Yazı Detayı
12 Mayıs 2014 - Pazartesi 09:21 Bu yazı 1131 kez okundu
 
KANAYAN BU YARAYI YÖNETİCİLER DURDURMALI
Muharrem ÇELİK
muharremcelik_063@hotmail.com
 
 

HER YIL BU MEVSİMDE BU YARA DAHA DA KANAR

Bundan tam 22 yıl önce mevsimlerden yaz … Ablamın yanına hem tatil hem de ziyaret için Adana'ya gittim. Yokluk, yoksulluk ve sağlık nedeniyle adana yenice beldesine gidip yerleşen Urfalı bir aile… Evin hanımı, haftada üç gün diyalize girmek üzere çadırdan kalkıp servislere 2 saatlik yolu kat edip 5 saat diyaliz sürecini yaşarken arkasında kocasını henüz ergenlik çağında bir çocuğunu ve 12 yaşının altında 4 çocuğunu bırakarak hayata tutunma adına bu yaşamı sürdürmekteydi. Geceleri sivrisinek istilasına uğrayan çadır, gündüzleri güneşin sıcaklığı ve nemi… Her gün erkenden kalkıp tarlaya para kazanmak için çalışmaya giden evin reisi ve çocuklar… Gençliğin verdiği hevesle böyle bir yere dinleme ve ziyaret amacıyla yola koyuldum. Gördüğüm manzara, içimi karartmış hayatta başarılı olmak ve istenen yere gelmek için beni daha da kamçılamıştı. Gece açık alanda yatarken akrebin beni sokmasını, akabinde hastanenin ve hastaneye ulaşım imkanının olmayışını, rahmetli ablam ve eniştemin çırpınışlarını komşu çadırdan süt getirip ağzıyla akrebin ısırdığı yeri emen Urfalı amcanın o geceki fedakârlıklarını ve tüm zorlukların nasıl aşıldığını bugüne kadar unutamadım. Belki de ilk yardım konusunda tecrübe ettiğim ilk dersimdi. Zehirin nasıl vücuttan atıldığını yaşadığım olaydı. Ertesi sabah çadırlarda işçi toplayan toprak ağaları ve ısrarlarım neticesinde işe gitme isteğimin karşısında ablamın müsaade etmesi… Bunlar hep değerli ve zorlu geçen anılarım… 

Tarladayız 5-6 kişi patlıcan topluyor ben se patlıcanları büyük sepetlere taşıyorum. İnsanların oradaki gülme seslerini alaylı tavırlarını da unutamadım. 'Süt kuzusu bisküvi çocuğu yük mü saksımı taşıyor' diye tarlada çalışma acemiliğimi alaya alan işçiler, sepeti sırtına al diyerek tecrübelerini aktardılar o gün bana. Sabahtan başlayan iş maratonu akşama kadar devam etmişti. Öğlen közlenen patlıcan ve biberlerle açlığımızı giderirken bir ara dengemi kaybedip düştüğümde pantolonum yırtıldı iç elbiselerim görünmeye başlayınca utanmıştım. Kadınların: ' bir şey olmaz farz et plajdasın' demeleri beni daha da utandırmıştı. Nihayet kadının birinde iğne bulup dikmiştim. Abartısız 18 ton patlıcanı taşımıştım. Yevmiyemi alıncıda dünyalar benim oldu. Bu yaşantım üniversiteye hazırlanmama kamçı olmuştu.

Urfa'da bu anlattığımı yaşayan binlerce çocuk ve gencimiz vardır. Onları anlamak yaşamışlarını bilmek için belki de geçmişte yaşadığım örnek gibi onları yakından gidip görmek lazım. Baharda taze goncalarımız eğitim yuvalarından, sokaklarından, akraba ve memleketlerinden kopup Türkiye'nin birçok bölgesine solmak üzere yola düşüyor.  Sık sık izliyoruz kazaları ya da güneş altında ölenlerin haberlerini. Suda boğulanlar zehirlenenler. ..

Bu manzara karsısında isyan edenler, çıkmaza giren gençlerimiz ve öğrencilerimiz bahar geldiğinde baharın gelişine sevinemeden şehirlerinden ayrılıp yola düşerler. Tarlaya giden öğrencilerimizin acılarını hep yasarız özellikle kenar mahallerde görev yapan biz öğretmenler. Birkaç yıl önce bu durumdan oldukça muzdarip bir kız öğrencinin durumunu hem şiirle hem tabloyla hem de öyküyle anlatmaya çalışmıştım. Bir nebze de olsa onların bu acılarına melhem olma adına yetkililere sesleniyorum buna kalıcı bir çözüm bulalım. Bu sorun neredeyse tüm Türkiye'de sadece Urfa'mızın ve güney doğumuzun sorunudur. Sezonluk tarım işçisi sorunu...

Defalarca çeşitli toplantılarda konuyla ilgili görüşlerimi bildirmiş, bu konuda bilimsel çalışma yapanlara da konuyla ilgili yardımcı olmuştum. Hatta bazı kesimlerin SODES projelerini bu anlamda hazırlamalarını önerdim f. Bu sorunu bilmek için yazının basında belirttiğim gibi onların yasadıklarını yasamak, bir anlıkta olsa onlarla zaman geçirmek gerekir. Fındık dallarından düşüp beyin kanaması geçirenler, kanallarda boğulanlar, çadırları tutuşanlar soğuk havada çeşitli hastalıkları kapanlar… Buralarda telef olan gençlerimizin bu vahim gidişatını durdurmak için çeşitli hamleler yapmak zorundayız. Is dünyasının yöneticilerin bu konuda hassasiyet göstermeleri gereklidir. Bu tedbirleri almadığımız takdirde gençlerimiz eğitimlerini yarım bırakıp çeşitli bozuk davranışlara yönelecek, çok ciddi sağlık sorunlarıyla karşılaşacak ve bu sıkıntının  tüm ülkeye etkisi olacaktır. Bu soruna seyirci kalmak bu sorunun daha da yaygınlaştırmasına sebep olur. Bu insanlarımız onurlu bir şekilde alınlarının teriyle geçimlerini temin etmek için bu yaşantıyı seçmek zorunda kalıyorlar.

Bu onurlu hemşerilerimize sahip çıkmak tüm insanlığın başlıca görevidir. Umarız bu sıkıntılar bir an önce çözülür artık sınıfta ağlayarak ayrılan öğrencilerimizin acılarını, sınıfta oturan sene sonuna kadar mutlu bir şekilde ders çalışan, öğrenciler olarak görürüz.

Sevgilerimle…

 
Etiketler: KANAYAN, YARAYI, YÖNETİCİLER, DURDURMALI
Yorumlar
Bizim Gazete
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Alıntı Yazarlar
Şanlıurfa
Sıcak
Güncelleme: 15.08.2018
Bugün
26° - 40°
Perşembe
23° - 41°
Cuma
24° - 42°
Şanlıurfa

Güncelleme: 15.08.2018
İmsak
04:03
Sabah
05:34
Öğle
12:37
İkindi
16:20
Akşam
19:27
Yatsı
20:50
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Arşiv Arama
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı