Yazı Detayı
21 Mart 2014 - Cuma 09:08 Bu yazı 3029 kez okundu
 
İNSAN-MEKÂN-ŞEHİR
S. Ahmet KAYA
seyyidak@hotmail.com
 
 

Yahut Şehremine Mektup

Tanrı 'Basit' bir varlıktır . Çünkü O'nun varlığı kendinden. Basitin karşıtı ise birleşik, yani iki veya daha çok elementin bir araya gelerek oluşturdukları madde-varlık/lar. Eşya ve insan da bu cümleden. Ancak, basit bir madde olan demir bunun dışında. Çünkü demir de tek başına yaratılmıştır. Hadid süresinde bu konuya işaret ediliyor: "Biz, demiri indirdik…" 

İnsan varlığı ise başka bir varlıktan, yani, basitin karşıtı olan bileşik bir varlık: Hava, su, toprak ve ateş onun hammaddesi. Bu şu demektir: Birbiriyle zıt olan bu maddeler, İnsanın hammaddesini oluşturmakla, aslında insanı zıt ve karmaşık bir varlık haline getiriyor ve bir bakıma acziyetini de belirlemiş oluyor. Bununla birlikte insan, aynı zamanda tanrısal güçlere de sahip.  Bu maddelerin dışında akıl, ruh ve duyguyla donanan insan, tüm yaratıklar içinde ama onların en üstünde bir konuma yükselerek, bir bakıma tanrısal güçlere sahip olduğunu açıkça ilan ediyor. Gözü ve diğer duyu organlarıyla görmediği şeyleri, duygularıyla hissetme yeteneğine sahiptir.  Ağlar, sevinir, üzülür, umursamaz, acıkır, öldürür, korur... Böylece yaratılan diğer eşyalardan ayrı olarak, bu yetenekleri ve ayrıcalıkları sayesinde Allah'ın yeryüzündeki Halifesi olma konumuna yükselme şerefine ermiştir.

Böyle olmakla birlikte insan kavramı, objektif olmayıp sübjektiftir. Bu yapısından dolayı da karmaşık bir ruh haline sahiptir. Bütün karmaşıklığına rağmen insanı deşifre edip, belli bir konuma getirerek az çok anlamak da mümkün elbette. Çünkü İnsanın bu karmaşık yapısı, onun düşünen ve hissedebilen bir varlık olmasından kaynaklanıyor. Hayvanların öğrenmesi gerekenler, doğumuyla birlikte kendisine Yaratıcı tarafından öğretilmiştir. Ama insanın böyle bir şansı yoktur. O, hayat boyunca kendisine gerekli olan her türlü bilgiyi, kendi çabası ve başkalarının desteğiyle öğrenmek durumundadır. Bu öğrenme süreci, aynı zamanda onun sübjektif tarafının da ortaya çıkmasını hazırlayan bir süreçtir. İnsan, kendi bilgi ve donanımıyla kendini tanımlayabilme olanağını bu şekilde sorgulamıştır. Onun yapısını bu kadar karmaşık hale sokan düşünce ve his, deşifre edildikçe, onu tanıma imkânımız da mümkün olmaktadır.
 
Bu bağlamda; insan-şehir-mekân ilişkisinden yola çıkılarak şehri konumlandırmak gerekir. Çünkü şehir, görünen şekliyle sadece beton bloklarından, kesme taş yığınlarından, sokaklardan, caddelerden, park ve meydanlardan; sinema ve mabetlerden, sanat ve mesleki kurumlarından, okul ve mahkemelerden müteşekkil değil… Bunlarla birlikte ve bunlardan da öte anlamlar içeriyor şehir imgesi… Kendini öyle kolay ele vermeyen, karmaşık ilişkiler bütünü içinde bir aileler/topluluklar, bireyler federasyonudur şehir aynı zamanda.

Şüphesiz bu açıdan bakıldığında, şehirlerin birçok anlaşılma biçimleri olduğu görülecektir. Gelenekçi şehirler olsun, modern şehirler olsun, onların ana damarlarını besleyen kodların, anlamayı ve anlaşılmayı zihinsel olarak çözecek ipuçlarını kendi içinde güçlü bir şekilde barındırdığını belirtelim… Sıradan her insanın belki gözleri ve sezgileri ile hissetmediği veya bir tanım getiremeyeceği şehri, aklı başında her insanın anlamaya yönelik zihinsel bir çabası, bir düşüncesi veya en azından merakının var olduğunu da belirtelim…

Şehir üzerinde düşünmek ve yazmak, sorumluluk gerektiren bir eylemdir. "Şehir" ve "kültür" ilişkisi, birbirini çağrıştıran iki nesnel kavram olarak şehirlinin hayatında önemli bir yer tutmaktadır. En eski çağlardan günümüze, tarım toplumundan sanayi devrimi toplumuna dünya şehirleri mimari, estetik, düzenleme açısından birbirilerinden farklıdırlar. Hiçbir şehir, yekdiğerine benzemez. Ama bu hususiyetlerine rağmen birbirinden farklılıklar gösterse de şehirler, dinamik insan yapısıyla birbirilerine yakın dururlar.  İşte bu yakınlık, kültür dediğimiz olayı doğurur. 

Kültürel kimliği sayesinde şehir, bütün sınırların ortadan kalktığı, dileyenin daha fazla hazlar almak için yaşamsal alanlarını genişletecek şartları zorladığı ütopik şehir olmaktan çıkmıştır... Çünkü "metropole özgü hayat, metropol insanındaki bir bilinçlilik düzeyinin ve zekanın baskınlığının temelini teşkil etmektedir."

 Şehir, bir bakıma kendisinin ürettiği sorunları yüksek bir bilinç ve zekâ performansıyla, hatta yüksek bir sadakat ile çözecek argümanlar ürettiğine göre; şehirleri, iyi-kötü huylar gösteren canlı bir organizma gibi telakki etmemiz de mümkün olacaktır… Bu yüzden Farabi, şehirleri erdemli şehirler, erdemsiz şehirler şeklinde ikiye ayırmakta; fazıl şehir, cahil şehir, değişmiş şehir, şaşkın şehir  gibi türevleriyle de şehirleri çeşitlendirmektedir… Bu ayırım, bize şehirlerin daha iyi anlaşılmasını kolaylaştıracak imkânlar da sunuyor bir bakıma...

Velhasıl, şehrin birinci derecede yönetici-sorumlusu olan belediye başkanı, bu seçim arifesinde projelerini açıklarken insan unsurunu unutmamalı. Ancak, şimdiye kadar projelerini açıklayan belediye başkan adayları, maalesef, insan ve sosyal hayat ile ilgili geleneksel yapımıza uyacak hiçbir proje geliştirememişlerdir. İnsan unsuru ve geleneksel dinamiklerimizi besleyen dinamikler, adeta unutulmuştur. Modern ve ruh dünyamıza yabancı projelerle geleneksel şehir algımız pas geçilmiştir, ne yazık ki…

Adaylar ve ekiplerinin, bu seçim arifesinde bu konuya eğilmeleri dileğiyle…

 

 
Etiketler: İNSANMEKÂNŞEHİR
Yorumlar
Diğer Yazılar
“KIRILMALAR” DOLAYISIYLA FARUK UYSAL ŞİİRİ
ANADOLU'NUN MANEVİ IRMAĞI YUNUS EMRE…
URFA: RUHUN MASALI…
NABİ…
GÖKYÜZÜ MELEKLERİ / AYLİN BEBEK’İN HİKAYESİ
AHLAK VE HUKUK
MUHALEFET…
BUGÜN BAYRAM…
MEHMET TALAT AKAY’IN ARDINDAN…
FOLKLOR ŞİİRE DÜŞMAN DEĞİL
ORUÇ VE KUDÜS
SAVAŞ VE UÇURTMA
KUDÜS… EY KUDÜS!
HARRAN ŞİİR AKŞAMI
NASIL BİR ŞEHİR, NASIL BİR MİMARİ?
KADİM ŞEHİR
İNSAN ve ÇEVRE
Sarı Kitap Dolayısıyla TAYYİP ATMACA’NIN ŞİİRİ
GAP GÜNDEMİ İLE 20 YIL…
CAMİLER… İMAMLAR… YA DA MESCİD-İ NEBİ
YAZMAK…
GÜZEL ADAMLARIN ŞEHRİ
ŞİİR NİÇİN YAZILIR VEYA NİÇİN OKUNUR ŞİİR
ŞEHİR BİZDEN NE İSTER YAHUT BİZİM ŞEHİRDEN BEKLENTİLERİMİZ
ŞEHİR ÜZERİNE DÜŞÜNMEK YA DA KENT KONSEYLERİ
BİR ŞEHİR ELEŞTİRİSİ YAPMAK
ŞEHİRLER ÖLÜR DE
ARAYAN BULUR ŞAHİN DOĞAN GİBİ
ŞEHRİN REFLEKSİNİ ÖĞRENMEK
Siraç SUMAN
KAÇMAK…
GEBECE
ABD’YE OLAN NEFRETİM
ZOR HAYATLAR
AKADEMİK KİTAP OKUMAK Ya da TÜRKİYEDE’Kİ SURİYELİLER
KÜRT EDEBİYATI ÜZERİNE KISA BİR BAKIŞ
BUGÜN TAŞ ATMA GÜNÜ
SABİR RÜSTEMXANLI İLE
TEMMUZ ATEŞİ
TEK MİLLET TEK DEVLET
ŞEHİR ve İNSAN EĞİTİMİ
ÇANAKKALE RUHU DOLAYISIYLA
ŞEHİR VE KİMLİK
Yeni Bir Harran Dergisi
Aşk ve Mekân ŞEHİR
SAMİMİYET…
ŞEHİR BİZDEN NE İSTER! YA URFA?
ERDEM, İNSAN, ŞEHİR…
GÜZEL ADAMLARIN ŞEHRİ
Temmuz Ateşi
SAMİMİYET…
HİÇLİK… YA DA 15 TEMMUZ SÜRECİ
GÜNEŞİN ALTINDA ÇOK ŞEY OLUYOR
MELA AHMED CİZÎRΒNİN DİLİ
"İçin cennet, dışın cehennem olsa, sana asla dönmem"
BİR SEMPOZYUM'UN ARDINDAN
HARRAN DERGİSİ'NİN KAPANMASI
Türkiyelilik ve Osmanlılık
PERSONNA NON GRATTA
"TANRILAR VE KULLAR"
SİYASETİN AMACI VE SİYASETÇİYE
KİM RÜYAMI GÖRECEK?
YENİ YILA BİR GİRERKEN...
Bizim Gazete
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Alıntı Yazarlar
Şanlıurfa
Sıcak
Güncelleme: 16.08.2018
Bugün
26° - 41°
Cuma
26° - 41°
Cumartesi
26° - 42°
Şanlıurfa

Güncelleme: 16.08.2018
İmsak
04:04
Sabah
05:35
Öğle
12:36
İkindi
16:19
Akşam
19:26
Yatsı
20:49
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Arşiv Arama
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı