Yazı Detayı
25 Mart 2015 - Çarşamba 08:20 Bu yazı 989 kez okundu
 
İran Ümmetin Sabrını Zorluyor!
Mustafa KÜÇÜK
 
 

1979'da Şah Rıza Pehlavi Monarşisinin devrilmesi ve yerine İran İslam Cumhuriyeti'nin kurulması Sünni dünya dahil bütün Müslümanları heyecanlandırmıştı.  Dine dayalı ideolojilerin modasının geçtiği ve materyalist ideolojilerin çağına gelindiğine dair düşünceler revaçta olduğu bir zamanda gelen bu devrim bütün entelektüel öngörüleri altüst etmişti. Sünni dünya da hiç tereddüt etmeden bu duygu seline kapılıp heyecanlı nutuklarla bu devrimi selamlamıştı. Sadece laik amentüler kendini koruma refleksiyle olumsuz tavır takınmışlardı.
    
     Sünni dünyanın heyecanı, aslında ne olup bittiğini anlamaya çalışmasıyla yerini temkinli bir tutum sergilemeye bırakmış olsa da devrime olan sempati devam etti. Devrim liderinin sürgündeki hayatının militarist laikliğin hüküm sürdüğü Türkiye ve Fransa gibi ülkelerde geçirmiş olması, Fransa'da olduğu sırada ABD yetkilileri ile Humeyni heyeti arasında görüşmelerin olmuş olması, dahası 1 Şubat 1979'da Fransız havayollarına ait bir uçakla Tahran'a inmiş olması yeteri kadar değerlendirilememişti. 2 Şubat 1982'de Suriye Baas Rejiminin Hama Kıyamı'nı bastırmak amacıyla on binlerce Sünni Müslüman'ı öldürerek yaptığı katliamı desteklemesi bile Müslümanları İran devrimini Kitap ve Sünnet bağlamında sağlıklı değerlendirmelerle ele almaya yetmemişti.
 
     Kaldı ki; devrim ile kurulan rejimin " Cumhuriyet" olması aslında daha baştan beri köklü bir soruna işaret etmekteydi. Ancak Müslümanların bir asra yakın bir zamanı devletsiz geçirmiş olmaları, bu denli temel bir sorunu ıskalamalarına yetmişti. Aslında Şia / Caferi amentüsü ile bile uyuşmayan Cumhuriyet Rejimi, bir algı operasyonuyla İslam'ı yalnız duygu boyutuyla yaşayan Suni dünyanın da bağrına basması sağlanmıştı. Halbu ki; İran anayasası üzerinde Kitap ve Sünnet bazında yapılacak etraflı bir analiz, İran devriminin aslında velayeti fakih te'viliyle kısmen Şia mezhebine endeksli bir ulusal devrim olduğu anlaşılmaya yetecekti.
  
     Siyasi bir güç olarak varlık sahasına çıktığı günden beri küffarla hiçbir mücadeleye / savaşa girmeyen Şia'nın, İran'da gerçekleştirdiği Devrim'in ikinci sınavı Afganistan oldu. Yeni İran, Rusları yenilgiye uğratıp ABD ile restleşme sürecine giren Taliban ve El-Kaide'ye karşı ABD'den yana tavır almıştır. Bugün Suriye'ye gönderdiği devrim muhafızları gibi Afganistan'a gönderdiği ajanları yakalandığında kimin hesabına çalıştığı ortaya çıkmıştı.  Nitekim İran'ın eski Cumhurbaşkanı Rafsancani; "Şayet Taliban ile savaşta bizim güçlerimizin yardımı olmamış olsaydı, Amerikalılar Afganistan bataklığında boğulurlardı." ifadesiyle bunu teyit etmiştir. [Şark'ul Evsat Gazetesi/2 Eylül 2002]  
  
     Gerçk şu ki; Batının tarih boyunca Hıristiyanlık inancını siyasi egemenliğini sağlamak ve pekiştirmek için kullanması gibi İran'da Şiiliği ve Caferi mezhebini ulusal çıkarları doğrultusunda kullanmakta bir beis görmemiştir. Nitekim Rusya 1990 yılının başında Bakü'ye girmiş, yönetimi değiştirmek, uşaklarını yönetime getirmek için katliam yapmıştı. Buna rağmen İran, Rus zulmünden ve komünist rejimden kurtulmak isteyen Müslümanları yüz üstü bırakmıştır. Azerbaycan nüfusunun büyük bir kısmı İran'ın resmi mezhebine bağlı olması İran için bir önem arz etmemiştir. Dahası Ermenistan, Rusların desteği ile Azerbaycan'ın yaklaşık beşte birini işgal edip bir milyondan fazla Azeri topraklarından göç etmek zorunda kaldığında da İran, Azerbaycan'a karşı aynı ihaneti sergileyerek yardım elini uzatmamıştı. 
     
     Diğer taraftan iki ezeli rakipmiş gibi lanse edilen ABD ile olan ilişkisinin izini sürdüğümüzde İran gerçeğini keşfetmemiz işten bile değildir. Nitekim İran'ın bölgede uyguladığı siyasi politikaların tümü, vakıası itibariyle Amerikan projeleriyle uyumludur. Zira Amerikan siyasetine paralel politikalar izleyen Lübnan İran güdümlü siyasi bir parti olan Hizbullah'ın silah taşımasını kabullenmekte ve bugün İran ile birlikte Suriye Baas Rejimine arka çıkmasına göz yummaktadır. Artı Amerika'nın 2004 Irak işgalini selamlamış işgal karşıtı faaliyetlerle mücadele konusunda ABD ile iş tutmuş ve ardından İbrahim Caferi ve Nuri El- Maliki hükümetleriyle de Irak'ı İran'ın etki alanına terk etmiştir. Ayrıca İran, Amerika'nın Afganistan işgalini desteklemiş ve işbirlikçi Karzai hükümetinin ihdas ettiği anayasayı destekleyerek tarafını göstermiştir. Yukarda denildiği gibi Hama İntifadası sırasında ADB onaylı Baas Rejiminden yana tavır takındığı herkesçe malum olmuştur. İran'ın ABD yanlısı politikası Yemen'de de kendisini göstermiştir. Nitekim İngiltere güdümündeki Ali Abdullah Salih yönetimine karşı gelerek Hûsileri silahlandırarak kışkırtmış ve bugün ki kaos ortamına sürüklemiştir. ABD 'nin güttüğü siyaset doğrultusunda ayrılıkçı Güney Hareketi'ni desteklemeyi de ihmal etmemiştir.

 İran'ın, Devrimin gerçekleştiği günden beri izlediği ABD yanlısı siyasetini günümüzde de sürdürmekte olduğu açıktır.  İran rejimi, katil Suriye yönetimi ile olan köklü siyasi, askeri ve ekonomik ilişkilerini sürdürmekte ısrar etmiştir. Enerji sıkıntısı çeken Rejime ucuz doğal gaz temin etmiş ve ihtiyaç duyduğu silah transferini gerçekleştirmiştir. Rejimi çöküşün eşiğinde iken, İran'ın Suriye ayaklanmasına müdahale ederek daha fazla masum insanın feci şekilde katledilmesinin önünü açmıştır. Nitekim İran'ın, Devrim Muhafız Güçleri, Hizbullah militanları ve Nuri El-Malikî'nin milisleri olmamış olsaydı, Esed ve rejimi çoktan çöküp gitmiş olacak ve el-Kusayr, Humus ve Guta'daki kimyasal katliamlar gerçekleşmeyecekti. Dahası büyük bir ihtimalle bütün İslam Ümmetinin izzet ve şerefini koruyacak olan Raşidi hilafet nizamı nübüvvet metodu üzere kurulmuş olacaktı. Ümmetin başını öne eğen şu DAİŞ tecrübesi de hiç yaşanmayacaktı.
     
     İslam'ın ve dolayısıyla Ümmetin dünü bu günü ve yarını bağlamında devletlerin güttüğü politikaları irdelerken, günümüz dünyasının egemen gücü ABD ile olan ilişki kuşkusuz turnusol kağıdı görevi görmektedir. Bu bağlamda İran ve ABD ilişkisi her zaman üstü örtülü kirli bir ilişki olarak kalma eğilimi göstermiştir. Ancak buna rağmen yukarıda örneklediğimiz gibi etüt edildiğinde İran'ın ulusal ve mezhepsel Saiklerle hareket ettiği görülmektedir. Bu yüzden geçmişte olduğu gibi çağımızda da bölgesel ve evrensel güçleri İran faktörünü İslam ümmetinin bu gününü ve geleceğini karartan bir iç unsur olarak kullanmaktadırlar. Dahası İran Cumhuriyetinin izlediği maksatlı politikalar bunu sağlamaktadır.

İran'ın Nükleer Faaliyetleri ile ilgili yürütülen görüşmelere gelince; Bu görüşmelerde anlaşmanın sağlanmasına yaklaşılmış olmasından ziyade ABD, görüşmelerin sıcak tutulmasında ayrı bir siyasi rant elde etmektedir. Bir yandan İran tehdidi ile İsrail'i dizginleyip Amerikan kamuoyunu canlı tutarken diğer yandan Avrupa'yı Amerika'nın güvenlik şemsiyesinin zaruriyetine olan inancını pekiştirmek istemektedir. Artı körfez ülkelerine karşı da bir koz olarak gündemde tutarak petrol zengini bölgede varlığına rahmet okutmaktadır.   
   
Gerçek şu ki; Suriye Kıyamı, İran'ın güttüğü gizemli politikaların üstündeki ambalajı yırtmıştır.İran'ın İslam Ümmetinin geleceğini ipotek altına alan politikaları bütün çıplaklığıyla ortaya çıkmıştır. Sünni dünya İran rejimine verdiği krediyi geri almıştır. Ümmetin İran'ın mezhepsel politikalarından bir beklentisi kalmıştır. Dahası İran Rejimi, İslam ümmeti bağlamında bazen bir dış faktör, bazen de bir iç faktör olarak Raşidi Hilafet Devleti'nin kurulmasını kendi milli varlığına bir tehdit olarak algılamaktadır. Bu yüzden İslam ümmetini tek bir siyasi çatı altında toplayacak olan bir projenin sonuçsuz kalmasını herkesten daha çok arzulamaktadır. Zira böyle bir proje başarılı olduğu taktirde Şia mezhebini de İran'ın tasallutundan kurtaracağını iyi bilmektedir.

   İran ve vb. ulusal devletlerin engellemesine rağmen Müslüman Halklar, siyasi, kültürel ve iktisadi varlığını teslim edecek nübüvvet metodu üzere kurulu Raşidi Hilafet Devleti'ni gözetmektedir. Ümmet bugün her zamandakinden daha fazla bu zafere yakındır.
   
"Allah işinde galiptir, fakat insanların çoğu bunu bilmez!" (Yunus suresi : 21)

 
Etiketler: İran, Ümmetin, Sabrını, Zorluyor
Yorumlar
Diğer Yazılar
ALİM VE TEVAZU
Terörü Lanetlemek!
EY ALLAH’IN KULLARI KARDEŞ OLUNUZ!
Resulü Anlamak ve Yaşamak!
BÖLÜNMEK Mİ BÜTÜNLEŞMEK Mİ?
İSLAM’A GÜVEN!
İSLAM OLMADAN ASLA!..
ALLAH BİLİR SİZ BİLMEZSİNİZ!
BAŞARISIZ DARBE GİRİŞİMİNDEN NEMALANMAK!
BU HALK UĞRUNDA FEDA OLMAYA DEĞER!
YA ALLAH YA SABIR!
İSRAİL OLUŞUMU İLE NORMALLEŞMEK!..
TÜRKİYE’YE YENİ BİR AMENTÜ LAZIM!
FETİH RUHU ve FETİH KUTLAMALARI!
AKP NAHDA VE İHVAN!
BANGLADEŞ NERE TÜRKİYE NERE!..
YENİ TÜRKİYE!..
LAİKLİK TARTIŞILIYOR!
İSLAM’I ARAÇSALLAŞTIRMAK!
İSLAM VE SİYASET
BİR İFSAT PROJESİ OLARAK MEDENİYETLER İTTİFAKI!..
PEKİ, YA ÇÖZÜM!
FİKİR SİYASET VE TERÖR
KÜRT TİPİ BAŞKANLIK SİSTEMİ!
SELF DETERMİNASYON FİTNESİNE KARŞI HİLAFET!
REJİM MUHASEBESİ!
MEHTER MARŞI!
BÜYÜK ŞEYTAN!
MOLLA SARAY İLİŞKİSİ!
G 20 ve AİLE FOTOĞRAFI!
SON KEZ KAZANAN DEMOKRASİ OLSUN!
Çağdaş Büyü/Algı Operasyonu
DEMOKRASİ TERÖRÜ!
KÜFRÜN EGEMENLİK TEMİNATI DEMOKRASİ!
Siyasi Partiler ve Gerçekler!
Yedi Düvel ve Türkiye !
Fikir Siyaset ve Şiddet!
KIYIYA VURMAK!
DEMOKRASİ ve İSTİKRAR!
DÜŞ ÜMMETİN YAKASINDAN ABD!
RAHMET BAYRAMLA TAÇLANIRKEN!
Ramazan Kerim!
DOĞU TÜRKİSTAN ve HİLAFET
ABD İLE İŞ TUTMAK!
LÜBNAN'DAN KÜRDİSTAN'A HİLAFET HİLAFET!
LAİKLİK VE ULUSÇULUK BİZİ TÜKETMEDEN!
AYNI DELİKTEN DEFALARCA SOKULMAK!
MİLLETVEKİLİ ANDI KALDIRILMADIR!
MİRAÇ KUDÜS HİLAFET!
AH ŞU SİYASET!
HDP BARAJI AŞAR MI !?
1915 Olayları ve Ermeniler!
Üç Aylar ve İslam Ümmeti
KÖKLÜ DEĞİŞİM DERGİSİ
YEMEN KAN AĞLIYOR!
BİLADÜŞ-ŞAM KIYAMI BEŞ YAŞINDA
SEKÜLER DEĞERLER VE KADIN
TOKİ VE ZİHNİYET
S T K'lar ve Gerçekler!
Sistem Dilenciliği!
Ümmet İslam’ı Korumaya Muktedirdir
Nissibi / Selahaddin Eyyubi
Deniz Feneri / Günyüzü
SURİYE KIYAMI HEDEFİNE YÜRÜYOR!
İSLAMOFOBİ BATI’YI VURUYOR
Cebir Yok, Şiddet Yok, Zulüm Var!
Dersimiz Osmanlıca
İNSAN HAKLARI GÜNÜ
Urfa Eski Urfa Değil!
Meydan Okuyorum!
AMERİKA'YA KİM DUR DİYECEK?
AH KUDÜS!
“BİJİ SEROK OBAMA” ÖYLE Mİ?
İSLAM VE BAĞIMSIZLIK
İSLAM OLMADAN ASLA!
İSLAM'IN ÜZERİNE TİTREMEK
REEL POLİTİK ÇIKMAZI
Bizim Gazete
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Alıntı Yazarlar
Şanlıurfa
Çok Bulutlu
Güncelleme: 20.02.2018
Bugün
- 14°
Çarşamba
- 15°
Perşembe
- 12°
Şanlıurfa

Güncelleme: 20.02.2018
İmsak
05:40
Sabah
07:01
Öğle
12:46
İkindi
15:47
Akşam
18:18
Yatsı
19:33
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Medipol Başakşehir
46
41
4
4
14
22
2
Galatasaray
44
47
6
2
14
22
3
Fenerbahçe
44
44
2
8
12
22
4
Beşiktaş
41
41
3
8
11
22
5
Kayserispor
35
30
5
8
9
22
6
Sivasspor
34
30
8
4
10
22
7
Trabzonspor
33
36
5
9
8
22
8
Göztepe
33
35
7
6
9
22
9
Kasımpaşa
29
34
9
5
8
22
10
Yeni Malatyaspor
28
24
8
7
7
22
11
Bursaspor
27
31
9
6
7
22
12
Akhisarspor
27
28
9
6
7
22
13
Gençlerbirliği
25
29
9
7
6
22
14
Antalyaspor
24
26
10
6
6
22
15
Alanyaspor
21
34
13
3
6
22
16
Atiker Konyaspor
21
23
11
6
5
22
17
Osmanlıspor FK
19
31
13
4
5
22
18
Kardemir Karabükspor
12
15
16
3
3
22
Arşiv Arama
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı