Yazı Detayı
27 Nisan 2018 - Cuma 10:15 Bu yazı 1500 kez okundu
 
İNSAN ve ÇEVRE
S. Ahmet KAYA
seyyidak@hotmail.com
 
 

Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesinin düzenlediği "Şanlıurfa'nın Çevre Sorunları ve Çözüm Önerileri" çalıştayı dolayısıyla..

İnsan, yaşadığı yeri güzelleştirir. Yaşanılan yer, sevilen yerdir aynı zamanda. Kur'an, bize bu güzelliği fark etme bilincini ve sorumluluğunu yüklüyor. Bu vesileyle çevreye olan saygı, Müslüman'ın asli görevlerindendir.

Sosyal-kültürel çevre ve doğal çevre, insanın direkt muhatap olduğu ve tüm hayatı boyunca ilgili olduğu önemli iki duraktır.  20. asır insanı, kültürel ve doğal çevre sıkıntısını ve kirlenmeyi en dehşet verici biçimde yaşıyor. Belki de tarihin hiçbir döneminde bu kadar dramatik ve yozlaşmış haliyle, hayatın ve tarihin eşiğinde durmamıştı. Kendi yaptığı putun altında ezilmiş; teknoloji adına ürettikleri, kendisini rahatlatayım derken varlığını ikinci plana itmiştir. Varlığı, (kendi eliyle) ikinci plana itilen insan, teknoloji karşısında ruhi bunalımlara girmiş, ne yaptığını bilmez halde sağa sola saldırarak korkunç bir çevre kirlenmesinin ve kültürel yozlaşmanın hortlamasına sebep olmuştur. 

Evet, insan kendi yaptığı putun ayakları altında ezilmiştir. Bin yıllarla ifade edilen uzun geçmişiyle insan, süreç içerisinde kazandıklarını bir asır içinde kaybetmiş, bu da onu çılgına çevirmiş ve boşalan ruhunu dizginlemekte zorlanmıştır. Çeşitli arayışlara giren insan, en sonunda dine yönelmeye başlayarak, kaybettiklerini bu kaynakta aramaya başlamıştır. Çünkü din, insanı erdemleştirir. Diğer insanlara ve çevreye uyumu, barışık olmayı ve saygı gibi erdemlerin inceliklerini kazandırır. 

İnsanın ilk olan  atası  Âdem, Cennet'ten dünyaya kovulurken, birbiriyle çelişen ama aynı zamanda birbirini tamamlayan iyilik ve kötülük psikozunu da beraberinde dünyaya taşımıştı. Unutkanlık, aldatma, isyan ve bunun sonucu olarak sürgün olma hali. Düzenli, intizamlı, güzel olan bir mekândan, dünyaya gönderilen insanın, bilinçaltına yerleşen Cennet kavramı, onun dünya hayatı boyunca vazgeçemeyeceği güzel bahçeler ve mekânlar tasarlamasına ön ayak olmuştu böylece. Giderek insan, ruhuna yerleşen bu güzellik kavramının sonuçlarını, yaşadığı yerlerde bire bir ilişkide olduğu mekânları güzelleştirmeye başlamasıyla bulmuştu. Dünyayı güzelleştirirken, içindeki kötülük kavramını, mümkün olduğunca unutmaya, yaşadığı mekânlara yansıtmamaya özen gösteriyordu.

Dünyaya gönderilen insan, elindeki güzellikleri kaybedince, kendini yalnız, kovulmuş, masum gibi görmeye başlamıştı. Dolayısıyla bu durum, onda yeni yeni kişiliklerin oluşmasına sebep oluyordu: Çalışarak ve çabalayarak elde ettikleri nimetleri görünce kibirli, aç gözlü, habis, asi, intikamcı... olmuştu. Artık ene'sini de konuşturur duruma gelmişti. Kendisinin ihtiyaç duyduğu şeyleri üretirken, yavaş yavaş yeni mekânı olan dünyaya ayak uydurmaya alışıyordu. Tamamen dünyalı olan insan, fizyolojik ihtiyaçlarını karşılarken, aynı zamanda estetik yönünü geliştiriyor, sosyalleşiyordu da. Hem güzellik kavramı, hem de kötü ve çirkinlik kavramı, bilerek veya bilmeyerek onun bilinçaltına yerleşmiş, bakış açısını genişletirken, çeşitlendiriyordu aynı zamanda.

İnsanlar, güzel mekânlarda yaşamaya layıktırlar. İnsan, ruhunda güzeli barındırdığı gibi, çirkin olan şeyleri de barındırabiliyor. Ama bunun yansımalarını dışa vururlarken, genelde güzel olan tarafı yaşadığı mekânlar üzerine yansıtır. Bu, onun karakterinde olan bir çelişkidir; yani içinde kötü duyguları da barındırdığı halde, güzelliği de dışa vurabiliyordu. Fizyolojik ihtiyaçlarını karşılayan insan, sosyal bir insan olduğunu da unutmuş değildir. Yaşadığı mekânları güzelleştirirken, bazen de çevreyi tahrip edebiliyor. Kazanma hırsı, onun gözünü karartıyor ve böylece insanın geleceğini tehdit eden sanayi artıklarını çevreye bırakabiliyor. İnsanların ve doğal yaşamın tamamlayıcısı olan hayvan neslinin tükenmesi, bitkilerin çeşit sayısındaki azalma, bazen onları hiç ilgilendirmeyebiliyor. Ekolojik dengenin hayvan ve bitkilerin korunmasıyla sağlanacağını umursamıyor. Bozulan tabiat, insan sağlığını olumsuz yönde tehdit ederken, bunun çarelerini düşünmüyor da değildir. Bir şekilde bu ekolojik dengenin korunması gerektiğini de biliyor. Bunun için özellikle gelişmiş ülkeler, çevrenin ve ekolojik dengenin korunmasına yönelik bir takım düzenlemelere giderek, sert tedbirler alma gereğini duymuşlardır. Çünkü biraz da kendileri bu dengenin bozulmasına sebep olmuşlardır. 

Bir televizyon belgeselinden hatırlıyorum, Kanada'da özellikle kışın yağan kar yüzünden yiyecek bulma sıkıntısıyla karşı karşıya kalan kurtlar, köylere inerek evcil hayvanlara zarar vermeye başlamışlardı.. Günden güne azalan evcil hayvanlar yetmiyormuş gibi, insanlara da saldırmaya başlayan kurtların verdiği zarar karşısında ilkin köylüler kurtları öldürdü. Daha sonra, artan şikâyetler karşısında Kanada Hükümeti, sistemli bir şekilde kurtları öldürmeye, neslini tüketmeye koyulmuş... Kurtlardan kurtulan köylüler, bu defa tavşanların ve benzer hayvanların tarlalara kadar inerek, sebze bahçelerine zarar verdiklerini görmüşler. Birkaç yıl önce köylerine kadar sokulan tavşan görmeyen köylüler, birden bire çoğalan tavşanları görünce, meselenin azalan kurtlar yüzünden olduğunu geçte olsa anlamışlar. Bu yüzden içine düştükleri hatadan dönen yetkililer, kurtların öldürülmesini yasaklayıp, geliştirdikleri bir sistemle ormandaki kurt sayısını artırmaya koyulmuşlar. Böylece hayvanlar arasındaki denge yavaş yavaş yerine oturmaya başlamış oluyordu...

Ancak, pulluklarla devrilen toprağın altında yaşayan yılanların ikiye bölünmesiyle, çoğalan tarla farelerini kim durduracak? Sırf zararlı hayvanlardır diyerek öldürdüğümüz yılanları çoğaltmak gibi bir endişemiz var mı? Ha bire nüfusu artan tarla farelerinin tarlalarımıza verdikleri zararın, yılanlar sayesinde engellendiğini biliyor muyuz acaba? Şu bir gerçektir ki, ekinlerimizi zararlı haşerelerden korumak için kullandığımız kimyasal ilaçların tabiatın ekolojik dengesine aksi yönde etki ederken, diğer yandan da sağlığımız üzerinde olumsuzluklar bıraktığını akıldan çıkarmamamız gerekiyor.  Çünkü tabiatta, hiçbir varlık boşuna yaratılmamıştır. Biri bozarken, diğeri onun tahribatlarını gideriyor veya onu ortadan kaldırıyor. Böylece denge sağlanmış oluyor...

Tabiatta hiçbir şeyi amaçsız yaratmayan Allah, böylece biz insanlara kudretini bu olay üzerinde de göstermiş oldu. Yaratılan her varlığın, mutlaka tabiat içinde kendisine yüklenmiş bir görevi vardır. Ve o varlıklar, kendilerine yüklenmiş olan bu görevi eksiksiz olarak yerine getirmeye çalışırlar. Çünkü Yüce Yaratıcı, bütün varlıklar ile beraber içinde yaşayacakları bir çevreyi oluşturmuştur. Bu öyle bir çevredir ki, içinde yaşayanları ile beraber, kesinlikle birbirine uyumsuzluk göstermezler. Her şey ince bir hesap ve düzen içinde yaratılmıştır. (Kamer, 49) Kainat yaratılırken, yer ve gökte bulunanların bir hesap ile yaratıldığını, Kur'an bize haber veriyor.

Yüce Yaratıcı'dan ilham alan insanlar, yaşadıkları mekânları da bu ilham ile tanzim etmişlerdir. Öncelikle kurulan şehirlerin cadde, sokak, park, bahçe, meydanlarından tutun da kültürel ve sosyal her türlü beşeri faaliyetlerin tanzimi ve işlevi, büyük bir dikkat ve saygıyla gerçekleştirme cihetine gidilmiştir. Veya gitmek zorundadır. 

Bu bilinç içinde Müslümanlar, yaşadıkları yere saygı gösterirler. Bire bir içinde yaşadıkları mekânlar, temiz ve bakımlıdır. Böylece, medineli olarak Allah'ın kendilerine bahşettiği nimetlerin şükrünü, yaşadıkları mekânların her tarafına nakşederek gösterirler. Çünkü medeni insan, aynı zamanda çevresine saygı duyan insandır. Bir çocuğa gösterilen ihtimam, aynı zamanda çevreye de gösterilmelidir. 

Çevreyle direkt ilişkiye giren insanlar, bir şekilde bu çevreyi tahrip ederken aynı zamanda koruduklarını görüyoruz. Yeryüzünde yaratılan her varlık veya nesne amaçsız olmadığına göre, onları bu amaçlarını en iyi şekilde yapma imkânıyla başbaşa bırakmak, hatta onları bu amaç üzerinde faaliyetlerini daha yararlı hale getirmek için bir takım çalışmalar yapmak, insanların faydasınadır. Ekolojik çevre gibi sosyal çevre de bu bağlamda ele alınabilir. Çünkü insanın tabiatla olan ilişkisi gibi sosyal çevrenin de insanın kişiliğinin oluşmasında etkin bir rol oynadığını biliyoruz. Toplum, bilgi ve tecrübeyi üreterek-öğreterek insan kişiliğinin olgunlaşmasını sağlıyor. 

Dolayısıyla ekolojik çevreyle beraber, sosyal çevreyi de gözardı etmememiz gerektiği elbette ki, bizim lehimize olacak bir girişimdir.  

Dünyanın her hangi bir yerinde bir Müslüman'ın tırnağının incinmesi, berideki Müslüman'a sorumluluk bilincini yüklüyor. Çünkü İslam'da tek başına, sorumsuz bir bireysellik yerine, komün bir hayat söz konusudur. Hiç kimse tek başına bir şey değildir, ancak insanların bir araya gelmesiyle ahlak ve erdem gibi faziletler, insanı yücelterek, eşref-i mahlukat seviyesine getirebilir. İşte şehirler veya daha dar anlamıyla İslam Şehirleri, bu sorumluluk bilincinin en güzel örneklerinin sergilendiği yerlerdir. Bir komşunun diğer bir komşudan sorumlu olması bu özverinin bir sonucudur. Osmanlı şehirlerinde bir mahalleye taşınacak yeni bir kimse, öyle kolay kolay alınmıyordu. Bunun için mahalledeki güvenilir bir kimseden onay alınarak, ancak mahalleye taşınmasına izin veriliyordu. Bu titizliğin önemsenmesi, öyle sıradan bir gerekçeye dayanmıyordu. Çünkü mahalleye yeni taşınacak kimsenin, mahallenin namus, düzen, ahlak, geleneksel yapısına aykırı davranışlarda bulunmasını engellemek içindi. 

İnsanlık için bir model olan İslam, çevre bilincinin yerleşmesi ve gelişmesi için de üzerinde durulması gereken bir modeldir. İslam'ın ruhunu alacak insanlara, İslam'ın vereceği çok şey vardır. 

 
Etiketler: İNSAN, ve, ÇEVRE,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
07 Nisan 2020
MERHAMET YA DA ZOR ZAMANLARIN AHLAKI
526 Okunma.
27 Mart 2020
ÜSTAD BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ’NİN VEFATI
354 Okunma.
19 Mart 2020
SAMİMİYET…
188 Okunma.
17 Mart 2020
KADİM ŞEHİR
218 Okunma.
13 Mart 2020
ELMA KOKUSU YA DA HALEPÇE KATLİAMI
459 Okunma.
06 Mart 2020
BİR POTRE: SİRAÇ SUMAN
214 Okunma.
28 Şubat 2020
MEHMET RAGIP KARCI’YI UĞURLARKEN
397 Okunma.
24 Şubat 2020
ZİHNİYET KARMAŞIKLIĞI…
236 Okunma.
21 Şubat 2020
URFA’NIN KURTULUŞ ROMANI
302 Okunma.
14 Şubat 2020
GÖLGE VE GÜNEŞ
498 Okunma.
07 Şubat 2020
İNSAN…
413 Okunma.
31 Ocak 2020
OKUMAK YA DA ANLAMAK
283 Okunma.
10 Ocak 2020
MEHMET AKİF İNAN’IN ARDINDAN
367 Okunma.
03 Ocak 2020
YAŞAYIP GÖRDÜKÇE VESİLESİYLE
399 Okunma.
30 Aralık 2019
MEHMET AKİF ERSOY VE MİLLİ MÜCADELE
379 Okunma.
06 Aralık 2019
ŞANLIURFA 3. ULUSAL KİTAP FUARI
468 Okunma.
29 Kasım 2019
ŞEHRİN REFLEKSLERİNİ ÖĞRENMEK
566 Okunma.
22 Kasım 2019
FOLKLOR VE İBRAHİM
453 Okunma.
21 Kasım 2019
KAÇMAK…
288 Okunma.
18 Kasım 2019
GÜNEŞİN ALTINDA ÇOK ŞEY OLUYOR
297 Okunma.
15 Kasım 2019
AHLAK VE HUKUK
308 Okunma.
01 Kasım 2019
MAHALLE ve GÜVEN
675 Okunma.
25 Ekim 2019
HARRAN EKOLÜ (Devam)
535 Okunma.
18 Ekim 2019
HARRAN EKOLÜ, HARRAN DERGİSİ…
811 Okunma.
13 Eylül 2019
YANGIN YERİ
881 Okunma.
06 Eylül 2019
ŞEHİR ve İNSAN EĞİTİMİ
777 Okunma.
30 Ağustos 2019
KENDİNİ TANIMAYAN ŞEHİR… URFA II
652 Okunma.
28 Ağustos 2019
ŞEHİR VE KİMLİK
481 Okunma.
26 Temmuz 2019
KENDİNİ TANIMAYAN ŞEHİR… URFA -I-
594 Okunma.
12 Temmuz 2019
TEMMUZ ATEŞİ
611 Okunma.
09 Temmuz 2019
SAVAŞ VE UÇURTMA
480 Okunma.
05 Temmuz 2019
SİYASET ÜZERİNE YAZMAK…. MI?
578 Okunma.
02 Temmuz 2019
BİR ŞEHİR ELEŞTİRİSİ YAPMAK
483 Okunma.
28 Haziran 2019
ŞEHİR VE ŞEHİRLİ…
503 Okunma.
21 Haziran 2019
MURSİ’NİN ŞEHADETİ DOLAYISIYLA…
584 Okunma.
14 Haziran 2019
SURİYELER… YA DA ENSAR - MUHACİR İLİŞKİSİ
597 Okunma.
31 Mayıs 2019
TÜRKÜ DİNLEME TEMRİNLERİ
724 Okunma.
28 Mayıs 2019
KUDÜS… EY KUDÜS!
514 Okunma.
24 Mayıs 2019
İBRAHİM’İN MEDİNE’Sİ
614 Okunma.
17 Mayıs 2019
KAPİTALİZMİN ŞEHİRLERİ
516 Okunma.
10 Mayıs 2019
SÖZÜ YOLA KOYMAK VESİLESİYLE
927 Okunma.
03 Mayıs 2019
İBRAHİM’İN DİNİNDEN OLMAK NASIL OLMAYI GEREKTİRİYOR
590 Okunma.
26 Nisan 2019
EDEBİYAT ORTAMI ŞİİR YILLIĞI
671 Okunma.
12 Nisan 2019
BİR ÖZGÜR DÜŞÜNME DENEMESİ: HAKİKATİN İZİNDE
775 Okunma.
05 Nisan 2019
ŞEHRİN REFLEKSLERİNİ ÖĞRENMEK YAHUT BİR URFA'YI TANIMA DENEMESİ
705 Okunma.
29 Mart 2019
MANİFESTO
867 Okunma.
25 Mart 2019
BU SEÇİM...
598 Okunma.
22 Mart 2019
İBRAHİM’İN MEDİNE’Sİ
621 Okunma.
08 Mart 2019
SEÇİM VE AMAÇ
728 Okunma.
01 Mart 2019
KAÇIŞ…
785 Okunma.
22 Şubat 2019
ŞEHRİN MAKAMI
863 Okunma.
15 Şubat 2019
ZAMAN… BİR BÜYÜK SIR…
891 Okunma.
12 Şubat 2019
KÜRT EDEBİYATI ÜZERİNE KISA BİR BAKIŞ
710 Okunma.
08 Şubat 2019
KENDİNİ TANIMAYAN ŞEHİR… URFA -I
953 Okunma.
06 Şubat 2019
YAZMAK…
692 Okunma.
01 Şubat 2019
“COĞRAFYA KADERDİR” VESİLESİYLE
1035 Okunma.
25 Ocak 2019
URFACA URFALICA
1461 Okunma.
18 Ocak 2019
AK PARTİ’DE ‘AK’IN TUTULMASI
1174 Okunma.
11 Ocak 2019
VAHY İLE DÜŞÜNME
1026 Okunma.
04 Ocak 2019
MÜSLÜMAN’CA DÜŞÜNMEK…
943 Okunma.
21 Aralık 2018
SELAHADDİN’İN KİTABI
1137 Okunma.
14 Aralık 2018
BOYUNDAN BÜYÜK İŞLERE KARIŞMAK
1075 Okunma.
07 Aralık 2018
FOLKLOR VE VAR OLMA YA DA FABLÊN KURDÎ
1055 Okunma.
23 Kasım 2018
HZ. MUHAMMED (SAV)’İ ANLAMAK…
1395 Okunma.
16 Kasım 2018
Aşkın ve Geleneğin Şiiri “ESKİ GÜNLERDEN KALAN”
1109 Okunma.
09 Kasım 2018
KİTAP FUARI İÇİN ÖNERİLER
1209 Okunma.
02 Kasım 2018
Mekân ve Aşk ŞEHİR
1275 Okunma.
26 Ekim 2018
KIVIRLIK KUŞLARI…
1176 Okunma.
19 Ekim 2018
DOLAR… YA DA KAPİTALİZMİN HÜKÜMRANLIĞI
1116 Okunma.
05 Ekim 2018
ANADOLU’DAN BİZE KALANLAR VEYA SANATIN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
1671 Okunma.
28 Eylül 2018
HAC VE AHLAK
1587 Okunma.
14 Eylül 2018
SANAT ESERİ VE İŞLEYİŞ BİÇİMİ
1501 Okunma.
07 Eylül 2018
12 Eylül darbesi dolayısıyla ŞİİR VE SAVUNMA
1539 Okunma.
17 Ağustos 2018
KADIN ERKEK EŞİTLİĞİ
1582 Okunma.
10 Ağustos 2018
“KIRILMALAR” DOLAYISIYLA FARUK UYSAL ŞİİRİ
2066 Okunma.
03 Ağustos 2018
ANADOLU'NUN MANEVİ IRMAĞI YUNUS EMRE…
1330 Okunma.
27 Temmuz 2018
URFA: RUHUN MASALI…
1511 Okunma.
20 Temmuz 2018
NABİ…
1607 Okunma.
13 Temmuz 2018
GÖKYÜZÜ MELEKLERİ / AYLİN BEBEK’İN HİKAYESİ
2474 Okunma.
29 Haziran 2018
MUHALEFET…
1518 Okunma.
18 Haziran 2018
BUGÜN BAYRAM…
1283 Okunma.
11 Haziran 2018
MEHMET TALAT AKAY’IN ARDINDAN…
1569 Okunma.
08 Haziran 2018
FOLKLOR ŞİİRE DÜŞMAN DEĞİL
2051 Okunma.
01 Haziran 2018
ORUÇ VE KUDÜS
1423 Okunma.
25 Mayıs 2018
KUDÜS… EY KUDÜS!
1283 Okunma.
18 Mayıs 2018
HARRAN ŞİİR AKŞAMI
1625 Okunma.
11 Mayıs 2018
NASIL BİR ŞEHİR, NASIL BİR MİMARİ?
1440 Okunma.
13 Nisan 2018
Sarı Kitap Dolayısıyla TAYYİP ATMACA’NIN ŞİİRİ
3090 Okunma.
30 Mart 2018
GAP GÜNDEMİ İLE 20 YIL…
2270 Okunma.
23 Mart 2018
CAMİLER… İMAMLAR… YA DA MESCİD-İ NEBİ
1643 Okunma.
09 Mart 2018
GÜZEL ADAMLARIN ŞEHRİ
1812 Okunma.
02 Mart 2018
ŞİİR NİÇİN YAZILIR VEYA NİÇİN OKUNUR ŞİİR
1846 Okunma.
23 Şubat 2018
ŞEHİR BİZDEN NE İSTER YAHUT BİZİM ŞEHİRDEN BEKLENTİLERİMİZ
1741 Okunma.
16 Şubat 2018
ŞEHİR ÜZERİNE DÜŞÜNMEK YA DA KENT KONSEYLERİ
1684 Okunma.
09 Şubat 2018
BİR ŞEHİR ELEŞTİRİSİ YAPMAK
1600 Okunma.
02 Şubat 2018
ŞEHİRLER ÖLÜR DE
1452 Okunma.
26 Ocak 2018
ARAYAN BULUR ŞAHİN DOĞAN GİBİ
1587 Okunma.
19 Ocak 2018
ŞEHRİN REFLEKSİNİ ÖĞRENMEK
1367 Okunma.
12 Ocak 2018
Siraç SUMAN
1495 Okunma.
29 Aralık 2017
GEBECE
1596 Okunma.
08 Aralık 2017
ABD’YE OLAN NEFRETİM
1305 Okunma.
01 Aralık 2017
ZOR HAYATLAR
1309 Okunma.
24 Kasım 2017
AKADEMİK KİTAP OKUMAK Ya da TÜRKİYEDE’Kİ SURİYELİLER
1767 Okunma.
11 Ağustos 2017
BUGÜN TAŞ ATMA GÜNÜ
1633 Okunma.
28 Temmuz 2017
SABİR RÜSTEMXANLI İLE
1878 Okunma.
15 Temmuz 2017
TEMMUZ ATEŞİ
1844 Okunma.
07 Temmuz 2017
TEK MİLLET TEK DEVLET
1729 Okunma.
02 Haziran 2017
ÇANAKKALE RUHU DOLAYISIYLA
1662 Okunma.
20 Ocak 2017
Yeni Bir Harran Dergisi
1778 Okunma.
09 Ocak 2017
Aşk ve Mekân ŞEHİR
1687 Okunma.
18 Kasım 2016
ŞEHİR BİZDEN NE İSTER! YA URFA?
1750 Okunma.
10 Kasım 2016
ERDEM, İNSAN, ŞEHİR…
3974 Okunma.
04 Kasım 2016
GÜZEL ADAMLARIN ŞEHRİ
1701 Okunma.
17 Eylül 2016
Temmuz Ateşi
1936 Okunma.
28 Temmuz 2016
HİÇLİK… YA DA 15 TEMMUZ SÜRECİ
1463 Okunma.
13 Mayıs 2016
MELA AHMED CİZÎRΒNİN DİLİ
2935 Okunma.
06 Mayıs 2016
"İçin cennet, dışın cehennem olsa, sana asla dönmem"
1994 Okunma.
01 Nisan 2016
BİR SEMPOZYUM'UN ARDINDAN
2066 Okunma.
25 Mart 2016
HARRAN DERGİSİ'NİN KAPANMASI
2058 Okunma.
15 Ocak 2016
Türkiyelilik ve Osmanlılık
2049 Okunma.
08 Ocak 2016
PERSONNA NON GRATTA
2017 Okunma.
03 Temmuz 2014
"TANRILAR VE KULLAR"
5514 Okunma.
21 Mart 2014
İNSAN-MEKÂN-ŞEHİR
4007 Okunma.
07 Şubat 2014
SİYASETİN AMACI VE SİYASETÇİYE
3088 Okunma.
31 Ocak 2014
KİM RÜYAMI GÖRECEK?
1932 Okunma.
03 Ocak 2014
YENİ YILA BİR GİRERKEN...
2192 Okunma.
Haber Yazılımı