Yazı Detayı
05 Nisan 2017 - Çarşamba 08:22 Bu yazı 277 kez okundu
 
SAHABELERİN İZİNDEN (37)
Enes POLAT
 
 

Gündemde yazılacak birçok sıcak başlık varken İslamiyet'in zuhuruyla birlikte yaşamları, mücadeleleri, ödedikleri bedeller ve şahadetleriyle, ümmetin şuurlu evlatlarına rehberlik eden sahabeleri hatırlayalım ve anlatalım istedik.

*******
Bu kısa biyografileri aktarırken daha çok gençlerimizi düşündük. Çünkü gençlerimiz, özellikle lise çağlarından itibaren kendilerine rol-model olacak isim arayışına giriyor. Birçok aile de evlatlarının bu arayışını endişe ile karşılıyor. Evlatlarının duygu dünyasındaki o şuuru 'bir aşırılık' olarak görüp bu duyguları köreltmeye çalışıyor. Bu köreltme ve bastırma gayreti de çocukların, 'bulanık isimlere ve sözde kahramanlara' itibar etmelerini tetikliyor.

*******
İşte bu sebeplerle biz, hayatlarını tebliğe, dini yüceltmeye, kâfirlerle ve onların işbirlikçileriyle mücadeleye adayan bu şahsiyetlerin yaşamlarını sizlere aktarmayı bir vecibe olarak gördük. Yeni gelen nesiller örnekler görmek isterler ve onlara ümmetin özünü sunmazsanız, başkaları bu boşluğu doldurur.


Dımâd bin Sa'lebe (r.a.)
Mekke için için kaynıyordu. Her sokak başı, her ev, her kervan hep ondan bahsediyordu. Muhammed'den (a.s.m.), onun getirdiği davadan söz ediyordu… Bazıları onu dinlediği bir sokak başında kalbinden vurulmuşçasına sarsılıp davasına teslim oluyor, bazıları kin ve inadında daha da ileri gidiyordu. Hidayete yol bulanlar onun etrafında toplanıyordu. Daire günden güne genişliyordu. Müşriklerin azılıları ise bu gidişten endişeleniyor, şirkin yıkılışına seyirci kalamayacaklarını anlıyorlardı.

Kendilerini atalarının putlarından uzaklaştıran, yeni bir din ile mükellef kılan bu zatın önüne nasıl geçilecekti? İşin şakaya gelir yanı yoktu. "Bu iş devam etmez, biter." diyenler hep aldanıyordu; çünkü en umulmadık kimseler onun tarafına geçiyordu.

Günlerden bir gündü… Mekke'de bir sokak başında bir araya gelmiş müşrik ileri gelenleri dertleşiyordu. Muhammed'in (a.s.m.) nurunu nasıl söndürüp, bu gidişin önüne nasıl geçeceklerini müzakere ediyorlardı.

Hidayet güneşini söndürme azimlilerinin başında Ebû Cehil geliyordu. Bu azılı müşrik, her türlü düşmanca planların yanında ve başında idi. Beraberinde Utbe bin Rebia ve Ümeyye bin Halef gibi iki meşhur İslam düşmanı da bulunuyordu. Konuşan yine Ebû Cehil'di. Cehaletin, şirk ve zulmün babası Ebû Cehil şöyle dedi:
"Bu adam, birliğimizi parçaladı. Ümidimizi suya düşürdü. Ölenlerimizi dalalette olmakla suçladı. İlahlarımızı kınayıp tahkir etti…"
Etrafındakileri tahrik edici bu sözler aynı zamanda İlahî dava karşısında duyulan can sıkıntısının da bir tezahürüydü.

Kızgın Ümeyye söze karıştı:
"Bu adam gerçekten delidir!" dedi.
Aslında bu ifade de kinle karışık bir acziyet beyanıydı.
Meşhur cinci Dımâd oradan geçerken bu konuşulanları duydu. Ümeyye'nin "Delidir." demesi onda Muhammed'e (a.s.m.) karşı düşmanlıktan ziyade bir acıma hissi uyandırmıştı. Onun gerçekten deli olduğunu sandı ve mesleğinin zaten böylelerini iyileştirmek olduğunu düşündü. Hem Muhammed (a.s.m.) onun eski bir dostuydu; onu bu dertten kurtarmak en azından bir vefa borcu sayılırdı.
Dımâd, Muhammed'i (a.s.m.) arayıp bulmaya, derdini öğrenip onu iyileştirmeye karar verdi. Çünkü Mekke'nin ve o havalinin yegâne ruh doktoru o idi. Doğruca yola koyuldu ve o gün akşama kadar araştırdı. Muhammed'i (a.s.m.) bulamadı.
Ertesi gün ilk işi, yeniden aramak oldu. Sonunda onu Kâbe'de namaz kılarken buldu. Makam-ı İbrâhim'in arkasında tahiyyatta idi. Namazını bitirip selam verince yanına yaklaştı. Tedbirli bir tavırla ona doğru yürüdü. Çünkü tedavi ettiği hastalarının ne zaman ne yapacağı pek belli olmazdı.
"Ey Abdülmuttâlib'in torunu, bana dön bakalım!" dedi.
Resûlullah (a.s.m.) yönünü döndü ve "Ne istiyorsun?" dedi.
"Ruh hastalıklarını tedavi ederim. İstersen senin derdine de bir çare bulayım. Hastalığını büyütme. Senden daha ağır hasta olanlarını iyileştirdim. Kavmin sendeki birtakım kötü hasletlerden bahsediyor. Ümitlerini iyice kırmışsın, cemaatlerini parçalamışsın. Ölenlerini sapıklıkla itham etmişsin, İlahlarını kınamışsın… Bunları ancak cinnet getiren bir kimse yapar!"
Resûlullah (a.s.m.), Dımâd'ı sabır ve sükûtla dinledi. Çünkü o, önce konuşanı dinler, sonra ne söylemek gerekiyor, nasıl davranmak icap ediyorsa en güzelini yapardı. Henüz cehalet bataklığında olup kafasında putların inancını taşıyan Dımâd'a da şöyle hitap etti:
"Hamd Allah'a mahsustur. Yalnız O'nu medheder ve O'ndan yardım isterim. Allah kime hidayet ederse, kimse onu saptıramaz. Kimi de saptırırsa, onu kimse hidayete erdiremez. Tek olup hiçbir ortağı olmayan Allah'tan başka ilah olmadığına şehadet ederim." diye sözlerine başladı ve kendisine isnat edilenlere cevap verdi.
Dımâd şaşırmıştı. Çünkü dinlediği sözler, değil cinnet eseri, dünyanın en akıllı insanının dahi söyleyemeyeceği kadar veciz ve güzeldi. Beyninden vurulmuşa döndü. Nasıl olur da, Kureyş'in en uluları onu "delilik"le itham edebilirlerdi? Yoksa kendisi mi deli olmuştu ki, onun saçma sözlerini çok mükemmel görüyordu? Dayanamadı:

"N'olur, bu söylediklerini bir kere daha tekrar et!" dedi.
Vazifesi davasını zihinlere tespit etmek olan Yüce Peygamber, tekrardan usanır mıydı? Aynı hakikatleri aynı veciz üslupla Dımâd'a bir kere daha tekrar etti. Bunun üzerine Dımâd daha fazla dayanamadı ve şöyle haykırmaya başladı:
"Ben kâhinlerin, sihirbazların ve şairlerin sözlerini işittim. Vallahi bu sözlerin benzerini hiç duymadım! Senin sözlerin, deryaların enginliklerine nüfuz etti. Bu sözlerin sahibi bir mecnun, bir sihirbaz ve bir şair olamaz. Haydi uzat elini, İslam'a girmek üzere sana biat edeyim." dedi.
Resûlullah (a.s.m.) elini uzattı, Dımâd uzanan eli yakaladı. Böylece şirk cephesi bir zayiat verirken, İslam davası bir kişi daha kazanmış oldu.
Dımâd bin Sa'lebe, çevresi ve kabilesi tarafından sevilen ve itibar gören birisiydi. En çaresiz sanılan dertlere, ruh hastalıklarına deva olurdu. Bu yönünü bilen Resûlullah (a.s.m.), biat elini uzatırken, "Bu anlaşma, aynı zamanda kavmin adına da olsun mu?" buyurdu. O da tereddütsüz,"Evet, kavmim adına da olsun." cevabını verdi.
Resûlullah'ın (a.s.m.) yanında bir müddet kalıp ondan Kur'ân öğrenen Dımâd, sonra sonsuz bir sürur ve saadet içinde, mensubu olduğu Ezdu Şenue kabilesine döndü.[1]
(Hz. Dımâd'ın bundan sonraki hayatı hususunda, elimizdeki kaynaklarda herhangi bir bilgiye rastlamadık.)

Kaynak: [1]Müslim, Cumua: 13, 46; Üsdü'l-Gàbe, 3: 41. Sahabeler Ansiklopedisi

 
Etiketler: SAHABELERİN, İZİNDEN, (37)
Yorumlar
Diğer Yazılar
EBÛ FUKEYHE (R.A.)
EBÛ'D-DERDÂ (R.A.)
ÂSIM BİN SÂBİT (R.A.)
EBÛ KAYS (R.A.)
Cerir bin Abdullah (r.a.)
AMR BİN CÜMÛH (R.A.)
AMR BİN ABESE (R.A.)
Beşir bin Hasâsiyye (r.a.)
CÂBİR BİN ABDULLAH (R.A.)
EBÛ RÂFİ (R.A.)
FÂTIMA BİNT-İ HATTAB (R. ANHA)
HÜREYM BİN FÂTİK (R.A.)
UKBE BİN ÂMİR (R.A.)
RABİ BİN ÂMİR (R.A.)
HÂLİD BİN SÂİD (R.A.)
HUBEYB BİN YESAF (R.A.)
HÂRİSE BİN NÛMAN (R.A.)
EBÛ LÜBÂBE (R.A.)
HUZEYME BİN SÂBİT (R.A.)
HİŞÂM BİN ÂS (R.A.)
EBAN BİN SÂİD (R.A.)
BÜREYDE BİN HUSAYB (R.A.)
HİND BİNT-İ UTBE (R.ANHA)
ABDULLAH BİN EBÎ BEKİR (R.A.)
ABDULLAH BİN EBÎ EVFÂ (R.A.)
ABDULLAH BİN HUZÂFE (R.A.)
AMR BİN CÜMÛH (R.A.)
AMR BİN ABESE (R.A.)
ÂMİR BİN FÜHEYRE (R.A.)
HZ. SEVBÂN
AMR BİN CÜMÛH
ZÜBEYR BİN EL AVVAM (RA)
BEYR BİN AVVAM (R.A.)
ZEYD BİN DESİNNE (R.A.)
ZEYD BİN ERKAM (R.A.)
ZEYD BİN HÂRİSE (R.A.)
ZEYD BİN HATTAB (R.A.)
ZİNNÎRE (R.ANHA)
VAHŞÎ BİN HARB (R.A.)
VÂSİLE BİN ESKÂ (R.A.)
VEHB BİN KABUS (R.A.)
VELİD BİN VELİD (R.A.)
UBÂDE BİN SÂMİT (R.A.)
UBEYDE BİN HÂRİS (R.A.)
UBEY BİN KA’B (R.A.)
UKBE BİN ÂMİR (R.A.)
ULBE BİN ZEYD (R.A.)
UMEYR BİN HUMAM (R.A.)
UMEYR BİN EBÎ VAKKAS (R.A.)
URVE BİN MES’UD (R.A.)
UTBE BİN GAZVAN (R.A.)
ÜSÂME BİN ZEYD (R.A.)
ÜMMÜ GÜLSÜM (R.ANHA)
ÜMMÜ HARAM (R.ANHA)
ÜMMÜ RÛMÂN (R.ANHA)
ÜMMÜ ŞERİK (R.ANHA)
ÜMMÜ ÜMÂRE (R.ANHA)
ÜMMÜ VARAKA (R. ANHA)
TEMÎMÜ'D-DÂRÎ (R.A.)
TULEYB BİN UMEYR (R.A.)
TEMÂDUR BİNT-İ AMR [HANSÂ] (R. ANHA)
ŞEDDAD BİN EVS (R.A.)
ŞEYBE BİN OSMAN (R.A.)
ŞUCÂ BİN VEHB (R.A.)
SA’D BİN UBÂDE (R.A.)
SÂBİT BİN DAHDAHA (R.A.)
SÂLİM (R.A.)
SEFÎNE (R.A.)
SEHL BİN SA’D (R.A.)
SELEME BİN HİŞÂM (R.A.)
SAHABELERİN İZİNDEN SEVBÂN (R.A.)
SÜMEYRÂ BİNT-İ KAYS (R.ANHA)
SÜMEYYE (R.ANHA)
RABİ BİN ÂMİR (R.A.)
NÛMAN BİN MUKARRİN (R.A.)
MÂLİK BİN SİNAN (R.A.)
SAHABELERİN İZİNDEN - MEYSERE BİN MESRÛK (R.A.)
SAHABELERİN İZİNDEN - MUAMMER BİN ABDULLAH (R.A.)
SAHABELERİN İZİNDEN- MUGÎRE BİN ŞÛ’BE (R.A.)
SAHABELERİN İZİNDEN - MUS'AB BİN UMEYR (R.A.)
SAHABELERİN İZİNDEN- KÂ’B BİN UCRE (R.A.)
SAHABELERİN İZİNDEN - KÂ’B BİN ZÜHEYR (R.A.)
SAHABELERİN İZİNDEN KATÂDE BİN NÛMAN (R.A.)
SAHABELERİN İZİNDEN- İkrime bin Ebî Cehil (r.a.)
SAHABELERİN İZİNDEN İMRÂN BİN HUSAYN (R.A.)
SAHABELERİN İZİNDEN - İRBAD BİN SÂRİYE (R.A.)
SAHABELERİN İZİNDEN- HZ. HATİCE (RA)
SAHABELERİN İZİNDEN -HZ. SAFİYYE (RA)
SAHABELERİN İZİNDEN (HABBÂB BİN ERET)
SAHABELERİN İZİNDEN (HABİB BİN ZEYD R.A.)
SAHABELERİN İZİNDEN ( HACCAC BİN İLÂT)
SAHABELERİN İZİNDEN - HÂLİD BİN SÂİD (R.A.)
SAHABELERİN İZİNDEN (HARAM BİN MİLHAN )
SAHABELERİN İZİNDEN (HÂRİS BİN HİŞÂM)
SAHABELERİN İZİNDEN (HÂRİSE BİN NÛMAN)
SAHABELERİN İZİNDEN (HASSAN BİN SÂBİT)
SAHABELERİN İZİNDEN (68)
SAHABELERİN İZİNDEN (67)
SAHABELERİN İZİNDEN (66)
SAHABELERİN İZİNDEN (65)
SAHABELERİN İZİNDEN (65)
SAHABELERİN İZİNDEN (64)
SAHABELERİN İZİNDEN (63)
SAHABELERİN İZİNDEN (62)
SAHABELERİN İZİNDEN (61)
SAHABELERİN İZİNDEN (60)
SAHABELERİN İZİNDEN (59)
SAHABELERİN İZİNDEN (58)
SAHABELERİN İZİNDEN (57)
SAHABELERİN İZİNDEN (56)
SAHABELERİN İZİNDEN (55)
SAHABELERİN İZİNDEN (54)
SAHABELERİN İZİNDEN (53)
SAHABELERİN İZİNDEN (52)
SAHABELERİN İZİNDEN (51)
SAHABELERİN İZİNDEN (50)
SAHABELERİN İZİNDEN (49)
SAHABELERİN İZİNDEN (48)
SAHABELERİN İZİNDEN (47)
SAHABELERİN İZİNDEN (46)
SAHABELERİN İZİNDEN (45)
SAHABELERİN İZİNDEN (44)
SAHABELERİN İZİNDEN (43)
SAHABELERİN İZİNDEN (42)
SAHABELERİN İZİNDEN (41)
SAHABELERİN İZİNDEN (40)
SAHABELERİN İZİNDEN (39)
SAHABELERİN İZİNDEN (38)
SAHABELERİN İZİNDEN (36)
SAHABELERİN İZİNDEN (35)
SAHABELERİN İZİNDEN (34)
SAHABELERİN İZİNDEN (33)
SAHABELERİN İZİNDEN (32)
SAHABELERİN İZİNDEN (31)
SAHABELERİN İZİNDEN (30)
SAHABELERİN İZİNDEN (29)
SAHABELERİN İZİNDEN (29)
SAHABELERİN İZİNDEN (28)
SAHABELERİN İZİNDEN (27)
SAHABELERİN İZİNDEN (26)
SAHABELERİN İZİNDEN (25)
SAHABELERİN İZİNDEN (24)
SAHABELERİN İZİNDEN (23)
SAHABELERİN İZİNDEN (22)
SAHABELERİN İZİNDEN (21)
SAHABELERİN İZİNDEN (20)
SAHABELERİN İZİNDEN (19)
SAHABELERİN İZİNDEN (19)
SAHABELERİN İZİNDEN (18)
SAHABELERİN İZİNDEN (17)
SAHABELERİN İZİNDEN (16)
SAHABELERİN İZİNDEN (15)
SAHABELERİN İZİNDEN (14)
SAHABELERİN İZİNDEN (13)
SAHABELERİN İZİNDEN (12)
SAHABELERİN İZİNDEN (11)
SAHABELERİN İZİNDEN (10)
SAHABELERİN İZİNDEN (9)
SAHABELERİN İZİNDEN (8)
SAHABELERİN İZİNDEN (7)
SAHABELERİN İZİNDEN (6)
SAHABELERİN İZİNDEN (5)
SAHABELERİN İZİNDEN (4)
SAHABELERİN İZİNDEN (3)
SAHABELERİN İZİNDEN (2)
SAHABELERİN İZİNDEN (1)
Bizim Gazete
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Alıntı Yazarlar
Şanlıurfa
Parçalı Bulutlu
Güncelleme: 19.02.2018
Bugün
- 16°
Salı
- 14°
Çarşamba
- 15°
Şanlıurfa

Güncelleme: 19.02.2018
İmsak
05:41
Sabah
07:03
Öğle
12:46
İkindi
15:47
Akşam
18:17
Yatsı
19:32
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Medipol Başakşehir
46
41
4
4
14
22
2
Galatasaray
44
47
6
2
14
22
3
Fenerbahçe
44
44
2
8
12
22
4
Beşiktaş
41
41
3
8
11
22
5
Kayserispor
35
30
5
8
9
22
6
Sivasspor
34
30
8
4
10
22
7
Trabzonspor
33
36
5
9
8
22
8
Göztepe
33
35
6
6
9
21
9
Kasımpaşa
29
34
9
5
8
22
10
Yeni Malatyaspor
28
24
8
7
7
22
11
Bursaspor
27
31
9
6
7
22
12
Akhisarspor
27
28
9
6
7
22
13
Antalyaspor
24
26
10
6
6
22
14
Gençlerbirliği
22
26
9
7
5
21
15
Alanyaspor
21
34
13
3
6
22
16
Atiker Konyaspor
21
23
11
6
5
22
17
Osmanlıspor FK
19
31
13
4
5
22
18
Kardemir Karabükspor
12
15
16
3
3
22
Arşiv Arama
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı