Yazı Detayı
28 Aralık 2017 - Perşembe 08:59 Bu yazı 167 kez okundu
 
KÜLTÜR ve DİL- 1
Ali TUTLUOĞLU
alitutluoglu_1976@outlook.com
 
 

"Söz ola kese savaşı,
söz ola kesdire başı;
Söz ola ağulu aşı yağ ile 
bal ede bir söz."

Yunus Emre

Dil dediğimiz canlı varlık, insanoğlunun öncelikle kendisini, sonrasında dünyayı, içerisinde nesnelerle beraber algılayıp anlamlandırabileceği en temel gerçekliğin temel adıdır. Dilin bu gerçekliği, insanın gerçekliğiyle bire bir örtüşür ve dil, insanın dünyası haline gelir. İnsanı; yaşanmışlıkları, zedelenmişlikleri diğer bir deyişle dünyada bulunmasıyla diğer canlılardan ayrılmasına imkân veren en apayrılık farkındalığıdır. 

İnsanoğlu duyan,  düşünen, öğrenen, öğreten ve birçok değere ilişkin anlamlandırma biçimi geliştirerek, dünya içerisinde bulunduğunu fark eden biricik varlıktır. Bu var olma bilincine sahip olan insan dille kurmuş olduğu ilişkiyi de sahici bir yolla ortaya koyar. Bundan dolayıdır ki insanın hayatı algılama ve anlamlandırma seviyesi ile dili algılaması arasında çok yakın ve doğrudan bir ilişki söz konusudur. Dil, nesilden nesile doğası gereği aktarılan somut bir gerçekliktir; bu da kültürün teşekkül etmesine ve var olmasına sebep olur. 

Onun içindir ki kültür ile dil arasında gizli bir birliktelik vardır. Ki kültür de nesilden nesile aktarılarak canlılığını korumuş olur. Bir nevi kültürün taşıyıcılığını dil üstlenmiştir. Bireyselliğin tavan yaptığı modern toplumlarda yozlaşmadan herkes kadar canlı bir varlık olan dil-kültür de almıştır, almaya da devam etmektedir. Metropollerde yaşayan ama sosyal medya sayesinde kendine ve çevresine yabancılaşan birey-kişi, bu hızlı yaşam tarzı içerisinde kendi olma özelliğinden vazgeçmiş ve şahsilik vasfını da elden kaçırmış durumdadır.

 Modern insan ya da bireyselleşen insan dille-kültürle ilişkisini başkalarından ödünçleyerek kurduğundan dolayı da konuşma ve söylem düzeyinde dahi, kendi gerçekliğinden uzaklaşmış, yabancılaşmıştır. Bundan dolayıdır ki bireysel söz almayı, kendi olmayı diğer bir ifadeyle kendini gerçekleştirmeyi isteyen modern insan özünden koparak sanallaşır ve kendi hakikatini unutarak öz bilinçli bir varlık haline gelemez, eksik kalır. 

Dil-kültür ile arasına mesafe koyan birey aslında kendisini gölgesinin esiri olmaktan kurtaracak ve aydınlanmasını gerçekleştirebilecek olan ışığı da kesmiş olacaktır. Var olma mücadelesi veren modern insan, kendini gerçekleştirebilmek ve ötekinden farklı olduğunu gösterebilmek için dil yetisi sayesinde diğer canlılarla da ayrıldığı gibi, dile ilişkin bilinçlenme düzeyiyle de insanlar içerisinde farklı bir konuma yükselir; görünenin ötesinde, öze ve sahici olana ilişkin bilgilenme imkânı elde eder. 

Söz konusu olan bu imkân, dilin sadece bir işaret ve gizli anlaşmalar sistemi olarak ele alınması ve nesnelerin/isimlerin bir göstergesi olarak kabul edilmesiyle çok sınırlı bir alana hapsedilmiş olur. Bundan dolayıdır ki dil, düşüncenin bir biçime dönüşmüş; diğer bir ifadeyle ete kemiğe bürünmüş halidir. Düşünce ise, insanın zihinsel aktivitenin gelişmişliği ve derinliğiyle doğrudan alakalıdır. Zaten başka bir ifadeyle "dil, düşünmenin dışa vurulmasından başka bir şey değildir." Onun içindir ki insanların sahip oldukları dilin, onların madde alanındaki bedenlerine ev sahipliği yaptığı gibi manevi varlıklarına da bir korunak yuva görevini üstlendiğini söylemek mümkündür. 

"Dil varlığın evidir." Yani varlığımız dilimizdir daha geniş bir ifadeyle kültürümüzdür. Kültürümüzde yaşadığımız evimizdir. " Kim kültürle ilgili en ilgi çekici şeyleri sunuyorsa, dünya dili olma yarışında o galip gelir." Dünya üzerinde en fazla konuşulan diller tarih boyunca devletlerin egemenliklerine göre değişkenlik göstermiştir. Mesela 16. yüzyılda Portekizce ve İspanyolca dünya diliyken, 17.yüzyılda Fransızca, 19. ve 20. yüzyılda ise Rusça dünya dili olarak konuşulmaya başlandı. 

Şimdilerde ise hepimizin öğrenmeye çalıştığı bir türlü başaramadığı İngilizce. İngilizce ana dili olarak konuşan 375 milyon insana sahipken dünya üzerinde 1,5 milyardan fazla insan konuşuyor. Dünya nüfusunu 8 milyar sayarsak bu yaklaşık dörtte birine tekabül ediyor. İngilizcenin bu kadar yaygın olması ve yaygın olarak kabul görmesi tamamen siyasi ve ekonomik olduğunu biliyor musunuz? İngilizcenin bu kadar yaygın olmasının temel nedenlerinden biride İngiliz İmparatorluğu'nda öğrenme zorunluluğudur. Hatta imparatorluğun hakim olduğu bölgelerde "medeni olmak isteyen herkes İngilizce bilmek zorunda" algısı yerleşmiş, imparatorluk zamanla küçülse bile İngilizce öğretme endüstrisi devam etmiştir. İngilizce bütün dünyada ekonomi, bilim ve iletişim alanlarında uluslararası kabul gören tek dil. Bu sebeple, çok dilliliğin azalacağı ve anadilleri tehdit ettiği aşikardır. 

Ama bir yabancı dil bilmenin de kendi ana dilini daha iyi öğrenme, anlama ve konuşma kabiliyeti sağlayacağı da malumdur. Tek dile bağımlı olmak bir grubun dilleriyle diğer insanlar üzerine baskın olması anlamına geliyor. Bu da iletişimden ziyade hâkimiyet ve egemenlik demektir. 

Zamanın İngiliz başbakanı İngiliz İmparatoruna şöyle bir soru sormuş: "Sayın Haşmetmeab, İngiliz İmparatorluğu ile İngiliz donanması arasında bir tercih yapma durumunda kalsanız, hangisini tercih edersiniz?"İmparator hiç düşünmeden " elbette İngiliz donanması demiş." 

Çünkü İngiliz donanması bana yeniden İngiliz İmparatorluğunu kazandırır. Başkan ikinci soruya geçmiş: "Peki, Britanya adası ile İngiliz donanması arasında tercih durumunda kalsanız neyi tercih edersiniz?" İmparator yine düşünmeden "Elbette Biritanya adası" demiş. 

"Çünkü Britanya adası bana yeniden bir İngiliz donanması inşa eder." Başbakan son sorusunu sormuş: "Peki ya, Britanya adası ile Şekspir arasında bir tercih durumunda kalsanız hangisini tercih edersiniz?" İmparator: "Elbette Şekspir." demiş. "Çünkü Şekspir bana yeniden bir İngiliz milletini kazandırır." İşte dile bakış açıları bu kadar abartılı olan bir milletin dünyaya hâkim olması her halde tesadüfî değildir. 

Çünkü Şekspir bir birey olarak değil; bir şahs-ı manevi olarak İngiliz milletini temsil ediyordu ve milleti de bir arada tutan diliydi, kültürüydü. Aydınlar ise o dili ayakta tutan, geliştiren ve gelecek nesillere aktaran en önemli varlıklardı.

 Gerçek şudur ki bir milleti bir milletin kültürü, dili; o milletin öz benliğidir. Dili yozlaşmış, kültürünü kaybetmiş bir millet her şeyini kaybetmiş demektir. Zaten Tatarlar: "Tilin coytkan, özün coytar." yani "Dilini kaybeden, özünü, kimliğini, kişiliğini kaybeder." demişler. Konfüçyüs'e sormuşlar: "Bir memleketi yönetmeye çağrılsaydınız yapacağınız ilk iş ne olurdu?" Konfüçyüs, şöyle cevap vermiş: "Hiç şüphesiz dili gözden geçirmekle işe başlardım." 

Ve dinleyicilerin hayret dolu bakışları arasında sözlerine şöyle devam etmiş: "Dil kusurlu olursa; kelimeler düşünceyi anlatamaz. Düşünce iyi anlatılmazsa, yapılması gereken şeyler doğru yapılamaz. Ödevler gereği gibi yapılmazsa, töre ve kültür bozulur. Töre ve kültür bozulursa, adalet yanlış yola sapar. 

Adalet yoldan çıkarsa, şaşkınlık içine düşen halk ne yapacağını, işin nereye varacağını bilemez, işte bunun içindir ki hiçbir şey dil kadar önemli değildir." Oktay Sinanoğlu, Japonya'da başından geçenleri anlatırken, şöyle bir olay anlatır: Ben müsteşara dedim ki: "Siz tanzimata başlarken bu işler Japonca olmaz, demişsiniz ve eğitim dilini İngilizce yapmakla ilerlemişsiniz. Ben Türkiye'de böyle duydum." dedim. Adam kızdı, "Siz bizi sömürge mi zannettiniz?" deyip arkasında duran ciltler dolusu Japon eğitim tarihi kitaplarını gösterdi. Bazılarından bölümler okudu, tercüme etti ve "Başından beri her şey Japonca olmuştur." dedi. İlk yıllarda birisi çıkıp bu işler Japonca olmaz, İngilizce yapalım demiş. Adam, ertesi gün evinde ölü bulunmuş. Bir daha da böyle bir söz çıkmamış. Meğer o adam da Amerika'da birkaç yıl ateşe olarak bulunmuşmuş. Demek orada kafaya alınmış. Japon müsteşar "Siz bizi sömürge mi zannettiniz?" demekle yabancı dilde eğitim yapanlar, sömürge ülkeleridir." demek mi istiyor acaba? 

Bu mantıkla düşündüğümüzde, bizim bazı lise ve üniversitelerimizde İngilizce eğitim yapıldığına göre bizde sömürge ülkesi konumuna mı düşüyoruz? Bizim sömürge ülkesi olmadığımız bir gerçek olmakla beraber, sömürge ülkelerinin yabancı dille eğitim yaptığı da bir gerçek, özellikle de İngilizce. 

İngilizler işgal ettikleri her ülkede İngilizce eğitimi şart koşmuşlardı. Sonuçta dillerini unutan ülkeler sömürülmeye daha müsait oluyorlardı. Hatta bazı milletler kendi özlerini bile kaybettiler, dillerini unutunca. Devamı yarın...

 
Etiketler: KÜLTÜR, ve, DİL-, 1,
Yorumlar
Diğer Yazılar
NARIN HİKÂYESİ - 2
NARIN HİKÂYESİ - 1
DEDE OSMAN AVNİ HAZRETLERİ
KÜLTÜR ve DİL- 2
GİDİŞİNLE...
ACI HAYAL
KIRMIZIDIR AŞKIN RENGİ
YOKLUĞUN VARLIĞINDA
SENİ DÜŞÜNMEK
ACI HAYAL
KARAKÖPRÜ'DE ALİ BABA HAYRATI
KALBİN KIRIK TARAFI
GÜL BAHÇESİ
HOŞ BİR SADÂ..!
BİR ÇAĞDAŞ OZAN'IN CANDAN TANELERİ
SEVMEYİ HEP ERTELEDİK BAŞKA ZAMANLARA
GİTMESEYDİN EĞER
GİTMEK GÜZELDİR ÖTELERE
HERKES KARAKÖPRÜLÜ OLDU
NARIN HİKÂYESİ
KAHVENİN SERÜVENİ
BÜYÜKŞEHİR’İN KİTAP TANITIM GÜNLERİ
BİRAZ DA NOSTALJİ
SEVGİLİLER GÜNÜNE DAİR..!
GİDİŞİNLE...
MEHMET AKİF İNAN ve SENDİKACILIK
ACI HAYAL
DEDE OSMAN AVNİ HAZRETLERİ
ÇOCUKLAR ÖLDÜ TURNAM SEN ÖLME
HAK ETTİĞİNİZİ BULURSUNUZ!
DİL ÜZERİNE BİR DENEME
BİR ÇAĞRIDIR ŞİİR
SENİ DÜŞÜNMEK
YOKLUĞUN VARLIĞINDA
CAFE'NİN HİKÂYESİ
BEN DE SİZİN KADAR BURALIYIM -2
BEN DE SİZİN KADAR BURALIYIM -1
"BU ŞEHRİN GECELERİ"
ŞANLIURFA'NIN AK ve karası
BİR SÜRGÜNDÜR YÜREĞİM
"HAYIRDA YARIŞANLAR OLUN"
KARAKÖPRÜ’DE ALİ BABA HAYRATI
GAP KIZ ANADOLU LİSESİ VE AHMET ÖZYAVUZ
BİR OKUYUCU MEKTUBU
YILDIZ YAĞMURU-2
YILDIZ YAĞMURU-1
AZİZ VALENTİN GÜNÜ…!?
KÜLTÜR DİLİ OLARAK TÜRKÇE
TARİHİ AÇIDAN BAĞIMLILIK
“M. NİHAT KÜRKÇÜOĞLU FIRÇASINDAN” ŞANLIURFA ALBÜMÜ ÜZERİNE
YEŞİLAY ve TBM
ADALET ÖZGÜRLÜK VE ONUR. HER ŞEY İNSANLIK İÇİN
ÖZGÜR DÜŞÜNCEYİ KAVRAMAK
ŞAZELİ ŞEYHİ ALİ DEDE
HZ. İBRAHİM, DERGÂHTA YAPILAN ZİKİRLER VE İHSAN ÇERMİKLİ
YIKILMIŞ BİR MEZARIM Kİ…!!!
ALİ BABA CAMİİ'NDE RAMAZANI YAŞAMAK
MEDENİYETİN ÇILDIRDIĞI AN
IRMAKLARI KAN AKAN COĞRAFYA
URFA’NIN KÜLTÜREL VİZYONU NASIL OLMALI
"KÖMÜR KARASIDIR GÖZYAŞI"
ŞEHİR VE MEDENİYET
YENİDEN MERHABA
Bizim Gazete
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Alıntı Yazarlar
Şanlıurfa
Parçalı Bulutlu
Güncelleme: 19.02.2018
Bugün
- 16°
Salı
- 14°
Çarşamba
- 15°
Şanlıurfa

Güncelleme: 19.02.2018
İmsak
05:41
Sabah
07:03
Öğle
12:46
İkindi
15:47
Akşam
18:17
Yatsı
19:32
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Medipol Başakşehir
46
41
4
4
14
22
2
Galatasaray
44
47
6
2
14
22
3
Fenerbahçe
44
44
2
8
12
22
4
Beşiktaş
41
41
3
8
11
22
5
Kayserispor
35
30
5
8
9
22
6
Sivasspor
34
30
8
4
10
22
7
Trabzonspor
33
36
5
9
8
22
8
Göztepe
33
35
6
6
9
21
9
Kasımpaşa
29
34
9
5
8
22
10
Yeni Malatyaspor
28
24
8
7
7
22
11
Bursaspor
27
31
9
6
7
22
12
Akhisarspor
27
28
9
6
7
22
13
Antalyaspor
24
26
10
6
6
22
14
Gençlerbirliği
22
26
9
7
5
21
15
Alanyaspor
21
34
13
3
6
22
16
Atiker Konyaspor
21
23
11
6
5
22
17
Osmanlıspor FK
19
31
13
4
5
22
18
Kardemir Karabükspor
12
15
16
3
3
22
Arşiv Arama
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı