Yazı Detayı
26 Ocak 2021 - Salı 10:06 Bu yazı 1004 kez okundu
 
BİR “YALAVUZ” ŞAİR: BEKİR URFALI -1
Mehmet SARMIŞ
mehmetsarmis@gmail.com
 
 
Kendisiyle ne zaman, nerede ve nasıl tanıştığımızı hatırlamıyorum. Aslında tanışmak da sayılmaz, zaman zaman yollarımız kesişti, selamlaştık, belki ayaküstü birkaç kelam ettik, o kadar. Fakat bende hep, efendi, düzgün, kendi halinde ve iyi bir şair etkisi bırakmıştır.
 
İki yıl önce bir yıl kadar sürdürdüğüm TYB Şanlıurfa Şube başkanlığım sırasında yaptığımız programlara ısrarla davet ettim, tanıyanlar gelmez dediler, ama beni kırmayıp geldi. İyi ki de geldi. Cuma akşamları yaptığımız haftalık sohbetlerimize aynı arabayla gidip geldik O zaman biraz daha yakından tanımaya başladım. Aylık olarak sürdüğümüz şiir meclislerinde kendi sesinden şiirlerini dinledik, memnun olduk. Şu yakınlarda üçüncü şiir kitabı "Mihriban" çıktı. Ben de son zamanlarda Urfa ve Urfalılar üzerine daha çok okumaya, yazmaya başlamıştım. En son görev yaptığı İbrahim Tatlıses Müzik Müzesindeki yerine uğrayıp çayını içince ve "Mihriban"ı imzalayıp takdim edince onunla ilgili bir yazı da yazmak istedim. Fakat öyle çalakalem olmasın, herkesin bildiği şeyleri tekrarlamayayım dedim. Kamuoyu, özellikle şiir sevenler onu daha yakından tanısın.
 
Aradım, uzunca konuştuk. Her zamanki gibi alçak gönüllü, mahcup. Ama kırmadı beni, yardımcı oldu. Aşağıdaki bilgilerin çoğunu kendisinden aldım. Bu arada "Kendini, hatıralarını yaz, unutulmasın." diye ısrarla rica ettim. İnşallah yazar. Yazımı okursanız eğer, onun hayatının yazılacak bir hayat olduğunu da kabul edersiniz.
 
1962 yılında Eyyübiye'ye bağlı, Urfa'nın en eski mahallelerinden biri olan Pınarbaşı Mahallesinde doğdu. (Doğum tarihi kesin değil, o dönemdeki birçok Urfalı gibi nüfus memuru ne yazmışsa o.) Babası Naimi Aşiretinin Mutar kolundan Süleyman Efendi, annesi Çiğköftegilden, Kadiri Tarikatı Şeyhi Şıh Müslüm Efendinin müridi Sofu Halil Sebilcioğlu'nun kızı Neciye Hanım. Kendisi ailenin ilk çocuğu, bir erkek, bir kızkardeşi var.
 
Sütten kesilince, anneannesine verilmiş, 6-7 yaşına kadar orada kalmış. 
 
Daha 5 yaşında iken, yağmurlu bir bahar gününde  erkek elbise terzisi olan teyzesi oğlu Sabri Akkafa elinden tutarak Kafafhane'deki terzi dükkanına götürmüş, böylece terzilik mesleğine başlamış. İlk ustası İstanbul'a göç etmeye karar verince, kendisini ve küçük kardeşini Meçek Hanında terzilik yapan Garibinoğlu Mustafa Gülaçar'a emanet etmiş. 
 
Ustasının ısrarı üzerine babası ilkokula kaydı için onay verince 1970 yılında 8 yaşında Yavuz Sultan Selim ilkokuluna başlamış ve  1975/76 Eğitim Öğretim yılı sonunda mezun olmuş. Okul hayatı bu kadar. Asıl sebep maddi imkânsızlık olsa da, babası o yıllardaki terör olaylarını gerekçe göstererek "Otobosların üzerinde neriye gettiği yazısını ohıyabilisense, tamam." deyip okul hayatını bitirmiş.
 
1977'den askere gidinceye kadar pantoloncu kalfası olarak, parça başı ücret üzerinden Sarayönü'nde Yaşar Dülger ustanın yanında çalışmış. 
 
1982 Yılında başladığı askerlik hayatının acemilik dönemini Kırklareli/Vize'de, ustalık dönemini ise Ankara/Güvercinlik'te tamamlamış.
 
Bundan sonrasında hayatı zor bir döneme girmiş, çok sıkıntı yaşamış. Babası ikinci evlilik yapmış, ona kızan kardeşi memleketi terk edip gurbete çıkmış, annesi bu acılara dayanamayıp verem olmuş, böylece ailenin bütün sorumluluğu genç Bekir'in üstüne kalmış. Maddi durumu uygun olmadığı için kendi dükkânını açamamış. Bir ara Diyarbakır Dicle Üniversitesine bağlı olan Urfa Ziraat Fakültesinde  bulaşıkçı olarak işe girmiş, ancak ücretinin ödenmemesi sebebiyle ayrılıp, Urfa Çimento fabrikasının inşaatında çalışmaya başlamış. Tam bir Yeşilçam filmi yani.
 
1984 yılında geçici işçi olarak Urfa belediyesine girmiş. İdari işler amiri Reşit Yüzgen, "Sen şehir çocuğusun, seni Mehmet Oymak Hocanın yanına veriyorum" deyince, daha önce gıyaben tanıdığı, her biri birer Urfa sevdalısı olan Harran Dergisi ekibi ile tanışmaya ve yakınlaşmaya başlamış. Oymak Hoca  belediyeden ayrılıncaya kadar 10 yıl odacısı olarak yanında çalışmış.
 
1988 Yılı Mayıs'ında, bir kurban bayramı sabahı "hayatta tek dayanağım, yaşama sebebim" dediği annesini kaybedince yapayalnız kalmış ve çok acı çekmiş. Ben diyorum zaten "Bu adamın yüreği acı dolu" diye. Boşuna değil o "yalavuzluk" duygusu, o hasret yüklü hüzünlü şiirler… 
 
1980'de "mektup arkadaşı" olarak Milli Gazeteden tanıştığı, Ankara'da asker olduğu dönemde görüştüğü kızla 1989'da evlenmiş. Bak hele? İşte bu büyük bir sürpriz benim için. Ama güzel bir sürpriz. Az değilmişsin Bekir Bey! Biri erkek, ikisi kız, üç çocukları olmuş. Hayatı nispeten bir düzene girmiş.
 
Şimdi, hayatının kronolojisine ara verip biraz da şiir hayatına bakalım:
 
Şiire 5. Sınıf Öğretmeni Hamza Turan'ın bir Türkçe dersinde "Çocuklar, bugün şiir yazacağız." demesiyle başlamış. Şiir, elbette bir yetenek işidir, ama bu yeteneklerin keşfi de son derecede önemlidir. Her konuda olduğu gibi bu konuda da öğretmenlere çok iş düşüyor. 
 
Küçük Bekir o günden sonra şiirden hiç kopmamış, büyüdükçe şiirini de büyütmüş.
 
Fakat hemen her şairin başına gelen onun da başına gelmiş. Yazdıklarını yakın arkadaşlarına ve çevresinde şiirden anladığını düşündüğü kimselere gösteriyor, ama onlar kendisi ile dalga geçiyor, şiirleri ile alay ediyormuş. Bu yüzden cesareti kırılmış, yazdıklarını kimseye göstermemeye başlamış. Fakat yazmaya devam ediyor ve artık bir yerlerde yayınlamak istiyormuş. İşte o süreçte tanıyanların alaylarına maruz kalmamak için, "Kaplantaş" olan soyadını kullanmayıp, kendisine çok yakışan "Urfalı" soyadını kullanmaya karar vermiş. Artık herkesin tanıdığı "Bekir Urfalı" adı böyle çıkmış ortaya.
 
Şiir geçmişi ile ilgili olarak şöyle diyor: "Güçlü bir şiirim yoktu. Şiiri bilmiyordum. (Hâlâ da bilmiyorum.) Kimseden yardım almaya cesaretim yoktu. Şive konuştuğumdan dolayı Türkçe'm zayıftı. El yordamıyla gidiyordum. Urfa'nın mümbit kültürü, çocukluğumda dinlediğim hikâyeler, kıssalar, öğütler, Urfa'nın gazel geleneği bende bir kulak oluşturmuştu. Bu birikimlere tutunarak şiirimi götürmeye çalıştım." 
 
Devamı yarın...
 
Etiketler: BİR, “YALAVUZ”, ŞAİR:, BEKİR, URFALI, -1,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
28 Ekim 2021
OĞLUNUN DİLİNDEN DERVİŞ HOCA - 4
169 Okunma.
27 Ekim 2021
OĞLUNUN DİLİNDEN DERVİŞ HOCA-3
253 Okunma.
26 Ekim 2021
OĞLUNUN DİLİNDEN DERVİŞ HOCA -2
383 Okunma.
25 Ekim 2021
OĞLUNUN DİLİNDEN DERVİŞ HOCA
546 Okunma.
02 Ekim 2021
AYRILMALAR VE KAVUŞMALAR
246 Okunma.
18 Ağustos 2021
UZAK DİYARLARDAN URFA’YA GELENLER
1010 Okunma.
26 Temmuz 2021
KOÇVİRAN'DA TARİHİ DOKU YOK OLMAK İLE KARŞI KARŞIYA
671 Okunma.
15 Temmuz 2021
URFA’NIN ÇOK RENKLİ SİMASI: MUHARREM ÇELİK
555 Okunma.
14 Temmuz 2021
BİR MÜNZEVİ HATTAT: ADNAN HALİL ALPAY-3
479 Okunma.
13 Temmuz 2021
BİR MÜNZEVİ HATTAT: ADNAN HALİL ALPAY-2
459 Okunma.
12 Temmuz 2021
BİR MÜNZEVİ HATTAT: ADNAN HALİL ALPAY-1
488 Okunma.
27 Mayıs 2021
İŞİNE AŞKI KATAN MİMAR: CEVHER İLHAN-4
1563 Okunma.
26 Mayıs 2021
İŞİNE AŞKI KATAN MİMAR: CEVHER İLHAN-3
844 Okunma.
25 Mayıs 2021
İŞİNE AŞKI KATAN MİMAR: CEVHER İLHAN-2
960 Okunma.
24 Mayıs 2021
İŞİNE AŞKI KATAN MİMAR: CEVHER İLHAN-1
932 Okunma.
12 Mart 2021
BİR GAZELİN PEŞİNDEN “VAMIK U AZRA”
3496 Okunma.
10 Şubat 2021
URFA KÜLTÜR VE SANATININ BÜYÜK EMEKTARI: CİHAT KÜRKÇÜOĞLU / İKİNCİ BÖLÜM
1100 Okunma.
09 Şubat 2021
URFA KÜLTÜR VE SANATININ BÜYÜK EMEKTARI: CİHAT KÜRKÇÜOĞLU BİRİNCİ BÖLÜM
773 Okunma.
04 Şubat 2021
URFA HİNDİYYE TEKKESİ-2
1089 Okunma.
03 Şubat 2021
URFA HİNDİYYE TEKKESİ-1
1040 Okunma.
02 Şubat 2021
NE OLACAK BU ESKİ URFA’NIN HALİ?
910 Okunma.
27 Ocak 2021
BİR “YALAVUZ” ŞAİR: BEKİR URFALI -2
1006 Okunma.
22 Ocak 2021
İKİ GÜZEL İNSAN, İKİ ÖRNEK ESNAF
1208 Okunma.
19 Ocak 2021
URFA’NIN UNUTTUĞU BÜYÜK HATTAT BEHÇET ARABÎ
2122 Okunma.
14 Ocak 2021
URFA İÇİN BÜYÜK BİR DEĞER: MAHMUT KARAKAŞ
1882 Okunma.
30 Aralık 2020
SORUN BÜYÜK VE DERİNDE
740 Okunma.
17 Aralık 2020
ŞANLIURFA YAZITLARI
1153 Okunma.
28 Kasım 2020
MİSBAH HİCRİ
1001 Okunma.
05 Kasım 2020
ŞAHİN DOĞAN VE İKİ KİTABI
1765 Okunma.
26 Eylül 2020
BİR GÜZEL İNSAN: İBRAHİM TORU
1159 Okunma.
08 Eylül 2020
BİR HAS ŞAİR: SEYYİD AHMET KAYA
1300 Okunma.
06 Şubat 2020
OKUMAK…
1972 Okunma.
17 Ocak 2020
ANSIZIN HAYAT
1164 Okunma.
13 Aralık 2019
SELAHATTİN EYYUBİ GÜLER VE SOĞMATAR KİTABI
1517 Okunma.
10 Aralık 2019
HÜZÜN
1071 Okunma.
22 Kasım 2019
BİR KİBİR, BİR KİBİR
1078 Okunma.
16 Kasım 2019
KADINLARLA İLGİLİ KISA KISA
1044 Okunma.
16 Eylül 2019
BİR ACAYİP GENÇLİK
1485 Okunma.
06 Ağustos 2019
KURTULUŞUN 100. YIL HAZIRLIKLARI
1895 Okunma.
02 Mayıs 2019
“HAKİKATİN İZİNDE” BİR “EZELÎ MAĞLUP” VE BİR “YALNIZ ENTELEKTÜEL”
1997 Okunma.
09 Mart 2019
BENİM 28 ŞUBAT’IM-6- SON
1955 Okunma.
08 Mart 2019
BENİM 28 ŞUBAT’IM-5
1551 Okunma.
07 Mart 2019
BENİM 28 ŞUBAT’IM-4
1580 Okunma.
06 Mart 2019
BENİM 28 ŞUBAT’IM-3
1572 Okunma.
05 Mart 2019
BENİM 28 ŞUBAT’IM-2
1676 Okunma.
04 Mart 2019
BENİM 28 ŞUBAT’IM-1
1958 Okunma.
26 Şubat 2019
YOLCULUK NEREYE?
1330 Okunma.
14 Şubat 2019
İMTİHAN GERÇEĞİ
2826 Okunma.
10 Aralık 2018
MİSBAH HİCRİ VE İKİ KİTABI
3273 Okunma.
01 Kasım 2018
SÖZ OKYANUSUNDA YOLCULUK
2297 Okunma.
08 Ekim 2018
MEHMET KURTOĞLU VE “EZELDEN URFA”
3169 Okunma.
24 Temmuz 2018
GÖBEKLİTEPE ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
7263 Okunma.
17 Temmuz 2018
ÇAPIT TOP
3316 Okunma.
23 Mayıs 2018
EDİRNE’DEN MOSTAR’A KÜLTÜR KERVANI
4482 Okunma.
19 Mart 2018
GAP GÜNDEMİYLE 20 YIL
2881 Okunma.
14 Mayıs 2015
KENAN EVREN ÖLDÜ, ADI YAŞIYOR
2749 Okunma.
05 Mayıs 2015
ÖLÜME ÖVGÜ
2909 Okunma.
28 Nisan 2015
YA BİZDENSİN YA DA…
1152 Okunma.
21 Nisan 2015
YENİ BİR FIRSAT
2770 Okunma.
08 Nisan 2015
DEVLETİN MALI NEDİR?
3200 Okunma.
01 Nisan 2015
GÜZEL ÖRNEKLER DE VAR
2682 Okunma.
26 Mart 2015
BİZ'İ ANLATMAYA DEVAM
2605 Okunma.
20 Mart 2015
YA, ALLAH BAŞARAMADINIZ DERSE…
1128 Okunma.
16 Mart 2015
1915'TEN GÜNÜMÜZE
2571 Okunma.
05 Mart 2015
ÇÖZÜM UMUDU
2559 Okunma.
02 Mart 2015
URFA'NIN BÜYÜK POTANSİYELİ
2846 Okunma.
26 Şubat 2015
MİLLETİN VEKİLİ OLMAK İSTEYENLERE…
1528 Okunma.
23 Şubat 2015
DEĞERLER EĞİTİMİ
2566 Okunma.
18 Şubat 2015
İKİ BABA VE BİZ
2593 Okunma.
10 Şubat 2015
YENİDEN YAZMAK
3265 Okunma.
Haber Yazılımı