Yazı Detayı
15 Mart 2017 - Çarşamba 08:53 Bu yazı 609 kez okundu
 
SAHABELERİN İZİNDEN (24)
Enes POLAT
 
 

Gündemde yazılacak birçok sıcak başlık varken İslamiyet'in zuhuruyla birlikte yaşamları, mücadeleleri, ödedikleri bedeller ve şahadetleriyle, ümmetin şuurlu evlatlarına rehberlik eden sahabeleri hatırlayalım ve anlatalım istedik.
*******
Bu kısa biyografileri aktarırken daha çok gençlerimizi düşündük. Çünkü gençlerimiz, özellikle lise çağlarından itibaren kendilerine rol-model olacak isim arayışına giriyor. Birçok aile de evlatlarının bu arayışını endişe ile karşılıyor. Evlatlarının duygu dünyasındaki o şuuru 'bir aşırılık' olarak görüp bu duyguları köreltmeye çalışıyor. Bu köreltme ve bastırma gayreti de çocukların, 'bulanık isimlere ve sözde kahramanlara' itibar etmelerini tetikliyor.
*******
İşte bu sebeplerle biz, hayatlarını tebliğe, dini yüceltmeye, kâfirlerle ve onların işbirlikçileriyle mücadeleye adayan bu şahsiyetlerin yaşamlarını sizlere aktarmayı bir vecibe olarak gördük. Yeni gelen nesiller örnekler görmek isterler ve onlara ümmetin özünü sunmazsanız, başkaları bu boşluğu doldurur.

Abdullah bin Abbas (r.a.)
Peygamberimizin (a.s.m.), Medine'ye hicretinden üç sene önceydi… Amcası Hz. Abbas'ın evinde bir şenlik vardı. Bir oğlan çocuğu dünyaya gelmişti. Çocuğu Resûlullah'a götürdüler. Nur topu çocuğu kucağına alan Kâinatın Efendisi ona "Abdullah" ismini verdi. Ağzına biraz hurma ezmesi koydu, dua buyurdu.

Küçük Abdullah, Peygamber Efendimizin ailesinin bir ferdiydi. Teyzesi Hz. Meymune, Resûlullah'ın (a.s.m.) mübarek hanımlarındandı. Bu sebeple Hz. Abdullah, Efendimizin evine sık sık gider, ondan ders alırdı. Resülullah ile birlikte geceleri ibadet eder, hizmetini görürdü. Çalışkanlığıyla, pratik zekâsıyla ve doğruluğuyla Peygamberimizin sevgisini kazanmıştı.
Hz. Peygamber, Abdullah'ın bir âlim olarak, mükemmel bir sahabi olarak yetişmesini istiyor, her vesileyle ders veriyor, eğitiyordu. Hz. Abdullah bir defasında Peygamberimizin arkasında namaz kılarken biraz uzakta durmuştu. Aynı hizada namaz kılmanın Resûlullah'a saygısızlık olacağını düşünüyordu. Peygamberimiz (a.s.m.) başından hafifçe tutup sağına çekti. Tek kişi olduğun­dan cemaatin imamın sağında durması gerektiğini söyledi.
İbni Abbas (r.a.) devamlı olarak Resülullah ile birlikte bulunurdu. Bir gün yine birlikte idiler. Resûlullah'ın terkisine binmişti. Peygamberimiz (a.s.m.), "Delikanlı, sana bir şeyler öğreteyim." dedi ve şöyle buyurdu:
"Sen Allah'ın emir ve yasaklarına riayet et ki, O'nun yardım ve inayetini daima yanında bulasın. Bir şey isteyeceğin zaman Allah'tan iste. Bir yardım dileyeceğin zaman Allah'tan yardım dile. Ve şunu da bil ki, bir konuda yardım etmek maksadıyla bütün millet bir araya gelse, Allah'ın senin için takdir etmiş olduğundan öte bir yardımda bulunamazlar. Sana zarar vermek maksadıyla hepsi bir araya gelseler, yine Allah'ın senin hakkında takdir ettiğinden öte bir zarar veremezler. Kalemler kaldırılmış, sahifeler kurumuştur [Meydana gelecek her şey, önceden tespit ve takdir olunmuştur].[1]
Resülullah vefat ettiğinde Hz. Abdullah 14-15 yaşlarında bir gençti. Fakat Resûlullah'tan aldığı dersler ve Kur'ân sayesinde hadis ilminde bir derya olmuştu. Bunda, Peygamberimizin kendisini kucaklayıp, "Allah'ım, ona Kitabı, Kitabın tefsirini ve hikmeti öğret. Allah'ım, onu dinde ince anlayış sahibi kıl." şeklindeki mübarek dualarının hissesi vardı. Diğer taraftan Hz. Abdullah, Peygamberimizin vefatından sonra âlim sahabilerden dersler aldı. Bu hususta yılmadan usanmadan gayret gösterdi. Neticede İbni Abbas (r.a.) ilmin en yüce mertebelerine çıktı. Yaşının küçüklüğüne rağmen büyük ilmî meclislere katılır, en zor meseleleri hallederdi. Sahabiler arasında "Kur'ân Tercümanı," "Hadis Denizi" unvanıyla anılıyordu.
Abdullah bin Abbas'ın (r.a.) ders halkası meşhurdu. Onun sohbet meclisleri zengin ve bereketliydi. Genç ihtiyar herkes katılır, Hz. Abdullah'ın ilminden istifade ederdi. Sohbetinin iki hususiyeti vardı: Derin ilim ve takva… Hz. Abdul­lah'ın ilim meclislerinde bu ikisi birleşmişti. İhlâsla anlatırdı. Herkesin anlaya­bileceği şekilde açık konuşurdu. Herkes dikkat kesilerek can kulağıyla dinlerdi.[2]
Hz. Abdullah'ın ilmine herkes hayrandı. O ise, "Bu nimeti bana veren, Yüce Allah'tır. Resülullah benim için ilim ve hikmet niyazında bulundu, Cenâb-ı Hak da ihsan etti." derdi. Gurura kapılmazdı. Kendisinden büyük, yaşlı sahabilere saygıda kusur etmezdi. Bir seferinde Zeyd bin Sabit ata binerken orada bulunan Hz. Abdullah, atın üzengisini tuttu. Hz. Zeyd:
"Ey Resûlullah'ın amcası oğlu, ri­ca ediyorum bunu yapma! Beni mahcup ediyorsun." dedi. Hz. Abdullah:
"Biz, âlimlerimize böyle davranmakla emrolunduk." diye karşılık verdi. Hz. Zeyd (r.a.) dayanamayarak Hz. Abdullah'ın elini öptü ve:
"Biz de Âl-i Beyt'e böyle davranmakla emrolunduk." karşılığını verdi.[3]
Resûlullah'ın vefatından sonra Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer'in ilmî danışman­lığını yapardı. Hz. Ömer, kendisine gelen ilmî meseleleri havale ederek:
"Bunu ancak sen halledersin." der ve halletmesini isterdi. Hattâ bir defasında, hiç kim­seden tatminkâr bir cevap alamayan Yemenli bir zatın Hz. Abdullah'tan doyurucu cevap almasından dolayı Hz. Ömer çok sevinmiş ve:
"Şahitlik ederim ki, Abdullah, Peygamberimizin evinde yetişti." demişti. Bu sebeple kendisine ge­len zor meseleler için, "Abdullah bu meseleleri daha iyi bilir." derdi.
Hz. Abdullah, Hicret'in 27. senesinde Abdullah bin Şerh ile Afrika fetihlerine katıldı. Afrika Kralı Cercir'le karşılaşmıştı. Cercir kendisine birçok sual sormuş, Hz. Abdullah da cevaplarını vermişti. Kral bu yüzden kendisine "Arap dâhisi" tabirini kullanmıştı.
Hz. Abdullah, daha sonra Basra valiliği yaptı. Orada da ilmî sohbetlerine ara vermedi. Daima Müslümanlara faydalı olmak için çalıştı. Hattâ Hz. Abdul­lah'ın Basra'da vali iken Ramazan'da gece tedrisatı tatbik ettiği rivayet edilmek­tedir. Ramazan'ın sonunda bu tedrisata devam edenleri birer fakih, dini iyi bilen insanlar hâline getirdi.
Hz. Abdullah'ın faziletini, ilminin derinliğini dile getiren birçok âlim vardır. Bunlardan Ebû'l Leys şöyle der:
"70 sahabinin üzerinde fikir beyan edip de halledemediği bir meseleyi, Hz. Abdullah bin Abbas'ın hallettiğini gözlerimle gördüm."
Ubeydullah bin Abdullah Hazretleri ise, İbni Abbas'ın ilmiyle ilgili olarak şunları söyler:
"İbni Abbas'in bazı vasıfları diğer sahabilerden üstündü. O, geçmişi iyi bilirdi. Görüşüne başvurulan meselelerde içtihat ederdi. Halimdi, izzet ve ikram sa­hibiydi. Ben Resûlullah'ın hadislerini ondan daha iyi bileni görmedim. Ebû Bekir, Ömer ve Osman'ın (r.a.) verdiği hükümleri ondan dahi iyi bileni görmedim. Görüşlerinde ondan daha isabetli olanı da tanımıyorum. Tefsir ve fıkıh ilmindeki derin bilgisine herkes hayrandı. Bir gün fıkıhtan, bir gün tefsirden bahsederdi. Bir gün geçmiş savaşları anlatır, bir gün Arap tarihinden bahsederdi. Onun ilmi tükenmek bilmezdi. Yanında oturup da ilmî üstünlüğünü kabul etmeyen âlim görmedim."[4]
Müslümanları daima helal kazanca teşvik ederdi. Şöyle derdi:
"Allah'ın farz kıldığı meseleleri yerine getirin. Allah hakkını ihmal etmeyin. Allah herkesin rızkını helal kazançtan vermiştir. Mümin sabrederse rızkı ayağına gelir; helal rızıkla yerinmezse helal rızkı kâfi gelmez, harama girer."
İbni Abbas (r.a.), ilim ve âlimle ilgili olarak da şöyle derdi:
"Eğer ilim sahipleri ilmi hakkıyla öğrenseler, ilimlerin gereğini yapsalardı, mutlaka Allah, melekler ve salih kimseler kendilerini severlerdi. İnsanlar da onlara saygı duyarlar­dı. Fakat âlimler ilimlerini dünya menfaati elde etmek için kullandılar. Bu se­beple Allah kendilerine gazap etti. İnsanlar nazarında da küçük düştüler."
Hz. Abdullah 1660 hadis rivayet ederek en çok hadis rivayet eden yedi sahabiden beşincisi oldu. Rivayet ettiği hadislerden birkaçı şu mealdedir:
"Kardeşinle münakaşa etme. Aşırı bir şekilde de şakalaşma. Yerine getiremeyeceğin vaatte bulunma"[5]
"Doğru yol, güzel davranış ve iktisat, peygamberliğin 25 vasfından biridir."[6]
"Bid'atını terk edinceye kadar, bid'atçı kimsenin amel ve ibadetini Cenâb-ı Hak kabul etmez."[7]
"Resûlulah (a.s.m.) hayır yapma hususunda insanların en cömerdiydi. En cömert olduğu ay da Ramazan ayıydı. Cebrail (a.s.) her sene Ramazan ayında Resülullah ile buluşur, tâ ayın sonuna kadar Resülullah ona Kur'ân'ı arz eder, din­letirdi. Cebrail'le buluştuğu zaman Resülullah hayır yapmakta, esen rüzgârdan daha cömert olurdu."[8]
"Kıyamet günü insanlar arasında en çok pişman olacaklardan biri, dünyadayken ilim öğrenme imkânına sahip olduğu hâlde öğrenmeyen kimsedir. Diğeri de, ilim öğrenmiş, fakat kendisi dışında herkes bu ilimden faydalanmıştır."[9]
Ömrünün sonlarına yaklaşan Hz. Abdullah'ı en çok üzen hadise, Kerbelâ Vakası'ydı. Peygamberimizin torununa yapılan o hunharca muamele, Hz. Ab­dullah'ı can evinden yaralamıştı, yaşlı kalbini hüzne boğmuştu. İçi yanarak ağ­lamıştı. Sonradan göz nimetini de kaybeden Hz. Abdullah, bu hâline şükrederdi. "Allah gözümden ışığı aldı, fakat kalbim ve dilim nursuz kalmadı." derdi.
Hz. Abdullah, Hicret'in 68. senesinde dünya hayatına gözünü yumdu. Yüce Mevlasına ve sevgili Peygamberimize kavuştu.
Onun sık sık tekrarladığı bir duası da şu idi:"Allah'ım, beni kanaatkâr kıl. Verdiklerini benim için hayırlı eyle. Bilmediklerimden benim için hayırlı olanları bana ver."
Kaynak: [1]Tirmizî, Kıyâme: 59; Müsned, 1: 293. [2]el-İsâbe fî Mârifeti's-Sahâbe, 2: 333. [3]age., 2: 333. [4]Üsdü'l-Gàbe, 3: 19; Tabakât, 2: 365. [5]Tirmizî, Birr: 58. [6]Ebû Dâvud, Edeb: 3.[7]İbni Mâce, ukaddime: 7. [8]Buhârî, Bedü'l-Vahy: 6. [9]Kenzü'l-Ummal, 4: 29. Sahabeler Ansiklopedisi

 
Etiketler: SAHABELERİN, İZİNDEN, (24)
Yorumlar
Diğer Yazılar
HZ. İSHAK
ÖMER-ÜL FARUK
ŞEMUN ALEYHİSSELAM
İSA ALEYHİSSELAM
YAHYA ALEYHİSSELAM
ZEKERİYYA ALEYHİSSELAM
LOKMAN HAKİM
SÜLEYMAN ALEYHİSSELAM
YUNUS ALEYHİSSELAM
İŞMOİL ALEYHİSSELAM
ZÜLKİFL ALEYHİSSELAM
ELYESA ALEYHİSSELAM
İLYAS ALEYHİSSELAM
YUŞA ALEYHİSSELAM
HIZIR ALEYHİSSELAM
HARUN ALEYHİSSELAM
MUSA ALEYHİSSELAM
ŞUAYB ALEYHİSSELAM
EYYUB ALEYHİSSELAM
YUSUF ALEYHİSSELAM
YAKUB ALEYHİSSELAM
İSHAK ALEYHİSSELAM
İsmail Aleyhisselam
LUT ALEYHİSSELAM
İBRAHİM ALEYHİSSELAM
Zülkarneyn Aleyhisselam
AMR BİN CÜMUH (R.A)
SALİH ALEYHİSSELAM
HUD ALEYHİSSELAM
Nuh Aleyhisselam
İDRİS ALEYHİSSELAM
Şit (Şis) Aleyhisselam
Âdem Aleyhisselam
CÜLEYBİB (R.A.)
SUHEYB BİN SİNAN (R.A.)
ABDULLAH BİN EBÎ BEKİR (R.A.)
ABDULLAH BİN CÜBEYR (R.A.)
CERİR BİN ABDULLAH (R.A.)
ESMÂ BİNT-İ YEZÎD
DIMÂD BİN SA’LEBE (R.A.)
ÂMİR BİN FÜHEYRE (R.A.)
EBÛ BERZE ESLEMÎ (R.A.)
İRBAD BİN SÂRİYE (R.A.)
HZ. HAFSA (RA)
ABDURRAHMAN BİN AVF (RA)
CÜVEYRİTE BİNTÜL HARİS (RA)
KUR’AN’DAN ÖĞÜTLER
KU’AN’DAN ÖĞÜTLER: ABDEST VE GUSLÜN HİKMET VE FAZİLETİ
KUR’AN’DAN ÖĞÜTLER: ADALET; VAZGEÇEMEYECEĞİMİZ TEMEL DEĞER
KUR’AN’DAN ÖĞÜTLER: AHİRETİ UNUTANLAR AHİRETTE UNUTULURLAR
KUR’AN’DAN ÖĞÜTLER: AKRABAYA YARDIM ETMEK HAKTIR
KUR’AN’DAN ÖĞÜTLER
Hamza bin Abdülmuttâlib (r.a.)
Hz. Ali (ra)
Hz. Ömer (r.a)
HZ. EBUBEKİR SIDDIK (RA)
HZ. OSMAN BİN AFFAN (R.A)
ŞUCÂ BİN VEHB (R.A.)
BERÂ BIN ÂZIB (R.A.)
DIHYETÜ’L-KELBÎ (R.A.)
ÜMMÜ GÜLSÜM (R.ANHA)
FÂTIMA BİNT-İ ESED (R.ANHA)
NÛMAN BİN MUKARRİN (R.A.)
HZ. AİŞE (RA)
BERÂ BİN MÂLİK (R.A.)
HZ. HAFSA (RA)
BİLÂL-İ HABEŞÎ (R.A.)
ES'AD BİN ZÜRÂRE (R.A.)
ÂSIM BİN SÂBİT (R.A.)
ABDULLAH BİN ZÜBEYR (R.A.)
HÜREYM BİN FÂTİK (R.A.)
ERKAM BİN EBİ'L-ERKAM (R.A.)
AMR BİN ABESE (R.A.)
CÂBİR BİN ABDULLAH (R.A.)
EBÛ RÂFİ (R.A.)
FÂTIMA BİNT-İ HATTAB (R. ANHA)
HÜREYM BİN FÂTİK (R.A.)
UKBE BİN ÂMİR (R.A.)
RABİ BİN ÂMİR (R.A.)
HÂLİD BİN SÂİD (R.A.)
HUBEYB BİN YESAF (R.A.)
HÂRİSE BİN NÛMAN (R.A.)
EBÛ LÜBÂBE (R.A.)
HUZEYME BİN SÂBİT (R.A.)
HİŞÂM BİN ÂS (R.A.)
EBAN BİN SÂİD (R.A.)
BÜREYDE BİN HUSAYB (R.A.)
HİND BİNT-İ UTBE (R.ANHA)
ABDULLAH BİN EBÎ BEKİR (R.A.)
ABDULLAH BİN EBÎ EVFÂ (R.A.)
ABDULLAH BİN HUZÂFE (R.A.)
AMR BİN CÜMÛH (R.A.)
AMR BİN ABESE (R.A.)
ÂMİR BİN FÜHEYRE (R.A.)
HZ. SEVBÂN
AMR BİN CÜMÛH
ZÜBEYR BİN EL AVVAM (RA)
BEYR BİN AVVAM (R.A.)
ZEYD BİN DESİNNE (R.A.)
ZEYD BİN ERKAM (R.A.)
ZEYD BİN HÂRİSE (R.A.)
ZEYD BİN HATTAB (R.A.)
ZİNNÎRE (R.ANHA)
VAHŞÎ BİN HARB (R.A.)
VÂSİLE BİN ESKÂ (R.A.)
VEHB BİN KABUS (R.A.)
VELİD BİN VELİD (R.A.)
UBÂDE BİN SÂMİT (R.A.)
UBEYDE BİN HÂRİS (R.A.)
UBEY BİN KA’B (R.A.)
UKBE BİN ÂMİR (R.A.)
ULBE BİN ZEYD (R.A.)
UMEYR BİN HUMAM (R.A.)
UMEYR BİN EBÎ VAKKAS (R.A.)
URVE BİN MES’UD (R.A.)
UTBE BİN GAZVAN (R.A.)
ÜSÂME BİN ZEYD (R.A.)
ÜMMÜ GÜLSÜM (R.ANHA)
ÜMMÜ HARAM (R.ANHA)
ÜMMÜ RÛMÂN (R.ANHA)
ÜMMÜ ŞERİK (R.ANHA)
ÜMMÜ ÜMÂRE (R.ANHA)
ÜMMÜ VARAKA (R. ANHA)
TEMÎMÜ'D-DÂRÎ (R.A.)
TULEYB BİN UMEYR (R.A.)
TEMÂDUR BİNT-İ AMR [HANSÂ] (R. ANHA)
ŞEDDAD BİN EVS (R.A.)
ŞEYBE BİN OSMAN (R.A.)
ŞUCÂ BİN VEHB (R.A.)
SA’D BİN UBÂDE (R.A.)
SÂBİT BİN DAHDAHA (R.A.)
SÂLİM (R.A.)
SEFÎNE (R.A.)
SEHL BİN SA’D (R.A.)
SELEME BİN HİŞÂM (R.A.)
SAHABELERİN İZİNDEN SEVBÂN (R.A.)
SÜMEYRÂ BİNT-İ KAYS (R.ANHA)
SÜMEYYE (R.ANHA)
RABİ BİN ÂMİR (R.A.)
NÛMAN BİN MUKARRİN (R.A.)
MÂLİK BİN SİNAN (R.A.)
SAHABELERİN İZİNDEN - MEYSERE BİN MESRÛK (R.A.)
SAHABELERİN İZİNDEN - MUAMMER BİN ABDULLAH (R.A.)
SAHABELERİN İZİNDEN- MUGÎRE BİN ŞÛ’BE (R.A.)
SAHABELERİN İZİNDEN - MUS'AB BİN UMEYR (R.A.)
SAHABELERİN İZİNDEN- KÂ’B BİN UCRE (R.A.)
SAHABELERİN İZİNDEN - KÂ’B BİN ZÜHEYR (R.A.)
SAHABELERİN İZİNDEN KATÂDE BİN NÛMAN (R.A.)
SAHABELERİN İZİNDEN- İkrime bin Ebî Cehil (r.a.)
SAHABELERİN İZİNDEN İMRÂN BİN HUSAYN (R.A.)
SAHABELERİN İZİNDEN - İRBAD BİN SÂRİYE (R.A.)
SAHABELERİN İZİNDEN- HZ. HATİCE (RA)
SAHABELERİN İZİNDEN -HZ. SAFİYYE (RA)
SAHABELERİN İZİNDEN (HABBÂB BİN ERET)
SAHABELERİN İZİNDEN (HABİB BİN ZEYD R.A.)
SAHABELERİN İZİNDEN ( HACCAC BİN İLÂT)
SAHABELERİN İZİNDEN - HÂLİD BİN SÂİD (R.A.)
SAHABELERİN İZİNDEN (HARAM BİN MİLHAN )
SAHABELERİN İZİNDEN (HÂRİS BİN HİŞÂM)
SAHABELERİN İZİNDEN (HÂRİSE BİN NÛMAN)
SAHABELERİN İZİNDEN (HASSAN BİN SÂBİT)
SAHABELERİN İZİNDEN (68)
SAHABELERİN İZİNDEN (67)
SAHABELERİN İZİNDEN (66)
SAHABELERİN İZİNDEN (65)
SAHABELERİN İZİNDEN (65)
SAHABELERİN İZİNDEN (64)
SAHABELERİN İZİNDEN (63)
SAHABELERİN İZİNDEN (62)
SAHABELERİN İZİNDEN (61)
SAHABELERİN İZİNDEN (60)
SAHABELERİN İZİNDEN (59)
SAHABELERİN İZİNDEN (58)
SAHABELERİN İZİNDEN (57)
SAHABELERİN İZİNDEN (56)
SAHABELERİN İZİNDEN (55)
SAHABELERİN İZİNDEN (54)
SAHABELERİN İZİNDEN (53)
SAHABELERİN İZİNDEN (52)
SAHABELERİN İZİNDEN (51)
SAHABELERİN İZİNDEN (50)
SAHABELERİN İZİNDEN (49)
SAHABELERİN İZİNDEN (48)
SAHABELERİN İZİNDEN (47)
SAHABELERİN İZİNDEN (46)
SAHABELERİN İZİNDEN (45)
SAHABELERİN İZİNDEN (44)
SAHABELERİN İZİNDEN (43)
SAHABELERİN İZİNDEN (42)
SAHABELERİN İZİNDEN (41)
SAHABELERİN İZİNDEN (40)
SAHABELERİN İZİNDEN (39)
SAHABELERİN İZİNDEN (38)
SAHABELERİN İZİNDEN (37)
SAHABELERİN İZİNDEN (36)
SAHABELERİN İZİNDEN (35)
SAHABELERİN İZİNDEN (34)
SAHABELERİN İZİNDEN (33)
SAHABELERİN İZİNDEN (32)
SAHABELERİN İZİNDEN (31)
SAHABELERİN İZİNDEN (30)
SAHABELERİN İZİNDEN (29)
SAHABELERİN İZİNDEN (29)
SAHABELERİN İZİNDEN (28)
SAHABELERİN İZİNDEN (27)
SAHABELERİN İZİNDEN (26)
SAHABELERİN İZİNDEN (25)
SAHABELERİN İZİNDEN (23)
SAHABELERİN İZİNDEN (22)
SAHABELERİN İZİNDEN (21)
SAHABELERİN İZİNDEN (20)
SAHABELERİN İZİNDEN (19)
SAHABELERİN İZİNDEN (19)
SAHABELERİN İZİNDEN (18)
SAHABELERİN İZİNDEN (17)
SAHABELERİN İZİNDEN (16)
SAHABELERİN İZİNDEN (15)
SAHABELERİN İZİNDEN (14)
SAHABELERİN İZİNDEN (13)
SAHABELERİN İZİNDEN (12)
SAHABELERİN İZİNDEN (11)
SAHABELERİN İZİNDEN (10)
SAHABELERİN İZİNDEN (9)
SAHABELERİN İZİNDEN (8)
SAHABELERİN İZİNDEN (7)
SAHABELERİN İZİNDEN (6)
SAHABELERİN İZİNDEN (5)
SAHABELERİN İZİNDEN (4)
SAHABELERİN İZİNDEN (3)
SAHABELERİN İZİNDEN (2)
SAHABELERİN İZİNDEN (1)
Bizim Gazete
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Alıntı Yazarlar
Şanlıurfa
Az Bulutlu
Güncelleme: 13.11.2018
Bugün
11° - 20°
Çarşamba
11° - 15°
Perşembe
- 15°
Şanlıurfa

Güncelleme: 13.11.2018
İmsak
05:30
Sabah
06:54
Öğle
12:16
İkindi
15:00
Akşam
17:26
Yatsı
18:43
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Arşiv Arama
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı