Yazı Detayı
22 Haziran 2015 - Pazartesi 14:30 Bu yazı 1188 kez okundu
 
RAMAZAN
Ali AKBABA
ali.akbaba.85@hotmail.com
 
 

Ramazan ayı, Müslüman'ın sevinç ve sürur ayıdır. Fakirin açlık halinin anlaşıldığı, paylaşma ahlakının temrinlerinin yapıldığı aydır Ramazan ayı. Rutin yeme ve içme alışkanlıklarından ve alelade yaptığımız ibadetlerden, bilince, hikmete doğru yükseldiğimiz bir ibadet anlayışı verir Ramazan ayı.

Sofraları kurup ilahi emri dinleyerek, haydi buyurun emrine tabi olduğumuz ay, Ramazan ayıdır. Sahibi olduğumuzu düşündüğümüz hiçbir şeyin sahibi olmadığımız anlayışına erdiğimiz ve hikmetini idrak ettiğimiz ay.

Ramazan ayında Allah buyur etmedikçe edemeyiz, hususu etrafında orucun fazileti ve hikmeti üzerine yazacaktım. Ama olmadı. Yanı başımızda kanayan bir yara var: Suriyeli mültecilerin yarası.

Bu kanayan yaraya duyarsız olmak orucun hikmetine aykırıdır. İnsani krizlere karşı bizim yapacak mutlaka hayırlı bir işimiz olmalıdır. İnancımızın bir gereğidir bu. Hz. Muhammed (sas): "Dünyanın bir ucunda bir Müslüman'ın ayağına diken batsa, bir diğer ucunda olan Müslüman bunu kalbinde hissetmese, acı duymasa imanından şüphe etsin" mealinde bir söz söylemişken bu yaraya hangi Müslüman duyarsız kalabilir!

İnsanlığın can çekiştiği Suriye savaşı sebebiyle Akçakale sınır kapısında binlerce insan ümitsizce bekliyorlardı. Kimisi çocuğunu kaybetmişti, kimisi ailesinin büyük bir kısmını kaybetmişti. Tam bir insanlık dramı yaşanıyordu. Üç gün boyunca, hava sıcaklığının 40 derece olduğu güneşin altındaki bekleyişleri son bulduğunda, istedikleri bir şey vardı: Türkiye sınırlarına geçmek.

Kimisi uzattığımız yardımı geri çeviriyordu. Neden mi? Çünkü sadece sınırı geçmeye odaklanmıştı. Hayat ümidiyle, çocukları ölmesin diye, insan gibi yaşarım beklentisiyle, bu ümitlerle sığındı Suriyeli muhacirler. Tabi ki, insani yardım kuruluşları yardım elini uzattılar, insani ihtiyaçlarının bir bölümünü karşılamaya, acılarını hissedip paylaşmaya çalıştılar. İnsanlığın ölmediğini gösteren bir tabloydu İnsani Yardım Kuruluşlarının çabaları.

Bu insanlar, Mübarek Ramazan ayına barut kokusuyla, ölümle, evlerinden sürülerek; derme çatma naylon çadır ve inşaat ambarlarında girdiler. İçlerindeki burukluk ve acı bütün bedenlerine yansımış adeta.

Suriyeli mültecilerin kaldıkları bir inşaatın ambarına yardım etmek için giriyoruz: Bir anne, ailesinin büyük bölümünü Koalisyon uçakları bombardımanı esnasında kaybetmiştir. Beyin travması geçiriyordu. Annenin sadece ikiz bebekleri kalmıştı. Anne ikiz bebeklerini kucağına alıp: "Bunlar benim ikiz bebeklerim, fotoğraflarını çekin, alın kucağınıza alın" diyerek gülüyordu.

Ramazana işte bu halde giren insanlar oluyor. Bu insanlar bizden çok uzak bir yede değiller. Akçakale'deler. Yani bize çok yakın bir yerde.

Görmemiz gereken farklı bir zaviye olmalıdır. Zalimler (ABD, BM…) mazlumları önce bombalayıp, annelerini, babalarını, öldürüyorlar; evlerini yıkıp evsiz bırakıyorlar; sonra o çocukların ellerine çikolata verip güya insanlık dersi veriyorlar. Biz Müslümanlar onlara kanacak kadar basiretsiz olmamalıyız. Zalimi tanımalı, yapmamız gerekenleri buna göre yapmalıyız.

 
Etiketler: RAMAZAN
Yorumlar
Bizim Gazete
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Alıntı Yazarlar
Şanlıurfa
Sıcak
Güncelleme: 18.08.2018
Bugün
26° - 41°
Pazar
25° - 39°
Pazartesi
24° - 38°
Şanlıurfa

Güncelleme: 18.08.2018
İmsak
04:07
Sabah
05:37
Öğle
12:36
İkindi
16:18
Akşam
19:23
Yatsı
20:45
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Arşiv Arama
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı