. Sarmış: Orası Rahmetli Abıhayat Amcanın değil miydi?  
 
 
A. Apaydın: Abıhayat onun lakabıdır. Esas adı Mehmet Tahta. Önceleri bizim dükkânın önünde kışın gazete kâğıdına sarılı tütün, yazın da soğuk su satardı. Kalaylı bakır tasın içinde. O zamanlar suyu buzla, daha çok da karla soğuturduk. Mehmet Tahta, su satarken "Ab-ı hayat! Ab-ı hayat!" diye çağırırdı. Yani hayat veren su. Bundan dolayı adı "Abıhayat" olarak kaldı. Amcam o iki dükkânı tutunca ona diyor ki "Nedir bu tütünle suyla ile uğraşıyorsun? Gel bu dükkânlardan birini boşaltıp sana verelim.
 
 
 Sen burada yazın yoğurt, peynir, kışın da helva, zeytin satarsın." O, "Olur mu olmaz mı, kirasını nasıl öderim?" diyor. Amcam da, "Bir şey değil" diyor. "Kirası senelik 30 lira. Gerekirse ben sana yardım ederim." Mehmet Amca kabul ediyor. Bunun üzerine bizimkiler orayı boşaltıp kendisine veriyorlar.
 
 
M. Sarmış: Bunlar sizden önce oluyor tabii.
 
 
A. Apaydın: Tabii tabii. Abıhayat Amca benden çok büyüktü, nerdeyse babam kadardı, belki daha büyük. Sonra şöyle bir şey oluyor. Amcamın Enes adında bir kalfası var. Anlaşamayınca amcam ona yol veriyor. Enes de Mehmet Tahta'ya gidip "Gel burayı leblebici dükkânı yapalım. Ben işi biliyorum, sana yardımcı olurum." diyor. Mehmet Amca önce "Yav olur mu hiç? Burayı adamlar bize verdi. Şimdi onlara rakip mi olacağız? Ayıp olur." demiş. Fakat Enes "Niye ayıp olsun? Herkesin rızkı ayrı. Ben işi biliyorum, her şeyi ben yaparım. Gel ortak olalım." demiş ve ikna etmiş. Böylece dükkânı orayı leblebici, şekerci dükkânına çevirmişler. Ama aramızda zerre kadar herhangi bir kıskançlık olmadı, rakip değil her zaman iki kardeş, iki komşu olduk.
 
 
1951'de Abdullah amcam vefat edince ben de 12-13 yaşlarında orada işe başladım.
 
 
M. Sarmış: Askere gidinceye kadar mı?
 
 
A. Apaydın: Evet, 1959'a kadar. Arada birkaç yıl da Siirt'te çalıştım. Abdülkerim Amcam evlenince içgüveysi olmuştu. Bir ara eşinin ailesi bazı sorunlar yaşayınca şeyhinin tavsiyesi ile Siirt'e göç etti. Orada da şekercilik yapmaya başladı.  Ben de 2-3 yıl onun yanında kaldım. O sıralar 14-15 yaşlarındaydım. Yıllar sonra, bir vesile ile Diyarbakır'da olduğum bir sırada babam bana telgraf çekti, "git amcanı Urfa'ya getir" dedi. Ben de artık çok yaşlandığı için iş yapamaz duruma gelen amcamı ve ailesini Urfa'ya getirdim.
 
 
O zaman teknolojik alt yapı olmadığı için herkes satacağı şeker ve kuru yemişi kendisi imal ederdi. Hepsi elle, tava ile yapılırdı. Leblebi şeker, cevizli şeker, kendir tohumu şekeri, badem şekeri, akide şekeri gibi. Malzemeler ham olarak alınır, kavrulur, öylece mamul hale getirilirdi. Bazı ürünler Urfa'da yoktu. Dışardan getirilir, Urfalı esnafa dağıtılırdı. Gümrük Hanı'nda Pabuççu Haçım Amca vardı. Türkiye'nin tanıdığı dürüst, sağlam bir toptancı idi. Kabak çekirdeği Adapazarı'ndan getirilirdi. Yer fıstığı Hatay'dan, karpuz çekirdeği Mardin'den getirilirdi. Karpuz çekirdeğinin karpuzu yenilmek için değil, çekirdeği için yetiştirilirdi. Çekirdeği iri ve bol olurdu. Mal gelince Haçım Amca esnafa haber gönderir, isteyen gidip alırdı. 
 
 
Mahkeme Önü'ndeki dükkânımızın karşısında Cumhuriyet İlkokulu vardı. Ulu Caminin doğusuna bitişik Vakıflar Genel Müdürlüğüne ait taş bina. O sıralar iki okul bir aradaydı. Sabah Atatürk İlkokulu, öğlenden sonra Cumhuriyet İlkokulu. Okulla bizim dükkânın arasında ince bir yol vardı; çırpı yüklü bir merkep aradan zor geçerdi. O zamanın Belediye Başkanı Ömer Alay Bey (1933-1946) bu yolu genişletmek isteyince bizim dükkânımızı yıktırdı. Yıldız Meydanı'nın adı önceden Mahkeme Önü idi.
 
 
M. Sarmış: Sırası gelmişken onu da bir anlatsanız…
 
 
A. Apaydın: Şimdiki meydanın tam ortasında Yıldız Hamamı vardı. Birkaç basamakla inilen fincan gibi çok güzel bir hamamdı. 1959 yılında devrin valisi Kadri Eroğan tarafından yol genişletmek amacıyla yıktırıldı. Boşaltın dediği halde kadınlar gitmeye devam ediyordu. Onlar içerdeyken dinamitle yıkmaya başladılar. Kadınlar canını zor kurtardı. Hamamın enkazı da yolun altında kaldı.
 
Etiketler: ŞEKERCİ, AHMET’LE, ŞEKER, TADINDA, SOHBET,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
15 Ocak 2022
ATATÜRK MAHALLESİNDE YÜRÜYÜŞ-5
65 Okunma.
12 Ocak 2022
ENES'E VE DİN EĞİTİMİNE DAİR
113 Okunma.
11 Ocak 2022
GÖZÜMÜZÜN ÖNÜNDE AMA GÖRMEDİĞİMİZ BİR HAN: BİCAN AĞA HANI
111 Okunma.
10 Ocak 2022
ATATÜRK MAHALLESİNDE YÜRÜYÜŞ-4
109 Okunma.
08 Ocak 2022
ATATÜRK MAHALLESİNDE YÜRÜYÜŞ- 3
111 Okunma.
07 Ocak 2022
MİLLET HANI’NDA MUTLU SONA DOĞRU
121 Okunma.
05 Ocak 2022
ATATÜRK MAHALLESİNDE YÜRÜYÜŞ- 2
128 Okunma.
04 Ocak 2022
ATATÜRK MAHALLESİNDE YÜRÜYÜŞ-1
110 Okunma.
30 Aralık 2021
EYYÜBİYE’DE YÜRÜYÜŞ- 8
145 Okunma.
29 Aralık 2021
EYYÜBİYE’DE YÜRÜYÜŞ-7
141 Okunma.
28 Aralık 2021
EYYÜBİYE’DE YÜRÜYÜŞ- 6
132 Okunma.
27 Aralık 2021
EYYÜBİYE’DE YÜRÜYÜŞ- 5
138 Okunma.
25 Aralık 2021
ÖMRÜNÜ HİZMETE ADAMIŞ BİR ADAM: ABDÜLKADİR ÖZEN- 5
275 Okunma.
24 Aralık 2021
ÖMRÜNÜ HİZMETE ADAMIŞ BİR ADAM: ABDÜLKADİR ÖZEN -4
344 Okunma.
23 Aralık 2021
ÖMRÜNÜ HİZMETE ADAMIŞ BİR ADAM: ABDÜLKADİR ÖZEN -3
296 Okunma.
22 Aralık 2021
ÖMRÜNÜ HİZMETE ADAMIŞ BİR ADAM: ABDÜLKADİR ÖZEN -2
326 Okunma.
21 Aralık 2021
ÖMRÜNÜ HİZMETE ADAMIŞ BİR ADAM: ABDÜLKADİR ÖZEN- 1
478 Okunma.
18 Aralık 2021
EYYÜBİYE’DE YÜRÜYÜŞ - 4
208 Okunma.
15 Aralık 2021
EYYÜBİYE’DE YÜRÜYÜŞ- 3
214 Okunma.
14 Aralık 2021
EYYÜBİYE’DE YÜRÜYÜŞ -2
223 Okunma.
10 Aralık 2021
ESKİ URFA’NIN ÜNLÜ DOKTORLARINDAN FARUK SUBAŞI -5
389 Okunma.
09 Aralık 2021
ESKİ URFA’NIN ÜNLÜ DOKTORLARINDAN FARUK SUBAŞI- 4
541 Okunma.
08 Aralık 2021
ESKİ URFA’NIN ÜNLÜ DOKTORLARINDAN FARUK SUBAŞI -3
429 Okunma.
07 Aralık 2021
ESKİ URFA’NIN ÜNLÜ DOKTORLARINDAN FARUK SUBAŞI
605 Okunma.
06 Aralık 2021
ESKİ URFA’NIN ÜNLÜ DOKTORLARINDAN FARUK SUBAŞI
688 Okunma.
04 Aralık 2021
EYYÜBİYE’DE YÜRÜYÜŞ
295 Okunma.
27 Kasım 2021
FAKİRİN DE FAKİRİ
294 Okunma.
25 Kasım 2021
BİR GÜZEL İNSAN: HACI ABDULLAH KIRIKÇI
417 Okunma.
24 Kasım 2021
BİR GÜZEL İNSAN: HACI ABDULLAH KIRIKÇI
572 Okunma.
23 Kasım 2021
BİR GÜZEL İNSAN: HACI ABDULLAH KIRIKÇI
589 Okunma.
22 Kasım 2021
BİR GÜZEL İNSAN: HACI ABDULLAH KIRIKÇI
731 Okunma.
12 Kasım 2021
ŞEKERCİ AHMET’LE ŞEKER TADINDA SOHBET- 5
541 Okunma.
11 Kasım 2021
ŞEKERCİ AHMET’LE ŞEKER TADINDA SOHBET -4
499 Okunma.
10 Kasım 2021
ŞEKERCİ AHMET’LE ŞEKER TADINDA SOHBET -3
508 Okunma.
09 Kasım 2021
ŞEKERCİ AHMET’LE ŞEKER TADINDA SOHBET-2
538 Okunma.
30 Ekim 2021
OĞLUNUN DİLİNDEN DERVİŞ HOCA - 6
704 Okunma.
29 Ekim 2021
OĞLUNUN DİLİNDEN DERVİŞ HOCA-5
604 Okunma.
28 Ekim 2021
OĞLUNUN DİLİNDEN DERVİŞ HOCA - 4
607 Okunma.
27 Ekim 2021
OĞLUNUN DİLİNDEN DERVİŞ HOCA-3
582 Okunma.
26 Ekim 2021
OĞLUNUN DİLİNDEN DERVİŞ HOCA -2
678 Okunma.
25 Ekim 2021
OĞLUNUN DİLİNDEN DERVİŞ HOCA
855 Okunma.
02 Ekim 2021
AYRILMALAR VE KAVUŞMALAR
496 Okunma.
18 Ağustos 2021
UZAK DİYARLARDAN URFA’YA GELENLER
1265 Okunma.
26 Temmuz 2021
KOÇVİRAN'DA TARİHİ DOKU YOK OLMAK İLE KARŞI KARŞIYA
909 Okunma.
15 Temmuz 2021
URFA’NIN ÇOK RENKLİ SİMASI: MUHARREM ÇELİK
856 Okunma.
14 Temmuz 2021
BİR MÜNZEVİ HATTAT: ADNAN HALİL ALPAY-3
727 Okunma.
13 Temmuz 2021
BİR MÜNZEVİ HATTAT: ADNAN HALİL ALPAY-2
694 Okunma.
12 Temmuz 2021
BİR MÜNZEVİ HATTAT: ADNAN HALİL ALPAY-1
713 Okunma.
27 Mayıs 2021
İŞİNE AŞKI KATAN MİMAR: CEVHER İLHAN-4
1869 Okunma.
26 Mayıs 2021
İŞİNE AŞKI KATAN MİMAR: CEVHER İLHAN-3
1080 Okunma.
25 Mayıs 2021
İŞİNE AŞKI KATAN MİMAR: CEVHER İLHAN-2
1196 Okunma.
24 Mayıs 2021
İŞİNE AŞKI KATAN MİMAR: CEVHER İLHAN-1
1179 Okunma.
12 Mart 2021
BİR GAZELİN PEŞİNDEN “VAMIK U AZRA”
3963 Okunma.
10 Şubat 2021
URFA KÜLTÜR VE SANATININ BÜYÜK EMEKTARI: CİHAT KÜRKÇÜOĞLU / İKİNCİ BÖLÜM
2364 Okunma.
09 Şubat 2021
URFA KÜLTÜR VE SANATININ BÜYÜK EMEKTARI: CİHAT KÜRKÇÜOĞLU BİRİNCİ BÖLÜM
1008 Okunma.
04 Şubat 2021
URFA HİNDİYYE TEKKESİ-2
1363 Okunma.
03 Şubat 2021
URFA HİNDİYYE TEKKESİ-1
1295 Okunma.
02 Şubat 2021
NE OLACAK BU ESKİ URFA’NIN HALİ?
1224 Okunma.
27 Ocak 2021
BİR “YALAVUZ” ŞAİR: BEKİR URFALI -2
1298 Okunma.
26 Ocak 2021
BİR “YALAVUZ” ŞAİR: BEKİR URFALI -1
1298 Okunma.
22 Ocak 2021
İKİ GÜZEL İNSAN, İKİ ÖRNEK ESNAF
1474 Okunma.
19 Ocak 2021
URFA’NIN UNUTTUĞU BÜYÜK HATTAT BEHÇET ARABÎ
3025 Okunma.
14 Ocak 2021
URFA İÇİN BÜYÜK BİR DEĞER: MAHMUT KARAKAŞ
2278 Okunma.
30 Aralık 2020
SORUN BÜYÜK VE DERİNDE
981 Okunma.
17 Aralık 2020
ŞANLIURFA YAZITLARI
1462 Okunma.
28 Kasım 2020
MİSBAH HİCRİ
1233 Okunma.
05 Kasım 2020
ŞAHİN DOĞAN VE İKİ KİTABI
2056 Okunma.
26 Eylül 2020
BİR GÜZEL İNSAN: İBRAHİM TORU
1406 Okunma.
08 Eylül 2020
BİR HAS ŞAİR: SEYYİD AHMET KAYA
1550 Okunma.
06 Şubat 2020
OKUMAK…
2288 Okunma.
17 Ocak 2020
ANSIZIN HAYAT
1419 Okunma.
13 Aralık 2019
SELAHATTİN EYYUBİ GÜLER VE SOĞMATAR KİTABI
1759 Okunma.
10 Aralık 2019
HÜZÜN
1314 Okunma.
22 Kasım 2019
BİR KİBİR, BİR KİBİR
1312 Okunma.
16 Kasım 2019
KADINLARLA İLGİLİ KISA KISA
1304 Okunma.
16 Eylül 2019
BİR ACAYİP GENÇLİK
1737 Okunma.
06 Ağustos 2019
KURTULUŞUN 100. YIL HAZIRLIKLARI
2132 Okunma.
02 Mayıs 2019
“HAKİKATİN İZİNDE” BİR “EZELÎ MAĞLUP” VE BİR “YALNIZ ENTELEKTÜEL”
2223 Okunma.
09 Mart 2019
BENİM 28 ŞUBAT’IM-6- SON
2197 Okunma.
08 Mart 2019
BENİM 28 ŞUBAT’IM-5
1796 Okunma.
07 Mart 2019
BENİM 28 ŞUBAT’IM-4
1816 Okunma.
06 Mart 2019
BENİM 28 ŞUBAT’IM-3
1838 Okunma.
05 Mart 2019
BENİM 28 ŞUBAT’IM-2
1923 Okunma.
04 Mart 2019
BENİM 28 ŞUBAT’IM-1
2208 Okunma.
26 Şubat 2019
YOLCULUK NEREYE?
1547 Okunma.
14 Şubat 2019
İMTİHAN GERÇEĞİ
3119 Okunma.
10 Aralık 2018
MİSBAH HİCRİ VE İKİ KİTABI
3510 Okunma.
01 Kasım 2018
SÖZ OKYANUSUNDA YOLCULUK
2524 Okunma.
08 Ekim 2018
MEHMET KURTOĞLU VE “EZELDEN URFA”
3440 Okunma.
24 Temmuz 2018
GÖBEKLİTEPE ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
7499 Okunma.
17 Temmuz 2018
ÇAPIT TOP
3551 Okunma.
23 Mayıs 2018
EDİRNE’DEN MOSTAR’A KÜLTÜR KERVANI
4702 Okunma.
19 Mart 2018
GAP GÜNDEMİYLE 20 YIL
3109 Okunma.
14 Mayıs 2015
KENAN EVREN ÖLDÜ, ADI YAŞIYOR
2970 Okunma.
05 Mayıs 2015
ÖLÜME ÖVGÜ
3138 Okunma.
28 Nisan 2015
YA BİZDENSİN YA DA…
1223 Okunma.
21 Nisan 2015
YENİ BİR FIRSAT
2981 Okunma.
08 Nisan 2015
DEVLETİN MALI NEDİR?
3405 Okunma.
01 Nisan 2015
GÜZEL ÖRNEKLER DE VAR
2898 Okunma.
26 Mart 2015
BİZ'İ ANLATMAYA DEVAM
2829 Okunma.
20 Mart 2015
YA, ALLAH BAŞARAMADINIZ DERSE…
1136 Okunma.
16 Mart 2015
1915'TEN GÜNÜMÜZE
2832 Okunma.
05 Mart 2015
ÇÖZÜM UMUDU
2765 Okunma.
02 Mart 2015
URFA'NIN BÜYÜK POTANSİYELİ
3064 Okunma.
26 Şubat 2015
MİLLETİN VEKİLİ OLMAK İSTEYENLERE…
1537 Okunma.
23 Şubat 2015
DEĞERLER EĞİTİMİ
2786 Okunma.
18 Şubat 2015
İKİ BABA VE BİZ
2821 Okunma.
10 Şubat 2015
YENİDEN YAZMAK
3486 Okunma.
Haber Yazılımı