Yazı Detayı
22 Ekim 2014 - Çarşamba 08:33 Bu yazı 1042 kez okundu
 
İSLAM OLMADAN ASLA!
Mustafa KÜÇÜK
 
 

  İnsanlığın medarı iftiharıdır İslam. Zira doğuşuyla İnsanlığı karanlıklardan aydınlığa çıkararak, asırlarca hüküm sürmüş, kurduğu eşsiz medeniyetle dünyaya damgasını vurmuştur. Yaşlı dünya bugün o eşsiz medeniyetin binlerce izini şerefle taşımaktadır.
    
Peki ne oldu da dünya tekrar cahiliyeye mahkum oldu? Gerçek şu ki; bu sonucu doğuran onlarca iç ve dış faktör mevcuttur. Lakin içlerinde öyle bir faktör vardır ki diğerlerine göre daha temel ve belirleyici bir fonksiyon icra etmiştir. İşte bu İslam'daki içtihat mekanizmasının bilfiil donması ve ardından bunu kalıcı hale getiren düşüncenin yerleşmesidir.
 
 İçtihat mekanizmasının donma süreci şöyle bir seyir izlemiştir. Hicri I. yüzyılın ardından mezhepler teşekkül etti ve her bir mezhep ayrı birer ekol halinde kurumsallaştı. Her mezhep farklı bir fıkıh usulü ortaya koyduğundan doğal olarak bazı meselelerde farklı sonuçlara varmaktaydı.  Kuşkusuz bunda büyük bir hayır vardı. Geçek şu ki; Hanefi, Şafii, Maliki, Hanbeli ve sair mezheplerin usullerinde bir sorun yoktu. Nitekim bu mezhepler meseleleri daha sorun aşamasında iken Allah ve Resulü'ne / Kitap ve Sünnet'e arz ederek yine İslam'ın gölgesinde belirledikleri bir usul çerçevesinde çözüme kavuşturuyorlardı. Fakat sonraki dönemlerde yeni çıkan sorunlar Kitap ve Sünnet yerine daha önce yapılmış olan içtihatlara arz edilmeye başlandı. Yaklaşık on asır boyunca bu hal devam etti. Sonra durum daha da kötüleşti. Öyle ki; artık sorun ne Kitap ve Sünnete ve ne daha önce yapılmış içtihatlara arz ediliyordu.

Aksine sorunlar Batı kaynakları esas alınarak çözüldükten sonra bulunan çözüm İslam'a arz edilir hale geldi. Batı perspektifiyle elde edilen çözümün İslam'a uygun olup olmadığı soruldu. Ulemadan fetva istendi. İslam belirleyici konumdan onay ve noter konumuna indirgenirken, ulema müçtehit makamından fetva makamına geriledi. İşte bu yaklaşım tarzı İslam ümmeti için büyük bir felakete yol açtı. Nasslardan / Temel metinlerden hüküm çıkarma ameliyesi terk edildiğinden İslami kaynaklar fiilen dondu. İslam'ın canlılığı kayboldu. İslam'ın hayat veren iksiri kesildi. İslam'ın hayata dair sorunları çözüme kavuşturma potansiyeline, kapasitesine gölge düştü. Bilahare İslam'a olan güvende, büyük bir zafiyet baş gösterdi. Dahası Hilafetin ilgasıyla ortaya çıkan ümmetin siyasi mahkumiyeti, İslam'ı tamamen hayattan kopardı. Halk nüfus cüzdanı Müslümanlığına mahkum edildi. İslam coğrafyası cebren ve hileyle paramparça edilerek laik rejimlerin hakimiyetine sokuldu. Ümmet çözümsüzlüğün girdabına hapsolundu.
 
Ümmet çare çare diye haykırırken bu gün onlarca aydın, münevver, alim, camia, cemaat ve hatta İslami hareket aynı alışkanlığı sürdürme aymazlığı içindedir. Nitekim bir kesim celladına özenen adam misali düşmanının çözümlerine angaje olmuş ve bunun için fetva arama derdine düşmüştür. Bir kesimi de reel politika adı altında, çerçevesini mevcut şartların çizdiği İslam dışı çözümlere katkı sunmayı marifet saymaktadır.
 
Güncel ve somut Kürt sorunu üzerinden bunu örnekleyelim. Kimsenin samimiyetini elbette sorgulamıyoruz. Ne ki; Cumhuriyetin ilanından bu yana bir kor gibi gönlümüzü ve avucumuzu yakan Kürt meselesi konusunda İslami çözümden umudunu kesmiş iki kesim ile karşı karşıya olduğumuz inkar edilemez. Bir kesim çözüm diye AKP tarafından yürütülen T.C.'nin ulusal politikasını kutsayıp ehveni şer ekseninde fetvasını çoktan bulmuş.  Diğer bir kesim de bütün Kürtleri bir araya toplayacak bir Kürt devletinin kurulmasının da artık bir hak olduğu düşüncesinin şer'i delilini ihdas etme gayreti içine girmiştir. Kaldı ki T.C.'nin kendileriyle masaya oturduğu söz konusu örgütlerin dünyasında yalnızca laik Kürtlere yer olduğu bir gerçektir. Zira sırf sakallı oldukları için öldürülen iki Suudi vatandaşı olayı v.b. olaylar bunu yeniden bizlere hatırlatmıştır.
   
Dikkat edilirse her iki kesimde de sorunu İslam'a arz etmeye dair bir girişim bulunmamaktadır. Başka merciler tarafından ortaya konulan çözümlerin fetvasını aramaktadırlar. Sorunu İslam dışı kaynaklarla çözüp ardından delil ihdas etme alışkanlığını sürdürmektedirler. Halbuki mesele daha sorun aşamasında iken ve daha ona bir çözüm ihdas edilmemişken İslam'a arz edilmesi farzdır. Kaldi ki; Allah (c.c.)'nın "Hayır! Rabbine andolsun ki onlar, aralarında anlaşmazlığa düştükleri her konuda seni hakem yapmadıkça ve sonra da senin kararına kalplerinde hiçbir burukluk duymaksızın tam bir teslimiyetle tabi olmadıkça, gerçekten iman etmiş olmazlar.(1) buyurduğunu bilmiyor olamazlar.  İleri sürdürdükleri mazeret şu: "Dünya devletleri Allah ve Resulü'nün ortaya koyduğu çözüme müsaade etmez." Ya da " Şartlar henüz böyle bir çözüme uygun değil."  İşte tıkandığımız yer burasıdır. Unutmayalım ki; İslam şartları değiştirmek için gelmiştir. 
   
 İslam coğrafyasında emrivakilerle kurulmuş, ümmeti öz benliğinden koparan cumhuriyetlere karşı Türküyle, Kürdüyle ve Arabıyla ümmet evlatları hep birlikte yıllardır fikri ve siyasi mücadeleyi sürdüre gelmişlerdir. Bunun yankıları bugün bütün laik kesimlerin uykusunu kaçırmaktadır. Bakın işte Müslüman Arap kardeşlerimiz başındaki zalim ırkdaş yöneticilerine karşı ayaktalar. Onlar etnik kaygılarla hareket etmemektedir. Zira o devletler birer Arap cumhuriyeti. İşte Mısır ve işte Biladüş-Şam… Arap kardeşlerimiz sırf İslam ile yönetmedikleri ve zalim oldukları için kendi yöneticilerine baş kaldırmışlardır.
  
Müslüman olarak kaldığımız sürece, kendisine karşı mücadele vermemiz kaçınılmaz olan başka bir laik siyasi yapının oluşmasına katkı sağlamanın bir açıklaması olabilir mi? Böyle bir yapıya çözüm denilebilir mi? İslam böyle bir işi hiç ameli salih olarak kabul eder mi? Eğer bir zulüm söz konusu ise çaresi laik bir yapı karakterinde bölünmek mi olmalı? Allah'ından Peygaber'inden,  kültüründen, medeniyetinden koparılmış olan Türk ve Arap halkları az mı zulüm gördü? Acıları yarıştırmanın bir anlamı var mı?
 
 Haydi gelin bugün biz Müslüman olmamızın gereğini yapalım. "Bir konuda anlaşmazlığa düşerseniz, Allah'a ve ahiret gününe iman ediyorsanız onu Allah'a ve Peygamber'e götürün."(2) fermanına kulak verelim. Sorunlarımız daha sorun aşamasında iken onları Allah ve Resulü'ne arz edelim. Bakın ümmetin başında bir çatı yok.  Siyasi çatıdan yoksun bu ümmet biri birine düşmüş. Ümmet aç, susuz kanıyor ve üşüyor. Onları daha fazla parçalamadan, kırıp dökmeden toparlayacak, çekip çevirecek, iki yakasını bir araya getirecek tek bir siyasi çatıya bugün her zamankinden daha muhtaçtır. Öyle ise halimizi olduğu gibi Allah ve Resulü'ne  arz edelim. Bize bir çıkış yolunu göstereceğinden kuşkunuz olmasın.

"Ey iman edenler, size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah'a ve Resulüne icabet edin." (3)
(1) (Nisa:65)       (2) (Nisa:59)      (3) (Enfal;24)    

 
Etiketler: İSLAM, OLMADAN, ASLA
Yorumlar
Diğer Yazılar
ALİM VE TEVAZU
Terörü Lanetlemek!
EY ALLAH’IN KULLARI KARDEŞ OLUNUZ!
Resulü Anlamak ve Yaşamak!
BÖLÜNMEK Mİ BÜTÜNLEŞMEK Mİ?
İSLAM’A GÜVEN!
İSLAM OLMADAN ASLA!..
ALLAH BİLİR SİZ BİLMEZSİNİZ!
BAŞARISIZ DARBE GİRİŞİMİNDEN NEMALANMAK!
BU HALK UĞRUNDA FEDA OLMAYA DEĞER!
YA ALLAH YA SABIR!
İSRAİL OLUŞUMU İLE NORMALLEŞMEK!..
TÜRKİYE’YE YENİ BİR AMENTÜ LAZIM!
FETİH RUHU ve FETİH KUTLAMALARI!
AKP NAHDA VE İHVAN!
BANGLADEŞ NERE TÜRKİYE NERE!..
YENİ TÜRKİYE!..
LAİKLİK TARTIŞILIYOR!
İSLAM’I ARAÇSALLAŞTIRMAK!
İSLAM VE SİYASET
BİR İFSAT PROJESİ OLARAK MEDENİYETLER İTTİFAKI!..
PEKİ, YA ÇÖZÜM!
FİKİR SİYASET VE TERÖR
KÜRT TİPİ BAŞKANLIK SİSTEMİ!
SELF DETERMİNASYON FİTNESİNE KARŞI HİLAFET!
REJİM MUHASEBESİ!
MEHTER MARŞI!
BÜYÜK ŞEYTAN!
MOLLA SARAY İLİŞKİSİ!
G 20 ve AİLE FOTOĞRAFI!
SON KEZ KAZANAN DEMOKRASİ OLSUN!
Çağdaş Büyü/Algı Operasyonu
DEMOKRASİ TERÖRÜ!
KÜFRÜN EGEMENLİK TEMİNATI DEMOKRASİ!
Siyasi Partiler ve Gerçekler!
Yedi Düvel ve Türkiye !
Fikir Siyaset ve Şiddet!
KIYIYA VURMAK!
DEMOKRASİ ve İSTİKRAR!
DÜŞ ÜMMETİN YAKASINDAN ABD!
RAHMET BAYRAMLA TAÇLANIRKEN!
Ramazan Kerim!
DOĞU TÜRKİSTAN ve HİLAFET
ABD İLE İŞ TUTMAK!
LÜBNAN'DAN KÜRDİSTAN'A HİLAFET HİLAFET!
LAİKLİK VE ULUSÇULUK BİZİ TÜKETMEDEN!
AYNI DELİKTEN DEFALARCA SOKULMAK!
MİLLETVEKİLİ ANDI KALDIRILMADIR!
MİRAÇ KUDÜS HİLAFET!
AH ŞU SİYASET!
HDP BARAJI AŞAR MI !?
1915 Olayları ve Ermeniler!
Üç Aylar ve İslam Ümmeti
KÖKLÜ DEĞİŞİM DERGİSİ
YEMEN KAN AĞLIYOR!
İran Ümmetin Sabrını Zorluyor!
BİLADÜŞ-ŞAM KIYAMI BEŞ YAŞINDA
SEKÜLER DEĞERLER VE KADIN
TOKİ VE ZİHNİYET
S T K'lar ve Gerçekler!
Sistem Dilenciliği!
Ümmet İslam’ı Korumaya Muktedirdir
Nissibi / Selahaddin Eyyubi
Deniz Feneri / Günyüzü
SURİYE KIYAMI HEDEFİNE YÜRÜYOR!
İSLAMOFOBİ BATI’YI VURUYOR
Cebir Yok, Şiddet Yok, Zulüm Var!
Dersimiz Osmanlıca
İNSAN HAKLARI GÜNÜ
Urfa Eski Urfa Değil!
Meydan Okuyorum!
AMERİKA'YA KİM DUR DİYECEK?
AH KUDÜS!
“BİJİ SEROK OBAMA” ÖYLE Mİ?
İSLAM VE BAĞIMSIZLIK
İSLAM'IN ÜZERİNE TİTREMEK
REEL POLİTİK ÇIKMAZI
Bizim Gazete
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Alıntı Yazarlar
Şanlıurfa
Çok Bulutlu
Güncelleme: 20.02.2018
Bugün
- 14°
Çarşamba
- 15°
Perşembe
- 12°
Şanlıurfa

Güncelleme: 20.02.2018
İmsak
05:40
Sabah
07:01
Öğle
12:46
İkindi
15:47
Akşam
18:18
Yatsı
19:33
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Medipol Başakşehir
46
41
4
4
14
22
2
Galatasaray
44
47
6
2
14
22
3
Fenerbahçe
44
44
2
8
12
22
4
Beşiktaş
41
41
3
8
11
22
5
Kayserispor
35
30
5
8
9
22
6
Sivasspor
34
30
8
4
10
22
7
Trabzonspor
33
36
5
9
8
22
8
Göztepe
33
35
7
6
9
22
9
Kasımpaşa
29
34
9
5
8
22
10
Yeni Malatyaspor
28
24
8
7
7
22
11
Bursaspor
27
31
9
6
7
22
12
Akhisarspor
27
28
9
6
7
22
13
Gençlerbirliği
25
29
9
7
6
22
14
Antalyaspor
24
26
10
6
6
22
15
Alanyaspor
21
34
13
3
6
22
16
Atiker Konyaspor
21
23
11
6
5
22
17
Osmanlıspor FK
19
31
13
4
5
22
18
Kardemir Karabükspor
12
15
16
3
3
22
Arşiv Arama
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı