Yazı Detayı
02 Ocak 2018 - Salı 09:22 Bu yazı 575 kez okundu
 
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN (7)
Ayser POLAT
 
 

İmanıyla, inancıyla, yaşamıyla, sözleri ve davranışıyla biz hanımlar için birer rehber olan hanım sahabelerimizin hayatları, annelerimiz ve kızlarımız için muhakkak bilinmesi gereken yaşamlardır. Yaşadıkları sıkıntılı dönemlerde onca zulme katlanarak İslam’ı müdafaa eden hanım sahabeler, ömürlerini mücadeleye adayarak kendilerinden sonra gelecek nesillere üstün bir şahsiyet miras bırakmıştır.

******

Hayatlarını okuduğumuz bu şahsiyetleri, değerli hanım okurlarımıza sunmak da bir vecibedir. Çünkü yeni gelen nesiller örnekler görmek isterler ve onlara kendi İman sahibi şahsiyetleri işaret etmezseniz, başkaları bu boşluğu kendi örnekleri ile doldurur. 

HALİME

Mekke’nin kurak havası yeni doğan çocuklara iyi gelmiyordu. Sıhhatli büyümelerini engelliyordu. Bu sebeple çocuklarının sıhhatli yetişmesini isteyen ve imkanı olan aileler onları çölde yaşayan sütannelere veriyorlardı. Çölün havası güzel, suyu temiz ve tatlıydı. Orada yetişen çocuklar Arapçayı daha düzgün bir şekilde konuşuyordu.

******

Sütanne olacak kadınlar yılda 2 kez Mekke’ye gelirler, küçük çocukları alarak yurtlarına götürürlerdi. Peygamberimizin dünyaya teşrif etmesinden hemen sonra, Benî Sa’d kabilesine mensup kadınlar, kocalarıyla birlikte Mekke’ye geldiler. Bunlardan biri de Hz. Halime’ydi. Halime’nin bindiği hayvan zayıf ve topal olduğu için, diğer kadınlardan geride kalmıştı. O, Mekke’ye girdiğinde kadınların hemen hepsi emzirecek bir çocuk bulmuş, sevinç içerisinde yurtlarının yolunu tutmuşlardı bile.

******

Abdülmüttâlib de sevgili torunu Peygamberimizi bir sütanneye vermeyi çok istiyordu. Fakat kadınlardan kime teklif ettiyse, “Yetimdir” diyerek almaya yanaşmadılar. Hiç kimse bu çocuk hürmetine berekete kavuşacaklarını hayal bile edemiyordu.

******

Resûlullah’ın dedesi çaresizlik içerisinde dolaşırken, emzirecek bir çocuk bulamamanın üzüntüsünü kalbinde hisseden Halime ile karşılaştı. “Sen hangi kabiledensin?” diye sordu. Hz. Halime, “Benî Sa’d kabilesinden.” cevabını verdi. Abdülmüttâlib, ona ismini sordu. Halime olduğunu öğrenince gülümsedi ve “Çok güzel! Sa’d ve hilim iki haslettir ki, dünyanın hayrı da, ahiretin izzet ve şerefi de bunlara bağlıdır.

******

Ey Halime, benim yanımda yetim bir çocuk var. Diğer kadınlar, ‘Biz götüreceğimiz çocukların babalarından faydalanmayı umuyoruz; yetimi alıp da ne yapacağız?’ diyerek onu almak istemediler. Bari sen bunu al. Belki onun yüzünden mutluluğa erersin.” dedi. Halime (r.anha) biraz ilerde bulunan kocasına danışmak için müsaade isteyip kocasının yanına gitti. Kocası da, “Almanda bir mahzur yok. Belki onun yüzünden berekete kavuşuruz.” dedi.

******

Halime, hiç olmazsa bir çocuk bulabilmiş olmanın sevinciyle Peygamberimizin dedesinin yanına geldi. Çocuğu almak istediğini söyledi. Abdülmüttâlib buna çok sevindi. Onu Hz. Âmine’nin yanına götürdü. Âmine, Halime’yi, “Hoş geldin, safa geldin!” diyerek karşıladı. Birlikte Resûlullah’ın uyuduğu odaya gittiler.

******

Peygamberimiz beyaz bir kundağa sarılmıştı. Altına da yeşil bir kumaş serilmişti. Sırtüstü yatmış, mışıl mışıl uyuyor, etrafa misk gibi kokular yayıyordu. Hz. Halime, Peygamberimizi görünce güzelliğine ve sevimliliğine hayran kaldı. Böyle bir çocuğu yanına aldığı için çok sevinçliydi. Peygamberimizi kucağına aldı. Resûlullah (a.s.m.), sütannesine gülümsedi. Halime de onu öptü. Sevinçliydi. Hz. Âmine ise, üzgündü. Yavrusu ancak birkaç gün yanında kalabilmişti. Hasretine nasıl dayanacaktı? Fakat sevgili oğlunun sıhhatli büyümesi için buna mecbur olduğunu düşünerek teselli buldu.

******

Hz. Halime’nin sütü çok azdı. Daha önce kendi oğluna bile yetmiyor, çocuk açlıktan ağlayıp duruyordu. Peygamberimizi emzirmeye başlayınca sütü her ikisini de doyurdu. Daha sonra, çok az sütü olan devenin memelerinin de sütle dolduğunu görünce sevinçleri bir kat daha arttı. Halime’nin kocası, “Ey Halime, bilmiş ol ki sen mübarek ve uğurlu bir çocuk almışsın!” dedi. Gerçekten de bundan böyle bu aileyle birlikte Sa’doğulları kabilesi, kuraklıktan kıtlıktan kurtulup bolluk ve berekete kavuşacaktı.

******

Bütün hazırlıklarını tamamlayan Hz. Halime ve kocası yola çıktılar. Bu arada binek hayvanlarında büyük bir değişikliğin olduğunu gördüler. Gelirken çok gerilerde kalan merkep, sonradan çıktığı hâlde kafilenin bütün hayvanlarını geride bırakıyordu. Diğer kadınlar bunu görünce şaşırıp kaldılar, “Ey Halime, başına rahmet yağsın! Yoksa bu merkep gelirken bindiğin hayvan değil mi?! Dur da bizi bekle!” diyerek, şaşkınlıklarını ifade ettiler. Yorucu bir yolculuktan sonra kafile, yurtlarına vardı.

******

O yıl Sa’doğulları yurdunda büyük bir kuraklık hâkimdi. Hayvanların yayılıp karınlarını doyurabilecekleri hiçbir otlak yoktu. Bu yüzden, koyunlar sabahleyin ayrıldıkları gibi akşamleyin aç olarak eve dönüyorlardı. Hayvanlar iyice cılızlaşmıştı. Fakat Hz. Halime bolluk ve berekete mazhar olmuştu.

******

Diğerlerinden farklı olarak koyunları da akşamleyin eve karınları doymuş, memeleri sütle dolmuş bir şekilde dönüyordu. Bu durum kabile halkının dikkatini çekmişti. Çobanlarına çıkışıyorlar, “Yazıklar olsun size! Siz de bizim koyunlarımızı, Halime’nin çobanının koyunlarını otlattığı yerde otlatsanıza…” diyorlardı. Halime ve kocası, bu bolluk ve iyiliğe, yetim diye kimsenin almaya yanaşmadığı çocuk yüzünden kavuştuklarını biliyor, şükrediyorlardı. Günler böylece geçti.

******

Peygamberimiz (a.s.m.) gün geçtikçe gelişiyor, gürbüzleşiyordu. Onun çocukluğu da diğer çocuklara benzemiyordu. Daha 8  aylıkken konuşuyor, konuşulanı da dinliyordu. 9 aylıkken çok düzgün bir şekilde konuşmaya başlamıştı. 10 aylık olunca ok atmaya başlamış, 2 yaşına geldiğinde ise gösterişli bir çocuk olmuştu.

******

Artık sütten de kesilmişti. Onun sütten kesilmesi Hz. Halime’yi de, kocasını da derinden üzdü. Onun yüzünden hayır ve berekete nail oldukları için bir müddet daha yanlarında kalmasını çok istiyorlardı. Fakat artık onu yanlarında tutamazlardı. Annesine teslim etmeleri gerekiyordu. Bir gün yanlarına aldılar ve Mekke’ye gittiler.

******

Hz. Âmine birden ciğerparesini karşısında görünce çok heyecanlandı. Ne kadar da büyümüş, gürbüzleşmişti! Artık bundan sonra hep beraber olacaklarını düşünüyor, seviniyordu. Fakat Hz. Halime, Peygamberimizin annesine, “Oğulcuğumu büyüyünceye kadar yanımda bıraksan iyi olur. Onun Mekke vebasına tutulmasından korkarım!” dedi.

******

Hz. Âmine, oğlunun hasta olmasını düşünmek bile istemiyordu. Artık hasretine razıydı. Bu düşünceyle Hz. Halime’nin teklifini kabul etti. Böylece Peygamberimiz bir müddet daha Benî Sa’d yurdunda kalmak üzere Mekke’den ayrıldı. Peygamberimiz sütannesinin yanında, sütkardeşi Abdullah ile birlikte koyun otlatacak kadar büyümüştü.

******

Bir gün yine evin arkasında yeni doğan kuzuların yanında bulundukları bir sırada, 2 kişi geldi, Peygamberimizi yere yatırdı. Sonra da göğsünü açarak kalbini yardılar. Kan pıhtısına benzer bir şeyi çıkararak, “Bu, sende bulunan şeytana ait bir şeydi.” dediler.

 

Resûlullah’ın sütkardeşi Abdullah, bu 2 yabancının sevgili kardeşine yaptıkları şeyi görünce çok korktu. Koşarak eve geldi ve anne-babasına, “Koşun, Kureyşli kardeşim öldürüldü!” diye bağırdı. Onun bu feryadı üzerine karı-koca hemen dışarı fırladılar, Resûlullah’ın bulunduğu yere doğru koştular.

******

Peygamberimiz ayaktaydı, yüzü sararmıştı. Fakat gülümsüyordu. “Yavrum sana ne oldu?” diye sordular. Peygamberimiz, “Beyaz elbiseli 2 kişi gelip beni yere yatırdı. Sonra da karnımda bilmediğim bir şeyi aradılar.” cevabını verdi. Hz. Halime ile kocası çok korkmuşlardı. Resûlullah’a bir zarar gelmesinden endişe ediyorlardı.

******

Hâris, Halime’ye, “Halime, ben bu çocuğun başına bir felaket gelmesinden korkuyorum! Başına bir şey gelmeden önce onu götür, ailesine teslim et!” dedi. Halime de hiç vakit geçirmeden Peygamberimizi alıp Mekke’ye götürdü. Fakat Mekke’de onu bir ara kaybetti. Buna çok üzüldü. Bütün aramalara rağmen bulamadı. Hemen Abdülmuttâlib’e gitti. Üzüntü içerisinde durumu haber verdi. O da birkaç kişiyle birlikte onu aramaya çıktı. Nihayet Peygamberimiz bulundu.

******

Hz. Âmine, oğlunu tekrar gördüğüne sevinmiş, hemen geri getirilmesine ise bir mana verememişti. Halime’ye, “Çocuğu niçin getirdin? Onu yanında tutmak için ısrar edip durmuştun!” dedi. O da, “Artık oğulcuğumu Allah büyüttü. Ben üzerime düşeni yapmış bulunuyorum. Onun başına bir felaket gelmesinden korkuyorum! Sana getirip sağ salim teslim etmek istedim.” cevabını verdi.

******

Aradan yıllar geçti, Peygamberimizin annesi, dedesi vefat etti. Peygamberimiz de artık büyüyüp evlendi. Zaman zaman Hz. Halime’yi görürdü. Sütannesine karşı derin bir sevgi beslerdi. Onu gördükçe “Anneciğim, anneciğim!” der, saygı gösterirdi. Hemen üzerindeki fazla elbiseyi çıkarır, onun altına serer, bir ihtiyacı varsa derhâl yerine getirirdi.

******

Bir gün Halime onu ziyarete gelmişti. Sa’d oğulları yurdunda yine kıtlık olduğunu, hastalıktan hayvanların kırıldığını söyledi. Peygamberimizin ona verebilecek fazla bir şeyi yoktu, fakat Hz. Hatice validemiz sevgili beyinin sütannesini boş olarak göndermeye gönlü razı olmadı. 40 koyun ile 1 deve verdi. Hz. Halime bu ikram karşısında memnuniyetini bildirdi. Sevinç içerisinde evine döndü.

******

Sonraki yıllarda Müslüman olarak sahabiye olma şerefini kazanan Hz. Halime, Cennetü’l-Baki Kabristanı’na defnedilmiştir. Allah ondan razı olsun!

Kaynak: Sahabeler Ansiklopedisi

 

 

 
Etiketler: HANIM, SAHABİLERİN, İZİNDEN, (7),
Yorumlar
Diğer Yazılar
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN -28
MUTLULUĞUN RESMİ
LÜTFEN DOĞURMAYIN
ÇOCUK OYUN GURUPLARI VE SÜS HAVUZLARI
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN -27
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN -26
SEÇİME DOĞRU
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN -25
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN -24
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN (23)
HAMNE BİNT-İ CAHŞ (R.ANHA)
KEŞKE DEMEDEN ÖNCE
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN -22
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN -21
HOŞ GELDİN YA ŞEHRİ RAMAZAN
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN -20
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN -19
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN -18 (3. VE SON BÖLÜM)
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN -18 (2. BÖLÜM)
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN -18
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN -17
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN -16
HAYATIN RENKLERİ / RENKLİ HAYATLAR
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN -15
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN -14
BİR HİKÂYE
YOLLAR
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN -13
HZ. PEYGAMBER’İN (SAV) MISIRLI EŞİ
ŞEHİTLERİMİZE..
ÇOCUKLARIMIZ..
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN (12)
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN (11)
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN (10)
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN (9)
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN (8)
ÇOCUKLAR ÖLMESİN
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN (6)
ABD’YE KUDÜS TOKADI!
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN (5)
KUDÜS VE MESCİD-İ AKSA
AİLEDE YABANCILAŞMAK
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN (4)
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN (3)
ANNEYE ÖZLEM
HANIM SAHABELERİN İZİNDEN (2)
VAZGEÇİLMEZ İKİLİ
HANIM SAHABELERİN İZİNDEN (1)
ALİYA’YI ANLAMAK (2)
ALİYA’YI ANLAMAK (1)
Bizim Gazete
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Alıntı Yazarlar
Şanlıurfa
Sıcak
Güncelleme: 22.07.2018
Bugün
27° - 40°
Pazartesi
26° - 39°
Salı
26° - 40°
Şanlıurfa

Güncelleme: 22.07.2018
İmsak
03:34
Sabah
05:15
Öğle
12:38
İkindi
16:26
Akşam
19:50
Yatsı
21:22
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Arşiv Arama
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı