Yazı Detayı
08 Şubat 2017 - Çarşamba 15:22 Bu yazı 1127 kez okundu
 
Yeni hikayeler yazmak lazım / Biz mahşeri yaşarken, dostlarımız nerede?
Veysel POLAT
bilgi@gapgundemi.com
 
 

Türk-Japon dostluğunu konu alan Ertuğrul Fırketeyni filmini izleyip beğendiğimi söyledim. “O hikaye çok eskide kaldı. Yeni hikayeler yazmak lazım” dedi Takeshi İshihara..

Japonya Büyükelçiliği Başkatibi Sayın İshihara Pazartesi günü bizi ziyaret etti. Şanlıurfa temasları kapsamında AK Parti ve HDP İl Başkanlıklarından sonra gazetemize geldiler.

Son ziyaretlerinin üzerinden 1,5 yıl geçti. Haziran ve Kasım seçim sonuçlarını; HDP’nin aldığı oylar ve AK Parti’nin iki seçim arasındaki liste değişikliğini sordular. Dolmabahçe mutabakatının bozulması ve Fırat Kalkanı Harekatı, Referandumun Urfa’daki sonuçları, Batı ve Nato’nun bölgedeki tutumu, son Daeş operasyonları, Suriyeli mültecilerin Urfa üzerine etkileri, Şanlıurfa’nın sorunları neler diye sordular..

Türkiye’nin binlerce yıllık tecrübe ve birikimi olan büyük medeniyetlerin varisi olduğunu, toplum olarak farklılıkları zenginlik saymış, uyum ve ortaklıklar kurmuş, insanlık olarak birlik ve barışını örnek şekilde muhafaza edebilen bir ülke olduğunu söyledik. Sadece Türkiye - Osmanlı döneminde değil, öncesinde de Selçuklu’dan Hz.Ömer dönemine kadar bölgemizde bütün dinlerin, etnik gurupların, mezhep ve düşünce sahiplerinin yan yana, iç – içe huzur ve adalet bayrağı altında yaşadığı/yaşatıldığını hatırlattık.

Barış Sürecini siyasi partilerden ziyade 80 milyon vatandaşın desteklediğini ve istediğini hatırlattık. Yerel seçimler ve Genel seçimlerde HDP’nin aldığı oyları kendisinin bile beklemediğini, vatandaşın barış sürecine sahip çıkarak HDP’nin sözünü ettiği “Türkiyelileşme ve sorunu Meclis’te çözme” projesine “oy hibesinde” bulunduğunu söyledik. Seçmen PKK terörünün sona ermesini, yeni bir anayasa ile Büyük Türkiye’nin inşa sürecinin ivme kazanmasını istiyordu.

Ancak barış sürecinde önce Kandil’in, Öcalan’ın Nevruz’daki barış çağrısına sırt dönmesi ve ardından Demirtaş’ın Avrupa-ABD temaslarından sonra ray değiştirmesi, süreci akim bıraktı.

HDP almış olduğu o kadar oy ve vatandaşın iradesine sahip çıkamadı. Söz verdiği barışı inşa etmek yerine; Karanlık güçlerin BOP ve Büyük Kürdistan projelerine teslim oldu. Onlardan aldıkları söz ve desteklere güvenerek sadece Türkiye’de değil; Suriye ve Irak’ta da terör, savaş, darbe ve krizlerin taşeronluğuna soyundu. Türkiye’de 40 yıldır terör eylemleri yapan örgüt ve siyasi uzantıları ilk defa bu kadar açığa düştüler. Emperyalizmin gönüllü ve maaşlı canileri olduklarını açıkça gösterdiler. 6-8 Ekim olayları, hendek devrimi, devam eden rojova ve Irak’daki askeri yapılanma ve eylemlerinin ilk mağdurları Kürtler.. Öldürdükleri, sürdükleri, çocuklarını ve mallarını yağmaladıkları en yakınlarındakiler.. “Kürt” ismini kullanmaları, coğrafyamızdaki Kürtler açısından en büyük felaket. İşledikleri cinayetlerin Deaş’ten, Haşdi Şabi’den hiç farkı yok. Bir din, diğeri mezhep bunlar da etnisite üzerinden coğrafyamızı kana boğuyor, şehirlerimizi yıkıyor, milyonlarca insanımızı yurtlarından sürüp dünyanın dört bir yanına dağıtıyorlar..

Bu anlamda HDP’nin siyasi parti olarak ömrünü tamamladığını düşünüyorum. Kendisine oy veren milyonların emanetine sahip çıkamadı. Terör örgütüne, içindeki mafya vari yapıya ve küresel güç odaklarına boyun eğdi. Bu görüldüğü için Türkiye’de “Yerli siyaset” konuşuluyor. Siyasi partilerimizin kendi seçmeni tarafından yönetilmesi, partilerin seçmen iradesini temsil etmesi isteniyor. Batı başkentlerinin yönlendirmesi yada karanlık lobilerin güdümünden kurtulmadan, sade parti tabelalarıyla sağlıklı bir demokrasi de olmaz, ülkemiz ve insanımız için sağlıklı bir siyasi zemin de oluşturulamaz, dedik.

Haziran – Kasım seçimleri arasındaki aday liste değişikliğinin AK Parti’nin o dönem kendi içindeki dinamiklerle ilgili olduğunu, seçmenin adaylara ve partiye değil, doğrudan R.Tayip Erdoğan’a destek verdiğini belirttik. Referandumda da Şanlıurfa en az %70-80’le evet der, dedik.

Suriye savaşının başladığı andan itibaren, Türkiye’nin sınırlarını açarak savaştan kaçan sivillere sahip çıktı. BM ve Batılı ülkelere çağrıda bulunarak savaşın önlenmesi ve sivillerin sığınabileceği güvenli bölgelerin oluşturulması çağrısı ve çabasında bulundu. Ancak Türkiye’nin çağrılarına karşılık olarak Irak ve Suriye’deki işgal ve parçalama operasyonları Türkiye’ye taşınmak istendi. Türkiye’deki 3 milyonu aşkın mülteciye göstermelik bile yardım yapılmadı. Terör örgütleri silahlandırılıp Türkiye’yi de terör, kaos ve darbe alanı haline getirmeye çalıştılar.

Batılı dostlarımız, Nato ortaklarımız, müttefiklerimiz.. Bunları yapanlar. Ama güçleri yetmeyecek inşallah. 15 Temmuz’la birlikte sıra bize geldi. Hükümet, devletten çok millet artık ayağa kalkmıştır. Erdoğan; coğrafyanın vicdanı, sesi. Millet olarak ona inanıyor ve güveniyoruz. Her şeyimizle de destekliyoruz. Yeni bir Türkiye, yeni bir dünya kuruluyor..

Siz neredesiniz? Diyorum misafirimize. Amerika 70 ortağıyla burada. Çinliler, Ruslar, Alman – İngilizler..

Japonya’da ekonomik kriz var. Kuzey Kore ve güneyde Çin ile sıkıntılarımız var. Bunlarla uğraşıyoruz, diyor.

Sorunları ve yanı başındaki Irak – Suriye coğrafyasıyla “Mahşeri” yaşayan Urfa’yı takdir ediyor, 600 bine yakın Suriyeliye kucak açtığı, bağrına bastığı için.

Gelenekleri çalışkanlıkları ve mertlikleriyle, şahsen Japonları seviyorum. Ertuğrul filmiyle bir kez daha sevdim.

Yeni hikayeler yazmak lazım, dedi Sayın İshihara.

 

Bir çok alanda ortaklığımız var Japon dostlarımızla. Türkiye’de hikayelerin değil, destanların yazıldığı bugünler de ‘dostlarımızla’ ilişkilerimizin daha yoğun olmasını bekleriz.

Türk-Japon dostluğunu konu alan Ertuğrul Fırketeyni filmini izleyip beğendiğimi söyledim. “O hikaye çok eskide kaldı. Yeni hikayeler yazmak lazım” dedi Takeshi İshihara..

Japonya Büyükelçiliği Başkatibi Sayın İshihara Pazartesi günü bizi ziyaret etti. Şanlıurfa temasları kapsamında AK Parti ve HDP İl Başkanlıklarından sonra gazetemize geldiler.

Son ziyaretlerinin üzerinden 1,5 yıl geçti. Haziran ve Kasım seçim sonuçlarını; HDP’nin aldığı oylar ve AK Parti’nin iki seçim arasındaki liste değişikliğini sordular. Dolmabahçe mutabakatının bozulması ve Fırat Kalkanı Harekatı, Referandumun Urfa’daki sonuçları, Batı ve Nato’nun bölgedeki tutumu, son Daeş operasyonları, Suriyeli mültecilerin Urfa üzerine etkileri, Şanlıurfa’nın sorunları neler diye sordular..

Türkiye’nin binlerce yıllık tecrübe ve birikimi olan büyük medeniyetlerin varisi olduğunu, toplum olarak farklılıkları zenginlik saymış, uyum ve ortaklıklar kurmuş, insanlık olarak birlik ve barışını örnek şekilde muhafaza edebilen bir ülke olduğunu söyledik. Sadece Türkiye - Osmanlı döneminde değil, öncesinde de Selçuklu’dan Hz.Ömer dönemine kadar bölgemizde bütün dinlerin, etnik gurupların, mezhep ve düşünce sahiplerinin yan yana, iç – içe huzur ve adalet bayrağı altında yaşadığı/yaşatıldığını hatırlattık.

Barış Sürecini siyasi partilerden ziyade 80 milyon vatandaşın desteklediğini ve istediğini hatırlattık. Yerel seçimler ve Genel seçimlerde HDP’nin aldığı oyları kendisinin bile beklemediğini, vatandaşın barış sürecine sahip çıkarak HDP’nin sözünü ettiği “Türkiyelileşme ve sorunu Meclis’te çözme” projesine “oy hibesinde” bulunduğunu söyledik. Seçmen PKK terörünün sona ermesini, yeni bir anayasa ile Büyük Türkiye’nin inşa sürecinin ivme kazanmasını istiyordu.

Ancak barış sürecinde önce Kandil’in, Öcalan’ın Nevruz’daki barış çağrısına sırt dönmesi ve ardından Demirtaş’ın Avrupa-ABD temaslarından sonra ray değiştirmesi, süreci akim bıraktı.

HDP almış olduğu o kadar oy ve vatandaşın iradesine sahip çıkamadı. Söz verdiği barışı inşa etmek yerine; Karanlık güçlerin BOP ve Büyük Kürdistan projelerine teslim oldu. Onlardan aldıkları söz ve desteklere güvenerek sadece Türkiye’de değil; Suriye ve Irak’ta da terör, savaş, darbe ve krizlerin taşeronluğuna soyundu. Türkiye’de 40 yıldır terör eylemleri yapan örgüt ve siyasi uzantıları ilk defa bu kadar açığa düştüler. Emperyalizmin gönüllü ve maaşlı canileri olduklarını açıkça gösterdiler. 6-8 Ekim olayları, hendek devrimi, devam eden rojova ve Irak’daki askeri yapılanma ve eylemlerinin ilk mağdurları Kürtler.. Öldürdükleri, sürdükleri, çocuklarını ve mallarını yağmaladıkları en yakınlarındakiler.. “Kürt” ismini kullanmaları, coğrafyamızdaki Kürtler açısından en büyük felaket. İşledikleri cinayetlerin Deaş’ten, Haşdi Şabi’den hiç farkı yok. Bir din, diğeri mezhep bunlar da etnisite üzerinden coğrafyamızı kana boğuyor, şehirlerimizi yıkıyor, milyonlarca insanımızı yurtlarından sürüp dünyanın dört bir yanına dağıtıyorlar..

Bu anlamda HDP’nin siyasi parti olarak ömrünü tamamladığını düşünüyorum. Kendisine oy veren milyonların emanetine sahip çıkamadı. Terör örgütüne, içindeki mafya vari yapıya ve küresel güç odaklarına boyun eğdi. Bu görüldüğü için Türkiye’de “Yerli siyaset” konuşuluyor. Siyasi partilerimizin kendi seçmeni tarafından yönetilmesi, partilerin seçmen iradesini temsil etmesi isteniyor. Batı başkentlerinin yönlendirmesi yada karanlık lobilerin güdümünden kurtulmadan, sade parti tabelalarıyla sağlıklı bir demokrasi de olmaz, ülkemiz ve insanımız için sağlıklı bir siyasi zemin de oluşturulamaz, dedik.

Haziran – Kasım seçimleri arasındaki aday liste değişikliğinin AK Parti’nin o dönem kendi içindeki dinamiklerle ilgili olduğunu, seçmenin adaylara ve partiye değil, doğrudan R.Tayip Erdoğan’a destek verdiğini belirttik. Referandumda da Şanlıurfa en az %70-80’le evet der, dedik.

Suriye savaşının başladığı andan itibaren, Türkiye’nin sınırlarını açarak savaştan kaçan sivillere sahip çıktı. BM ve Batılı ülkelere çağrıda bulunarak savaşın önlenmesi ve sivillerin sığınabileceği güvenli bölgelerin oluşturulması çağrısı ve çabasında bulundu. Ancak Türkiye’nin çağrılarına karşılık olarak Irak ve Suriye’deki işgal ve parçalama operasyonları Türkiye’ye taşınmak istendi. Türkiye’deki 3 milyonu aşkın mülteciye göstermelik bile yardım yapılmadı. Terör örgütleri silahlandırılıp Türkiye’yi de terör, kaos ve darbe alanı haline getirmeye çalıştılar.

Batılı dostlarımız, Nato ortaklarımız, müttefiklerimiz.. Bunları yapanlar. Ama güçleri yetmeyecek inşallah. 15 Temmuz’la birlikte sıra bize geldi. Hükümet, devletten çok millet artık ayağa kalkmıştır. Erdoğan; coğrafyanın vicdanı, sesi. Millet olarak ona inanıyor ve güveniyoruz. Her şeyimizle de destekliyoruz. Yeni bir Türkiye, yeni bir dünya kuruluyor..

Siz neredesiniz? Diyorum misafirimize. Amerika 70 ortağıyla burada. Çinliler, Ruslar, Alman – İngilizler..

Japonya’da ekonomik kriz var. Kuzey Kore ve güneyde Çin ile sıkıntılarımız var. Bunlarla uğraşıyoruz, diyor.

Sorunları ve yanı başındaki Irak – Suriye coğrafyasıyla “Mahşeri” yaşayan Urfa’yı takdir ediyor, 600 bine yakın Suriyeliye kucak açtığı, bağrına bastığı için.

Gelenekleri çalışkanlıkları ve mertlikleriyle, şahsen Japonları seviyorum. Ertuğrul filmiyle bir kez daha sevdim.

Yeni hikayeler yazmak lazım, dedi Sayın İshihara.

Bir çok alanda ortaklığımız var Japon dostlarımızla. Türkiye’de hikayelerin değil, destanların yazıldığı bugünler de ‘dostlarımızla’ ilişkilerimizin daha yoğun olmasını bekleriz.

 
Etiketler: Yeni, hikayeler, yazmak, lazım, , mahşeri, yaşarken, dostlarımız, nerede
Yorumlar
Bizim Gazete
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Alıntı Yazarlar
Şanlıurfa
Sıcak
Güncelleme: 16.08.2018
Bugün
26° - 41°
Cuma
26° - 41°
Cumartesi
26° - 42°
Şanlıurfa

Güncelleme: 16.08.2018
İmsak
04:04
Sabah
05:35
Öğle
12:36
İkindi
16:19
Akşam
19:26
Yatsı
20:49
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Arşiv Arama
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı