Yazı Detayı
22 Ağustos 2014 - Cuma 09:53 Bu yazı 3202 kez okundu
 
ÖZGÜR DÜŞÜNCEYİ KAVRAMAK
Ali TUTLUOĞLU
alitutluoglu_1976@outlook.com
 
 

"Hadi siz bildiğiniz olan şey hakkında tartışıyorsunuz. Fakat bilginiz olmayan hakkında niçin tartışıyorsunuz? Oysa Allah her şeyi bilir; siz ise bilmezmezsiniz." (Al-i İmran:66)

Bir ülkede herkes aynı şeyi düşünüyorsa, o ülkede hiç kimse bir şey düşünmüyor demektir.
Düşünen insanın horlandığı, hele yüksek sesle düşünen ve düşündüklerini hayata geçiren idealist insanlar, ne yazıktır ki bu ülkede yadırganıyor. Hatta sosyal hayatta bazı makamlardan uzak tutulmaya gayret edildiği gibi, bu çalışkan insanlara enayi gözüyle de bakılıyor. Maalesef,  hırsızların, dalkavukların, yalakaların ve sululuk yapmayı kendine şiar edinen insanların onure edildiği, yozlaşmış bir sosyal anlayış bataklığına itilmiş durumdayız...
Avrupa Birliği'ne girme ümidiyle koridorlarda bekletilme sürecinin halen devam ettiği bugünlerde, Avrupa insanının bize, atalarımızın hasletleri olan fikirleri, eylemleri sorup bunları uyguluyor musunuz diye, bizi imtihana tabi tuttuğu-deyim yerindeyse bizi çaresiz bir öğrenci gibi yıllardır ikmale bıraktığı-açıkça göz önünde. Biz ise kendimizi yanlış, doğru olmayan davranışlardan alıkoyamıyoruz ve yanlışta ısrara devam ediyoruz ve kendimizi zor durumda bırakmaktan geri durmuyoruz.
Her sağlıklı toplumdaki gibi, toplumun her ferdi, demokratik ve sosyal adalettin olduğu, bireyin hak ve özgürlüklerine saygı duyulduğu, düşünce özgürlüğünün bulunduğu bir ortamda yaşamak ister. Bunlar insanoğlunun en doğal istekleri; hava, su gibi en doğal ihtiyaçlarındandır. Bunların hepsi birbirini tamamlar nitelikteki kavramlardır ki, biri olmayınca diğeri zaten hiç bir şey ifade etmiyordur.
Bizim insanımız ise, bunların birisini alıp, diğeri hiç yokmuş gibi davranıyor. Ya da bazı durumları tersten düşünüp yaygara koparıyor ve sonra aman efendim herkes "yüksek sesle düşünürse" ne olur bu memleketin hali diye? Yalnız şunu düşünemiyorlar. Herkes aynı şeyi düşünür mü? Zaten herkes aynı fikirde olursa problem olmaz. İnsanlara aynı yaşam tarzını, aynı hayat görüşünü dayatamazsınız ki? Çünkü insanlar farklı fıtratta yaratılmıştır. Aynı düşünceleri, söylemeleri, aynı şekilde yaşamaları mümkün mü? Hayır. Bu insanın doğasına aykırı zaten. Sen gel senin gibi düşünmeyen insanları kabullenme, hor gör, rahatsız ol, hatta onları potansiyel suçlu olarak algıla, niyet oku ve bu ülkenin sahibeleri, senin gibi düşünen insanlar olduğuna vurgu yap, senden başkasına öteki de ve sonra da gel demokrasiden bahset, özgürlükten bahset, inanın gülerler insana... Böyle olunca da soruyorlar bize, bireyin hak ve özgürlüklerini, düşünce özgürlüğünü ve yaşama özgürlüğünü. Bizi daha çok oyalarlar böyle giderse, daha çok sorunlar çıkartırlar, daha çok ödev verip ikmale bırakırlar hatta ve hatta AB'ye almazlar.
Millet olarak birbirimize güvenmeliyiz bir kere. Birbirimize ayak bağı olmaktan ziyade, birbirimizi motive etmeliyiz. Bir yerde yanlış yapılıyorsa bunu hoşgörüyle düzeltmek, idealimiz olmalı; ama gel gör ki yanlışlar çok, yanlış yapan örnekler de vahim derecede fazla. Böyle olunca sağlam düşünceli, bağımsız, özgür duruşa sahip olan insanlar gölgede kalıyor; hırsızlık, arsızlık, şaklabanlık ve yalakalık yapan basit kişilikli insanlar popüler oluyor. Sağlam karakterli insanların ise icraatları manipüle ediliyor. Yetişen yeni nesil yüksek değerlerimizi her zaman, yükselen değerler köşesinde yer aldırmasını bilmeli, nadir yetişen, özgürlüğünün bedelini ödemiş, kendini yetiştiren, çalışkan, dürüst, kişiliğinden ödün vermeyen, manevi dinamiklerine sahip çıkan, geçmişine sövmeyen, mütevazi insanlara sahip çıkmalı ve korumalı ve her ne olursa olsun bunlar bizim için önem arzetmelidir. Bunu biz yapmazsak kim yapacak? Elin Avrupalısı yapmaz herhalde, vatan evladına onlar sahip çıkacak değiller zaten... Yoksa özgür düşünceyi kavramak Ergenekoncu ve darbe yanlısı olmak değildir; hele hele "açılım" karşıtı olmak hiç değildir. Bunu herkes kendi vicdanına yüksek sesle sorsun ve gelecek güzel, aydınlık, huzur ve güvenin olduğu günleri tasarlamanın tatlı sevinci, umut dolu hayali içinde olsun.
" Aykırı duruş, eylemlilik, nadirattan olmak, isyankâr olmak. Bunların hepsi kendi olmak, kendini gerçekleştirmek bağlamında bir araç olarak kullanıldığında ve bir zamanlama hatası yapılmadığında, insan için onurlu ve etik birer duruş halinde kalır. Yeter ki insan ne olmak, nasıl bir ülkede yaşamak ve nasıl yönetilmek istediğini dile getirsin, kimliğini ve kişiliğini kimseye emanet etmesin. Böylelikle insan bugünden başlayarak geleceğini belirleme iradesini elinde tutsun."
Umut ve sevgiyle. Hoşça kalın…
Not: Uzun yıllar oldu Memur-Sen'e beni üye yapmak için Mithatpaşa İlköğretim Okuluna Gelen Sosyolog Mahmut Kaya ve Değerli Ağabeyim Necmettin Çetintaş öğretmenler odasında öğretmenlerin kendilerine yabancı gözlerle bakarken ben Mahmut Kayanın yanında oturuyordum, Dönem DSP dönemi öğretmenlerin çoğunun Eğitim-Sen'li olduğu bir ortamda (2002) Biz Mahmut Beyi ve Necmettin Hocamı sonuna kadar dinledikten sonra kapıya kadar yolcu ettim ve M. Kaya'dan Eğitim-Bir-Sen'in tüzüğünü istedim. Mahmut Bey de "Hay hay!" dedi. Sonra Sendikaya üyeliğimizin ve sendikacı kimliğimizin tohumları atılmış oldu. Bu arada Necmettin Beyi Başkanlıktan bir katakulleyle uzaklaştırmışlardı. Biz Necmettin Çetintaş'ın söylediği fikirler doğrultusunda sendikaya üye olmaya karar vermiştik; ama gelin görün ki sendikada bir evrim gerçekleşmişti. İşte bu evrilme sürecinde Sayın Osman Dursun kardeşim benden sendikanın bülteninde çıkmak üzere bir yazı istedi. Biz de o günün şartlarında bu yazıyı yazdık. Ve Osman Dursun'da sağ olsun gerekli düzeltmeleri yaparak. Eğitim-Bir-Sen'in 2003'deki bir sayısında yayımladı. Yazının bu güne bakan tarafı olduğu için tekrardan okumanızı ve bir de bu çerçeveden  yaşanan olaylara bakmanızı rica edeceğim. Bölgemiz bir çok şeye gebe. Suriye'nin kuzeyi, Irak'ın kuzeyi kaynayan bir kazan gibi ve Diyarbakır'daki heykel meselesi, Halkların Demokratik beklentilerine ve petrol savaşlarına kadar insanımızın birey olamadığı ve Tanzimattan beri (1856)  yavaş yavaş uyuşturulduğu ve uyuşturucuya alıştırıldığı bir süreçte

 "Özgür Düşünceyi Kavramak…!!!" efendim…

 
Etiketler: ÖZGÜR, DÜŞÜNCEYİ, KAVRAMAK
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
06 Aralık 2021
NADİRATTAN BİR AD: MİSBAH HİCRİ
353 Okunma.
30 Kasım 2021
URFA’DAN S. AHMET KAYA GEÇTİ
313 Okunma.
20 Kasım 2021
HAK ETTİĞİNİZİ BULURSUNUZ!
285 Okunma.
19 Kasım 2021
DİL ÜZERİNE BİR DENEME
257 Okunma.
17 Kasım 2021
KALBİN KIRIK TARAFI
259 Okunma.
13 Kasım 2021
KAHVENİN SERÜVENİ
276 Okunma.
10 Kasım 2021
KÜLTÜR ve DİL- 2
340 Okunma.
09 Kasım 2021
KÜLTÜR ve DİL- 1
282 Okunma.
05 Kasım 2021
GİTMEK GÜZELDİR ÖTELERE
331 Okunma.
27 Ekim 2021
SEVMEYİ HEP ERTELEDİK BAŞKA ZAMANLARA
388 Okunma.
22 Ekim 2021
ÇOCUK YETİŞTİRMEK BİR SANATTIR
363 Okunma.
29 Eylül 2021
YOKLUĞUN VARLIĞINDA
486 Okunma.
25 Eylül 2021
BİR ÇAĞRIDIR ŞİİR
410 Okunma.
23 Eylül 2021
SENİ DÜŞÜNMEK
448 Okunma.
10 Eylül 2021
YILDIZ YAĞMURU-2
502 Okunma.
09 Eylül 2021
YILDIZ YAĞMURU-1
416 Okunma.
03 Eylül 2021
GİTMESEYDİN EĞER
529 Okunma.
31 Ağustos 2021
BİR SÜRGÜNDÜR YÜREĞİM
527 Okunma.
27 Ağustos 2021
GİDİŞİNLE...
540 Okunma.
20 Ağustos 2021
KIRMIZIDIR AŞKIN RENGİ
566 Okunma.
26 Temmuz 2021
CAFE'NİN HİKÂYESİ
758 Okunma.
20 Mayıs 2021
URFA’YA AĞIT-III.
1105 Okunma.
19 Mayıs 2021
URAFA’YA AĞIT -II-
753 Okunma.
18 Mayıs 2021
URAFA’YA AĞIT -I-
860 Okunma.
17 Mayıs 2021
URFA’YA AĞIT
760 Okunma.
23 Şubat 2021
ÖZGÜR DÜŞÜNCEYİ KAVRAMAK
1557 Okunma.
15 Şubat 2021
SEVGİLİLER GÜNÜNE REDDİYE
954 Okunma.
12 Şubat 2021
SEVMELİYİM
847 Okunma.
28 Aralık 2020
HOŞ BİR SADÂ..!
1416 Okunma.
07 Aralık 2020
MİSBAH HİCRİ HOCAMIZ VEDA ETTİ
1616 Okunma.
02 Aralık 2020
NARIN HİKÂYESİ
1158 Okunma.
13 Kasım 2020
ŞAZELİ ŞEYHİ ALİ DEDE
1311 Okunma.
09 Kasım 2020
GÜL BAHÇESİ
934 Okunma.
10 Eylül 2020
DEDE OSMAN AVNİ HAZRETLERİ
2054 Okunma.
14 Ocak 2020
MAŞALLAH (!) HERKES KARAKÖPRÜLÜ OLDU
1357 Okunma.
25 Eylül 2019
ÇOCUKLAR ÖLDÜ TURNAM SEN ÖLME
1675 Okunma.
13 Eylül 2019
KÜLTÜR DEĞERLERİMİZDEN...
1281 Okunma.
29 Ağustos 2019
YIKILMIŞ BİR MEZARIM Kİ.!
2465 Okunma.
20 Ağustos 2019
KÜLTÜR DİLİ OLARAK TÜRKÇE
1588 Okunma.
03 Ağustos 2019
BİR OKUYUCU MEKTUBU
1305 Okunma.
20 Şubat 2019
MEDENİYETİN ÇILDIRDIĞI AN
1638 Okunma.
11 Şubat 2019
ADALET ÖZGÜRLÜK VE ONUR. HER ŞEY İNSANLIK İÇİN
1964 Okunma.
04 Ocak 2019
URFALI MEHMET AKİF
2377 Okunma.
05 Eylül 2018
ACI HAYAL
3072 Okunma.
30 Ocak 2018
NARIN HİKÂYESİ - 2
7395 Okunma.
29 Ocak 2018
NARIN HİKÂYESİ - 1
5532 Okunma.
23 Ekim 2017
KARAKÖPRÜ'DE ALİ BABA HAYRATI
2572 Okunma.
13 Eylül 2017
BİR ÇAĞDAŞ OZAN'IN CANDAN TANELERİ
2632 Okunma.
20 Haziran 2017
HERKES KARAKÖPRÜLÜ OLDU
3129 Okunma.
27 Mayıs 2017
BÜYÜKŞEHİR’İN KİTAP TANITIM GÜNLERİ
2765 Okunma.
13 Mayıs 2017
BİRAZ DA NOSTALJİ
2673 Okunma.
14 Şubat 2017
SEVGİLİLER GÜNÜNE DAİR..!
3075 Okunma.
07 Ocak 2017
MEHMET AKİF İNAN ve SENDİKACILIK
3514 Okunma.
18 Ağustos 2016
BEN DE SİZİN KADAR BURALIYIM -2
3079 Okunma.
17 Ağustos 2016
BEN DE SİZİN KADAR BURALIYIM -1
2861 Okunma.
23 Haziran 2016
"BU ŞEHRİN GECELERİ"
3272 Okunma.
31 Mayıs 2016
ŞANLIURFA'NIN AK ve karası
2982 Okunma.
25 Nisan 2016
"HAYIRDA YARIŞANLAR OLUN"
2993 Okunma.
16 Nisan 2016
KARAKÖPRÜ’DE ALİ BABA HAYRATI
4394 Okunma.
14 Nisan 2016
GAP KIZ ANADOLU LİSESİ VE AHMET ÖZYAVUZ
3243 Okunma.
13 Şubat 2016
AZİZ VALENTİN GÜNÜ…!?
707 Okunma.
15 Ocak 2016
TARİHİ AÇIDAN BAĞIMLILIK
4407 Okunma.
01 Aralık 2015
"M. NİHAT KÜRKÇÜOĞLU FIRÇASINDAN" ŞANLIURFA ALBÜMÜ ÜZERİNE
2857 Okunma.
27 Şubat 2015
YEŞİLAY ve TBM
3556 Okunma.
06 Ağustos 2014
HZ. İBRAHİM, DERGÂHTA YAPILAN ZİKİRLER VE İHSAN ÇERMİKLİ
7187 Okunma.
04 Temmuz 2014
ALİ BABA CAMİİ'NDE RAMAZANI YAŞAMAK
3825 Okunma.
21 Haziran 2014
IRMAKLARI KAN AKAN COĞRAFYA
3199 Okunma.
22 Mayıs 2014
URFA’NIN KÜLTÜREL VİZYONU NASIL OLMALI
3919 Okunma.
17 Mayıs 2014
"KÖMÜR KARASIDIR GÖZYAŞI"
3638 Okunma.
09 Mayıs 2014
ŞEHİR VE MEDENİYET
3737 Okunma.
18 Nisan 2014
YENİDEN MERHABA
3759 Okunma.
Haber Yazılımı