301 Moved Permanently

Moved Permanently

The document has moved here.

Yazı Detayı
19 Nisan 2019 - Cuma 09:30 Bu yazı 205 kez okundu
 
ZAMANIN DEĞİŞMESİYLE AHKÂMI İSLAMİYE DEĞİŞİR Mİ? İSLAM HUKUKU ÜZERİNE
Salih BİRİNCİ
medyen34@hotmail.com
 
 

İslam'a dair sathi bir bilgiye Sahip bazı kişiler şöyle bir görüş ileri sürerler: Günümüz şartlarında İslami bir NİZAM gericiliktir.
Siyasi-İktisadi ve Kültürel hayatımızı bu esaslar çerçevesinde düzenlememiz ÇAĞ DIŞIDIR !!! İslam bir Dünya görüşü olsa bile sadece o gün ki toplumun ihtiyacını karşılıyordu. Medeni dünyayı bin dört yüz Sene geri mi götüreceksiniz? Millet Ay'a çıktı siz neyin kafasını yaşıyorsunuz?  On dört Asır önce yaşamış bir millete hitap eden bir Nizamı Medeni dünyada bugün ki şartlarda tatbik etmek akıl Tutulmasıdır !!! Bizim Hayat tarzımıza uymayan bir milletin Hayatını tanzim eden hayat sistemi derdimize derman olamaz! Çağdaş Dünya İlimde Bilimde baş döndürücü bir hızla ilerlerken İslam'ın kaideleri ilerlemeye ve terrakiye manidir !!!  
CEVAP:  En başta İslam dini " statatik-durağan" bir nizam değildir. Nassların sınırını aşmamak kaydıyla hayatın İctima-i hadiseleri için sahayı boş bırakır. İslam Hukuku, Asli " Ana Kaideleri" Belirler ve bizlere fer'i meselelerin ayrıntısını zaman ve mekana göre değişebileceğini söyler. " İcazul Kur'an"  Az Sözle Çok şey Anlatması Kur'ani üslubun en önemli özelliğidir...   
  1. İCA'ZUL KUR'AN
Hayat Kitabımız Kur'anın bir özelliği de: Az sözle çok şey anlatmasıdır. Tabiri caiz ise; bu tıpkı sıkıştırılmış bir saman balyası gibidir. Kur'an'ı Kerim güneş, ay, yıldızlar vb. gök cisimlerinin hareketlerinden, gök gürlemesi, şimşek çakması vb şeylerden bahseder ama bir astronomi yada meteoroloji kitabı değildir. 
BİLİM'e işaret eder Ama Bilim kitabı da değildir. Tıpkı bunlar gibi siyasi-iktisadi-hukuki konulardan da bahseder ama,  bir hukukname- siyasetname- yada iktisat name kitabıda değildir... Eğer Kur'an bahsettiğimiz ilimleri detaylı bir biçimde anlatmış olsaydı O zaman ciltlerce eser meydana gelecek, ne okunması, ne ezberlenmesi, nede taşınması kolay olmayacaktı..     
  TEMEL ESASLAR
İslam Özü itibariyle 3 Temel üstünde Kuruludur. Bunlar, İTİKAT- İBADET VE AHLAK'tır. Bunlar iç içe geçmiş ve birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. Bu üç değeri dinden koparmak dinin yok oluşu demektir.
Bu 3 alanda birinci derecede yetkili olan VAHİY'dir. Yani nakil ve gelenektir. Bu Üçünde insan aklı fazla yetkili değildir. Onun için bu alanlarda muhafazakar ve gelenekçi olmak şarttır..  
Bunun yanı sıra Bu 3 temel üzerinde Duran İslam'ın HUKUK-SİYASET- ve İKTİSAD' ile Sıkı sıkıya bir ilişkisi söz konusudur. Bu değerleri belli ölçüde etkiler ve bunlardan etkilenir. Fakat islam'ın temel esasları ile bu değerler arasındaki etkileşim zamanın değişmesiyle ' Statik' olmadığı hususudur. Yani yukarıda bahsedilen temel değerler ile arasındaki etkileşim " SABİT DEĞİL DEĞİŞKENDİR"... Yukarıda sözü edilen İslam'ın Temel Esaslarında birinci derece yetkili olan nakil iken, sözü edilen diğer 3 değerlerde de 1.sırada akıl, gözlem ve deneyler yetkilidir...
  AHKAM-IN, ŞARTLARININ RUHUNA UYGUN DEĞİŞMESİNE B
AZI ÖRNEKLER.
Bu uygulamalara Başta peygamber (s a.v) Zamanında olsun,  Hülafa-i Raşidin dönemlerinde ve sonraki zaman dilimlerinde sık sık rastlanılmıştır. Mesela ; Hz. Peygamber ( s a.v) İlk Zamanlarda Henüz İman Kalplere yerleşmemiş, Toplumda Bazı Cahiliye Adetleri Tam olarak terk edilmemişti. Bu yüzden Şirk'e Düşme Tehlikesini Göz önünde Bulundurarak Kabir ziyaretlerini yasaklamıştı. Ancak sonradan İman Kalplerde Kökleşip Cahiliye adetleri İslam adetlerinden kessin bir çizgi ile ayırt edilince, Kabir Ziyaretlerine izin vermiştir.  Hz. Ömer ise bu bağlamda birçok karar almıştır. Örneğin; zamanın şartlarının değişmesiyle artık kâfirleri veya yeni Müslüman olanları (Müellefetu'l-Kulub) İslâm'a ısındırmak için zekât vermeye ihtiyaç olmadığını söyleyerek onlara zekât vermemiştir.. 2. Kıtlık dönemlerinde hırsızların elini kesmemiştir.. Halbuki Bu iki emir Nass ayetler dahilinde olup Pratikte uygulanmaya müsaitti. Değişen şartlar dolayısıyla hükümlerde zamanın ruhuna uygun biçimde uygulana gelmiştir... 
Hz. İmam Şafii ile Hz. Abdullah ibni ömer'in de Bu hususta fetva Değişikliğine gittikleri Kayda değerdir. Hz imam Şafii; ırak'ta iken Eski mezhebini kurmuş daha Sonra mısıra gelip yerleştikten Sonra yeni mezhebini kurmuş, Yeni hükümler beyan etmiş, İslam'ın " ANA KAİDELER'İ" ile Ters düşmeyecek şekilde yeni fetvalar vermiştir. Böylece Şartların Ruhuna uygun hareket etmiştir..  
Bu hususta Abdullah ibni Ömer'in fetvaları'da örnek teşkil eder. 
O, Belirli bir Dönemde kendisine arz edilen meseleleri bulunduğu şartların Ruhuna uygun bir biçimde değerlendirmiştir. Bir sene değişik fetvalar veriyor, Ertesi Sene de Şartlara uygun fetvalar veriyordu. 
Kendisine bunun Hikmet Sorulunca: O fetva geçen Senenin şartlarına göre uygundu Bu fetva da aynı şekilde bu Seneki şartlara Daha uygundur." Derdi...

3 TEMEL ESAS'IN "HUKUK" İLE 
İLİŞKİSİNE KISA ÖRNEKLER
1. İTİKAT: İslam'da Ayetle Sabittir ki;  Dileyen iman eder, Dileyen Küfreder.
İman etmek ihtiyaridir. Bu konuda İnanç serbestisi Vardır. Bir insanı Cebren inanmaya Zorlamak işi yokuşa Sürmekten başka bir şey ifade etmez. İnanmama'nın (Belli Şartlar Dahilinde) Hukuki bir müeyyidesi  söz konusu değildir. Bu hususta yaptırım Tamamen " UHREVİDİR".. 
2. AHLAK: İslam'ın Ana hatları ve Çizgileriyle Ahlak kuralları olan, Doğru konuşmak, Yalan Söylememek, Dürüst olmak, Samimi ve Cömert olmak Bunlar birer Ahlak kuralıdır. Fakat Bu Kurallara uymama halinde İslam, Bazı istisnalar Dışında Hukuki, Siyasi veya Cezai bir yaptırım öngörmez. Bunlarda da yaptırım " İHREVİDİR"... Fakat, " AHLAK-DIŞI İşlerin ZİNA-FUHUŞ vb. Hallerde Topluma zararı olan şeylerde o zaman idari ve Hukuki Ceza-i işlem yapılabilir. Mesela; Birinin Sattığı Mal'ı eksik tartması, aldığı malı fazlasıyla almaya çalışması islamda Zulüm ve haksızlık olarak belirtilmiştir. O halde eksik ölçmek ve tartmak bir "İKTİSADİ" kural olmanın yanı sıra, Bir " AHLAK" kuralıdır. Hırsızlıkta Bir " HUKUK" kuralı olmasından Ziyade, Bir " AHLAK"  meselesidir... 
Fakat Ahlaksızlık kişinin nefsine münhasır olursa hukuken Cezai bir müeyyide söz konusu değildir. 
Bununla birlikte ferdi ve sosyal olsun iktisadi- ticari veya ailevi hayatımızın temelinde AHLAK olmazsa olmazlardandır. Eğer Ahlak, Hukuku, Siyaseti ve İktisadi Hayatımızı Etkilemez ise, bunların AHLAKSIZ şekilleri ortaya çıkar..
Ahlaksız Bir "Hukuk Sistemi"
Adaletsizliği doğurur. Adaletsiz bir düzen'de selin üstünde kurulu bir binaya benzer ki; tez vakitte yıkılmaya mahkumdur.
Ahlaksız Bir "İktisadi Yapılanma" Verimsizliği ve Bereketsizliği Doğurur. Verimsizlik ve bereketsizlikte iktisadi hayatı felc eder.. 
Ahlaksız bir " Siyasi yapılanmada ise yolsuzluk, rüşvet, torpil, adam kayırma vb. kanun dışı icraatlar ortaya çıkar. Bu icraatlarda o siyasi yapılanmaların ömrünü fevkalade azaltır. uzun ömürlü olamaz.. 
SONUÇ:  Kur'an ve sahih hadislerin net bir şekilde ifade ettiği, muteber bütün âlimlerin icmâ/karar birliği ile kabul ettikleri konular dışında, belli bir milletin Tarihine geleneklerine ve hali hazırdaki ihtiyaçlarına bakılarak öbür milletlerin deneyimlerinden de yararlanarak o milletin hukuki siyasi ve iktisadi hayatı düzenlenebilir

 
Etiketler: ZAMANIN, DEĞİŞMESİYLE, AHKÂMI, İSLAMİYE, DEĞİŞİR, Mİ?, İSLAM, HUKUKU, ÜZERİNE, ,
Yorumlar
Bizim Gazete
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Alıntı Yazarlar
Şanlıurfa
Sıcak
Güncelleme: 21.05.2019
Bugün
21° - 37°
Çarşamba
22° - 37°
Perşembe
22° - 37°
Şanlıurfa

Güncelleme: 21.05.2019
İmsak
03:27
Sabah
05:05
Öğle
12:26
İkindi
16:16
Akşam
19:37
Yatsı
21:09
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Arşiv Arama
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı