Yazı Detayı
28 Temmuz 2016 - Perşembe 16:53 Bu yazı 818 kez okundu
 
HİÇLİK… YA DA 15 TEMMUZ SÜRECİ
S. Ahmet KAYA
seyyidak@hotmail.com
 
 

Tasavvufun meşhur hikâyesidir, bilirsiniz:

Halkın içinde gezen hükümdar, tarlasında çalışan yaşlı bir adamla sohbet eder. Hükümdar yaşlı adamın sözlerinden çok etkilenir, ona kim olduğunu sorar.

Yaşlı adam: -Hiç, diye cevaplar. Hükümdar merak ve şaşkınlıkla: -Ne demek bu? Senin muhakkak bir adın unvanın vardır? Yaşlı adam yine: -Hiç, der. Hükümdar kendisiyle alay edildiği zannıyla: -Sen benim kim olduğumu biliyor musun? Ben bu ülkenin hükümdarıyım, der. Yaşlı adam, bu durumu izah etmeye çalışır: -Hünkârım şimdi siz bu ülkenin hükümdarısınız, bundan sonra ne olmayı planlıyorsunuz?

Hükümdar şaşkın bir tavırla: -Hiç, diye cevaplar. Yaşlı adam gülümseyerek: -Hünkârım, işte ben sizin hükümdarlıktan sonra ulaşacağınız o mertebedeki adamım, der.

*****
Sözcük, eşyanın vücut bulmasıyla birlikte var oldu. Yani sözcüğün varlığı, eşyanın varlığına muhtaç. Eğer sözcük olmasaydı, eşya da olmayacak mıydı? Elbette ki olacaktı… Zira sözcük, sadece bizim eşyayı tanımak ve onları birbirinden ayırmak için bize "öğretilen" işarettir. Böyle biliyoruz. Yoksa sözcük, o anlama geldiği için eşya da o anlamı taşıyor değil. Çünkü eşya o anlamda olduğu için, sözcük de o anlamı özel işaretleriyle tanımlama biçimine giriyor.

"Ben" (aslında Âdem) yaratılmadan önce bir şey değildim. Dolayısıyla ben'i tanımlayabilecek bir sözcük biçimi de yoktu. Ancak Ben'in yaratılması ve somut bir varlık haline gelmesiyle birlikte, hem ben'i tanımlayabilecek bir sözcük biçimi, hem de yaratılmış olan diğer eşyayı tanımlayacak sözcük'ler ben'e öğretildi.

Bu, aynı zamanda, yaratılmış olan bütün eşya içinde sadece ben'e mahsus bir ayrıcalıktır. Ben'e bu ayrıcalığı veren de sahip olduğu ve hiçbir eşyada bulunmayan, sadece ona mahsus olan "akıl"ın verilmesiyle ilgilidir. Düşünmek, hayal etmek, fark etmek, gerçekleştirmek (hatta bozmak), sebepleri ve sonuçları bilmek… vesaire, bütün bunlar aklın sonuçlarıydı. Ve bu durum, ben'e bir özgüven hissi verirken, onu bir bakıma bütün eşya üzerinde de seçkin bir konuma yükseltiyordu. Yani "eşref-i mahlûkat" olma şerefine…

Üzerime sözcük kıyafeti giydirilmeden önce bir hiçtim. Eğer sözcük olmasaydı yine de bir hiç olarak kalacaktım. Burası kesin. Dikkat edilirse, hiç bile bir sözcük ve bu, yine de bir şeyleri tanımlıyor. Somut hale gelecek bir gerçekliği yani… Yani yokluk'u… Zaten yokluğun bir anlamı da Âdem demek değil mi?… Bu yüzden üzerimdeki sözcük kıyafeti, beni bir yokluk mertebesine doğru taşımakta. Bunun en ulvi ifadesi, Hiçlik…

Hiçlik, alçak gönüllülük ve tevazu duygusunun insandaki ucüb ve kibir duygusunu yenmesine yarayan önemli bir duygudur... İnsan hiçlik duygusunu duydukça, kendisini daha iyi tanıyabilmekte, âlemdeki konumunun ne anlama geldiğini daha iyi kavrayabilmektedir. Zira tasavvufun önemli bir öğesi ve mertebesidir bu. Bir eğitim ve arınma mektebi olan tekkelerde toplumsal iletişim ve birlikte hareket etme zemini "edeb" temeline dayandırılmak istendiği için tekkenin girişine bir "Edeb yâ Hû" levhası yer alırken, çıkışta da tam kapı üstünde kocaman bir "Hiç" levhası bulunur. Bu iki levha, tasavvufta insanlar arasındaki iletişim ve ilişkilerin nasıl bir zemine oturtulması gerektiğini gösteren içi dolu, çok iyi düşünülmüş iki mesajdır.

Buradan hareketle, günümüzde insanları oldukça meşgul eden CEMAAT/TARİKAT ve İMAM/ŞEYH diye bildiğimiz bu oluşum ve önderlerinin acaba varlık, yokluk, hiçlik, edeb, öldükten sonra hesaba çekilme gibi düşünceleri var mıdır? Peşlerinden gelenlere bu hakikati öğretmişler midir? Onlarla ve dünyayla ilişki kurarlarken/geliştirirlerken bu hakikatle ne kadar hemhal olmuşlardır. Resulullah'ı ne kadar örnek almışlardır…

Dolayısıyla 15 Temmuz Darbesi'ni hazırlayan süreç, işte bu cemaat/tarikat realitesinin İslami endişeler taşımamasından veya uzaklaşmasından kaynaklanmaktadır. Bu gruplara gönül veren insanlar, İslam'ı kendi öz kaynaklarından öğrenmek yerine imam/ şeyhten öğrenmişlerdir. Ki bu da asıl problemleri beraberinde getirmiş, imam ve şeyhin söylediği her şey neredeyse İslam'ın asıl kaynaklarının önüne geçer olmuştur. Yalan, dolan, din dışı şeyler bir afyon gibi bu insanların benliğini sarıp sarmalamıştır adeta.

Erdemli insan, Allah'a inanan bir Müslüman, nice mertebelerden sonra geleceği hiçlik duygusunu, henüz yolun başındayken bilen ve yaşayan kişidir…

 
Etiketler: HİÇLİK…, YA, DA, , 15, TEMMUZ, SÜRECİ
Yorumlar
Diğer Yazılar
“KIRILMALAR” DOLAYISIYLA FARUK UYSAL ŞİİRİ
ANADOLU'NUN MANEVİ IRMAĞI YUNUS EMRE…
URFA: RUHUN MASALI…
NABİ…
GÖKYÜZÜ MELEKLERİ / AYLİN BEBEK’İN HİKAYESİ
AHLAK VE HUKUK
MUHALEFET…
BUGÜN BAYRAM…
MEHMET TALAT AKAY’IN ARDINDAN…
FOLKLOR ŞİİRE DÜŞMAN DEĞİL
ORUÇ VE KUDÜS
SAVAŞ VE UÇURTMA
KUDÜS… EY KUDÜS!
HARRAN ŞİİR AKŞAMI
NASIL BİR ŞEHİR, NASIL BİR MİMARİ?
KADİM ŞEHİR
İNSAN ve ÇEVRE
Sarı Kitap Dolayısıyla TAYYİP ATMACA’NIN ŞİİRİ
GAP GÜNDEMİ İLE 20 YIL…
CAMİLER… İMAMLAR… YA DA MESCİD-İ NEBİ
YAZMAK…
GÜZEL ADAMLARIN ŞEHRİ
ŞİİR NİÇİN YAZILIR VEYA NİÇİN OKUNUR ŞİİR
ŞEHİR BİZDEN NE İSTER YAHUT BİZİM ŞEHİRDEN BEKLENTİLERİMİZ
ŞEHİR ÜZERİNE DÜŞÜNMEK YA DA KENT KONSEYLERİ
BİR ŞEHİR ELEŞTİRİSİ YAPMAK
ŞEHİRLER ÖLÜR DE
ARAYAN BULUR ŞAHİN DOĞAN GİBİ
ŞEHRİN REFLEKSİNİ ÖĞRENMEK
Siraç SUMAN
KAÇMAK…
GEBECE
ABD’YE OLAN NEFRETİM
ZOR HAYATLAR
AKADEMİK KİTAP OKUMAK Ya da TÜRKİYEDE’Kİ SURİYELİLER
KÜRT EDEBİYATI ÜZERİNE KISA BİR BAKIŞ
BUGÜN TAŞ ATMA GÜNÜ
SABİR RÜSTEMXANLI İLE
TEMMUZ ATEŞİ
TEK MİLLET TEK DEVLET
ŞEHİR ve İNSAN EĞİTİMİ
ÇANAKKALE RUHU DOLAYISIYLA
ŞEHİR VE KİMLİK
Yeni Bir Harran Dergisi
Aşk ve Mekân ŞEHİR
SAMİMİYET…
ŞEHİR BİZDEN NE İSTER! YA URFA?
ERDEM, İNSAN, ŞEHİR…
GÜZEL ADAMLARIN ŞEHRİ
Temmuz Ateşi
SAMİMİYET…
GÜNEŞİN ALTINDA ÇOK ŞEY OLUYOR
MELA AHMED CİZÎRΒNİN DİLİ
"İçin cennet, dışın cehennem olsa, sana asla dönmem"
BİR SEMPOZYUM'UN ARDINDAN
HARRAN DERGİSİ'NİN KAPANMASI
Türkiyelilik ve Osmanlılık
PERSONNA NON GRATTA
"TANRILAR VE KULLAR"
İNSAN-MEKÂN-ŞEHİR
SİYASETİN AMACI VE SİYASETÇİYE
KİM RÜYAMI GÖRECEK?
YENİ YILA BİR GİRERKEN...
Bizim Gazete
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Alıntı Yazarlar
Şanlıurfa
Sıcak
Güncelleme: 16.08.2018
Bugün
26° - 41°
Cuma
26° - 41°
Cumartesi
26° - 42°
Şanlıurfa

Güncelleme: 16.08.2018
İmsak
04:04
Sabah
05:35
Öğle
12:36
İkindi
16:19
Akşam
19:26
Yatsı
20:49
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Arşiv Arama
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı