Yazı Detayı
28 Şubat 2018 - Çarşamba 10:13 Bu yazı 1415 kez okundu
 
TÜRKİYE’DE YAŞANAN DARBELER, ABD VE CHP-2
Osman GÜLEBAK
o.gulebak@ilkemuhabir.com
 
 

1995 seçimlerinde Refah Partisinin (RP) galip gelmesi Türkiye-Amerikan ilişkilerinde ciddî bir kırılmayı da beraberinde getirdi. Necmettin Erbakan, İslâmcı köklerden gelen siyasetçi olarak ilk kez Başbakan olmuştu. Erbakan’ın siyonizm karşıtı sözleri, İslam dünyası ile dayanışma vurgusu, İran ve Libya’ya yaptığı yüksek profilli geziler, İran’la boru hattı inşa anlaşması imzalaması, Müslüman ülkeler arasında ekonomik iş birliğini öngören D-8 projesi, İslam Ülkeleri Ortak Pazarı, İslam Ülkeleri Ortak Savunma Sistemi, İslam Ülkeleri Ortak Para Birimi gibi söylemleri Washington’u rahatsız etti.

İç politikada da seküler elitler Erbakan’ın yükselişinden rahatsız ve kaygılıydı. Ordu, basın ve yüksek yargı eliyle gerilim tırmandırıldı, büyük sermaye de buna destek verdi. 1997’nin Şubat ayı başında Sincan’da tankların yürütülmesi ile başlayan süreç 28 Şubat 1997 tarihli Milli Güvenlik Kurulu Kararlarıyla hükümete karşı net bir tavra dönüştü. Erbakan 18 Haziran’da başbakanlıktan istifa etmek zorunda bırakıldı.

Alınan MGK kararlarının ardından dindar kesime yönelik cadı avı başlatıldı. Üniversite önlerinde genç kızların tesettürüne el uzatıldı, çarşaf giyen bayanlar, her tür hastayı tedavi etmeye yemin etmiş doktorlar ağır hakaretlere maruz kaldı, tesettürünü zorla çıkarmış nice kadın ağır psikolojik problemler yaşadı. Yüz binlerce imam hatip öğrencisi, milyonlarca diğer meslek liselerinden öğrencilerle birlikte katsayı sistemi denen bir sistemde kurban edildi. Süreç boyunca dört bir yanı zulüm bürüdü. Binlerce kişi gözaltına alınıp Devlet Güvenlik Mahkemelerine sevk edildi, binlerce kişi, haklarında örgüt mensubu fezlekeleri hazırlanarak ağır cezalara çarpıtıldı, onların bir kısmına müebbet hapis cezası verildi.

CHP bir darbede daha sahnede

Refah Partisinin iktidar ortağı olmasından dolayı İslami değerlere yönelik saldırılar artarken Erbakan'ın yaptığı her açıklamayla yeni bir gerilim ortamı oluşturulmaya çalışıldı. Hükümete yönelik her eleştirisinde "laiklik elden gidiyor" temasıyla hareket eden CHP, her fırsatta İslami değerleri hedef alan uygulamaların arkasında durdu.

Darbeye giden süreci desteklemekten geri durmayan CHP, Başbakan Necmettin Erbakan’ın, kendi konutunda tarikat ve cemaat liderlerine verdiği yemeği de mahkemeye taşıyarak suç duyurusunda bulundu.

Darbe sonucu devrilen Refah-Yol Hükümeti yerine kurulan hükümete katılmasa da desteğini esirgemeyen CHP, başörtü yasakları ve imam hatiplerin kapatılmasını öngören yasanın da arkasında durmaktan geri durmadı. Ayrıca 28 Şubat sürecinde başörtü ve İslami değerlere düşmanlığıyla öne çıkan isimlerin CHP'de siyasete atılmaları da CHP'nin darbedeki rolünü gözler önüne seriyordu.

ABD Refah-Yol’un post modern yollarla devrilmesinden memnundu. ANASOL-D Hükümeti’nin Başbakanı Mesut Yılmaz Aralık 1997’de Beyaz Saray’da ağırlandı. Aynı ay içinde siyonistler ile de ilişkiler derinleşti, 48 F-5 savaş uçağının modernizasyonu terör çetesine ihale edildi.

28 Şubat’tan sonra Müslüman ülkelere yakınlaşmaya çalışan Türkiye, Batı ile olan stratejik ortaklığını ve küresel ekonomik sistemdeki yerini sürdürmeye çalıştı.

Darbeciler bir sonraki darbeci FETÖ'ye dokunmadı

Ama ne gariptir ki dindar kesim için adeta cadı avına dönüştürülen bu süreç, yine o dönemde dini bir profil olarak bilinen Fetullah Gülen’e ve çalışmalarına dokunmadı. Hatta bu sürecin FETÖ’ye alan açtığı kimi feraset sahipleri tarafından daha önce bilinse de 15 Temmuz darbe girişimiyle daha iyi anlaşılmıştı. Nitekim darbenin ardından Zaman gazetesi, darbe için “Hayırlı Olsun” diyerek darbecilerden yana olduğunu belirtiyordu.

Konuyla ilgili Gazeteci-Yazar Abdulkadir Turan, şunları aktarır:

“Türkiye'de dindar kesim meydanlarda açıkça “kahrolsun ABD, kahrolsun israil” sloganları atıyor ve o günlerde AB üyeliğine de açıkça muhalefet ediyordu. Bu noktada dindar kesimi ABD-israil çizgisine çekecek bir yapıya ihtiyaç vardı, o yapı 15 Temmuz'u gerçekleştiren gruptu. Gülenci grup, karakter olarak Türkiye'deki dindar yapıdan nefret ediyordu, dindarların uğradığı her tür mağduriyetten dindarları suçlu tutuyor hatta İslami duyarlılığın kendisini sorumlu buluyordu. “Öğrenci ve memurlar başörtüyü tercih etmese, açıktan namaz kılmaya kalkışmasalar, Amerika ve israil karşıtı bir siyaseti destekleyeceklerine Bülent Ecevit gibi her tür İslami hassasiyet karşıtı bir siyasetçinin peşine takılsalar niye 28 Şubat olsun ki?” sorusunu, düşüncelerini dikte etmek için fütursuzca sorabiliyorlardı. Onların bu sorusunun sebep ve niyeti dahi irdelenmedi.

Dindar kesim, bu soruyu soranlarla 28 Şubat'ın görünen aktörleri arasındaki bağı ortaya koyamadı. Bu yüzden kendisine karşı oluşturulan sistemi sorgulayacağına kendisini sorguladı, o sistemle uğraşacağına kendisiyle uğraştı, kendisine karşı kurulan düzeneği bozmak yerine o düzenekten yaralı olarak çıkmayı seçti. Bir anda sakal hatta bıyık dahi kesildi, aniden ortaya Avrupai bir Müslüman tipi çıktı.”

Ve 15 Temmuz darbesi

Refah Partisinin kapatılmasının ardından başta Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere Millî Görüş çizgisindeki bazı siyasetçiler, partiden ayrılarak Adalet ve Kalkınma Partisini kurdular. Hem içten hem de dıştan yoğun bir baskı altında olduklarını düşünen bu kadro, baskılardan kurtulmak için biraz daha ılımlı bir politikaya yöneldi. Dışta ABD ile iyi ilişkiler kuran AK Parti, içerde de lideri ABD’de yaşayan Gülen Hareketi ile iyi geçinmeye çalıştı. Hatta Türkiye’nin o süreçte ABD ile ilişkileri o kadar iyi bir konuma geldi ki Türkiye ABD tarafından İslam ülkelerine örnek gösterilmeye başlandı.

İktidarın kimi politikalarında ABD ve AB ülkelerine ters düşmesi Türkiye'ye yönelik yeni saldırıların kapısını araladı. Her defasında emrine girecek kadrolarla müdahalelerde bulunan ABD ve Batı ülkeleri bu seferde iktidarı devirmek için farklı yollara başvurdu. Öcalan'ın yakalanmasının ardından uzun süre eylemsizlik içinde bulunan PKK'nin yeniden harekete geçirilmesiyle başlayan süreç Gezi kalkışmasıyla sürdü. Halkın verdiği destekle kalkışmayı bastıran hükümete yönelik yeni operasyonlar da devam etti.

İktidarı devirmek için tüm yollar denendikten sonra uzun süredir hazırlanan ve alttan alta en önemli kadroları ele geçirilen FETÖ, harekete geçirilerek yeni bir cephe açıldı.

Yolsuzluk adı altında düzenlenen 17-25 Aralık operasyonları, MİT TIR'ları olayı, PKK eliyle çıkarılan Kobani bahaneli olaylar ile PKK’nin çözüm sürecini bitirmesi gibi bir dizi olay hükümeti hizaya getirmek için kullanıldı. İçerde büyük krizlerin yaşanmasına sebep olan FETÖ’nün liderinin ABD’de ikamet etmesi ve ABD’nin ona sahip çıkması hükümet ile ABD’nin ilişkilerini iyice çıkmaza soktu.

Çukur siyasetiyle sokağa taşınan çatışmalar ve büyükşehirlerde patlatılan bombalarla ortamı hazırlanan darbe girişimi ise 15 Temmuz'da gerçekleşti. FETÖ eliyle gerçekleştirilen ABD ve Batı destekli darbe girişimi halkın sokağa çıkmasıyla akamete uğratıldı. Darbe girişiminden sonra başta Suriye ve Ortadoğu'da yaşanan gelişmeler olmak üzere Türkiye sınırını değiştirecek yeni planların devreye sokulması neden darbe yapılmak istendiğini de ortaya koyuyordu.

15 Temmuz'da CHP'nin yine bilindik  tavrı

Çok partili siyasi hayata geçişin ardından yaklaşık 70 yıldır tek başına iktidara gelemeyen CHP, yaşanan darbelere açıkça karşı koymadı. Bundan dolayı adı her dönemde halk arasında darbecilerle beraber anılan CHP, bu kötü imajı silmek için herhangi bir darbede ilk karşı çıkanların kendileri olduğunu dile getirmek zorunda kaldı. Ancak tüm bu söylemlere ve darbeyi gerçekleştiren grubun ideolojik olarak CHP'ye uzak olmasına rağmen, CHP'li yöneticilerin darbecilere karşı direnen halkın arasında olmaması dikkat çekiciydi.

Darbe gecesi toplanan TBMM'de CHP'li vekillerin olması ve darbeye karşı açıklamalar yapması CHP'ye yönelik algıda olumlu bir değişim yapsa da bu hava fazla sürmedi. CHP'li yöneticiler bir yandan darbeyi eleştirirken diğer yandan FETÖ'cüleri aklama yoluna giderek 'kontrollü' olarak niteledikleri darbeden hükümeti sorumlu tutmaya başladı.

Türkiye Cumhuriyeti tarihinde gerçekleşen darbelerde dışarıdan ABD'nin rolü olduğu tüm kesimler tarafından kabul edilirken içeride de kendini devletin sahibi olarak gören CHP, darbelere hep bir yerlerinden bulaştı. CHP'nin darbelerdeki rolünün en büyük nedeni ise İslam karşıtlığı olarak öne çıktı. SON


 

 
Etiketler: TÜRKİYE’DE, YAŞANAN, DARBELER,, ABD, VE, CHP-2,
Yorumlar
Diğer Yazılar
21. YÜZYILDA MUSAB OLABİLMEK
"EN KÖTÜ BARIŞ, EN HAKLI SAVAŞTAN DAHA İYİDİR"
ELMA KOKUSUYLA GELEN ÖLÜM: HALEPÇE-2
ELMA KOKUSUYLA GELEN ÖLÜM: HALEPÇE-1
TÜRKİYE'DE YAŞANAN DARBELER, ABD VE CHP-1
ABD İLE TÜRKİYE ARASINDAKİ 'STRATEJİK MÜTTEFİK' İLİŞKİLERİ -2
ABD İLE TÜRKİYE ARASINDAKİ 'STRATEJİK MÜTTEFİK' İLİŞKİLERİ -1
KÜRTLER ÜZERİNDEKİ EMPERYALİST OYUNLAR VE PKK-2
KÜRTLER ÜZERİNDEKİ EMPERYALİST OYUNLAR VE PKK-1
KÜRTLER ÜZERINDEN OYNANAN EMPERYALIST OYUNLAR (2)
KÜRTLER ÜZERINDEN OYNANAN EMPERYALIST OYUNLAR (1)
MÜNİR ÖZKUL VE KAYBOLAN MERHAMETİMİZ...
KUDÜS VE YOL AYRIMINDAKİ İNSANLIK…
ALİYA’NIN GÖZÜNDEN FİLİSTİN MESELESİ -3
BİLGE KRAL ALİYA VE FİLİSİTN MESELESİ-2
ALİYA’NIN GÖZÜNDEN FİLİSTİN MESELESİ-1
GÖRMEZ’İN VEDA KONUŞMASINDAKİ ACI HAKİKATLER…
DİYANET VE GÖRMEZ, SİYASETE KURBAN MI EDİLİYOR?
16 NİSAN REFERANDUMUNDA GERÇEKLERLE YÜZLEŞMEK-3
16 NISAN REFERANDUMUNDA GERÇEKLERLE YÜZLEŞMEK-2
16 NISAN REFERANDUMUNDA GERÇEKLERLE YÜZLEŞMEK-1
11 NİSAN KURTULUŞ ETKİNLİKLERİ VE (ÖZ)ELEŞTİRİLER
HÜDA PAR NEDEN HEDEF SEÇİLİYOR?
KONYA'NIN MEVLANA'SI VAR, YA URFA'NIN?
HALK HİZMET İÇİN İLLA YOL MU KAPATSIN?
AÇILIŞLAR HİZMET Mİ YOKSA EZİYET Mİ?
OKULLARIN AÇILMASI VE SORUMLULUKLARIMIZ
CEMAATLERE SALDIRI YA DA MAYIN MERKEPLİĞİ
DARBE KARŞITI KÜRTLER VE TÜRKİYE’NİN GELECEĞİ ÜZERİNE…
BİRECİK'TE HALKI DAĞITMA EMRİNİ KİM VERDİ?
İBRAHİM EDHEM EFENDİYİ TANIYAN VAR MI?
ÜMMET ŞUURU OLMADAN KUDÜS ÖZGÜRLEŞMEZ
Bizim Gazete
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Alıntı Yazarlar
Şanlıurfa
Sıcak
Güncelleme: 22.06.2018
Bugün
22° - 35°
Cumartesi
22° - 36°
Pazar
22° - 38°
Şanlıurfa

Güncelleme: 22.06.2018
İmsak
03:11
Sabah
04:58
Öğle
12:34
İkindi
16:23
Akşam
19:57
Yatsı
21:36
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Arşiv Arama
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı