Yazı Detayı
16 Ağustos 2019 - Cuma 10:18 Bu yazı 572 kez okundu
 
KEŞMİR: BİRLİKTE YAŞAYAMAMANIN ACI MEYVESİ
Osman GÜLEBAK
o.gulebak@gmail.com
 
 

Hindistan Yarımadasında birlikte yaşayan Müslümanlar ile Hinduların, din faktörünü gerekçe göstererek Pakistan ve Hindistan diye iki ulus devlete ayrıldığı 1947'den beri gündeme gelen Keşmir sorunu, ne gariptir ki yarımadanın İngiliz sömürgesinden kurtulduklarını! zannettikleri bir zaman dilimine denk geldi. 

 

Tıpkı Türkiye, Irak, Suriye gibi ülkelerin sömürgecilerden kurtulduklarını zannettikleri bir dönemde başta Kürtlerin yaşadığı bölgeler olmak başlayan ve hâlâ devam eden sorunlar gibi...

 

İngilizler, bölgenin demografik ve coğrafi yapısını gözetmeksizin iki ülkenin sınırlarını çizdi. Müslüman nüfusun çoğunlukta olduğu bölgeler Pakistan'a, Hinduların yoğun yaşadığı yerler ise Hindistan'a bırakıldı. Fakat Hinduların çoğunlukta olduğu bölgelerde yaşayan Müslümanlar, yıllardır yaşadıklarını evlerini barklarını bırakarak Pakistan tarafına geçtiler. Bu göçler, içerisinde çok acıklı insan hikayeleri bırakırken göç edemeyenler ise kaldıkları yerde her türlü ayrımcılığa düçar oldular.

 

Nüfusunun yüzde 90'a yakını Müslüman olan Keşmir'in Hindistan'a mı yoksa Pakistan'a mı katılacağına Keşmir halkı tarafından karar verilmesi istendi. Keşmir halkı 1947'de Pakistan'a katılmaktan yana tavır alsa da Keşmir Prensi Maharaja Hari Singh, Keşmir'in Hindistan'a bağlanmasına karar verdi. Maharaja'nın bu kararına tepki gösteren Keşmirliler, prense karşı isyan başlattı. Pakistan'dan Keşmir'e gelen mücahitler de isyana destek verdi.

Artan protestolar nedeniyle kontrolü kaybeden Maharaja, isyanı bastırmak için Hindistan'dan yardım istedi. Keşmir prensinin yardım talebine olumlu cevap veren Hindistan, isyanı bastırmak için askerleriyle bölgeyi işgal etti.

Böylece iki ülke arasındaki ilk savaş, 22 Ekim 1947'de Keşmir yüzünden başladı. Savaş, Birleşmiş Milletler'in ara buluculuğunda 1 Ocak 1949'da imzalanan ateşkes anlaşmasıyla sona erdi.

 

Ateşkes anlaşmasına göre, iki ülke bölgedeki askerlerini geri çekecek ve Keşmir'in geleceği BM gözetimindeki halkoyuyla belirlenecekti. Ama Hindistan, ateşkes anlaşmasına uymayı reddederek Keşmir'den askerlerini geri çekmedi ve işgal ettiği bölgeleri "Cammu Keşmir" eyaleti adı altında kendine bağladı. 

 

Pakistan ise kendi kontrolü altındaki Keşmir'e "Azad Keşmir (Bağımsız Keşmir)" ve "Gilgit Baltistan" olarak iki özerk bölge statüsü verdi. O günden bu yana bölgede bir türlü tansiyon düşmedi. 

 

Yüzyıllardır birlikte iyi-kötü birlikte yaşamayı başarmış bu insanlar neden birbirinden ayrıldılar? Birlikte yaşamak bu kadar acı yaşamaktan daha mı zordu? İki ülkenin insanlarına kan, gözyaşı, ölüm ve ekonomik istikrarsızlıktan başka hiçbir şey getirmeyen bu ayrılma kime fayda getirmiştir? Osmanlı sonrası tüm İslam bölgelerini cetvellerle ulus devletçiklere bölen İngilizlerin buradaki rolü neydi? Bugünlere nasıl gelindi?


İşte tüm bu soruların cevabını bulabilmemiz için biraz geriye gitmemiz ve o günleri irdelememiz gerekir.

 

Tarih 3 Mart 1924'ü gösterdiğinde İslam Dünyasını bir arada tutan Halifelik kurumu ortadan kaldırılınca Müslümanlar kendilerini bir anda boşlukta buldular. Tam da bu sırada Mısır Müftüsü Muhammed Abduh'un öğrencisi Muhammed Reşid Rıza, Hilafet'e alternatif  'İslam Devleti' modelini öne sürdü. Hilafetin tarihsel kimliğine eleştiriler getiren Rıza'nın, alternatif olarak sunduğu modelin moderniteye ait bir kurum olması dikkat çekiciydi.

 

Modern Ulus Devletinin İslamileştirilmesi projesi olan İslam Devleti tezi, aradan çok geçmeden o dönemin şartlarının gereği olacak ki Mısır ve Pakistan'dan başlayarak çevrilen kitaplar ve makaleler aracılığıyla tüm İslam dünyasına yayıldı. Fakat böyle bir devletin pratikte ortaya çıkması gerekiyordu; işte bu adım Hint yarım kıtasında atıldı. (1) 

 

Hint yarım kıtasını işgal eden İngilizlerin çekilmeye başlamasının belli olmasıyla birlikte Batı eğitiminden geçmiş ve Türkiye'de gerçekleştirilen Laik Kemalist devrimlerden geniş ölçüde etkilenmiş kişiler olan Müslüman elitler, Hindularla bir arada yaşamayacakları tezini dillendirdiler. Bunların başında gelen Mustafa Kemal hayranı olan Müslümanlar Birliği'nin lideri M. Ali Cinnah, Türkiye benzeri modern ve ulus devlet karakterli bir devlet tasarlıyordu. Ama bir fark vardı; Türkiye 'Türk Ulusu' üzerine bina edilirken Pakistan 'İslam Ulusu' bina edilmek isteniyordu. O dönemin Pakistanlı İslamcı yazarlara ait kaynaklarda Cinnah ve ekibinden 'Kemalistler' diye bahsedilir.

 

Evet, o gün Müslümanlarla Hindular arasında bir takım sorunlar vardı ama onlar bu sorunları makul yollarla çözmek yerine bu sorunları manipüle ederek yeni devletin kurulmasına zemin hazırlandı. Onlara göre; tek çözüm Hint Yarım kıtasında Müslümanlara ve Hindulara ait iki ayrı ulusal devletin kurulmasıydı.

 

Müslümanların Hindulara göre sayısının az olmasını gerekçe gösteren bu ekip, Mahatma Gandi ve ayrılmayı istemeyen Hindu ve Müslümanların, Hind yarım kıtası için önerdikleri 'Demokratik çözüm' önerisini kabul etmedi. Fakat aynı ekibin yeni kurulan Pakistan için çok partili demokratik sistemi kabul etmesi çok manidar olsa gerek. 

 

Aynı ekibin bölünme yerine neden daha önce Hindularla Müslümanların bir arada yaşama tecrübesi ışığında bir örgütlenme modeli sunmadıkları üzerinde durulması gereken önemli bir konu. Çünkü Hindistan'ın yüzyıllarca Müslümanların hakimiyeti altında kaldığı, ulus devletin olmadığı o dönemde İslam, her iki tarafı da bir arada yaşatacak bir modeli başarıyla ortaya koymuştu. (2)

 

İngilizlerin desteklediği bu tezin mahiyeti ve sonuçları üzerinde çokça düşünmek gerekir. Bu tez gençlerimiz tarafından araştırılmayı bekliyor. 


Bu tezle, İslam'ın giderek yarım kıta ve Asya'nın dini olma sürecini bloke ederek Pakistan gibi küçük bir alana hapsedildi ve ardından Bangladeş ismiyle bir parçası daha koparıldı.


 İkincisi, iki halk arasında bugüne kadar hâlâ devam eden çatışmaların başlamasına sebep oldu. 

 

Üçüncüsü, Müslümanlar tarihlerinde ilk kez ideolojisi İslam olan modern ve ulusal bir devlet kurdular.  

 

Dördüncüsü; tüm İslam dünyasına yayılan bu tez, çok kısa zamanda tüm İslami hareketlerin hedefi haline geldi. Ve bugün İslam dünyasının çoğu İslamî Hareketi, siyasi ve kültürel açıdan hala tezin etkisinde.  Ve daha önemlisi çıktığı günden bu yana başarılı bir çözüm getiremeyen bu tezle ilgili hâlâ ciddi anlamda bir sorgulama yapılmış değil.

 

Sonuç olarak; Birincisi Müslümanlar, Pakistan örneğinden yola çıkarak moderniteye ait İslam Devleti tezini masaya yatırmalı ve bunun yerine birlikte yaşamaya imkan sunan ulus devlet ötesi bir örgütlenme modeli sunmalıdır. Ki Pakistan'ın kurulmasının, içeride yaşadığı sorunlar, komşusuyla bitmeyen çatışmalar ve dış politikasında ABD ekseninde hareket etmesi göz önüne alınarak bölge Müslümanlarına nasıl bir katkı sunduğu üzerine iyi düşünmek gerekir.

 

İkincisi ; Allah'ın bir ayeti olan farklılıklarımızla bir arada yaşayabilmeyi başarmak varken bunun yerine Batı Modernizmi/sömürgecileri tarafından önümüze konulan ulusalcı tezlerle; etnik, dil ve inançlarımızı gerekçe göstererek ayrışmamız hiç kimseye bir fayda getirmeyecektir. 

 

Kaynakça:
1-Ali Bulaç/ Modern Ulus Devlet
2-Dr. Kelim Sıddıkî/İslamî Hareket

 
Etiketler: KEŞMİR:, BİRLİKTE, YAŞAYAMAMANIN, ACI, MEYVESİ,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
14 Mayıs 2020
‘ROMALILAŞAN HIRİSTİYANLIK’TAN DERS ÇIKARMAK
152 Okunma.
11 Nisan 2020
CORONAVİRÜS VE DÜNYANIN SİYASAL GELECEĞİ-3
304 Okunma.
07 Nisan 2020
CORONAVİRÜS VE DÜNYANIN SİYASAL GELECEĞİ-2
170 Okunma.
02 Nisan 2020
CORONAVİRÜS VE DÜNYANIN SİYASAL GELECEĞİ-1
188 Okunma.
23 Mart 2020
TARİH BİZE NELER SÖYLER?
141 Okunma.
14 Şubat 2020
KUDÜS DAVASI VE MAYIN MERKEPLERİ
486 Okunma.
21 Ocak 2020
İSLAM DÜNYASI YOL AYRIMINDA: ADALETLİ BİRLİKTELİK Mİ KAOS MU?
441 Okunma.
18 Ocak 2020
ÖTEKİLEŞTİRME PROBLEMİ VE TOPLUMSAL ÇÖZÜLME
186 Okunma.
23 Eylül 2019
‘GÜVENLİ BÖLGE’Yİ BEKLEYEN TEHLİKE
749 Okunma.
12 Eylül 2019
KERBELA, SALTANAT VE ÜMMET
869 Okunma.
29 Ağustos 2019
MALAZGİRT'İN GÖRÜLMEYENLERİ: KÜRTLER
976 Okunma.
10 Ağustos 2019
SURİYE SAVAŞI, EMPERYALİST PLANLAR VE KÜRTLERİN GELECEĞİ- 2
451 Okunma.
09 Ağustos 2019
SURİYE SAVAŞI, EMPERYALİST PLANLAR VE KÜRTLERİN GELECEĞİ- 1
500 Okunma.
05 Ağustos 2019
HÜKÜMDAR BEHRAM VE BAYKUŞUN HİKÂYESİ
459 Okunma.
26 Haziran 2019
DOĞU’DAKİ ARAZİ KAVGALARINA ŞAŞI BAKMAK!
741 Okunma.
09 Mayıs 2019
ULUS DEVLETTEN ‘BÖLGESEL ENTEGRASYON’A YENİ BİR SÜREÇ VE KÜRTLER…
793 Okunma.
03 Mayıs 2019
1915 OLAYLARI VE MUHACİR BİR AİLENİN YAŞADIKLARI-2
690 Okunma.
29 Nisan 2019
1915 OLAYLARI VE MUHACİR BİR AİLENİN YAŞADIKLARI-1
722 Okunma.
15 Mart 2019
‘KÜRT YOKTUR' POLİTİKASINDAN ‘KÜRDİSTAN YOKTUR’ POLİTİKASINA KÜRDİSTAN GERÇEĞİ
1107 Okunma.
14 Ocak 2019
KAPIMIZDA BEKLEYEN TEHLİKE
1664 Okunma.
03 Aralık 2018
SOROS’UN VAKFI GİTTİ YA YÜRÜRLÜKTEKİ POLİTİKALARI?
1622 Okunma.
27 Kasım 2018
HZ. ALİ VE MALİK BİN EŞTER’E GÖNDERDİĞİ MEKTUP-2
1084 Okunma.
26 Kasım 2018
HZ. ALİ VE MALİK BİN EŞTER’E GÖNDERDİĞİ MEKTUP-1
2735 Okunma.
20 Kasım 2018
CHP, DP VE EZANIN ASLINA DÖNDÜRÜLMESİNİN PERDE ARKASI-2
1113 Okunma.
19 Kasım 2018
CHP, DP VE EZANIN ASLINA DÖNDÜRÜLMESİNİN PERDE ARKASI-1
836 Okunma.
12 Kasım 2018
İSLAM DÜNYASINDA KURUMLARIN YENİLENME ZORUNLULUĞU
1125 Okunma.
05 Kasım 2018
CADILARIN BİLİM YUVASINDA NE İŞİ VAR BEYLER?
1282 Okunma.
01 Kasım 2018
İSLAM DÜNYASI VE ‘GERÇEK CUMHURİYET’ ARAYIŞI -2-
985 Okunma.
31 Ekim 2018
İSLAM DÜNYASI VE ‘GERÇEK CUMHURİYET’ ARAYIŞI -1-
900 Okunma.
19 Ekim 2018
ÂLİMLER BULUŞMASI VE KÜRTLER
1399 Okunma.
09 Ekim 2018
İBRAHİM EDHEM EFENDİYİ TANIYAN VAR MI?
1238 Okunma.
25 Eylül 2018
BİZ BU ÜLKENİN NESİ OLUYORUZ?
1925 Okunma.
11 Eylül 2018
BASRA OLAYLARI ANALİZİ - 2
1383 Okunma.
10 Eylül 2018
BASRA OLAYLARI ANALİZİ - 1
854 Okunma.
04 Haziran 2018
21. YÜZYILDA MUSAB OLABİLMEK
7585 Okunma.
29 Mayıs 2018
"EN KÖTÜ BARIŞ, EN HAKLI SAVAŞTAN DAHA İYİDİR"
1323 Okunma.
21 Mart 2018
ELMA KOKUSUYLA GELEN ÖLÜM: HALEPÇE-2
5518 Okunma.
20 Mart 2018
ELMA KOKUSUYLA GELEN ÖLÜM: HALEPÇE-1
1173 Okunma.
28 Şubat 2018
TÜRKİYE’DE YAŞANAN DARBELER, ABD VE CHP-2
2217 Okunma.
27 Şubat 2018
TÜRKİYE'DE YAŞANAN DARBELER, ABD VE CHP-1
1356 Okunma.
20 Şubat 2018
ABD İLE TÜRKİYE ARASINDAKİ 'STRATEJİK MÜTTEFİK' İLİŞKİLERİ -2
1696 Okunma.
19 Şubat 2018
ABD İLE TÜRKİYE ARASINDAKİ 'STRATEJİK MÜTTEFİK' İLİŞKİLERİ -1
1134 Okunma.
16 Şubat 2018
KÜRTLER ÜZERİNDEKİ EMPERYALİST OYUNLAR VE PKK-2
1286 Okunma.
15 Şubat 2018
KÜRTLER ÜZERİNDEKİ EMPERYALİST OYUNLAR VE PKK-1
1166 Okunma.
06 Şubat 2018
KÜRTLER ÜZERINDEN OYNANAN EMPERYALIST OYUNLAR (2)
1512 Okunma.
05 Şubat 2018
KÜRTLER ÜZERINDEN OYNANAN EMPERYALIST OYUNLAR (1)
1397 Okunma.
10 Ocak 2018
MÜNİR ÖZKUL VE KAYBOLAN MERHAMETİMİZ...
1350 Okunma.
26 Aralık 2017
KUDÜS VE YOL AYRIMINDAKİ İNSANLIK…
1330 Okunma.
18 Aralık 2017
ALİYA’NIN GÖZÜNDEN FİLİSTİN MESELESİ -3
1373 Okunma.
18 Ağustos 2017
BİLGE KRAL ALİYA VE FİLİSİTN MESELESİ-2
1810 Okunma.
11 Ağustos 2017
ALİYA’NIN GÖZÜNDEN FİLİSTİN MESELESİ-1
1736 Okunma.
04 Ağustos 2017
GÖRMEZ’İN VEDA KONUŞMASINDAKİ ACI HAKİKATLER…
1647 Okunma.
28 Temmuz 2017
DİYANET VE GÖRMEZ, SİYASETE KURBAN MI EDİLİYOR?
1612 Okunma.
04 Mayıs 2017
16 NİSAN REFERANDUMUNDA GERÇEKLERLE YÜZLEŞMEK-3
1868 Okunma.
28 Nisan 2017
16 NISAN REFERANDUMUNDA GERÇEKLERLE YÜZLEŞMEK-2
1541 Okunma.
24 Nisan 2017
16 NISAN REFERANDUMUNDA GERÇEKLERLE YÜZLEŞMEK-1
1645 Okunma.
15 Nisan 2017
11 NİSAN KURTULUŞ ETKİNLİKLERİ VE (ÖZ)ELEŞTİRİLER
1591 Okunma.
19 Aralık 2016
HÜDA PAR NEDEN HEDEF SEÇİLİYOR?
2199 Okunma.
15 Aralık 2016
KONYA'NIN MEVLANA'SI VAR, YA URFA'NIN?
1597 Okunma.
03 Aralık 2016
HALK HİZMET İÇİN İLLA YOL MU KAPATSIN?
1643 Okunma.
28 Kasım 2016
AÇILIŞLAR HİZMET Mİ YOKSA EZİYET Mİ?
1639 Okunma.
19 Eylül 2016
OKULLARIN AÇILMASI VE SORUMLULUKLARIMIZ
2083 Okunma.
02 Eylül 2016
CEMAATLERE SALDIRI YA DA MAYIN MERKEPLİĞİ
1854 Okunma.
05 Ağustos 2016
DARBE KARŞITI KÜRTLER VE TÜRKİYE’NİN GELECEĞİ ÜZERİNE…
1631 Okunma.
22 Temmuz 2016
BİRECİK'TE HALKI DAĞITMA EMRİNİ KİM VERDİ?
2324 Okunma.
30 Haziran 2016
ÜMMET ŞUURU OLMADAN KUDÜS ÖZGÜRLEŞMEZ
1840 Okunma.
Haber Yazılımı