Yazı Detayı
03 Mart 2016 - Perşembe 08:42 Bu yazı 930 kez okundu
 
YILDIZ YAĞMURU-2
Ali TUTLUOĞLU
alitutluoglu_1976@outlook.com
 
 

Bu düşüncelerle; kendimi motive etmeye çalışırken benim yıldızım dershaneye gidip gidemeyeceği mi sormuştu.... Ne yapabilirdim çaresiz bir kırlangıç gibi kendimi olumsuzlukların kucağına attım.

Üzüldüğümü görünce. "Allah büyüktür yavrum! Gün doğmadan neler doğar bilinmez. Hemen öyle pes etme bakarız bir çaresine."dedi. Diğer gün ders çıkışında bir not elime tutuşturdu.

Git dershaneye kaydını yap diye. Benim adıma valilikle görüşmelerde bulunmuş referans olup beni valilik kontenjanıyla dershaneye kaydımı yaptırmıştı. Dünyalar benim olmuştu; ama sorumluluğum daha da çok artmıştı artık. İşi bırakmam gerekiyordu. Öyle yaptım. Her şeyim, idealim, umutlarım bir anda o sınav olmuştu; yani ÖSS. "Emek vermen gerekiyor yavrum, bir şeyin çilesini çekmeden, ızdırabını yaşamadan varılmıyor bir yere.... Çalış gerisini Allah'a bırak!..." diyordu.

Sınav sabahı heyecanımdan ne yapacağımı bilememenin çaresizliğiyle, annemin kardeşlerimin umutları sanki katre katre avucumdan buharlaşıyordu. O anda telefon çaldı. Tanıdık bir ses "Seni kapıdan alacağım." Oydu yıldızım beni sınava götürecekti. Mutluluktan gözlerimin içi gülüyordu arkamda dağ gibi Hocam vardı artık ve ben bu moralle sınava girecektim.

 Mahcubiyetim zaten çoktu; şimdi ise bunun altında eziliyor gibiydim. Ama bunu anladı ki herhalde "Lütfen mahzun durma kazanman gerekiyor şu sınavı...Lütfen kendine gel benim için annen için ve kardeşlerin için başar şunu!" dedi. Sınavda hep gözlerimin önüne o geliyordu ve cevaplar lacivert gökyüzündeki yıldız yağmuru gibi cevap anahtarına doğru şık olup yağıyordu. Bitirdim ve çıktım. Dışarıda evladını bekleyenler gibi iki mavi göz, sevinçle beni karşıladı. Nasıl geçtiğini sordu.

Beni Evine davet etti. Onu fakirhanemize davet edememenin burukluğuyla bir öğretmenin evinin nasıl olacağını heyecanıyla cennet kokan misafir odasına girerken hayatımdaki en güzel dakikaları yaşadığımın farkında bile değildim. Ben öğretmenimin evindeydim ve elleriyle bana ikramlar sunuyordu. O gün anlamıştım  kader ağlarını örüyor ve ben bu  süreçte yalnızca bir aktördüm....

Kazanmıştım, ilk müjdeyi bilge yıldızıma vermiştim. Sevinçten sesinin titrediğini ve sanki endişelerinin arttığını hissetmiştim. Beni, annem ve kardeşlerim öğretmenliği okumam için gurbete yolcularken elime bir pusula tutuşturmuştu o, gözlerinin içi parlayarak.

Gittiğin yerde sana yardımcı olacaklar diye. "Allah yardımcın olsun, yolun, bahtın zihnin açık olsun yavrum!" dedi. Gözlerimden iki damla gözyaşı akmıştı ve Hocamın da kirpikleri ıslanmıştı.  Yolların uzunluğu ve tekerlerin asfaltı  susuz bir insanın içimi gibi kayıyordu boğazımızdan. Gidiyordum kaderimin kucağına.

Bir şehirden gitmenin özlemeye gebe olduğunu, yaşadığım kurak topraklardan uzaklaştıkça anlıyordum. Hüzünlü gurbetimin arifesi başlıyordu yavaş yavaş. Umutlarım şavkıyan ateşin harelerine dönüvermişti elimdeki o notla. Yaralı değildim artık çünkü öğretmenim gibi olacaktım dört yıl sonra İnşa Allah! Arkamda dua eden yürekler bırakarak kendi gurbetimi içimde büyüte büyüte gidiyordum. Memleketim, yurdum, tüm insanların desteğini görüyordum; çünkü okuyordum ve öğretmen olacaktım.

Bana yıldız olan öğretmenim gibi öğrencilerimin gecelerine parlak birer meşale olacaktım. Talihsiz memleketimin kara bahtına yıldız olup yağacaktım. Ailemin geleceği olacaktım. Kardeşlerime örnek olacaktım. Ben öğretmen olacaktım artık. Nerden bilebilirdim ki tahtada söylediğim sözün kaderim olacağını...

Sonbaharın tozlu kafeslerinde ben ilkbaharın papatya çiçekli, muhammediye güllü, erguvani duruşunu resmediyordum. Şikayet ediyorlardı hep arkadaşlarım. Bu memleketin insanları toprağı kadar bereketli değil diye? Bana ise hep rahmet oluyordu onların telaşları, isteksizlikleri, şikayetleri.

Zaman geçiyordu ben ise birikerek yetişiyordum gelecek güzel günler için. Sabrediyordum çoğu zaman olanlarla. O pusula ise bana burs olup yağmıştı

. Öğretmenimden gelen mektuplar moral kaynağım olmuştu. Küçük dünyam ondan gelen haberlerle coşuyor, dalgalanıyor ve teskin oluyordu. Hayatı daha da çok seviyordum onun sıcak samimi gerçekçi cümleleriyle. Bir mısra olup finallerime kaynak oluyordu onun gülen yüzü, sevi abidesi yüreği.

Bana bağlanan burslarla üniversiteyi kimseye muhtaç olmadan bitirdim ve bana güvenenleri hiçbir zaman utandırmadım şükürler olsun...

Aşk diyorlardı, yaşamasını bilmiyorsun diyorlardı, imkanları geriye tepiyorsun diyorlardı. Erteliyordum aşkı, sevdayı, evliliği başka baharlara. Ben sana verdiğim sözü tuttum "Hocam" yani emek verdim, çilesini çektim ve sana geldim bir yıldız olmak için. Öğrencilerinin yüreğine yıldız yağmuru olup yağmak için sana geldim Hocam!...

Aradan geçen zaman senin ismini yüreğimden kazıyamadı ve ben ne seni çok özlediğimi anlatamam hiçbir şekilde, hep beklenmedik bir şehirde yüzünü görmeyi hayal edip bununla kendimi umutlandırıyordum. Umudum yetirilmiş sevdalar kadar hale hale yüreğimi doldurmuştu.

Ben seni bulmanın arzusuyla yanıp tutuşurken senin isminin öğretmen olmuş öğrencilerinin çocuğuna isim olduğunda anlamıştım hayatımdan bir yıldızın daha kaydığını. Ve her "Ömer" ismini duyduğumda yüreğimde bir şeylerin depreştiğini, dua olarak dökülürdü her hece bu sesle. Yaşamımdaki ilk yıldız kaydığında ne kadar üzüldüysem ve hüzün deryasında nasıl boğulduysam aynen öyle "tarifsiz kederler içindeyim" sensiz şu an.

Ama yatağıma uzandığımda eğer pencereden lacivert geceyi görebiliyorsam; senin nurdan şavkıyan yüzün bana ilk günkü kadar, yani babam kadar, yani yıldızım, yani mutluluklarım kadar parlıyor öğretmenim... 

 
Etiketler: YILDIZ, YAĞMURU2
Yorumlar
Diğer Yazılar
BİR SÜRGÜNDÜR YÜREĞİM
ACI HAYAL
NARIN HİKÂYESİ - 2
NARIN HİKÂYESİ - 1
DEDE OSMAN AVNİ HAZRETLERİ
KÜLTÜR ve DİL- 2
KÜLTÜR ve DİL- 1
GİDİŞİNLE...
ACI HAYAL
KIRMIZIDIR AŞKIN RENGİ
YOKLUĞUN VARLIĞINDA
SENİ DÜŞÜNMEK
ACI HAYAL
KARAKÖPRÜ'DE ALİ BABA HAYRATI
KALBİN KIRIK TARAFI
GÜL BAHÇESİ
HOŞ BİR SADÂ..!
BİR ÇAĞDAŞ OZAN'IN CANDAN TANELERİ
SEVMEYİ HEP ERTELEDİK BAŞKA ZAMANLARA
GİTMESEYDİN EĞER
GİTMEK GÜZELDİR ÖTELERE
HERKES KARAKÖPRÜLÜ OLDU
NARIN HİKÂYESİ
KAHVENİN SERÜVENİ
BÜYÜKŞEHİR’İN KİTAP TANITIM GÜNLERİ
BİRAZ DA NOSTALJİ
SEVGİLİLER GÜNÜNE DAİR..!
GİDİŞİNLE...
MEHMET AKİF İNAN ve SENDİKACILIK
ACI HAYAL
DEDE OSMAN AVNİ HAZRETLERİ
ÇOCUKLAR ÖLDÜ TURNAM SEN ÖLME
HAK ETTİĞİNİZİ BULURSUNUZ!
DİL ÜZERİNE BİR DENEME
BİR ÇAĞRIDIR ŞİİR
SENİ DÜŞÜNMEK
YOKLUĞUN VARLIĞINDA
CAFE'NİN HİKÂYESİ
BEN DE SİZİN KADAR BURALIYIM -2
BEN DE SİZİN KADAR BURALIYIM -1
"BU ŞEHRİN GECELERİ"
ŞANLIURFA'NIN AK ve karası
BİR SÜRGÜNDÜR YÜREĞİM
"HAYIRDA YARIŞANLAR OLUN"
KARAKÖPRÜ’DE ALİ BABA HAYRATI
GAP KIZ ANADOLU LİSESİ VE AHMET ÖZYAVUZ
BİR OKUYUCU MEKTUBU
YILDIZ YAĞMURU-1
AZİZ VALENTİN GÜNÜ…!?
KÜLTÜR DİLİ OLARAK TÜRKÇE
TARİHİ AÇIDAN BAĞIMLILIK
“M. NİHAT KÜRKÇÜOĞLU FIRÇASINDAN” ŞANLIURFA ALBÜMÜ ÜZERİNE
YEŞİLAY ve TBM
ADALET ÖZGÜRLÜK VE ONUR. HER ŞEY İNSANLIK İÇİN
ÖZGÜR DÜŞÜNCEYİ KAVRAMAK
ŞAZELİ ŞEYHİ ALİ DEDE
HZ. İBRAHİM, DERGÂHTA YAPILAN ZİKİRLER VE İHSAN ÇERMİKLİ
YIKILMIŞ BİR MEZARIM Kİ…!!!
ALİ BABA CAMİİ'NDE RAMAZANI YAŞAMAK
MEDENİYETİN ÇILDIRDIĞI AN
IRMAKLARI KAN AKAN COĞRAFYA
URFA’NIN KÜLTÜREL VİZYONU NASIL OLMALI
"KÖMÜR KARASIDIR GÖZYAŞI"
ŞEHİR VE MEDENİYET
YENİDEN MERHABA
Bizim Gazete
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Alıntı Yazarlar
Şanlıurfa
Sıcak
Güncelleme: 16.08.2018
Bugün
26° - 41°
Cuma
26° - 41°
Cumartesi
26° - 42°
Şanlıurfa

Güncelleme: 16.08.2018
İmsak
04:04
Sabah
05:35
Öğle
12:36
İkindi
16:19
Akşam
19:26
Yatsı
20:49
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Arşiv Arama
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı