Yazı Detayı
09 Mart 2019 - Cumartesi 12:11 Bu yazı 1955 kez okundu
 
BENİM 28 ŞUBAT’IM-6- SON
Mehmet SARMIŞ
mehmetsarmis@gmail.com
 
 
28 Şubat Sürecinin Sonu:
Nihayet "Bin yıl sürecek" denilen o süreç 2000'lerin başında bitti. Son günlerde bitmedi diyenler, farklı değerlendirmeler yapanlar olsa da bana göre o süreç o şekliyle bitti veya evrildi, geri çekildi. Bir takım çevreler fırsat bulsalar yeniden benzer şeyler yapabilirler mi? Akıllarından geçirenler ve yapmak isteyenler çıkabilir. Ancak bu kadar tecrübeden sonra o cenahın da çıkardığı dersler olduğunu, yaptıkları yanlışlıkların farkına vardıklarını düşünmek istiyorum ve bunu canı gönülden umuyorum.
 
Tabii ki hayat devam ediyor. Devam ettikçe de süreçler bitmez. Bu sefer başka bir süreç veya iç içe geçmiş başka başka süreçler başladı.
 
2000'ler:
28 Şubat'ın mağdurları, halkın desteği ile iktidara geldi. (Bu arada ben kendim için "mağdur" ifadesini kullanmaktan hoşlanmıyorum.)Güzel şeyler yapıldı. Genel olarak bütün insanlar, özel olarak da dindar insanların önündeki yasaklar kaldırıldı, dini özgürlükler alanında büyük mesafeler alındı.
 
Tam her şey güzel gidiyor, daha da iyi olacak derken…
 
28 Şubat'ta, bir büyüğümüzün ifadesi ile "vitrinimize taş atılmış, ayarımız ortaya çıkmıştı." Kendi acı gerçeğimizle karşılaşmıştık.
 
Zaman içinde o tecrübeden gerekli dersleri çıkarmış olmalıydık. Ama…
 
İmtihanda olduğumuzu ve "varlıkla imtihan" edilmenin daha zor olduğunu unuttuk; bazılarımız savaşın kazanıldığını sandı ve "Okçular Tepesini" terk edip ganimet peşine düştü. 
 
Bazı "mücahitler müteahhitlere" dönüştü. "Masa, kasa, nisa" söylemleri ayyuka çıktı. "Bir avuç içmemiz gereken ırmaktan" bazılarımız kana kana içer oldu. Bunun sonucunda karşı çıktıklarımıza benzemeye başladı, hızla dünyevileşti. Haram helal sınırı görünmez oldu. Uyaranlara ters ters bakılmaya başlandı. Bunlar yola beraber çıktıkları arkadaşlarını yolda buldukları ile değiştirdiler. Kısaca vitrinimizin içini düzenleyeceğimiz yerde, vitrini tamir etmeye çalıştılar. Samimiyetin yerini şov almaya başladı. Bir zamanlar bayraklaştırılan tesettür, birçokları için artık bir moda malzemesiydi. 
 
Tabii iktidarın nimetleri "her devrin adamlarını" da bu tarafa çekti. Bala üşüşen eşek arıları ve sinekler gibi… Onlar için amaçlarına götüren her yol mubahtı zaten. Bunlar "din iman edebiyatı"nı daha iyi yaparlardı. Şimdi sosyal medya platformları da olduğu için daha kolaydı. Her gün birkaç ayet "sallayıp" geniş kitleleri uyutabilir, gemilerini yürütebilirlerdi. Yürüttüler. Dün başörtülü avına çıkanların bazıları bugün zirvelere çıktılar, el üstünde tutulmaya başlandılar.
 
Artık birileri nezdinde "dava, hak, hukuk, hizmet, ihlas, hesap günü bilinci vb" modası geçmiş kavramlardı. Bunlardan söz etmeye devam eden samimi insanlar üzülmüş, örselenmiş, itelenmiş önemli değildi. Her devirde olanlar yine olmaya başlamıştı.
 
Bana gelince…
28 Şubat'tan sonra bir daha idareci olmam diyordum. Olmak da istemedim, ama yapamadım. Hizmetten kaçmak olmazdı, bu yüzden gelen tekliflere hayır diyemedim.
 
Önce Şair Nabi İlköğretim Okulunda müdür yardımcısı, sonra okul müdürü oldum.  Daha sonra İl Milli Eğitim Müdürlüğünde Şube Müdürlüğü, Milli Eğitim Müdür Yardımcılığı, kısa bir süre Karaköprü İlçe Milli Eğitim kurucu müdürlüğü… İdarecilikte bir daha o aşkı, şevki, heyecanı bulamam demiştim, ama öyle olmadı; daha büyük bir aşkla çalışmaya başladım.
 
Sonra bir kanun ile "eğitim uzmanlığı" ve idareciliğin sonu, pasif görev…
 
Üç ideoloji, üç ceza:
Ülkemizi ideolojik açıdan en kaba olarak üç gruba ayırabiliriz: Ülkücüler, solcular, İslamcılar…
 
Ben bu üç grubun da gadrine uğramış biriyim.
 
İlk görev yerim olan Anadolu'daki bir ilçede Ülkücülerin hedefi oldum, soruşturma geçirdim, caza aldım. Suçum "İslamcılık."
 
28 Şubat'ta solcuların hedefi oldum, soruşturma geçirdim, okul müdürlüğünden alındım. Suçum "İslamcılık."
 
Son olarak İslamcıların hedefi oldum, İl Milli Eğitim Müdür Yardımcılığı görevinden alındım. Suçum, "kimsenin adamı olmamak…" Bir soruşturma bile geçirmedim.
 
(Önemli Not: Gerek Ülkücü ve solcu olsun, gerekse İslamcı olsun, genelleme yapmıyorum, sadece bir grubu kast ediyorum. Yoksa her kesimin namuslu, dürüst, ilkeli insanları da var, hem de çok.)
 
İlk ikisi çok zoruma gitmemişti. Çünkü düşüncem ve faaliyetlerimden rahatsız olmuşlardı. Ya bunlara ne oluyordu? Bir suç veya başarısızlık, bir soruşturma olmadan, kendi adamlarına yer açmak için açığa almışlardı beni. Benim içinden çıktığım çevre, İslamcı geçinen bazı siyasiler, sendikacılar, bürokratlar… Kimi aktif, kimi pasif olarak buna göz yummuşlar, onay vermişlerdi. İşte bu durum beni yaraladı, incitti, kendimi ihanete uğramış htim, çok zoruma gitti. Kapalı kapılar arkasında bu durumu şikâyet eden, eleştiren çok olduysa da ve hâlâ oluyorsa da, kimse açıktan dillendirmedi, sosyal medyada bile iki satır yazı yazan olmadı. Demek ki o kadarmış... Bizde meşhurdur; "kol kırılır yen içinde" kalır. Olsun, canları sağ olsun…
 
Şimdi:
Yaşadıklarım, gördüklerim, gözlemlerim, okuduklarım, düşünmelerim beni de değiştirdi, değiştirmeye da devam ediyor. DAEŞ, FETÖ tecrübeleri gözlerimi açtı. Artık İslami kesimlere, onların faaliyetlerine daha eleştirel bakıyorum. 
 
Artık kendime "İslamcı" demiyorum, aslında eskiden de pek demezdim. Sadece "Müslümanım" diyorum. Artık insanı değerlendirirken, sadece "Müslüman" demiyor, "iyi insan" diye ekliyorum. Ahlaka, eskisinden daha çok vurgu yapıyorum. Çünkü en çok buradan kaybediyoruz.
 
İslam'a ve Müslümanlara bakış açım bir hayli değişti. Tarihe, günümüze ve geleceğe de… Olaylara ve insanlara siyah beyaz diye iki kutuplu bakmıyorum. Doğruya kimden gelirse gelsin doğru, yanlışa kimden gelirse yanlış deme konusunda daha titizim. Özgürlüğü daha çok önemsiyorum. İstişarenin ve eleştirinin ne kadar önemli olduğunu daha iyi anladım.  Adalet dilimden düşmüyor. Zulmün, adaletin tersi olduğunu iyice kavradım. Emanetin ehline verilmesinin, adaletin olmazsa olmazı olduğunu dile getiriyor ve bunda ısrar ediyorum. Her türlü farklılığa eskisinden daha çok saygı gösteriyorum. Her farklı'nın iyisini kucaklamaya, kötüsünü anlamaya ama kötülükle mücadele etmeye çalışıyorum.
 
Kendimle ilgili hiçbir beklentim yok, aslında eskiden de yoktu. "Ne yapıyorsun?" diye soranlara, "Düşünüyorum, konuşuyorum, okuyorum, yazıyorum." diye cevap veriyorum. 
 
Yaptıklarımdan ve duruşumdan dolayı hiçbir pişmanlığım olmadı. 
 
Çok şükür, iyiyim, vicdanım rahat, gönlüm huzurlu. 
 
Zaten şunun şurasında dünya imtihanını bitirmeye de çok bir şey kalmadı…
 
Etiketler: BENİM, 28, ŞUBAT’IM-6-, SON,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
28 Ekim 2021
OĞLUNUN DİLİNDEN DERVİŞ HOCA - 4
168 Okunma.
27 Ekim 2021
OĞLUNUN DİLİNDEN DERVİŞ HOCA-3
253 Okunma.
26 Ekim 2021
OĞLUNUN DİLİNDEN DERVİŞ HOCA -2
383 Okunma.
25 Ekim 2021
OĞLUNUN DİLİNDEN DERVİŞ HOCA
546 Okunma.
02 Ekim 2021
AYRILMALAR VE KAVUŞMALAR
246 Okunma.
18 Ağustos 2021
UZAK DİYARLARDAN URFA’YA GELENLER
1010 Okunma.
26 Temmuz 2021
KOÇVİRAN'DA TARİHİ DOKU YOK OLMAK İLE KARŞI KARŞIYA
671 Okunma.
15 Temmuz 2021
URFA’NIN ÇOK RENKLİ SİMASI: MUHARREM ÇELİK
555 Okunma.
14 Temmuz 2021
BİR MÜNZEVİ HATTAT: ADNAN HALİL ALPAY-3
479 Okunma.
13 Temmuz 2021
BİR MÜNZEVİ HATTAT: ADNAN HALİL ALPAY-2
459 Okunma.
12 Temmuz 2021
BİR MÜNZEVİ HATTAT: ADNAN HALİL ALPAY-1
488 Okunma.
27 Mayıs 2021
İŞİNE AŞKI KATAN MİMAR: CEVHER İLHAN-4
1563 Okunma.
26 Mayıs 2021
İŞİNE AŞKI KATAN MİMAR: CEVHER İLHAN-3
844 Okunma.
25 Mayıs 2021
İŞİNE AŞKI KATAN MİMAR: CEVHER İLHAN-2
960 Okunma.
24 Mayıs 2021
İŞİNE AŞKI KATAN MİMAR: CEVHER İLHAN-1
932 Okunma.
12 Mart 2021
BİR GAZELİN PEŞİNDEN “VAMIK U AZRA”
3496 Okunma.
10 Şubat 2021
URFA KÜLTÜR VE SANATININ BÜYÜK EMEKTARI: CİHAT KÜRKÇÜOĞLU / İKİNCİ BÖLÜM
1100 Okunma.
09 Şubat 2021
URFA KÜLTÜR VE SANATININ BÜYÜK EMEKTARI: CİHAT KÜRKÇÜOĞLU BİRİNCİ BÖLÜM
773 Okunma.
04 Şubat 2021
URFA HİNDİYYE TEKKESİ-2
1089 Okunma.
03 Şubat 2021
URFA HİNDİYYE TEKKESİ-1
1040 Okunma.
02 Şubat 2021
NE OLACAK BU ESKİ URFA’NIN HALİ?
910 Okunma.
27 Ocak 2021
BİR “YALAVUZ” ŞAİR: BEKİR URFALI -2
1006 Okunma.
26 Ocak 2021
BİR “YALAVUZ” ŞAİR: BEKİR URFALI -1
1003 Okunma.
22 Ocak 2021
İKİ GÜZEL İNSAN, İKİ ÖRNEK ESNAF
1208 Okunma.
19 Ocak 2021
URFA’NIN UNUTTUĞU BÜYÜK HATTAT BEHÇET ARABÎ
2122 Okunma.
14 Ocak 2021
URFA İÇİN BÜYÜK BİR DEĞER: MAHMUT KARAKAŞ
1882 Okunma.
30 Aralık 2020
SORUN BÜYÜK VE DERİNDE
740 Okunma.
17 Aralık 2020
ŞANLIURFA YAZITLARI
1153 Okunma.
28 Kasım 2020
MİSBAH HİCRİ
1001 Okunma.
05 Kasım 2020
ŞAHİN DOĞAN VE İKİ KİTABI
1765 Okunma.
26 Eylül 2020
BİR GÜZEL İNSAN: İBRAHİM TORU
1159 Okunma.
08 Eylül 2020
BİR HAS ŞAİR: SEYYİD AHMET KAYA
1300 Okunma.
06 Şubat 2020
OKUMAK…
1972 Okunma.
17 Ocak 2020
ANSIZIN HAYAT
1164 Okunma.
13 Aralık 2019
SELAHATTİN EYYUBİ GÜLER VE SOĞMATAR KİTABI
1517 Okunma.
10 Aralık 2019
HÜZÜN
1071 Okunma.
22 Kasım 2019
BİR KİBİR, BİR KİBİR
1078 Okunma.
16 Kasım 2019
KADINLARLA İLGİLİ KISA KISA
1044 Okunma.
16 Eylül 2019
BİR ACAYİP GENÇLİK
1485 Okunma.
06 Ağustos 2019
KURTULUŞUN 100. YIL HAZIRLIKLARI
1895 Okunma.
02 Mayıs 2019
“HAKİKATİN İZİNDE” BİR “EZELÎ MAĞLUP” VE BİR “YALNIZ ENTELEKTÜEL”
1997 Okunma.
08 Mart 2019
BENİM 28 ŞUBAT’IM-5
1551 Okunma.
07 Mart 2019
BENİM 28 ŞUBAT’IM-4
1580 Okunma.
06 Mart 2019
BENİM 28 ŞUBAT’IM-3
1572 Okunma.
05 Mart 2019
BENİM 28 ŞUBAT’IM-2
1676 Okunma.
04 Mart 2019
BENİM 28 ŞUBAT’IM-1
1957 Okunma.
26 Şubat 2019
YOLCULUK NEREYE?
1330 Okunma.
14 Şubat 2019
İMTİHAN GERÇEĞİ
2826 Okunma.
10 Aralık 2018
MİSBAH HİCRİ VE İKİ KİTABI
3273 Okunma.
01 Kasım 2018
SÖZ OKYANUSUNDA YOLCULUK
2296 Okunma.
08 Ekim 2018
MEHMET KURTOĞLU VE “EZELDEN URFA”
3169 Okunma.
24 Temmuz 2018
GÖBEKLİTEPE ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
7263 Okunma.
17 Temmuz 2018
ÇAPIT TOP
3316 Okunma.
23 Mayıs 2018
EDİRNE’DEN MOSTAR’A KÜLTÜR KERVANI
4482 Okunma.
19 Mart 2018
GAP GÜNDEMİYLE 20 YIL
2881 Okunma.
14 Mayıs 2015
KENAN EVREN ÖLDÜ, ADI YAŞIYOR
2749 Okunma.
05 Mayıs 2015
ÖLÜME ÖVGÜ
2909 Okunma.
28 Nisan 2015
YA BİZDENSİN YA DA…
1152 Okunma.
21 Nisan 2015
YENİ BİR FIRSAT
2770 Okunma.
08 Nisan 2015
DEVLETİN MALI NEDİR?
3200 Okunma.
01 Nisan 2015
GÜZEL ÖRNEKLER DE VAR
2682 Okunma.
26 Mart 2015
BİZ'İ ANLATMAYA DEVAM
2605 Okunma.
20 Mart 2015
YA, ALLAH BAŞARAMADINIZ DERSE…
1128 Okunma.
16 Mart 2015
1915'TEN GÜNÜMÜZE
2571 Okunma.
05 Mart 2015
ÇÖZÜM UMUDU
2559 Okunma.
02 Mart 2015
URFA'NIN BÜYÜK POTANSİYELİ
2846 Okunma.
26 Şubat 2015
MİLLETİN VEKİLİ OLMAK İSTEYENLERE…
1528 Okunma.
23 Şubat 2015
DEĞERLER EĞİTİMİ
2566 Okunma.
18 Şubat 2015
İKİ BABA VE BİZ
2593 Okunma.
10 Şubat 2015
YENİDEN YAZMAK
3265 Okunma.
Haber Yazılımı