Yazı Detayı
22 Aralık 2020 - Salı 10:22 Bu yazı 160 kez okundu
 
KAPIMIZDA BEKLEYEN TEHLİKE
Osman GÜLEBAK
o.gulebak@gmail.com
 
 

İlk tarih felsefecisi olarak tarihe geçen, aynı zamanda batılı birçok felsefeciye de bu anlamda öncülük eden İbni Haldun'un, devletlerin yapıları, yaşama süreleri ve bunları etkileyen ilahi yasaları ortaya koyan çalışmaları, faydalanmak isteyen herkes için önemli dersler içerir. Onun dönemine kadar tarihi olaylar birbirinden bağımsız olarak ele alınırken ilk defa o, bu olayları bütüncül olarak ele alıp yorumlamış ve sonunda tüm toplumlar için geçerli olan ilkelere ulaşmıştır. İşte bu ilkelere biz Yüce Allah'ın sünneti yani sünetullah diyoruz ki bu hakikat, "Allah'ın yasalarında bir değişme göremezsin" ayetiyle de belirtilmiştir.

 

Devletlerle ile ilgili teorisini yaşadığı dönemdeki Kuzey Afrika sultanlıkları üzerinden geliştiren İbni Haldun, devleti doğan, büyüyen ve sonra yaşlanıp ölen bir canlı varlık gibi görür. Bu teori her kadar devlet üzerinden ortaya konulmuş olsa da aslında herhangi bir düşünce ya da fikir etrafında bir araya gelen kabile, cemaat, parti ve benzeri tüm sosyal grupları kapsadığını belirtmek gerekir.

 

İbni Haldun, devlet ve medeniyet düşüncesini asabiyet ilkesine bina eder. O, asabiyeti insanları bir araya getiren din ya da kan bağı gibi ortak hareket etme duygusu olarak görür. Aslında asabiyet kavramı, bir insanın kendisini bir yere ait hmesi anlamında olan aidiyet kavramıyla aynıdır. Biraz daha açacak olursak asabiyet, belli bir insan topluluğunu örgütlenmeye, dayanışmaya ve ortak tehdit karşısında birlikte hareket etmeye sevk eden bağ olduğunu söyleyebiliriz.

 

Muhammed Abid El Cabiri bu konuda şunları söyler:

"Değişik şekillerde karşımıza çıkan modern örgütlenmelerin hepsini üyeleri açıkça tarif edilmiş belli bir hedefi gerçekleştirmek üzere çalıştıkları sürece asabiyet olarak değerlendirebiliriz. Söz konusu örgütlenmelerin üyeleri tehdit algıladıkları zamanlarda bilinç ve bağlılık olarak örgütlerine daha güçlü bir şekilde desteklerini arttıracak, tehdit algısı kaybolunca örgütlenme üzerinde daha gevşek bir durum hâkim olacaktır."

 

Bu açıdan bakıldığında bir düşünce etrafında bir araya gelinen bu aidiyet ne kadar güçlü olursa o topluluk da o kadar güçlü olur. Bu aidiyet ne kadar zayıflarsa o topluluk da o oranda zayıf olacaktır. Yani aidiyet bir topluluğu bir arada tutan çimento gibidir. Nasıl ki çimentosu sağlam olan bir duvar kolayca yıkılmazsa aidiyeti sağlam olan bir yapıda kolayca yıkılmayacaktır.

 

Bu aidiyeti ve bulunduğu topluluğu yıkıma götüren toplumsal hastalıklar da var. Bunların başında hem Kur'an'da belirtilen bir sünetullah olan hem de İbni Haldun 'un tespit ettiği, dünyevileşme ve lüks düşkünlüğü hastalığıdır ki bu hastalık tarih boyunca nice devletin ve topluluğun yıkımına sebep olmuştur. Örneğin Roma İmparatorluğu ve Osmanlı İmparatorluğu güçlerinin zirvesinde iken bu hastalığa yakalanmış ve yıkılmışlardır. Yine İslam tarihinde Halifeler Devrinden sonra başlayan saltanat ve dünyevileşme hastalığı Emevileri ve ardından da Abbasilerin yıkımına sebep olmuştur.

 

Bu gerçeği iyi fark eden sömürgeci güçler ve onların yerli işbirlikçileri, İslam coğrafyasında 20. Yüzyılda sömürgeciliğe karşı ihya hareketlerini bağrından çıkaran İslam toplumunu bu noktadan hedef tahtasına oturtmuşlardır. Fiili sömürgeciliğin yerine hayata geçirilen yeni sömürgecilik anlayışı olan Modernizm, onun taşıyıcısı konumundaki ulus devlet aygıtı ile ortaya konulan liberal politikalarla Müslüman halkın, sosyal açıdan bir arada tutan tüm aidiyet bağlarına adeta savaş ilan edilmiştir. Ortaya konulan onlarca proje ile insanların sosyal çevresinden uzaklaştırılarak bireyselleşmesi sağlanmaktadır ki bireyselleşen her bir fert sömürgeci zihniyetin tuzağına düşebilecek kolay bir kurbandır.

 

Son yıllarda İslam coğrafyasında özellikle Türkiye'de meydana gelen bir takım gelişmeler, üzerinde ciddi analizler yapılması gereken bir konudur. Yıllarca baskı altında yaşayan Müslüman halk, bir anda kendisini temsil ettiğini düşündüğü bir iktidar ve rahat ortam ile tanışmıştır. Görünürde bir kazanım gibi algılanan bu süreç zamanla tersine dönmüştür. Dini hassasiyetleri ve savunma mekanizmaları (asabiyet-aidiyet) çok güçlü olan İslami kesim, bu rahatlık sürecinde mevcut hassasiyetlerini maalesef kaybetmişlerdir. Bu süreçte iktidar ve zenginlik ile tanışan birçok kişi, mücahit iken maalesef müteahhite dönüşmüştür.

 

Zor ve baskıların karşısında dipdiri bir mücadele ortaya koyanlar, bu yeni sürecin, tuzağın başka bir boyutu olduğunu anlayamadılar. Dünya adına elde ettikleri bazı küçük kazanımlar karşısında kaybettiklerini hesaba katmadılar. Bu süreçte nicelik olarak büyürken niteliklerini kaybettiler. Dünyevileştikçe onları bir arada tutan bağların kopma noktasına geldiğini fark etmediler bile. Bugün bu tehlike istinasız her kesimin kapısında hazır beklemekte ve ele geçirdiği fertleri bir bir yutmaktadır. Bundan da daha vahim olanı ise davetçi konumunda olan insanların bu süreçten olumsuz etkilenmesidir.

 

Katarlı yazar Casım Sultan bu konuda şu uyarıları yapıyor:

 

"Savurganlık ve lüks düşkünlüğü, bu iki hastalık, ideallerini gerçekleştirme yolunda bir toplumun ilerleyişini duraklatan olumsuz etkenlerdendir. Bir topluluğun bireyleri, kendilerini lüks yaşama alışkanlıklarına kaptırdıklarında aralarındaki bağ gittikçe zayıflar, zaman içinde çürür yok olur gider. Böyle bünyeleri savunma reflekslerini kaybedeceği için artık güç dengeleri içindeki yerini kaybedecektir."

 

Ne iktidar ne de zenginlik İslam'da kötü görülen bir durum değildir. Bilakis İslam bu iki olgunun insanı yoldan çıkarma tehlikesine karşı uyanık olunmasını ister. Maalesef İslam dünyası iktidar ve zenginlik imtihanı karşısında gerekli duruşu sergileme noktasında hala yeterli tecrübeyi kazanamamış durumda. Bu da başka bir handikapımız.

 

Düşmanlarımızı suçlayıp işinden çıkmak elbette ucuz bir yol olacaktır. Bugün İslam toplumunun âlimlerinin, aydınlarının, kanaat önderlerinin, yöneticilerinin kısacası kendisini bu topluma karşı mesul hisseden herkesin, bu süreç karşısında gerekli uyanık olması gerekiyor. Uyanık olmak yetmez bu süreci iyi analiz ederek toplumun bünyesini çökerten, bağlarını zayıflatan bu hastalığı bertaraf edecek İslam'ın kaynağından beslenen projeler üretmelidirler.

 

Tüm dayatmalara karşı, kardeşlik, fedakârlık, yardımlaşma, merhamet, isar gibi kavramların hayatımızda yer alması sağlanarak bir daha İslam kutlu mesajına yeniden dönüş sağlanmalıdır. Modernitenite'nin dünyaya yaşattığı krizlerden ancak bu şekilde kurtulabiliriz.

 
Etiketler: , KAPIMIZDA, BEKLEYEN, TEHLİKE,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
21 Eylül 2020
ÖTEKİLEŞTİRME PROBLEMİ VE TOPLUMSAL ÇÖZÜLME
355 Okunma.
10 Eylül 2020
KERBELA, SALTANAT VE ÜMMET
231 Okunma.
27 Ağustos 2020
MALAZGİRT'İN GÖRÜLMEYENLERİ: KÜRTLER
290 Okunma.
29 Temmuz 2020
İSLAMÎ MÜCADELEDE 'TOPLUMUN DİLİNİ' KONUŞABİLMEK
279 Okunma.
15 Temmuz 2020
HOROZ SAVAŞLARI İLE YARINLARIMIZ ÇALINMASIN!
313 Okunma.
23 Haziran 2020
İSLAMÎ MÜCADALEDE ‘MEDİNE ARAYIŞI’ VE GÜÇ FAKTÖRÜ...
327 Okunma.
09 Haziran 2020
‘ESKİ VE YENİ’ TÜRKİYE SÖYLEMLERİ ARASINDA İKİNCİ TÜRKİYE
519 Okunma.
14 Mayıs 2020
‘ROMALILAŞAN HIRİSTİYANLIK’TAN DERS ÇIKARMAK
491 Okunma.
11 Nisan 2020
CORONAVİRÜS VE DÜNYANIN SİYASAL GELECEĞİ-3
472 Okunma.
07 Nisan 2020
CORONAVİRÜS VE DÜNYANIN SİYASAL GELECEĞİ-2
429 Okunma.
02 Nisan 2020
CORONAVİRÜS VE DÜNYANIN SİYASAL GELECEĞİ-1
388 Okunma.
23 Mart 2020
TARİH BİZE NELER SÖYLER?
279 Okunma.
14 Şubat 2020
KUDÜS DAVASI VE MAYIN MERKEPLERİ
704 Okunma.
21 Ocak 2020
İSLAM DÜNYASI YOL AYRIMINDA: ADALETLİ BİRLİKTELİK Mİ KAOS MU?
623 Okunma.
23 Eylül 2019
‘GÜVENLİ BÖLGE’Yİ BEKLEYEN TEHLİKE
899 Okunma.
16 Ağustos 2019
KEŞMİR: BİRLİKTE YAŞAYAMAMANIN ACI MEYVESİ
744 Okunma.
10 Ağustos 2019
SURİYE SAVAŞI, EMPERYALİST PLANLAR VE KÜRTLERİN GELECEĞİ- 2
631 Okunma.
09 Ağustos 2019
SURİYE SAVAŞI, EMPERYALİST PLANLAR VE KÜRTLERİN GELECEĞİ- 1
700 Okunma.
05 Ağustos 2019
HÜKÜMDAR BEHRAM VE BAYKUŞUN HİKÂYESİ
1201 Okunma.
26 Haziran 2019
DOĞU’DAKİ ARAZİ KAVGALARINA ŞAŞI BAKMAK!
928 Okunma.
09 Mayıs 2019
ULUS DEVLETTEN ‘BÖLGESEL ENTEGRASYON’A YENİ BİR SÜREÇ VE KÜRTLER…
964 Okunma.
03 Mayıs 2019
1915 OLAYLARI VE MUHACİR BİR AİLENİN YAŞADIKLARI-2
1025 Okunma.
29 Nisan 2019
1915 OLAYLARI VE MUHACİR BİR AİLENİN YAŞADIKLARI-1
1081 Okunma.
15 Mart 2019
‘KÜRT YOKTUR' POLİTİKASINDAN ‘KÜRDİSTAN YOKTUR’ POLİTİKASINA KÜRDİSTAN GERÇEĞİ
1438 Okunma.
03 Aralık 2018
SOROS’UN VAKFI GİTTİ YA YÜRÜRLÜKTEKİ POLİTİKALARI?
1822 Okunma.
27 Kasım 2018
HZ. ALİ VE MALİK BİN EŞTER’E GÖNDERDİĞİ MEKTUP-2
1572 Okunma.
26 Kasım 2018
HZ. ALİ VE MALİK BİN EŞTER’E GÖNDERDİĞİ MEKTUP-1
5610 Okunma.
20 Kasım 2018
CHP, DP VE EZANIN ASLINA DÖNDÜRÜLMESİNİN PERDE ARKASI-2
1277 Okunma.
19 Kasım 2018
CHP, DP VE EZANIN ASLINA DÖNDÜRÜLMESİNİN PERDE ARKASI-1
991 Okunma.
12 Kasım 2018
İSLAM DÜNYASINDA KURUMLARIN YENİLENME ZORUNLULUĞU
1287 Okunma.
05 Kasım 2018
CADILARIN BİLİM YUVASINDA NE İŞİ VAR BEYLER?
1480 Okunma.
01 Kasım 2018
İSLAM DÜNYASI VE ‘GERÇEK CUMHURİYET’ ARAYIŞI -2-
1146 Okunma.
31 Ekim 2018
İSLAM DÜNYASI VE ‘GERÇEK CUMHURİYET’ ARAYIŞI -1-
1067 Okunma.
19 Ekim 2018
ÂLİMLER BULUŞMASI VE KÜRTLER
1838 Okunma.
09 Ekim 2018
İBRAHİM EDHEM EFENDİYİ TANIYAN VAR MI?
1598 Okunma.
25 Eylül 2018
BİZ BU ÜLKENİN NESİ OLUYORUZ?
2054 Okunma.
11 Eylül 2018
BASRA OLAYLARI ANALİZİ - 2
1519 Okunma.
10 Eylül 2018
BASRA OLAYLARI ANALİZİ - 1
1011 Okunma.
04 Haziran 2018
21. YÜZYILDA MUSAB OLABİLMEK
7738 Okunma.
29 Mayıs 2018
"EN KÖTÜ BARIŞ, EN HAKLI SAVAŞTAN DAHA İYİDİR"
1486 Okunma.
21 Mart 2018
ELMA KOKUSUYLA GELEN ÖLÜM: HALEPÇE-2
5849 Okunma.
20 Mart 2018
ELMA KOKUSUYLA GELEN ÖLÜM: HALEPÇE-1
1490 Okunma.
28 Şubat 2018
TÜRKİYE’DE YAŞANAN DARBELER, ABD VE CHP-2
2344 Okunma.
27 Şubat 2018
TÜRKİYE'DE YAŞANAN DARBELER, ABD VE CHP-1
1569 Okunma.
20 Şubat 2018
ABD İLE TÜRKİYE ARASINDAKİ 'STRATEJİK MÜTTEFİK' İLİŞKİLERİ -2
1862 Okunma.
19 Şubat 2018
ABD İLE TÜRKİYE ARASINDAKİ 'STRATEJİK MÜTTEFİK' İLİŞKİLERİ -1
1284 Okunma.
16 Şubat 2018
KÜRTLER ÜZERİNDEKİ EMPERYALİST OYUNLAR VE PKK-2
1406 Okunma.
15 Şubat 2018
KÜRTLER ÜZERİNDEKİ EMPERYALİST OYUNLAR VE PKK-1
1422 Okunma.
06 Şubat 2018
KÜRTLER ÜZERINDEN OYNANAN EMPERYALIST OYUNLAR (2)
1667 Okunma.
05 Şubat 2018
KÜRTLER ÜZERINDEN OYNANAN EMPERYALIST OYUNLAR (1)
1694 Okunma.
10 Ocak 2018
MÜNİR ÖZKUL VE KAYBOLAN MERHAMETİMİZ...
1661 Okunma.
26 Aralık 2017
KUDÜS VE YOL AYRIMINDAKİ İNSANLIK…
1488 Okunma.
18 Aralık 2017
ALİYA’NIN GÖZÜNDEN FİLİSTİN MESELESİ -3
1527 Okunma.
18 Ağustos 2017
BİLGE KRAL ALİYA VE FİLİSİTN MESELESİ-2
1960 Okunma.
11 Ağustos 2017
ALİYA’NIN GÖZÜNDEN FİLİSTİN MESELESİ-1
1971 Okunma.
04 Ağustos 2017
GÖRMEZ’İN VEDA KONUŞMASINDAKİ ACI HAKİKATLER…
1806 Okunma.
28 Temmuz 2017
DİYANET VE GÖRMEZ, SİYASETE KURBAN MI EDİLİYOR?
1791 Okunma.
04 Mayıs 2017
16 NİSAN REFERANDUMUNDA GERÇEKLERLE YÜZLEŞMEK-3
2031 Okunma.
28 Nisan 2017
16 NISAN REFERANDUMUNDA GERÇEKLERLE YÜZLEŞMEK-2
1669 Okunma.
24 Nisan 2017
16 NISAN REFERANDUMUNDA GERÇEKLERLE YÜZLEŞMEK-1
1774 Okunma.
15 Nisan 2017
11 NİSAN KURTULUŞ ETKİNLİKLERİ VE (ÖZ)ELEŞTİRİLER
1761 Okunma.
19 Aralık 2016
HÜDA PAR NEDEN HEDEF SEÇİLİYOR?
2532 Okunma.
15 Aralık 2016
KONYA'NIN MEVLANA'SI VAR, YA URFA'NIN?
1714 Okunma.
03 Aralık 2016
HALK HİZMET İÇİN İLLA YOL MU KAPATSIN?
1754 Okunma.
28 Kasım 2016
AÇILIŞLAR HİZMET Mİ YOKSA EZİYET Mİ?
1796 Okunma.
19 Eylül 2016
OKULLARIN AÇILMASI VE SORUMLULUKLARIMIZ
2216 Okunma.
02 Eylül 2016
CEMAATLERE SALDIRI YA DA MAYIN MERKEPLİĞİ
1998 Okunma.
05 Ağustos 2016
DARBE KARŞITI KÜRTLER VE TÜRKİYE’NİN GELECEĞİ ÜZERİNE…
1767 Okunma.
22 Temmuz 2016
BİRECİK'TE HALKI DAĞITMA EMRİNİ KİM VERDİ?
2479 Okunma.
30 Haziran 2016
ÜMMET ŞUURU OLMADAN KUDÜS ÖZGÜRLEŞMEZ
1970 Okunma.
Haber Yazılımı