Yazı Detayı
03 Aralık 2018 - Pazartesi 09:40 Bu yazı 614 kez okundu
 
SOROS’UN VAKFI GİTTİ YA YÜRÜRLÜKTEKİ POLİTİKALARI?
Osman GÜLEBAK
o.gulebak@ilkemuhabir.com
 
 

Uzun süredir Türkiye'nin gündemini meşgul eden bir dava ve davayla ilgili yapılan tartışmalar var. Osman Kavala'nın tutuklu olduğu Açık Toplum Vakfı davası…

Davanın devam ettiği bu süreçte davayla ilgisi olduğu iddia edilen bir vakfın Türkiye'deki faaliyetlerini durdurduğunu açıklaması tartışmaları daha da alevlendirdi.

Öncelikle yaşanan bu tartışmaların, hem konjoktürel olması açısından hem de yaşananları kişiselleştirmesi açısından eksik bullduğunu belirtmek isterim. Çünkü daha geçtiğimiz günlerde neredeyse ülkemizde yaşanan tüm terör faaliyetlerinin odak noktasına yerleştirilen Ajan Brunson'un konjoktürün değişmesiyle birlikte aynı çevreler tarafından 'Gizli Müslüman' olarak lanse edilmesi sanırım dikkatinizi çekmiştir.

Bugün de yaşanan bu tartışmaların, sadece birilerini dövmek için sopa olarak kullanıldığını kimsenin toplumu ilgilendiren sorunları ortadan kaldırmaya niyetli olmadığını belirtmek isterim. Şayet bunun tersi olsaydı bugün şahıs ya da kurumları değil; bu şahıs ve kurumların ortaya koyduğu faaliyetleri, bu faaliyetlerin topluma verdiği zararları ve çözüm yollarını konuşurduk. Yani tartışmaların derdi üzüm yemek değil bağcıyı dövmek…

Açık Toplum Vakfının tam da kadına şiddet etkinliklerinin yapıldığı bir dönemde faaliyetlerini durduğunu açıklaması tüm dikkatleri bu vakfa çekti. Birçok kişi sosyal medya hesabından bu vakfın ülkeyi terk etmesini, hükümetin son günlerde yaptığı baskının başarılı bir sonucu olarak gördü. Fakat bu iyi niyetli görüşlerin ıskaladığı bir gerçek var. Bu, Türkiye'de yıllardır faaliyet yürüten vakfın, arkasında aynı misyonu devam ettirecek onlarca şahıs, kurum ve iktidarın politikasını bile etkileyecek bir etki bıraktığıdır.

Bu vakıf yaptığı faaliyetler sonucu, birileriyle organik bağ kurup söz konusu çalışmalarını devam ettirirken; aynı zamanda birilerini de fikirsel olarak etkileyip aynı amaca hizmet ettiriyor. Bugün sahaya baktığımızda bu vakfa karşı imiş gibi görünen onlarca muhafazakâr kurum, maalesef söz konusu vakfın amaçlarına su taşıyor. Bu tam bir paradoks olsa gerek…

Peki, tartışmaların odağındaki bu Açık Toplum Vakfı kim ve amacı ne?

Biraz geriden başlayalım.

Önceki yazılarımda belirttiğim gibi Emperyalist güçler, Ortadoğu olarak anılan İslam Coğrafyasını 'küresel sisteme entegre olmayan boşluk' olarak gördüklerinden bu bölge üzerinde birçok proje hazırlamışlardır. Bu projelerden biri de son dönemlerde Yaratıcı/Yıkıcı Kaos Doktrini… Bu doktrinin iki yöntemi var: Biri Yahudi asıllı Soros'un savunduğu soft yani yumuşak güç, diğeri Neoconların savunduğu hard yani kaba güç…

Soros'un İslam coğrafyasını içten yıkmaya dönük Yumuşak Güç Projesi ki bu projenin amacı; insan hakları, kadın dernekleri, sivil toplum kuruluşları, modern hayat tarzı, kadının toplumsal-kamusal konusu, İslam ile laikliğin uzlaştırılması gibi konular üzerinden toplumun sosyo-kültürel açıdan yozlaştırılmasıdır.

Bu projenin bir sonucu olarak ortaya çıkan Açık Toplum Teorisi, Karl Popper'in Açık Toplum ve Düşmanları isimli iki ciltli kitabına dayanıyor. Bu teorinin amacı özetle; kapalı olan İslam toplumlarını her şeyin tartışılabildiği açık bir toplum haline getirerek içerden çökertmek… Bunu yaparken de her ne kadar kulağa hoş gelen 'düşünce özgürlüğü' gibi kavramlar kullanılsa da asıl niyet; dini, gelenekleri, ailenin yapısını tartışmaya açarak toplumu ayakta tutan kolonları yıkmaktır.

Birinci hedef dindir. İslam dininin herkesin üzerinde ittifak ettiği kutsallarını halkın önünde tartışmaya açarak insanların kafasına şüphe tohumları ekmeye çalışır. İslam'ın bazı emir ve ibadetlerinin (Kurban, oruç, başörtünün hükmü vb.) halkın önünde tartışıldığı TV programlarını hatırlayın…

İkinci aşamada gelenekleri hedef alır. Gelenekler yani örf dediğimiz yaşama biçimimiz, aslında bizim koruyucu kalkanımızdır. Bu kalkanı kırmak isteyen bu teori sahipleri, örfümüzü töre ile özdeşleştirerek (Töre cinayetleri vb.) değersizleştirir.

Üçüncü aşamada aileyi hedef alır. Burada aile birlikte kadın ve kadının anneliğini hedefe koyar. Bir kadının gözünde anneliği küçümsenen bir konuma koyarken iş hayatına atılmayı bir üstünlük ya da özgürlük olarak sunar. Bundan etkilenen bir kadın, evinde eşine ve çocuklarına hizmet etmeyi kölelik olarak görürken, çalıştığı ofiste patronuna ve misafirlerine hizmet etmeyi özgürlük olarak görür.

Bugün bunun acı sonuçlarını görüyoruz. Aile bağlarının çok güçlü olduğu toplumumuzda maalesef aileler yavaş parçalanıyor. Özellikle hükümetin, 2000 sonrası iktidar olduğu dönemdeki AB politikaları ve son dönemlerde çıkarılan aileyi dinamitleyen yasalar, aileyi çökertmekten başka hiçbir işe yaramıyor. TV haberlerinde her gün onlarca ailenin dramı anlatılıyor. Bu yanlış politikaların sonuçları sürekli gündeme getirilirken sebepleri üzerinde ise hiç durulmuyor.

Değerlerimizle, inancımızla uyuşmayan bu politikaların sonucunda en çok mağdur olan yine kadınlar ve çocuklar oluyor.

Gelelim Açık Toplum Vakfına…

Bu vakfın Türkiye'de kurulması ne tesadüftür ki (!) 2001 yılına yani AK Partinin kurulma dönemine denk geliyor. Hatırlarsanız geçen yazımda belirttiğim gibi, 2000 sonrası süreçte AB/ABD ve İsrail'in başat rol oynadığı Yumuşak Güç Projesi kapsamında gelişmelerin önü açılmış; bu süreçte Milli Görüşten ayrılarak kurulan AK Parti, iktidara gelmişti. Detayları önceki yazımda okuyabilirsiniz.

Dikkat ederseniz bu vakıf tam da bu dönemde, parçası olduğu Soros'a ait Yumuşak Güç Projesi kapsamında Türkiye'ye geliyor. İlk önceleri Açık Toplum Enstütisi ismi ile kurulan bu vakıf, sonradan Açık Toplum Vakfı adını alıyor. Kültürün, sanatın, sivil toplumun araçlarını, enstrümanlarını kullanarak sosyo-kültürel yapıyı değiştirmeye çalışan vakıf, Türkiye'de çok sayıda partner dernekle çalışmalar yürütmüş. 2000 sonrası Türkiye'de yaşanan başta çözüm süreci olmak üzere birçok gelişmenin zeminini de yine bu vakıf, hazırlamış. Ayrıca bu vakfın, bu süreçte FETÖ ile de arasının çok iyi olduğu hatta birlikte hareket ettiği biliniyor.

Fakat her nedense 2011 sonrası, hükümetin dışarıda ABD ile içerde ise FETÖ ile arasının açıldığı tarihten itibaren bu vakfın da hükümet ile arası açılmış. Ve bu vakıf, başta gezi olayları olmak üzere tüm muhalif eylemlerin arkasında durmuş.

Ve bugün bu vakıf Türkiye'den ayrıldığını açıkladı. Durmasının anlamı da yok gibi. Şimdi soruyorum; dindar halkın oylarıyla iktidara gelen muhafazakâr hükümetin, uyguladığı politikalar ile çıkardığı yasalar, bu vakfın projelerinin aynısı ise hükümete yakın birçok muhafazakâr dernek neredeyse aynı görevi icra ediyorsa durmanın bir anlamı var mı?

Hükümet samimi ise AB Uyum Yasaları kapsamında çıkardığı ve hâlâ çıkarmaya devam ettiği; bu toplumun değer ve inancına zarar veren politikalardan acilen vazgeçmelidir.

Yoksa, bir taraftan Soros'la mücadele ettiğini söylerken diğer tarafta Soros'un fikirlerine hizmet ediyorsa kimseden bu mücadeleye inanmasını beklemesin…

 
Etiketler: SOROS’UN, VAKFI, , GİTTİ, YA, YÜRÜRLÜKTEKİ, , POLİTİKALARI?,
Yorumlar
Diğer Yazılar
HZ. ALİ VE MALİK BİN EŞTER’E GÖNDERDİĞİ MEKTUP-2
HZ. ALİ VE MALİK BİN EŞTER’E GÖNDERDİĞİ MEKTUP-1
CHP, DP VE EZANIN ASLINA DÖNDÜRÜLMESİNİN PERDE ARKASI-2
CHP, DP VE EZANIN ASLINA DÖNDÜRÜLMESİNİN PERDE ARKASI-1
İSLAM DÜNYASINDA KURUMLARIN YENİLENME ZORUNLULUĞU
CADILARIN BİLİM YUVASINDA NE İŞİ VAR BEYLER?
İSLAM DÜNYASI VE ‘GERÇEK CUMHURİYET’ ARAYIŞI -2-
İSLAM DÜNYASI VE ‘GERÇEK CUMHURİYET’ ARAYIŞI -1-
ÂLİMLER BULUŞMASI VE KÜRTLER
İBRAHİM EDHEM EFENDİYİ TANIYAN VAR MI?
BİZ BU ÜLKENİN NESİ OLUYORUZ?
HÜKÜMDAR BEHRAM VE BAYKUŞUN HİKÂYESİ
BASRA OLAYLARI ANALİZİ - 2
BASRA OLAYLARI ANALİZİ - 1
21. YÜZYILDA MUSAB OLABİLMEK
"EN KÖTÜ BARIŞ, EN HAKLI SAVAŞTAN DAHA İYİDİR"
ELMA KOKUSUYLA GELEN ÖLÜM: HALEPÇE-2
ELMA KOKUSUYLA GELEN ÖLÜM: HALEPÇE-1
TÜRKİYE’DE YAŞANAN DARBELER, ABD VE CHP-2
TÜRKİYE'DE YAŞANAN DARBELER, ABD VE CHP-1
ABD İLE TÜRKİYE ARASINDAKİ 'STRATEJİK MÜTTEFİK' İLİŞKİLERİ -2
ABD İLE TÜRKİYE ARASINDAKİ 'STRATEJİK MÜTTEFİK' İLİŞKİLERİ -1
KÜRTLER ÜZERİNDEKİ EMPERYALİST OYUNLAR VE PKK-2
KÜRTLER ÜZERİNDEKİ EMPERYALİST OYUNLAR VE PKK-1
KÜRTLER ÜZERINDEN OYNANAN EMPERYALIST OYUNLAR (2)
KÜRTLER ÜZERINDEN OYNANAN EMPERYALIST OYUNLAR (1)
MÜNİR ÖZKUL VE KAYBOLAN MERHAMETİMİZ...
KUDÜS VE YOL AYRIMINDAKİ İNSANLIK…
ALİYA’NIN GÖZÜNDEN FİLİSTİN MESELESİ -3
BİLGE KRAL ALİYA VE FİLİSİTN MESELESİ-2
ALİYA’NIN GÖZÜNDEN FİLİSTİN MESELESİ-1
GÖRMEZ’İN VEDA KONUŞMASINDAKİ ACI HAKİKATLER…
DİYANET VE GÖRMEZ, SİYASETE KURBAN MI EDİLİYOR?
16 NİSAN REFERANDUMUNDA GERÇEKLERLE YÜZLEŞMEK-3
16 NISAN REFERANDUMUNDA GERÇEKLERLE YÜZLEŞMEK-2
16 NISAN REFERANDUMUNDA GERÇEKLERLE YÜZLEŞMEK-1
11 NİSAN KURTULUŞ ETKİNLİKLERİ VE (ÖZ)ELEŞTİRİLER
HÜDA PAR NEDEN HEDEF SEÇİLİYOR?
KONYA'NIN MEVLANA'SI VAR, YA URFA'NIN?
HALK HİZMET İÇİN İLLA YOL MU KAPATSIN?
AÇILIŞLAR HİZMET Mİ YOKSA EZİYET Mİ?
OKULLARIN AÇILMASI VE SORUMLULUKLARIMIZ
CEMAATLERE SALDIRI YA DA MAYIN MERKEPLİĞİ
DARBE KARŞITI KÜRTLER VE TÜRKİYE’NİN GELECEĞİ ÜZERİNE…
BİRECİK'TE HALKI DAĞITMA EMRİNİ KİM VERDİ?
ÜMMET ŞUURU OLMADAN KUDÜS ÖZGÜRLEŞMEZ
Bizim Gazete
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Alıntı Yazarlar
Şanlıurfa
Parçalı Bulutlu
Güncelleme: 18.12.2018
Bugün
- 10°
Çarşamba
- 12°
Perşembe
- 11°
Şanlıurfa

Güncelleme: 18.12.2018
İmsak
05:58
Sabah
07:26
Öğle
12:28
İkindi
14:56
Akşam
17:19
Yatsı
18:40
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Arşiv Arama
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı