Yazı Detayı
30 Ocak 2018 - Salı 09:33 Bu yazı 7395 kez okundu
 
NARIN HİKÂYESİ - 2
Ali TUTLUOĞLU
alitutluoglu_1976@outlook.com
 
 

Dünden devam…
Bazı dini metinlere göre, Allah (c.c) ilk insanı - Âdem- cennetten yeryüzüne gönderdiğinde - kimi rivayetler bu yerin Urfa olduğu- avucunda bir kaç nar tanesi olduğu söyleniyor. Cennet meyvesi nar, Şanıurfa'nın bazı ilçelerinde ve bazı köylerinde artık orayla ismi eşdeğer bir şekilde anılır; Karaköprü narı, Şuruç narı gibi, bu kültür bir yaşam felsefesi olarakta insanın yaşamına her yönüyle sirayet etmiş, ender cennet meyvelerindendir. Karaköprü, Suruç ve bazı sulak arazilerin bulunduğu yerlerde binlerce yıl ekimi yapılan, kendine has bir cinsi olmasıyla da gerçekten haklı bir şana sahiptir. Bu ağacın ve cennet meyvesinin, yetiştiği topraklara ve toplumlara kattığı anlam ve özelliği üzerinde biraz duracak olursak, tarihin imbiğinden süzülerek gelen nar kültürü olduğunu rahatlıkla görebiliriz aslında.

Nar kültürünün toplum yaşamındaki yansıması, evvala bolluk ve bereketin simgesi olmasıdır. Hatta tanelerinin içindeki çokluğu temsilinden dolayı, Tevhit inancına dahi yorumlandığı da bazı kültürlerde vardır. Saniyen farklı geleneksel bir inanışta, tanelerinden birini dökmeden yiyebilenin cennette gireceği düşüncesi-inancıda toplumda çok yaygın olan bir inançtır. Salisen ise insanlar yavaş yavaş büyüyüp hayatın zorluklarıyla karşılaştıktan sonra modern zamanların hastalıklarıyla karşılaştıklarında kendilerine naylon tepsilerde sunulan suni meyveleri yediklerinde dimağlarında oluşan olumsuz duruma alternatif olarak organik yada eski ifadeyle muhayyer narı iştahla nar yemeye başladığında bu tavsiyeleri büyüklerinden duymayan da yok gibidir. Bu topraklarda dostlukların en önemli simgesi nar olduğu, hasat zamanında da ikram edilen narın derin bir muhabbetin varlığına delil olduğu kabul edilir. Halk arasında ki diğer bir inançta iyiliği sembolize eden bu cennet meyvesinin, buralarda şu anda da "Alternatif Tıp" olarak adlandırılan "Bitkisel İlaç" piyasasında kocakarı ilacı olarak, şeker hastalığı, damar ve kalp rahatsızlıklarında kullanıldığını bilmeyen yok gibidir. 

Tanelerin muntazam dizilişiyle muhteşem bir görüntüsü olan nar, sağlık açısından Batı toplumlarında yeni yeni keşfedilirken, görünüş itibariyle esrarengizliği, yenmesi ile ise bir nevi sabrın ölçüsü ve meşakkatli bir meyve olduğudur. Narın kırılması, yani kesimesi ve tanelenmesi, kabuklarından, zarından ayıklanması sabır ve ince bir emek ister. Nar ağacının uzun yıllar bir emekten sonra meydana gelmesi ve yetişmesi, yaz başlarında, o iç geçirten nar kırmızısı rengiyle çiçeklerini açması doğaya apayrı bir renk harmonisi katar ve gönüllerimize bir cennet mekânı huzuru uyandırır. Sonbaharda ise muhteşem eserini, yani meyvesini insanoğluna sunar. Acaba Âdem babamızın cennetten çıkarılmasına sebep olan meyve bu olmuş olmasın?

Pek yazılıp çizilmemiş olsa da, geçmişteki nar bahçelerin güzelliği, nasıl uçsuz bucaksız bir çölde aniden ortaya çıkan vahalar, insan ruhunda bir çağrışım uyandırıyorsa, Karaköprü ve Suruç ovasındaki meşhur nar bahçeleri de, cennetten bir köşe olarak aynı tasavvuru zihinlerde oluşturuyordu. Geçmişe uzanıp baktığımızda, nar yetiştiriciliği başlı başına bir sanatın icrasıdır. Nar bahçelerinin düzeni, bakımı, Japonların bahçe düzenleme sanatı düzeniyle aynıydı. Karaköprü ve Suruç'un nar bahçeleri birçok yabani hayvanın korunağı haline gelmiş ve bir nevi doğal parktı aslında. Nar yetiştiricilerinin, bahçelik konusundaki yetenekleri, Babil'in cennet bahçelerinden miras kalmış destek yeridirde. Var olan bilince nar ağaçlarının ilkel yöntemlerle ıslahı ve hep saf orijinlerin korunmasında da bugün dahi görebiliriz bunu. Son yıllarda piyasada inanılmaz bir talep patlamasına uğrayan nar, sanki tadı ve faydaları yeni keşfedilmiş gibi bir algı oluşturuluyor. Hâlbuki kadim toprakların kadim meyvelerinden birisi olan bu asil meyve Mezopotamya kültüründe bir zeytin, bir incir, bir üzüm kadar geçmişi olan ve görüntüsüyle, mayhoş tadıyla, bin bir faydasıyla hiçbir meyvede rastlanmayacağı kadar faydalı özellikleriyle bu kadim geleneklerin ürünüdür.

Narın sosyal yaşamımızda sağlık, tarım, eğitim ve birçok geniş bir alanda ki dericilik bunlardan biridir geniş bir kullanım alanı vardır. Çekirdekleri bile hayvanlar için besleyici özelliğe sahiptir. Mesela, karın ağrısı ve ishal vakalarında siyah nar olarakta bilinen bir nar türünden binlerce yıldır şifa niyetine kullanıldığını, nar kabuklarının kurutulmasıyla elde edilen tozun deri işlemeciliğinde çok önemli bir antiseptik kimyasal olduğunu ifade edelim. Nar pekmezi kış aylarında, dünya mutfağının ve Anadolu coğrafyasının yemeklerine katmış olduğu tat, tarihi metinlerde yer alırken çiğköftenin yanında en güzel tatlandırıcı ve içecek olduğu da burada yaşayan kadim halklar bilirler. Bunun yanında yaz başında, çiçek zamanı geldiğinde nar çiçeğinin kırmızımsı ateş rengi muhteşem bir güzellik saçar tabiata..! Doğada az bulunur bir görsellik sunar insanoğluna! Nasıl meyvesi damaklara eşsiz bir lezzet bırakırsa, nar çiçeği de, aynı etkiyi bırakır insan ruhunda. 

Bu meyvenin yetiştiği bereketli topraklarda yaşayanlar iç ve dış görünüşüyle esrarengiz bir meyve olan nara ve ağacına binlerce yıl inanılmaz bir emek vermiş ve her şekilde ve her şeyinden faydalanmıştır. Birçok evde dekoratif bir meyve olarak kullanıldığına tanık olduğumuz bu geleneğin günümüzde dahi bazı evlerin duvarına asılmış narlara rastlamak suretiyle mümkündür. Hem de bütün bir yıl boyunca daha derin dondurucular keşfedilmeden çok önce… Acaba hangi meyve yılın on iki ayı derin dondurucular olmadan, kavurucu sıcakların ve soğuk kış günleri olduğu bu kadim topraklarda, hasattan hasada hiç bozulmadan saklanabilirdi ki… İşte buralar narın yetiştiği ve korunduğu yerdi, onun için düğünler hangi mevsimde olursa olsun gelinler güveği evine girmeden önce bir Karaköprü narı hazır bulunurdu; eğer yoksa konu komşu da mutlaka duvarda asılı bulunduran bir nar sevdalısından temin edilip gelinin o narin ellerine verilip kapıdan girmeden geremeçte kırılması sağlanırdı ki o evlilik hayırlara vesile olsun ve bereketli olsun diye. Derin dondurucular keşfedilmeden çok önce buralarda mümkünmüş her mevsimde narın hazır bulunması. Meğerse işin püf noktası sonbaharda, hasat zamanında, dalından cerrah hassaslığında kesilen narların, hiçbir darbeye maruz kalmadan, yüksekçe kuytu köşelerde hiçbir şekilde ezilmeden-zedelenmeden, bir tanesinin tüm narın bozulmasına yol açtığı bilindiğinden yüksek bir yerde bırakılmasıyla korunabiliyordu.

Yaz sıcağında daha buzdolabının keşfedilmeden çok önceleri bu yörede kızgın güneşin altında nar şerbetine buz atılmadan soğuk sularla küplerde dinlendirilen nar şerbetiyle ne güzel iftarlar açılırdı, ne hoş yemekler yenirdi. Ta ki kış aylarında toplanan karların yörede bulunan höyüklerde açılan özel bölümlerde, saman içinde muhafaza edilmesiyle, yaz ayların en sıcak günlerinde, bir nevi buzdolabı işlevi gören bu çukurlardan gerektikçe buz niyetine kullanıldığını öğrendikçe, hayranlık ve şaşkınlığımız bir kat daha artıveriyordu. Haçlıları dize getiren İslam birliğini kuran Kudüs'ü Haçlıların elinden kurtaran Müslüman-Kürt Devlet Başkanı, Selahaddin Eyyubi'nin tutsak aldığı Haçlı Komutanlarına, Ortadoğu sıcağında Frenk Kralı ve yanındakilerin, şaşkın bakışları arasında ikram ettiği buzlu şerbet, işte bu kadim topraklarda yetişen nar kültürünün devamı niteliğindeki hoş yansımalarıdır.

Bu topraklarda, kadim Türk-Arap-Kürt vs. uygarlıklarından yansıyan köklü gelenekler var ki, çoğu artık unutulmuş ya da fazla bilinmez olmuştur. Bunlardan en ilginç ve manidar olanı, er bir kişinin yiğitliği, cesareti ve korkusuzluğun ölçüsü olarak narla yapılan imtihanıdır. Yiğitliğe (ağitliğe) aday bir kişi belli büyüklükteki bir narı eline aldığında, onu parçalara ayırıp yeme süresince bir tek nar tanesini dahi yere düşürmeden yeme işini yapabiliyorsa halkın kutsal saydığı vasıflara sahip olduğuna dair binlerce yıllık inanç vardır. Akıl, beceri, cesaret ve sabır gibi vasıfların mevcudiyetini kişi de bulunduğuna dair en önemli tespitidir bu narı dökmeden sabırla yemesi. Bu imtihanda en önemli olan, imtihana tabi tutulana hiçbir şey htirilmemesiydi. Gizliliğin ana gayesi, sadece insan onuruna gösterilen saygının yansımasıydı aslında. Yani barbar toplumların, birbirlerinin onurlarını ayaklar altına alarak, karşılıklı düellolarla ortaya çıktığına inandığı sahte vasıflar, bu coğrafyanın insanı, hiçte kanlı yöntemlere başvurmadan er kişinin tıynetini-titrini nar yeme testine tabi tutarak gayet bilgece ve gayet incece bir şekilde hakkıyla öğreniveriyordu. Ve ilginçtir ki bu imtihan, yaşamın her alanında, zamanla talan ve çatışmalarda kendini hep doğruluyordu yavaş yavaş. Çağdaş zamanların modern Moğolları şu anda eğer bu kadar yıkım, kan ve gözyaşı akıtıyorsa ve halen yüreklerimiz nurlar içinde değil de nârlar içinde yanıyorsa bu kadim toprakların yiğit evlatları lüzumsuz bir şekilde birbirine kırdırılıp, kırılıp ve göç etmeye mecbur bırakılıyorsa kadim geleneklerin, kadim dillerin, kadim halkların çaresiz insanları yurtlarından ve yuvalarından ediliyorsa bu ne büyük bir imtihandır Allah'ım. Sen yiğitlerimizin nârla imtihanını nura cevir inşaAllah..!
-SON-

 
Etiketler: NARIN, HİKÂYESİ, -, 2,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
06 Aralık 2021
NADİRATTAN BİR AD: MİSBAH HİCRİ
353 Okunma.
30 Kasım 2021
URFA’DAN S. AHMET KAYA GEÇTİ
313 Okunma.
20 Kasım 2021
HAK ETTİĞİNİZİ BULURSUNUZ!
285 Okunma.
19 Kasım 2021
DİL ÜZERİNE BİR DENEME
257 Okunma.
17 Kasım 2021
KALBİN KIRIK TARAFI
259 Okunma.
13 Kasım 2021
KAHVENİN SERÜVENİ
276 Okunma.
10 Kasım 2021
KÜLTÜR ve DİL- 2
340 Okunma.
09 Kasım 2021
KÜLTÜR ve DİL- 1
282 Okunma.
05 Kasım 2021
GİTMEK GÜZELDİR ÖTELERE
331 Okunma.
27 Ekim 2021
SEVMEYİ HEP ERTELEDİK BAŞKA ZAMANLARA
388 Okunma.
22 Ekim 2021
ÇOCUK YETİŞTİRMEK BİR SANATTIR
363 Okunma.
29 Eylül 2021
YOKLUĞUN VARLIĞINDA
486 Okunma.
25 Eylül 2021
BİR ÇAĞRIDIR ŞİİR
410 Okunma.
23 Eylül 2021
SENİ DÜŞÜNMEK
447 Okunma.
10 Eylül 2021
YILDIZ YAĞMURU-2
502 Okunma.
09 Eylül 2021
YILDIZ YAĞMURU-1
415 Okunma.
03 Eylül 2021
GİTMESEYDİN EĞER
528 Okunma.
31 Ağustos 2021
BİR SÜRGÜNDÜR YÜREĞİM
527 Okunma.
27 Ağustos 2021
GİDİŞİNLE...
539 Okunma.
20 Ağustos 2021
KIRMIZIDIR AŞKIN RENGİ
565 Okunma.
26 Temmuz 2021
CAFE'NİN HİKÂYESİ
758 Okunma.
20 Mayıs 2021
URFA’YA AĞIT-III.
1105 Okunma.
19 Mayıs 2021
URAFA’YA AĞIT -II-
753 Okunma.
18 Mayıs 2021
URAFA’YA AĞIT -I-
860 Okunma.
17 Mayıs 2021
URFA’YA AĞIT
760 Okunma.
23 Şubat 2021
ÖZGÜR DÜŞÜNCEYİ KAVRAMAK
1557 Okunma.
15 Şubat 2021
SEVGİLİLER GÜNÜNE REDDİYE
954 Okunma.
12 Şubat 2021
SEVMELİYİM
847 Okunma.
28 Aralık 2020
HOŞ BİR SADÂ..!
1416 Okunma.
07 Aralık 2020
MİSBAH HİCRİ HOCAMIZ VEDA ETTİ
1616 Okunma.
02 Aralık 2020
NARIN HİKÂYESİ
1158 Okunma.
13 Kasım 2020
ŞAZELİ ŞEYHİ ALİ DEDE
1311 Okunma.
09 Kasım 2020
GÜL BAHÇESİ
933 Okunma.
10 Eylül 2020
DEDE OSMAN AVNİ HAZRETLERİ
2054 Okunma.
14 Ocak 2020
MAŞALLAH (!) HERKES KARAKÖPRÜLÜ OLDU
1357 Okunma.
25 Eylül 2019
ÇOCUKLAR ÖLDÜ TURNAM SEN ÖLME
1675 Okunma.
13 Eylül 2019
KÜLTÜR DEĞERLERİMİZDEN...
1281 Okunma.
29 Ağustos 2019
YIKILMIŞ BİR MEZARIM Kİ.!
2465 Okunma.
20 Ağustos 2019
KÜLTÜR DİLİ OLARAK TÜRKÇE
1588 Okunma.
03 Ağustos 2019
BİR OKUYUCU MEKTUBU
1305 Okunma.
20 Şubat 2019
MEDENİYETİN ÇILDIRDIĞI AN
1638 Okunma.
11 Şubat 2019
ADALET ÖZGÜRLÜK VE ONUR. HER ŞEY İNSANLIK İÇİN
1964 Okunma.
04 Ocak 2019
URFALI MEHMET AKİF
2377 Okunma.
05 Eylül 2018
ACI HAYAL
3072 Okunma.
29 Ocak 2018
NARIN HİKÂYESİ - 1
5532 Okunma.
23 Ekim 2017
KARAKÖPRÜ'DE ALİ BABA HAYRATI
2572 Okunma.
13 Eylül 2017
BİR ÇAĞDAŞ OZAN'IN CANDAN TANELERİ
2632 Okunma.
20 Haziran 2017
HERKES KARAKÖPRÜLÜ OLDU
3128 Okunma.
27 Mayıs 2017
BÜYÜKŞEHİR’İN KİTAP TANITIM GÜNLERİ
2765 Okunma.
13 Mayıs 2017
BİRAZ DA NOSTALJİ
2673 Okunma.
14 Şubat 2017
SEVGİLİLER GÜNÜNE DAİR..!
3075 Okunma.
07 Ocak 2017
MEHMET AKİF İNAN ve SENDİKACILIK
3514 Okunma.
18 Ağustos 2016
BEN DE SİZİN KADAR BURALIYIM -2
3079 Okunma.
17 Ağustos 2016
BEN DE SİZİN KADAR BURALIYIM -1
2861 Okunma.
23 Haziran 2016
"BU ŞEHRİN GECELERİ"
3272 Okunma.
31 Mayıs 2016
ŞANLIURFA'NIN AK ve karası
2982 Okunma.
25 Nisan 2016
"HAYIRDA YARIŞANLAR OLUN"
2993 Okunma.
16 Nisan 2016
KARAKÖPRÜ’DE ALİ BABA HAYRATI
4394 Okunma.
14 Nisan 2016
GAP KIZ ANADOLU LİSESİ VE AHMET ÖZYAVUZ
3243 Okunma.
13 Şubat 2016
AZİZ VALENTİN GÜNÜ…!?
707 Okunma.
15 Ocak 2016
TARİHİ AÇIDAN BAĞIMLILIK
4407 Okunma.
01 Aralık 2015
"M. NİHAT KÜRKÇÜOĞLU FIRÇASINDAN" ŞANLIURFA ALBÜMÜ ÜZERİNE
2857 Okunma.
27 Şubat 2015
YEŞİLAY ve TBM
3556 Okunma.
22 Ağustos 2014
ÖZGÜR DÜŞÜNCEYİ KAVRAMAK
3201 Okunma.
06 Ağustos 2014
HZ. İBRAHİM, DERGÂHTA YAPILAN ZİKİRLER VE İHSAN ÇERMİKLİ
7187 Okunma.
04 Temmuz 2014
ALİ BABA CAMİİ'NDE RAMAZANI YAŞAMAK
3824 Okunma.
21 Haziran 2014
IRMAKLARI KAN AKAN COĞRAFYA
3198 Okunma.
22 Mayıs 2014
URFA’NIN KÜLTÜREL VİZYONU NASIL OLMALI
3919 Okunma.
17 Mayıs 2014
"KÖMÜR KARASIDIR GÖZYAŞI"
3637 Okunma.
09 Mayıs 2014
ŞEHİR VE MEDENİYET
3737 Okunma.
18 Nisan 2014
YENİDEN MERHABA
3759 Okunma.
Haber Yazılımı