Yazı Detayı
26 Ekim 2021 - Salı 09:53 Bu yazı 557 kez okundu
 
OĞLUNUN DİLİNDEN DERVİŞ HOCA -2
Mehmet SARMIŞ
mehmetsarmis@gmail.com
 
 

İKİNCİ BÖLÜM  

 

M. Sarmış: Babanızın ilim yanında, tasavvufi bir yönü de var. Biraz da o süreçten söz eder misiniz? Şeyhi kimdir, intisabı nasıl gerçekleşmiştir? 

 

M. Yazıcı: Bizim bölgemizdeki hemen hemen bütün Nakşi şeyhlerin silsilesi Bitlis Norşin'deki "Hazret" diye meşhur Şeyh Mehemed Ziyaüddin'e dayanır. Babamın şeyhi Seydayı Şeyh İsmetullah, Şeyh Yahya'nın, o babası Şeyh Abdurrahman'ın, o da Hazret'in halifesidir. Onun silsilesi de Halid-i Bağdadî'ye ulaşır.

 

Babam sılayı rahmine çok düşkündü. Daha evlenmeden önceki bir zamanda Diyarbakır Kâraz'da, (şimdiki adı Kocaköy) ikamet eden teyzesini ziyarete gidiyor. Şeyh İsmetullah Efendi, babamın teyzesinin oğulluğudur. Babam oraya gittiği zaman, o sırada yeni halife olan Şeyh İsmetullah Efendi'den etkilenmiş ve orada intisap etmiştir. Dedem Molla Zahid Efendi biraz sert bir adamdı. Niçin bizim bağlı olduğumuz Şeyh Muhammed Selim Efendiye değil de başka birine intisap ettin diye babama biraz kızmış. Fakat babamın gönlü oraya oturduğu için vazgeçmemiş.

 

Babamın tek oğlu olduğum için babam beni gittiği her yere götürmüştür. Gittiği yerler de hep şeyhler, âlimler, hacılar, hocalar olurdu. Bunların büyük bir kısmı da medrese arkadaşı idi. Sadece Urfa'da değil, Diyarbakır, Bitlis, Muş, hatta Van'a kadar. O sayede ben de bölgedeki şeyhlerin, âlimlerin çoğunu tanıdım. Babam da oralarda çok tanınır ve çok sevilirdi. Hiç yaşamadığı Kozluk'ta bile. Mesela oralara gidip "Ben Molla Derviş'in oğluyum." dediğim zaman hemen tanıyor ve çok yakınlık gösteriyorlar. Tabii onlar da zaman zaman babamı ziyarete geliyorlardı.

 

Babam Şeyh İsmetullah'ı çok severdi, çok hürmet ederdi. Bu yüzden Kâraz'a sık sık giderdi. O da babamı severdi. Urfa'ya geldiğinde evimizde kalırdı.

 

M. Sarmış: Araya girerek sorayım. "Derviş" esas adı mıdır, yoksa tasavvufa meylinden dolayı mı bu adla anılır olmuştur?

 

M. Yazıcı: Kulağına okunan ve nüfus cüzdanına yazılan adıdır, "Derviş Muhammed". Nakşi silsilesinde "Muhammed Zahid, Derviş Muhammed, Muhammed Baki" diye geçer. Yani benim de göbek adım "Bakî"dir. Babam öyle koymuş.

 

M. Sarmış: Babanız 1962'de vaiz olarak Urfa'ya geliyor. O zamanlar mikrofon yok, dolayısıyla merkezi sistem vaaz vermek de yok. Hangi camilerde, nasıl bir program dâhilinde vaaz ederdi?

 

M. Yazıcı: Ben çocukluğumdan beri hatırlarım; haftada üç gün vaaz ederdi. Cuma, pazar, bir de hafta içi bazen salı, bazen çarşamba veya perşembe, değişirdi. Uzun yıllar cuma günleri Ulu Cami'de, namazdan önce vaaz ederdi. Pazar günü ikindi namazından sonra Hasan Paşa'daydı. Bazen Damat Süleyman Paşa'da vaaz ettiğini biliyorum. Bazı günler de yeni açılan bir camide vaaz ederdi. Bir ara Döşeme Camiinde de vaaz ettiğini biliyorum. 

 

Bir de Müftü Halil Gönenç'le beraber haftada iki gün köylere çıkardılar. Sanırım 1970'lerin başında müftülüğe "Anadol" marka bir otomobil aldılar. Ama onu kullanacak kimse yok. O dönemde Hacı Rami Görgün amcamız vardı. Aslında ağaydı. O sıralar ağalığı bırakmış, gurur, nefis yapmayıp Allah rızası için Halil Gönenç Hocama ve babama şoförlük ederdi. Fakat arabayı şehir içinde hiç kullanmaz, sadece köye giderken kullanırlardı. Haftada iki gün Hacı Rami Görgün onları alır, her birini birer köye, orada işleri bitince de başka iki köye götürürdü. Bir prensip kararı almıştılar; yemeklerini burada kumanya yapıp yanlarında götürür, gittikleri yerde yemek yemezlerdi. Gitmeden önce köylüye haber gönderir, varsa camide, yoksa muhtarın odasında köylüyü toplayıp vaaz ederlerdi. O zamanlar köylerde bu kadar cami yoktu. Camisi olmayan köylerde cami yapılmasına ilişkin vaaz ediyorlardı. Cami yapmanın ehemmiyetini, sevabını anlatıyorlardı. Camisi olan köylerde de namaz kılmanın ve cemaate devam etmenin önemini anlatıyorlardı. Birinci köylerde işleri bitince Hacı Rami Amca bizi alıp başka iki köye götürürken yolda, uygun bir yerde durup kumanyalarımızı yerdik.

 

M. Sarmış: Siz de giderdiniz yani?

 

M. Yazıcı: Evet, babam beni her yere götürürdü. Burada babamla ilgili bir hatıramı anlatmak isterim. Bir keresinde, o gölün olduğu "Edene" Köyüne gitmiştik. Orada yeni bir cami yapmışlardı. Babam orada namazın öneminden bahsederken Mevlana Celaleddin-i Rumi'nin Mesnevi-yi Şerif'inde geçen bir hikâyesini anlatmıştı. Siz, bir köpeğe, "Ya sen ta seher vaktine kadar ayaktasın, koca sürüyü koruyorsun, kurtlarla kapışacak kadar güçlüsün. Ne bu çobanın peşine düşmüşsün? Adam seni sürekli azarlıyor. Git rahatına bak, acıkınca avlanır yersin." deseniz. Köpek size der ki, "O, her öğün yemek yediği zaman, bana da lokmalar atıyor, ben onun ekmeği ile beslenmişim, ihanet edemem". Siz merkebe "Ya bu adam her gün sırtına şu kadar yük bindiriyor, canın çıkıyor. Bir çifte vur, bırak git." deseniz. Merkep size der ki, "O, her gün bana arpa veriyor, besliyor. Ben ona ihanet edemem". Yine siz öküze "Sen çok güçlüsün, bu çoban sana yeri yardırıyor, çok yoruyor. Niçin ona bu kadar itaat ediyorsun ki, etme." Öküz de der ki, "O her akşam benim önüme bir sepet saman koyuyor, karnımı doyuruyor, olmaz, ben ona ihanet edemem." Şimdi dönün kendinize. Allah size, çobanın köpeğe verdiği bir parça ekmek, merkebe verdiği bir avuç arpa, öküze verdiği bir sepet saman da mı vermiyor ki ona itaat etmiyorsunuz, namaz kılmıyorsunuz?" Hiç unutmuyorum, o sırada cemaatten bir adam ayağa kalktı ve bağırarak dedi ki; "Nasıl vermemiş? Valla bir sepet isot da vermiş!" (Güldü, güldük.)Urfalı ne de olsa. Babam o günden sonra bu olaydan sık sık söz ederdi.

 

M. Sarmış: Babanız cezaevine de vaaz vermeye gidermiş. Prof. Dr. Musa Kâzım Yılmaz'ın bir yazısında okumuştum. Bir cezaevi müdürünün kendisine karşı yapmış olduğu çirkin bir oyun var. Onu bir de sizden dinlemek isterim.

 

M. Yazıcı: O zaman Adalet Bakanlığı ile Diyanet İşleri Başkanlığı arasında bir protokol yapılmış. Buna göre mahkûmlara düzenli olarak vaaz veriliyor. Urfa'da babam giderdi. Çok uzun yıllar haftada bir gün, sanıyorum perşembe günleri giderdi. Her yere olduğu gibi beni de zaman zaman götürürdü. Hatırlıyorum, cezaevinin bir mescidi vardı. Mahkûmlar oraya toplanır, babam da konuşurdu. Bahsettiğiniz olayı, vefatından bir ay kadar önce Hacı Ali Uluyardımcı'ya verdiği röportaj sırasında anlatmıştı ya da ben o zaman duymuştum.

 

M. Sarmış: O röportaj bir yerde yayınlandı mı?


M. Yazıcı: Yok, sanıyorum yayınlanmadı. Bende vardı, kardeşime verdim, o da kaybetti maalesef. Babam, o röportajda "Ben iki kişiye hakkımı helal etmiyorum." demişti.

 

M. Sarmış: Biri o cezaevi müdürü; diğeri kim?

 

M. Yazıcı: İbrahim Halil Çelik, belediye başkanı olduktan bir iki yıl sonra idi. Babam seçimlerde onu desteklediği için, birisi sırf babam ta'n etmek için kapımıza gelmiş. "Duydum ki sen otobüs hattını satıyorsun; ben onu almaya geldim." demiş. Babam "Hangi otobüs hattı?" deyince de, "Halil Çelik sana vermiş ya, onu." demiş. Açıkça iftira ediyor yani. Babamın böyle dünyalık hiçbir arzusu yoktu. Arkasından konuşanlar çok oluyordu da, bunun böyle yüzüne karşı konuşması çok zoruna gitmiş. Onun için adamı affetmiyorum, demişti. Adını söylemedi, ama biz kim olduğunu tahmin ediyoruz.

 

M. Sarmış: Peki, cezaevi müdürüne gelelim. O olay, 60 İhtilalinden sonra mıydı?

 

M. Yazıcı: Hayır, 70'li yıllarda. Cezaevinin müdürü değişmiş. Babam her zaman olduğu gibi cezaevine gitmiş. Yeni müdürle görüşmüş. Bekliyor ki önceden olduğu gibi mahkûmlar mescide toplansın. Ama yeni müdür "Elbette hocam" diyor, "Yalnız mahkûmları mescide toplamaya korkuyoruz. Malum disiplin olayları çıkıyor, güvenlik sıkıntıya giriyor. Bundan sonra şöyle yapalım: Bütün koğuşlarda hoparlör var, merkezi sistemimiz de kurulu. Siz mikrofondan vaaz edin, hepsi koğuşlarında dinlesin. Böyle daha rahat olur." Babam da tamam diyor. Ve 3-4 yıl bu şekilde mikrofonla vaaz ediyor. Daha sonra müdür yine değişiyor. Babam vaaz için gidince, yeni müdür "Tamam hocam, buyurun beraber gidelim." diyor. Babam mikrofondan söz edip, "Önceki müdür böyle yapmamı istiyordu." deyince, müdür, "Hocam, bizim öyle bir sistemimiz yok." diyor. Meğer, adam, mahkumlara vaaz edilmesin diye, babamın önüne boş bir mikrofon koymuş. Babam da 3-4 yıl boyunca o mikrofonun başında kendi kendine konuşmuş. O da çok zoruna gitmişti. Bu yüzden onu da affetmeyeceğim demişti.

 

M. Sarmış: Vay be! Adamın adını biliyor musunuz? 


M. Yazıcı: Yok, bilmiyoruz. Babam biliyor muydu, bilmiyorum. Bize söylemedi.

 
Etiketler: OĞLUNUN, DİLİNDEN, DERVİŞ, HOCA, -2,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
04 Aralık 2021
EYYÜBİYE’DE YÜRÜYÜŞ
80 Okunma.
27 Kasım 2021
FAKİRİN DE FAKİRİ
157 Okunma.
25 Kasım 2021
BİR GÜZEL İNSAN: HACI ABDULLAH KIRIKÇI
277 Okunma.
24 Kasım 2021
BİR GÜZEL İNSAN: HACI ABDULLAH KIRIKÇI
416 Okunma.
23 Kasım 2021
BİR GÜZEL İNSAN: HACI ABDULLAH KIRIKÇI
421 Okunma.
22 Kasım 2021
BİR GÜZEL İNSAN: HACI ABDULLAH KIRIKÇI
576 Okunma.
12 Kasım 2021
ŞEKERCİ AHMET’LE ŞEKER TADINDA SOHBET- 5
393 Okunma.
11 Kasım 2021
ŞEKERCİ AHMET’LE ŞEKER TADINDA SOHBET -4
379 Okunma.
10 Kasım 2021
ŞEKERCİ AHMET’LE ŞEKER TADINDA SOHBET -3
343 Okunma.
09 Kasım 2021
ŞEKERCİ AHMET’LE ŞEKER TADINDA SOHBET-2
410 Okunma.
08 Kasım 2021
ŞEKERCİ AHMET’LE ŞEKER TADINDA SOHBET
549 Okunma.
30 Ekim 2021
OĞLUNUN DİLİNDEN DERVİŞ HOCA - 6
575 Okunma.
29 Ekim 2021
OĞLUNUN DİLİNDEN DERVİŞ HOCA-5
461 Okunma.
28 Ekim 2021
OĞLUNUN DİLİNDEN DERVİŞ HOCA - 4
463 Okunma.
27 Ekim 2021
OĞLUNUN DİLİNDEN DERVİŞ HOCA-3
468 Okunma.
25 Ekim 2021
OĞLUNUN DİLİNDEN DERVİŞ HOCA
737 Okunma.
02 Ekim 2021
AYRILMALAR VE KAVUŞMALAR
367 Okunma.
18 Ağustos 2021
UZAK DİYARLARDAN URFA’YA GELENLER
1142 Okunma.
26 Temmuz 2021
KOÇVİRAN'DA TARİHİ DOKU YOK OLMAK İLE KARŞI KARŞIYA
787 Okunma.
15 Temmuz 2021
URFA’NIN ÇOK RENKLİ SİMASI: MUHARREM ÇELİK
704 Okunma.
14 Temmuz 2021
BİR MÜNZEVİ HATTAT: ADNAN HALİL ALPAY-3
594 Okunma.
13 Temmuz 2021
BİR MÜNZEVİ HATTAT: ADNAN HALİL ALPAY-2
569 Okunma.
12 Temmuz 2021
BİR MÜNZEVİ HATTAT: ADNAN HALİL ALPAY-1
589 Okunma.
27 Mayıs 2021
İŞİNE AŞKI KATAN MİMAR: CEVHER İLHAN-4
1700 Okunma.
26 Mayıs 2021
İŞİNE AŞKI KATAN MİMAR: CEVHER İLHAN-3
958 Okunma.
25 Mayıs 2021
İŞİNE AŞKI KATAN MİMAR: CEVHER İLHAN-2
1067 Okunma.
24 Mayıs 2021
İŞİNE AŞKI KATAN MİMAR: CEVHER İLHAN-1
1048 Okunma.
12 Mart 2021
BİR GAZELİN PEŞİNDEN “VAMIK U AZRA”
3631 Okunma.
10 Şubat 2021
URFA KÜLTÜR VE SANATININ BÜYÜK EMEKTARI: CİHAT KÜRKÇÜOĞLU / İKİNCİ BÖLÜM
2227 Okunma.
09 Şubat 2021
URFA KÜLTÜR VE SANATININ BÜYÜK EMEKTARI: CİHAT KÜRKÇÜOĞLU BİRİNCİ BÖLÜM
877 Okunma.
04 Şubat 2021
URFA HİNDİYYE TEKKESİ-2
1217 Okunma.
03 Şubat 2021
URFA HİNDİYYE TEKKESİ-1
1163 Okunma.
02 Şubat 2021
NE OLACAK BU ESKİ URFA’NIN HALİ?
1061 Okunma.
27 Ocak 2021
BİR “YALAVUZ” ŞAİR: BEKİR URFALI -2
1147 Okunma.
26 Ocak 2021
BİR “YALAVUZ” ŞAİR: BEKİR URFALI -1
1137 Okunma.
22 Ocak 2021
İKİ GÜZEL İNSAN, İKİ ÖRNEK ESNAF
1332 Okunma.
19 Ocak 2021
URFA’NIN UNUTTUĞU BÜYÜK HATTAT BEHÇET ARABÎ
2557 Okunma.
14 Ocak 2021
URFA İÇİN BÜYÜK BİR DEĞER: MAHMUT KARAKAŞ
2048 Okunma.
30 Aralık 2020
SORUN BÜYÜK VE DERİNDE
856 Okunma.
17 Aralık 2020
ŞANLIURFA YAZITLARI
1299 Okunma.
28 Kasım 2020
MİSBAH HİCRİ
1117 Okunma.
05 Kasım 2020
ŞAHİN DOĞAN VE İKİ KİTABI
1921 Okunma.
26 Eylül 2020
BİR GÜZEL İNSAN: İBRAHİM TORU
1273 Okunma.
08 Eylül 2020
BİR HAS ŞAİR: SEYYİD AHMET KAYA
1431 Okunma.
06 Şubat 2020
OKUMAK…
2133 Okunma.
17 Ocak 2020
ANSIZIN HAYAT
1271 Okunma.
13 Aralık 2019
SELAHATTİN EYYUBİ GÜLER VE SOĞMATAR KİTABI
1619 Okunma.
10 Aralık 2019
HÜZÜN
1183 Okunma.
22 Kasım 2019
BİR KİBİR, BİR KİBİR
1190 Okunma.
16 Kasım 2019
KADINLARLA İLGİLİ KISA KISA
1153 Okunma.
16 Eylül 2019
BİR ACAYİP GENÇLİK
1616 Okunma.
06 Ağustos 2019
KURTULUŞUN 100. YIL HAZIRLIKLARI
2009 Okunma.
02 Mayıs 2019
“HAKİKATİN İZİNDE” BİR “EZELÎ MAĞLUP” VE BİR “YALNIZ ENTELEKTÜEL”
2106 Okunma.
09 Mart 2019
BENİM 28 ŞUBAT’IM-6- SON
2064 Okunma.
08 Mart 2019
BENİM 28 ŞUBAT’IM-5
1663 Okunma.
07 Mart 2019
BENİM 28 ŞUBAT’IM-4
1690 Okunma.
06 Mart 2019
BENİM 28 ŞUBAT’IM-3
1690 Okunma.
05 Mart 2019
BENİM 28 ŞUBAT’IM-2
1791 Okunma.
04 Mart 2019
BENİM 28 ŞUBAT’IM-1
2079 Okunma.
26 Şubat 2019
YOLCULUK NEREYE?
1434 Okunma.
14 Şubat 2019
İMTİHAN GERÇEĞİ
2958 Okunma.
10 Aralık 2018
MİSBAH HİCRİ VE İKİ KİTABI
3377 Okunma.
01 Kasım 2018
SÖZ OKYANUSUNDA YOLCULUK
2404 Okunma.
08 Ekim 2018
MEHMET KURTOĞLU VE “EZELDEN URFA”
3312 Okunma.
24 Temmuz 2018
GÖBEKLİTEPE ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
7370 Okunma.
17 Temmuz 2018
ÇAPIT TOP
3422 Okunma.
23 Mayıs 2018
EDİRNE’DEN MOSTAR’A KÜLTÜR KERVANI
4583 Okunma.
19 Mart 2018
GAP GÜNDEMİYLE 20 YIL
2992 Okunma.
14 Mayıs 2015
KENAN EVREN ÖLDÜ, ADI YAŞIYOR
2854 Okunma.
05 Mayıs 2015
ÖLÜME ÖVGÜ
3014 Okunma.
28 Nisan 2015
YA BİZDENSİN YA DA…
1183 Okunma.
21 Nisan 2015
YENİ BİR FIRSAT
2869 Okunma.
08 Nisan 2015
DEVLETİN MALI NEDİR?
3293 Okunma.
01 Nisan 2015
GÜZEL ÖRNEKLER DE VAR
2785 Okunma.
26 Mart 2015
BİZ'İ ANLATMAYA DEVAM
2708 Okunma.
20 Mart 2015
YA, ALLAH BAŞARAMADINIZ DERSE…
1132 Okunma.
16 Mart 2015
1915'TEN GÜNÜMÜZE
2690 Okunma.
05 Mart 2015
ÇÖZÜM UMUDU
2655 Okunma.
02 Mart 2015
URFA'NIN BÜYÜK POTANSİYELİ
2950 Okunma.
26 Şubat 2015
MİLLETİN VEKİLİ OLMAK İSTEYENLERE…
1531 Okunma.
23 Şubat 2015
DEĞERLER EĞİTİMİ
2673 Okunma.
18 Şubat 2015
İKİ BABA VE BİZ
2711 Okunma.
10 Şubat 2015
YENİDEN YAZMAK
3358 Okunma.
Haber Yazılımı