Yazı Detayı
10 Ağustos 2018 - Cuma 10:05 Bu yazı 769 kez okundu
 
“KIRILMALAR” DOLAYISIYLA FARUK UYSAL ŞİİRİ
S. Ahmet KAYA
seyyidak@hotmail.com
 
 

Faruk Uysal'ı ilk olarak Mavera, Aylık Dergi'de yayınlanan şiirlerinden tanıdım. Kendi yaşıma göre söyleyecek olursam 1980'li yılların başı. Harran Dergisi'ne muntazam bir şekilde dergiler geliyor; yanılmıyorsam Mavera, Aylık Dergi, Hareket, Andırın Postası, Güneysu bunlardan bazıları… Tabi bize gelen bu dergilere, naçizane biz de Harran Dergisi'ni ulaştırıyorduk. Kendi adıma söyleyeyim kültür ve edebiyat adına güzel ve samimi bir alış-verişti bu…  

İşte Faruk UYSAL'ı da bu dönemlerde bize gelen dergiler vasıtasıyla tanıma fırsatı buldum. Faruk UYSAL, başta kurucusu olduğu Kıyam Dergisi olmak üzere, Kayıtlar, Mavera, Yediiklim, Dergâh, Hece ve Edebiyat Ortamı'nda şiir ve yazıları yayınlanan bir şair. Beyaz Yürüyüş (1998) ve Kayıp Konuşmacı. (2000) daha önce yayınladığı iki şiir kitabı. Ancak On yedi yıl sonra Kırılmalar (2017) ile şiir okuyucusuna merhaba dedi. İyi de etti… Çünkü bu, çok uzun bir ayrılıktı; özellikle Faruk UYSAL şiirine aşina olanlar için.

Kırılmalar, iki bölümden oluşuyor: psiko ve -loji… Kitabın psiko- bölümünde on dokuz, -loji bölümünde ise on bir şiir yer alıyor. Kitabın bu isimlerle bölümlenmesi ve bu bölümlerde yer alan şiirler, içerikleriyle de belli bir bilinçle üretildiğini, sıradan şiirler olmadığını gösteriyor. Ki, bu açıdan bir değerlendirme yapılacaksa, öncelikle şiir ve bilim ilişkisi üzerinde durulmasının daha doğru olacağını düşünüyorum. Yanı sıra psiko- ve -loji'nin ve her iki kavramın birleşimi olan psikoloji'nin ne anlama geldiğini saptamak gerekiyor.

Şiir de bilim de, neredeyse insanlıkla yaşıt. Her ikisi de üretime dayanıyor. Ve her iki durumda da insan, kimliğini arıyor veya buluyor. Yunus'un dediği gibi "İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir" yargısından yola çıkarak, ilim/bilim ve şiir arasında bir ilişkiyi kurabiliriz. 

Üstelik bu ilişkinin çok eski zamanlardan beri arandığı ve kurulduğu sonucu da bilinen bir gerçek. Çünkü ilim ve şiir arasında bir rabıta kuran ana unsur esas itibariyle "nasıl" sorusudur. Hem bilimin hem de şiirin açılımını sağlayan bu "nasıl" sorusu olduğuna göre; Kırılmalar'ın bölümleri olan psiko- yani şiir, -loji yani bilim de bu meyan da değerlendirilebilir. Çünkü bu iki bölümde insan, kimliğini üreterek öğrenme fırsatını buluyor.

Psiko- nefes, ruh, zihin anlamına geliyor. Bilim anlamına gelen -loji kelimesi ile birleşince ruh bilgisi anlamına geliyor ve bu, yani Psikoloji, gerçek manada organizmanın davranışlarını inceleyen pozitif bir bilim dalıdır.

Bilim boşluk kabul etmez. Faruk Uysal'ın şiirinde bunu görmek mümkün. Gereksiz yere yazılmış, sırf artistik olsun diye bir kelimeye, bir dizeye rastlayamazsınız. Eğer bir kelime mısraın içinde yer almışsa mutlaka bir görevi vardır. Gelişigüzel oraya konmuş değildir. Bu da Faruk Uysal'ın şiirinin alt yapısını güçlü kılan unsurlardan biridir diyebiliriz: "beni riyakar bir çöl doğurdu" da olduğu gibi.

İnsan ancak yaşadıklarından dolayı bir takım üzüntüler, hayal kırıklıkları, yalnızlıklar, çekimserlikler yaşayabilir. İşte Kırılmalar, tam da bu hali anlatıyor ve bize yaşatıyor. Bu halin insanda yarattığı psikolojik ruh hali, insanı dünyadan, insanlardan soğutuyor.

Psiko- bölümünde yer alan şiirler, bu bölümün adına uygun bir gerçeklikte. "Sevgilinin Evi" kitabının yazarı Ömer Lekesiz'e adadığı şiir, yani "SIR DEFTERİ şiiri, bu anlamda iyi bir örnektir:

hangi eve otursam 
içinde yaşarken bile uzaklardayım
saksılara korku dikiyor gölgeler
kandil yok, masal yok, sığınacak bir köşe yok
nereye oturacak olsam benden önce eşyalar… 

İkinci bölümde yani -loji bölümünde yer alan şiirler, bir bakıma "nasıl" sorusuna cevap olma niteliğinde şiirler. Bu yüzden bu bölümde yer alan şiirleri de "nasıl" sorusunu cevaplayacak şekilde bir bakış açısıyla okumak ve değerlendirmek gerekir diye düşünüyorum. 

"bir h a r f olabildiysen şu dünyada
sesindeki renk ve rüya karışmadan havaya
bir lügati yeniden kurduysan söz dilde dağılırken
bir de imler kuşattıysa hayatı baştan başa.."

veya

"aynı dili konuşuyordu karpuzla deniz
denizle rüzgar, rüzgarla ağaçlar
kar altında kalmış gibi silah sesleri
yalnızca sessizliğin üretken sesiydi yankılanan"

Oldukça sade, yalın ve akıcı bir dili var Faruk Uysal'ın. Şiirler arasında dolaşırken okuyucuyu yormayan bir üslup ile karşılaştığınızı hemen fark ediyorsunuz. Irmağın kalbindeyim sesim tiz ve keskin/uçurumlarından düşüyorum şiddetin (Kimlik Tespiti). 

Faruk Uysal'ın şiiri, bir bakıma bir medeniyet şiiridir. Bu medeniyet, özünü İslam'dan alan bir medeniyettir. Şiirin bütün adımlarında; her mısrada, her kavramda -kavramın kendisi olmasa bile, en azından onun kullanılma biçiminde- görmek mümkün. Ne ki, şu anda vardığımız yer, durduğumuz ve gitmeye doğru yol aldığımız yer, bizi temsil etmiyor. İşte Uysal, tam da burada bu yer'in bize ait olmadığını, içselleştirdiği kavramlar üzerinden kavgasını veriyor. Bu yüzen insanımız şizofren bir yapıya sahip.

Uysal'ın şiirini belirleyen, güçlü kılan öğeleri sıralayacak olursak; lirizm, musiki-ses, ritim, dil, imge yoğunluğu olarak karşımıza çıkıyor diyebiliriz. Özellikle öne çıkan imge ve kavramlar; kent, yalnızlık, el, acı, gece, karanlık, gölge, aşk, korku, mavilik, deniz, su… 

Günümüze özgü olan sorun ve hastalıkları, toplumsal ve psikolojik travmaları kendine özgü sembol, imge ve kavramlarla şiire dahil eden Faruk UYSAL, okunması gereken bir şair.

 
Etiketler: “KIRILMALAR”, , DOLAYISIYLA, FARUK, UYSAL, ŞİİRİ,
Yorumlar
Diğer Yazılar
KADIN ERKEK EŞİTLİĞİ
ANADOLU'NUN MANEVİ IRMAĞI YUNUS EMRE…
URFA: RUHUN MASALI…
NABİ…
GÖKYÜZÜ MELEKLERİ / AYLİN BEBEK’İN HİKAYESİ
AHLAK VE HUKUK
MUHALEFET…
BUGÜN BAYRAM…
MEHMET TALAT AKAY’IN ARDINDAN…
FOLKLOR ŞİİRE DÜŞMAN DEĞİL
ORUÇ VE KUDÜS
SAVAŞ VE UÇURTMA
KUDÜS… EY KUDÜS!
HARRAN ŞİİR AKŞAMI
NASIL BİR ŞEHİR, NASIL BİR MİMARİ?
KADİM ŞEHİR
İNSAN ve ÇEVRE
Sarı Kitap Dolayısıyla TAYYİP ATMACA’NIN ŞİİRİ
GAP GÜNDEMİ İLE 20 YIL…
CAMİLER… İMAMLAR… YA DA MESCİD-İ NEBİ
YAZMAK…
GÜZEL ADAMLARIN ŞEHRİ
ŞİİR NİÇİN YAZILIR VEYA NİÇİN OKUNUR ŞİİR
ŞEHİR BİZDEN NE İSTER YAHUT BİZİM ŞEHİRDEN BEKLENTİLERİMİZ
ŞEHİR ÜZERİNE DÜŞÜNMEK YA DA KENT KONSEYLERİ
BİR ŞEHİR ELEŞTİRİSİ YAPMAK
ŞEHİRLER ÖLÜR DE
ARAYAN BULUR ŞAHİN DOĞAN GİBİ
ŞEHRİN REFLEKSİNİ ÖĞRENMEK
Siraç SUMAN
KAÇMAK…
GEBECE
ABD’YE OLAN NEFRETİM
ZOR HAYATLAR
AKADEMİK KİTAP OKUMAK Ya da TÜRKİYEDE’Kİ SURİYELİLER
KÜRT EDEBİYATI ÜZERİNE KISA BİR BAKIŞ
BUGÜN TAŞ ATMA GÜNÜ
SABİR RÜSTEMXANLI İLE
TEMMUZ ATEŞİ
TEK MİLLET TEK DEVLET
ŞEHİR ve İNSAN EĞİTİMİ
ÇANAKKALE RUHU DOLAYISIYLA
ŞEHİR VE KİMLİK
Yeni Bir Harran Dergisi
Aşk ve Mekân ŞEHİR
SAMİMİYET…
ŞEHİR BİZDEN NE İSTER! YA URFA?
ERDEM, İNSAN, ŞEHİR…
GÜZEL ADAMLARIN ŞEHRİ
Temmuz Ateşi
SAMİMİYET…
HİÇLİK… YA DA 15 TEMMUZ SÜRECİ
GÜNEŞİN ALTINDA ÇOK ŞEY OLUYOR
MELA AHMED CİZÎRΒNİN DİLİ
"İçin cennet, dışın cehennem olsa, sana asla dönmem"
BİR SEMPOZYUM'UN ARDINDAN
HARRAN DERGİSİ'NİN KAPANMASI
Türkiyelilik ve Osmanlılık
PERSONNA NON GRATTA
"TANRILAR VE KULLAR"
İNSAN-MEKÂN-ŞEHİR
SİYASETİN AMACI VE SİYASETÇİYE
KİM RÜYAMI GÖRECEK?
YENİ YILA BİR GİRERKEN...
Bizim Gazete
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Alıntı Yazarlar
Şanlıurfa
Sıcak
Güncelleme: 18.08.2018
Bugün
26° - 41°
Pazar
25° - 39°
Pazartesi
24° - 38°
Şanlıurfa

Güncelleme: 18.08.2018
İmsak
04:07
Sabah
05:37
Öğle
12:36
İkindi
16:18
Akşam
19:23
Yatsı
20:45
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Arşiv Arama
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı