Yazı Detayı
19 Kasım 2021 - Cuma 10:16 Bu yazı 257 kez okundu
 
DİL ÜZERİNE BİR DENEME
Ali TUTLUOĞLU
alitutluoglu_1976@outlook.com
 
 

"Ülke coğrafyasında bir dilim vardı

Yunus'un Galip'in soylu gergefi"

Mehmet Akif İNAN

İnsanlar arasında iletişimi sağlayan dil doğal bir araçtır. Doğal olması onun canlı olmasına bir kanıttır. Dilin kendine özgü kanunları olan ve bu kanunlar çerçevesinde gelişen canlı bir varlık, temeli ise bilinmeyen zamanlarda atılmış bir gizli antlaşmalar sistemi ve seslerden örülmüş sosyal bir sistemdir. Dil insanlar arasında anlaşmayı sağlayan en önemli unsurdur. Çünkü insanlar duygularını, düşüncelerini, fikirlerini birbirlerine aktarmak ve isteklerini iletmek için dil dediğimiz vasıtaya başvururlar.

 

 

Ondan dolayıdır ki insanoğlu canlı bir varlık olduğundan dilde canlı bir varlıktır. Dil insanların kullandığı her hangi bir nesneye benzemez. Onun aracılığı sadece anlaşmayı yapması bakımındandır. Nesiller arasındaki bağda dil ile gerçekleştirilir ve geçmişten kopuş dil ile önlenmiş olur. Dil zaten nesilden nesile aktarılan canlı bir varlıktır aynı zamanda.

 

Bu aktarım yapılırken değişim dönüşümde olabilir bazen; ama öyle istediğimiz gibi kaidesiz olmaz, bazı kuralları vardır dilin kendince. İnsanlar dile istediği gibi hükmedemezler. Dilin kendine özgü doğallığı vardır. Ve bu doğallığa uymak ise biz insanlara-onu kullananlara- düşer. Yani dile biz değil, dil bize yön verir. Bu bakımdan canlı bir varlık olama özelliğine sahiptir.                                     

 

Türkçe nesneleri ve hareketleri karşılama bakımından iki yöne bakar. İsimler ve fiiller. Nesneleri isimlendirerek anlamlandırırız. Ve hareketlere de isim vererek fiil isimlerini ifade etmiş oluruz. Türkçede isimler ve fiiller açık olarak görünürler ve anlamlandırılırlar. Kökün açık olarak görünmesi demek eklerden sıyrılmış haliylede bir anlam ifade etmesi, isim kökü ise tek başına, fiil kökü ise diğer fili kökleri gibi ekler alarak kullanılması demektir. Misal olarak baş-lık, süt-çü, bağ-lamak kelimelerinde baş, süt, bağ isim kökleri açık olarak görünmekte ve tek başlarına da kullanılmaktadırlar. Aynı şekilde geç-miş, bil-gi, sev-dirmek kelimelerinde geç-, bil-, sev- fiil kökleri açıkça belli olmaktadır.              

 

Yani Türkçedeki isim ve fiil kökleri dışarıdan müdahaleleri kabul etmeyen bir dil yapısına sahip canlı varlıktır. Örneğin otomobilde bir araçtır, at da bir araçtır uzağı yakın eden. İnsan otomobile istediği gibi yön verebilir; ama at karşısında onun tabiatına uygun hareket etmek zorundadır. Otomobile istediği şekli verir, onun biçimini istediği şekle sokar, onu istediği gibi kullanır, isterse bir uçuruma sevk edebilir. Fakat at dediğimiz canlı olan varlığın biçimini değiştiremez, onu istediğimiz gibi kullanamaz ve istediğimiz yere sevk edemeyiz. Başını da kesseniz ata korktuğu yerden bir adım attıramayız.        

 

Mesela bir uçuruma sevk edemeyiz. İşte dilin araçsallığı böyle bir araçsallıktır. Yani bir atın araçsallığı gibi. Dil de işte iletişimi sağlamak yönünden bir araç gibi iş görür, yalnız doğal, canlı bir varlık gibi. Doğal ve canlı olan dilin kendine özgü kuralları ve kendine özgülülüğü vardır. Bunlara dil kuralları deriz. Bunlar kendi içinde dilin prensipleridir. Bunlar dille birlikte doğup, büyüyüp, gelişirler ve o dili ifade ederler. Türkçe, Kürtçe, Arapça, İngilizce, Fransızca ve Farsça gibi. Yani her ırkın kendine özgü, doğasına uygun yarattığı bir gizli anlaşmalar sistemi gibi.

 

Dil canlı bir varlık gibidir. Zaman zaman tarihi seyri içerisinde gelişen ve serpilen bir görüntü de verir. Bu dilin tabiatında vardır ve konuşulduğu kadar yayılır, gelişir. Konuşulmazsa yok olup gider. Bütün gelişmeler ve değişimler dilin kendine özgülüğünü koruması ve dışarıdan gelen müdahalelere karşı da kendini korumaya almasına sebep olur. Kendinden olmayan hiçbir şeyi kabul etmez eğer ederse yozlaşma olacağından yok olma sürecini başlatmış olur. Dilin doğal, canlı ve devamlılık gibi yönünden dolayı dışarıdan suni müdahalelere karşı dirençlidir her zaman. 

 

Dilin canlı bir varlık olarak yapısından dolayı, bireylerin ve toplumun istedikleri şekilde karışmalarına izin vermez kendisine. Dilin bireylere ve topluma tabi olmayan bir tabiatı vardır. Bireyler ve toplum dile tabii olmak zorundadır. Dilin kendine özgü kanunları ve prensipleri vardır ve bunlar kendi kaideleridir.

 

Bu kaideler dışına çıkılarakta dilin o canlı yapısına bir şey kazandıramayız. Çünkü dil ancak kendi bünyesine ve tabiatına uygun olan şeyleri alacaktır. Fıtratına uygun ne varsa o şekildeki müdahaleyi kabul eder yoksa diğer şeyler zorlama olacaktır. Buda onun canlı bir varlık olmasına terstir aynı bir atı uçuruma sevk etmek gibi bir şeydir.

 

Bundan dolayıdır ki dilin bünyesini saran yabancı unsurlar, zararlı otlar gibi, dilin doğal gelişimine engel olurlar. Böyle durumlarda dilin doğal gelişme yolunu açık tutmak için yabancı unsurları temizlemek üzere dile dışarıdan yardım etmek mümkündür. 

 

Yani yabancı otları temizlemek ve yabancı kelimeleri dilden uzak tutmak yada dile gren yeni kelimeleri o dilin kaideleri çerçevesinde kullanmak gibi. Bu da dile kendi kaideleri içinde kalarak ve dilin doğallığına müdahale etmeden faydalı olunur. Çünkü dil kendi kanunları ve kendi prensipleri ve doğallığı içinde aynı vermiş olduğumuz at örneği içerisinde gelişen, dönüşen ve dönüştürülen bir canlı varlıktır.  

 

Şimdi bir düşünelim son yüz yılda bu coğrafyada konuşulan ve canlı bir varlık olarak dile getirdiğimiz Türkçeye, Kürtçeye ve Osmanlı Türkçesine yapılan müdahaleleri. Kendi geçmişinden bihaber yaşayan Âsımın neslini, atalarının dilini okuyamayan, yazamayan ve anlayamayan Yeni Türkiye'nin gençlerini…!!!  

 
Etiketler: DİL, ÜZERİNE, BİR, DENEME,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
06 Aralık 2021
NADİRATTAN BİR AD: MİSBAH HİCRİ
353 Okunma.
30 Kasım 2021
URFA’DAN S. AHMET KAYA GEÇTİ
313 Okunma.
20 Kasım 2021
HAK ETTİĞİNİZİ BULURSUNUZ!
285 Okunma.
17 Kasım 2021
KALBİN KIRIK TARAFI
259 Okunma.
13 Kasım 2021
KAHVENİN SERÜVENİ
276 Okunma.
10 Kasım 2021
KÜLTÜR ve DİL- 2
340 Okunma.
09 Kasım 2021
KÜLTÜR ve DİL- 1
282 Okunma.
05 Kasım 2021
GİTMEK GÜZELDİR ÖTELERE
331 Okunma.
27 Ekim 2021
SEVMEYİ HEP ERTELEDİK BAŞKA ZAMANLARA
388 Okunma.
22 Ekim 2021
ÇOCUK YETİŞTİRMEK BİR SANATTIR
363 Okunma.
29 Eylül 2021
YOKLUĞUN VARLIĞINDA
486 Okunma.
25 Eylül 2021
BİR ÇAĞRIDIR ŞİİR
410 Okunma.
23 Eylül 2021
SENİ DÜŞÜNMEK
447 Okunma.
10 Eylül 2021
YILDIZ YAĞMURU-2
502 Okunma.
09 Eylül 2021
YILDIZ YAĞMURU-1
415 Okunma.
03 Eylül 2021
GİTMESEYDİN EĞER
528 Okunma.
31 Ağustos 2021
BİR SÜRGÜNDÜR YÜREĞİM
527 Okunma.
27 Ağustos 2021
GİDİŞİNLE...
539 Okunma.
20 Ağustos 2021
KIRMIZIDIR AŞKIN RENGİ
565 Okunma.
26 Temmuz 2021
CAFE'NİN HİKÂYESİ
758 Okunma.
20 Mayıs 2021
URFA’YA AĞIT-III.
1105 Okunma.
19 Mayıs 2021
URAFA’YA AĞIT -II-
753 Okunma.
18 Mayıs 2021
URAFA’YA AĞIT -I-
860 Okunma.
17 Mayıs 2021
URFA’YA AĞIT
760 Okunma.
23 Şubat 2021
ÖZGÜR DÜŞÜNCEYİ KAVRAMAK
1557 Okunma.
15 Şubat 2021
SEVGİLİLER GÜNÜNE REDDİYE
954 Okunma.
12 Şubat 2021
SEVMELİYİM
847 Okunma.
28 Aralık 2020
HOŞ BİR SADÂ..!
1416 Okunma.
07 Aralık 2020
MİSBAH HİCRİ HOCAMIZ VEDA ETTİ
1615 Okunma.
02 Aralık 2020
NARIN HİKÂYESİ
1158 Okunma.
13 Kasım 2020
ŞAZELİ ŞEYHİ ALİ DEDE
1311 Okunma.
09 Kasım 2020
GÜL BAHÇESİ
933 Okunma.
10 Eylül 2020
DEDE OSMAN AVNİ HAZRETLERİ
2053 Okunma.
14 Ocak 2020
MAŞALLAH (!) HERKES KARAKÖPRÜLÜ OLDU
1357 Okunma.
25 Eylül 2019
ÇOCUKLAR ÖLDÜ TURNAM SEN ÖLME
1675 Okunma.
13 Eylül 2019
KÜLTÜR DEĞERLERİMİZDEN...
1281 Okunma.
29 Ağustos 2019
YIKILMIŞ BİR MEZARIM Kİ.!
2465 Okunma.
20 Ağustos 2019
KÜLTÜR DİLİ OLARAK TÜRKÇE
1588 Okunma.
03 Ağustos 2019
BİR OKUYUCU MEKTUBU
1305 Okunma.
20 Şubat 2019
MEDENİYETİN ÇILDIRDIĞI AN
1638 Okunma.
11 Şubat 2019
ADALET ÖZGÜRLÜK VE ONUR. HER ŞEY İNSANLIK İÇİN
1963 Okunma.
04 Ocak 2019
URFALI MEHMET AKİF
2377 Okunma.
05 Eylül 2018
ACI HAYAL
3072 Okunma.
30 Ocak 2018
NARIN HİKÂYESİ - 2
7394 Okunma.
29 Ocak 2018
NARIN HİKÂYESİ - 1
5532 Okunma.
23 Ekim 2017
KARAKÖPRÜ'DE ALİ BABA HAYRATI
2572 Okunma.
13 Eylül 2017
BİR ÇAĞDAŞ OZAN'IN CANDAN TANELERİ
2632 Okunma.
20 Haziran 2017
HERKES KARAKÖPRÜLÜ OLDU
3128 Okunma.
27 Mayıs 2017
BÜYÜKŞEHİR’İN KİTAP TANITIM GÜNLERİ
2765 Okunma.
13 Mayıs 2017
BİRAZ DA NOSTALJİ
2673 Okunma.
14 Şubat 2017
SEVGİLİLER GÜNÜNE DAİR..!
3075 Okunma.
07 Ocak 2017
MEHMET AKİF İNAN ve SENDİKACILIK
3514 Okunma.
18 Ağustos 2016
BEN DE SİZİN KADAR BURALIYIM -2
3079 Okunma.
17 Ağustos 2016
BEN DE SİZİN KADAR BURALIYIM -1
2861 Okunma.
23 Haziran 2016
"BU ŞEHRİN GECELERİ"
3272 Okunma.
31 Mayıs 2016
ŞANLIURFA'NIN AK ve karası
2982 Okunma.
25 Nisan 2016
"HAYIRDA YARIŞANLAR OLUN"
2993 Okunma.
16 Nisan 2016
KARAKÖPRÜ’DE ALİ BABA HAYRATI
4393 Okunma.
14 Nisan 2016
GAP KIZ ANADOLU LİSESİ VE AHMET ÖZYAVUZ
3243 Okunma.
13 Şubat 2016
AZİZ VALENTİN GÜNÜ…!?
707 Okunma.
15 Ocak 2016
TARİHİ AÇIDAN BAĞIMLILIK
4407 Okunma.
01 Aralık 2015
"M. NİHAT KÜRKÇÜOĞLU FIRÇASINDAN" ŞANLIURFA ALBÜMÜ ÜZERİNE
2857 Okunma.
27 Şubat 2015
YEŞİLAY ve TBM
3556 Okunma.
22 Ağustos 2014
ÖZGÜR DÜŞÜNCEYİ KAVRAMAK
3201 Okunma.
06 Ağustos 2014
HZ. İBRAHİM, DERGÂHTA YAPILAN ZİKİRLER VE İHSAN ÇERMİKLİ
7187 Okunma.
04 Temmuz 2014
ALİ BABA CAMİİ'NDE RAMAZANI YAŞAMAK
3824 Okunma.
21 Haziran 2014
IRMAKLARI KAN AKAN COĞRAFYA
3198 Okunma.
22 Mayıs 2014
URFA’NIN KÜLTÜREL VİZYONU NASIL OLMALI
3919 Okunma.
17 Mayıs 2014
"KÖMÜR KARASIDIR GÖZYAŞI"
3637 Okunma.
09 Mayıs 2014
ŞEHİR VE MEDENİYET
3737 Okunma.
18 Nisan 2014
YENİDEN MERHABA
3759 Okunma.
Haber Yazılımı