Yazı Detayı
11 Şubat 2019 - Pazartesi 09:20 Bu yazı 1964 kez okundu
 
ADALET ÖZGÜRLÜK VE ONUR. HER ŞEY İNSANLIK İÇİN
Ali TUTLUOĞLU
alitutluoglu_1976@outlook.com
 
 

Onlar sanıyorlar ki, biz sussak mesele kalmayacak. Hâlbuki biz sussak, tarih susmayacak. Tarih sussa, hakikat susmayacak."   (S.Karakoç)

İnsanı göz ardı eden sistemler 19. asırda çökmüştü, 20. asır insanlığın kendine dönüş dönemi ve 21. yüzyıl insanlığın önünün açılacağı bir asır olacaktır. İnsan ufkunu karartan ideolojik amaçlı tüm sistemler çok yakın bir gelecekte işlevlerini yitirecektir. İnsan merkezli düşüncenin egemen olduğu yüzyılımızda, insani değerleri esas alan, bireysel farklılıkları gözeten, uzlaşma ve esneklik kültürünün gelişmesi sivil zihniyetli sivil toplumla olur. Bu yüzyılda insan merkezli düşünce ön plana çıkıyor. Ülkemizin en büyük sorunlarından iki tanesi sivilleşmeme, demokratikleşmemedir.

Değişim her şeyi önüne katıp giderken. "Dün dünde kaldı cancağızım, bugün yeni şeyler söylemek lâzım" diyen Mevlâna, değişimi o dönemde başlatmıştır. Eski hal muhal, ya yeni hal ya izmihlal!  Bizim sendikada şu an değişim sancısı çekmektedir. Hiç bir yenilenme, doğum sancısız olamaz. Zorlu kışların sonu bahardır. Bizde şimdi mart ayındayız bahara giriyoruz.  Bizim sendika içinde tam tevafuk olmuş inşallah sendikamız için de bahar mevsimin başlangıcı olur. Ama bazı martlar çetinde geçebilir ve baharın gelmesi sadece gecikebilir.

 Sendikamızı geçmişten bugüne getirenlere teşekkür etmek bizim için bir borçtur. Onlar kış mevsimini yaşadılar, bizlere bahar mevsimini bıraktılar. Vefa bizim için sadece İstanbul da bir semt değildir. Biz ahde vefayı da biliriz. Sendikamızı bu noktaya getiren tüm büyüklerimize sonsuz teşekkürlerimizi sunarız.

Hükümet dışı organizasyonlar olan sivil toplum örgütleri "askeri olmayan toplum" şeklinde algılanmakla birlikte kendi medeni işlerini yapıp yürüten toplumsal yapılanmalardır. Bir başka ifadeyle sivil toplum bir arada yaşama duyarlılığına sahip ve birbirine sorumluğu olan ancak efendi aramayan ve efendi olmakta istemeyen tahakküm hevesleri olmayan birey ilişkilerinin oluştuğu bir toplumsal hayat biçimidir.

Sivil toplumda gönüllülük esastır. Katılımcı demokrasinin temel unsurlarından biridir. Bu bağlamda sendikacılığının temel varlık sebeplerinin birincisi demokratik katılımı sağlamak olmalıdır. Bu demokratik katılım Eğitim-Bir camiasında ancak bu günlerde oluyor. Delegeye delegelik iradesi yeniden iade edilmiştir.  Tüm delegelerden yeniden sendikalarına sahip çıkılmaları sadece bu dönemde istenilmiştir Daha önce hiç aranılmayan delegelerle bu süreçte üç dört defa görüşmeler yapılmıştır. Acaba niye?

Bildiğiniz gibi kesirli işlemlerde paydalar eşitse sayılar toplanır. Bizim ortak paydamız Eğitim- Bir sen midir yoksa oluşturulan listeler midir?

Daha önce yönetime adam bulmakta zorlanan sendikamız bu günlerde yönetime girmek için adeta birbirleriyle mücadele veriyorlar. Vazgeçilmez insanlar yoktur. Vazgeçilmeyecek doğrular vardır. Doğruların yılmaz takipçisi olanlar yalnız yola çıkanlardır. Oysa bakıyorum ki sendikanın adresini dün bize soranlar bu gün bize adres göstermektedirler. Bu boynuz kulağı geçtiği için midir yoksa kulağı kesip uzamayan boynuzu kulaktan uzun gösterme çabasından mıdır?

Sendikacılığı, hak arama, özgürlüklerin genişletilmesi, meslek niteliğinin geliştirilmesi, bireyi devlete karşı koruma, devleti yönetmeye talip olanlara yol gösterme, her alanda projeler üreterek onları yönlendirme ve ufuklarını açma gibi işin doğasına uygun hareket ederek yapmak zorundayız. Biz bir partinin arka bahçesi değiliz. Bu arka bahçe maalesef Şanlıurfa da meyve de vermiyor. Adeta devekuşuna döndük. Karar verelim net olalım şu sendikaya bu düşünceye şu partinin bu partinin arka bahçesi derken bizde birilerinin arka bahçesi değimliyiz.Yani bizde sivil toplum olamadık. Bunu yansımalarını biz Urfa şubesi olarak yaşamaktayız. Benim bugün bağımsız aday olmam buna itirazımdandır. Ben birilerinin arka bahçesi olmam olacaksa birileri gelsin benim sendikamın arka bahçesi olsun. STK ların asıl görevi olan baskı kuvveti olamıyoruz. Bu şahsen beni çok üzüyor. Bizi vebal sahibi yapıyor. İnanın erken kongreye gitme nedenlerimizden biriside benim için budur. Aslında Siyaset referanslı sendikacılık değil, siyasete yön veren sendikal faaliyetler içinde olmalıyız. Biz sendikada ezber bozmaya geliyoruz.

Var olan gücümüzü çalışanlar lehine kullanmak, örgütlenmekten geçer. Sivil toplumlarda dikey yapılanma yoktur. Yatay yapılanma vardır. Delegeler, aslında yönetim kurulunu seçerler o yönetim kurulu ilk toplantısında görev bölümü yapar ama bizde tam tersi olur. Yönetim kurulu seçilmeden biz başkanı seçeriz çünkü başkanlık bizi için çok önemlidir!  Sivil toplumlarda ne pahasına olursa olsun başkan olma hevesleri, çoğu zaman yönetim, delege ve üyelerle çarpık ilişkilere girmesine sebep olmuştur.

Toplumsal düşünme yerine, bireysel düşünmenin ön plana çıktığı toplumumuzda Gemisini kurtaran kaptan mantığı oluyor. Delegesi olan ilçe yönetimleri listelere alınıyor, delegesi olmayan ilçe ise listede yer bulamıyor. En büyük hilenin hilesizlik olduğunu düşünüyorum.

Sendika, kazanma ve "kazan" işi olmamalı. İlke ve tutarlık lâzım. Gruplar üzerinden oy toplayıp, sendika yönetimine talip olanlara en iyi cevabı delegenin sandıkta vereceğine inanıyorum.

Kimsenin değil doğruların, hakkın, hukukun savunulması gerektiğine inanıyoruz.

Hakkın hatırı âlidir. Hiçbir hatıra feda edilmez. Kimin hatırı kırılırsa kırılsın, yalnız hak sağ olsun prensibiyle çalışıyoruz. Kolay olanı değil doğru olanı adaletli olanı talep ediyoruz. Kendi evinde adaleti sağlamayanların dışarıda adalet istemeye hakları yoktur.

Eğer omurgalı sendikacılık, demokratik direnç ve ahlâklı liyakatle ilkelerini koruyup, üyelerin temel taleplerinde biraz daha köklü durabilseydi, sendikanın düştüğü durum böyle olmayacaktı.

Demokrasinin özü, çoğunluğun oy kullanabileceği düzenli, dürüst ve yarışmacı seçimlerin olmasıdır. Sendika, hak ve demokrasi mücadelesi verirken üyelerine ve çalışanlarına hakkını vermelidir. Teşkilât içi demokrasi kültürünü tabana yaymalıdır. Seçim süreçlerini demokrasi şölenine dönüştürmelidir. Feodal toplumlar sivil toplumun güçlenmesiyle ancak iyileşir. Eğer Şanlıurfa da STKlar demokratikleşirlerse Urfa da feodal zihniyet kalmayacaktır. Sadece sivil elbise giyenler sivil toplum örgütlerine üye olanlar, sivil olamazlar, zihniyetin sivil olması gerekir.

Zamanın ve mekânın değişmesi ile hükümlerin de değişeceği gerçeği ile yüzleşmekten korkmayalım. Bu bağlamda STK'lar da seçilecek insanlarda şu özellikler 21. yüzyıl sendikacığı için önemlidir:

 *Yakın, orta ve uzun vadeli planları olmalıdır.

*Gönüllülük ve profesyonelliği birlikte yürütmelidir.

*Görüş çeşitliliğine saygı göstermesi gerekir.

*Tekelleşme yerine ortaklık ve dayanışma kültürüne öncelik vermelidir.

*Açık, şeffaf ve iyi niyet içinde olmalıdır.

*Katılımcı sahayı birlikte paylaşma bilincinde olmalıdır.

*Her türlü çıkar ilişkisi dışında olmalıdır.

*Projeler geliştirebilmeli ve ortak paydalarda buluşabileceği diğer STK'larla işbirliğine gidebilmelidir.

  Sendikalar tüzel kişiliği olduğu için kurumsallaşmaya çok önem vermeleri gerekir. Bizim arkadaşlar kurumsallaşmadan kadrolaşmayı anlıyorlar. Listelere bakılırsa kurumsallaşma yerine kadrolaşmaya gidiyorlar.

STK'lar, ancak hürriyet ve meşveret esaslarıyla mükemmelliğe gidebilir. Sivil toplumlar içselleştiremediği sürece demokrasi olamaz. Hem kendimiz, hem de bize benzemeyenler için demokrasi istemeliyiz.

Sendikamızı mükemmelliğe götürmek için çalışmalarımız bundan sonrada devam edecektir. Bizim için mükemmellik bir yolculuktur son durak değildir. Bu süre zarfında bu görevi bir emanet olarak telaki ettik. Bu emanete halel getirmediğimizi düşünüyorum. Amacımız, Baki kalan bu gök kubbede hoş bir sada bırakmak idi. Tek başına muhalefetim, iddialarım beni bugün bağımsız aday olmaya itti.

Son olarak adaletten kimseye zarar gelmez. Kimin himmeti milleti ise, o kimse tek başıyla küçük bir millettir. Biz, muhabbet fedaîleriyiz; husumete vaktimiz yoktur.

Konuşan toplumun sivil kodlarını demokrasi zemininde beraberce oluşturabilme dileğiyle…       

 

 
Etiketler: ADALET, ÖZGÜRLÜK, VE, ONUR., HER, ŞEY, İNSANLIK, İÇİN,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
06 Aralık 2021
NADİRATTAN BİR AD: MİSBAH HİCRİ
353 Okunma.
30 Kasım 2021
URFA’DAN S. AHMET KAYA GEÇTİ
313 Okunma.
20 Kasım 2021
HAK ETTİĞİNİZİ BULURSUNUZ!
285 Okunma.
19 Kasım 2021
DİL ÜZERİNE BİR DENEME
257 Okunma.
17 Kasım 2021
KALBİN KIRIK TARAFI
259 Okunma.
13 Kasım 2021
KAHVENİN SERÜVENİ
276 Okunma.
10 Kasım 2021
KÜLTÜR ve DİL- 2
340 Okunma.
09 Kasım 2021
KÜLTÜR ve DİL- 1
282 Okunma.
05 Kasım 2021
GİTMEK GÜZELDİR ÖTELERE
331 Okunma.
27 Ekim 2021
SEVMEYİ HEP ERTELEDİK BAŞKA ZAMANLARA
388 Okunma.
22 Ekim 2021
ÇOCUK YETİŞTİRMEK BİR SANATTIR
363 Okunma.
29 Eylül 2021
YOKLUĞUN VARLIĞINDA
486 Okunma.
25 Eylül 2021
BİR ÇAĞRIDIR ŞİİR
410 Okunma.
23 Eylül 2021
SENİ DÜŞÜNMEK
447 Okunma.
10 Eylül 2021
YILDIZ YAĞMURU-2
502 Okunma.
09 Eylül 2021
YILDIZ YAĞMURU-1
415 Okunma.
03 Eylül 2021
GİTMESEYDİN EĞER
528 Okunma.
31 Ağustos 2021
BİR SÜRGÜNDÜR YÜREĞİM
527 Okunma.
27 Ağustos 2021
GİDİŞİNLE...
539 Okunma.
20 Ağustos 2021
KIRMIZIDIR AŞKIN RENGİ
565 Okunma.
26 Temmuz 2021
CAFE'NİN HİKÂYESİ
758 Okunma.
20 Mayıs 2021
URFA’YA AĞIT-III.
1105 Okunma.
19 Mayıs 2021
URAFA’YA AĞIT -II-
753 Okunma.
18 Mayıs 2021
URAFA’YA AĞIT -I-
860 Okunma.
17 Mayıs 2021
URFA’YA AĞIT
760 Okunma.
23 Şubat 2021
ÖZGÜR DÜŞÜNCEYİ KAVRAMAK
1557 Okunma.
15 Şubat 2021
SEVGİLİLER GÜNÜNE REDDİYE
954 Okunma.
12 Şubat 2021
SEVMELİYİM
847 Okunma.
28 Aralık 2020
HOŞ BİR SADÂ..!
1416 Okunma.
07 Aralık 2020
MİSBAH HİCRİ HOCAMIZ VEDA ETTİ
1615 Okunma.
02 Aralık 2020
NARIN HİKÂYESİ
1158 Okunma.
13 Kasım 2020
ŞAZELİ ŞEYHİ ALİ DEDE
1311 Okunma.
09 Kasım 2020
GÜL BAHÇESİ
933 Okunma.
10 Eylül 2020
DEDE OSMAN AVNİ HAZRETLERİ
2053 Okunma.
14 Ocak 2020
MAŞALLAH (!) HERKES KARAKÖPRÜLÜ OLDU
1357 Okunma.
25 Eylül 2019
ÇOCUKLAR ÖLDÜ TURNAM SEN ÖLME
1675 Okunma.
13 Eylül 2019
KÜLTÜR DEĞERLERİMİZDEN...
1281 Okunma.
29 Ağustos 2019
YIKILMIŞ BİR MEZARIM Kİ.!
2465 Okunma.
20 Ağustos 2019
KÜLTÜR DİLİ OLARAK TÜRKÇE
1588 Okunma.
03 Ağustos 2019
BİR OKUYUCU MEKTUBU
1305 Okunma.
20 Şubat 2019
MEDENİYETİN ÇILDIRDIĞI AN
1638 Okunma.
04 Ocak 2019
URFALI MEHMET AKİF
2377 Okunma.
05 Eylül 2018
ACI HAYAL
3072 Okunma.
30 Ocak 2018
NARIN HİKÂYESİ - 2
7394 Okunma.
29 Ocak 2018
NARIN HİKÂYESİ - 1
5532 Okunma.
23 Ekim 2017
KARAKÖPRÜ'DE ALİ BABA HAYRATI
2572 Okunma.
13 Eylül 2017
BİR ÇAĞDAŞ OZAN'IN CANDAN TANELERİ
2632 Okunma.
20 Haziran 2017
HERKES KARAKÖPRÜLÜ OLDU
3128 Okunma.
27 Mayıs 2017
BÜYÜKŞEHİR’İN KİTAP TANITIM GÜNLERİ
2765 Okunma.
13 Mayıs 2017
BİRAZ DA NOSTALJİ
2673 Okunma.
14 Şubat 2017
SEVGİLİLER GÜNÜNE DAİR..!
3075 Okunma.
07 Ocak 2017
MEHMET AKİF İNAN ve SENDİKACILIK
3514 Okunma.
18 Ağustos 2016
BEN DE SİZİN KADAR BURALIYIM -2
3079 Okunma.
17 Ağustos 2016
BEN DE SİZİN KADAR BURALIYIM -1
2861 Okunma.
23 Haziran 2016
"BU ŞEHRİN GECELERİ"
3272 Okunma.
31 Mayıs 2016
ŞANLIURFA'NIN AK ve karası
2982 Okunma.
25 Nisan 2016
"HAYIRDA YARIŞANLAR OLUN"
2993 Okunma.
16 Nisan 2016
KARAKÖPRÜ’DE ALİ BABA HAYRATI
4393 Okunma.
14 Nisan 2016
GAP KIZ ANADOLU LİSESİ VE AHMET ÖZYAVUZ
3243 Okunma.
13 Şubat 2016
AZİZ VALENTİN GÜNÜ…!?
707 Okunma.
15 Ocak 2016
TARİHİ AÇIDAN BAĞIMLILIK
4407 Okunma.
01 Aralık 2015
"M. NİHAT KÜRKÇÜOĞLU FIRÇASINDAN" ŞANLIURFA ALBÜMÜ ÜZERİNE
2857 Okunma.
27 Şubat 2015
YEŞİLAY ve TBM
3556 Okunma.
22 Ağustos 2014
ÖZGÜR DÜŞÜNCEYİ KAVRAMAK
3201 Okunma.
06 Ağustos 2014
HZ. İBRAHİM, DERGÂHTA YAPILAN ZİKİRLER VE İHSAN ÇERMİKLİ
7187 Okunma.
04 Temmuz 2014
ALİ BABA CAMİİ'NDE RAMAZANI YAŞAMAK
3824 Okunma.
21 Haziran 2014
IRMAKLARI KAN AKAN COĞRAFYA
3198 Okunma.
22 Mayıs 2014
URFA’NIN KÜLTÜREL VİZYONU NASIL OLMALI
3919 Okunma.
17 Mayıs 2014
"KÖMÜR KARASIDIR GÖZYAŞI"
3637 Okunma.
09 Mayıs 2014
ŞEHİR VE MEDENİYET
3737 Okunma.
18 Nisan 2014
YENİDEN MERHABA
3759 Okunma.
Haber Yazılımı