Yazı Detayı
21 Mayıs 2018 - Pazartesi 15:03 Bu yazı 1062 kez okundu
 
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN -21
Ayser POLAT
 
 

İmanıyla, inancıyla, yaşamıyla, sözleri ve davranışıyla biz hanımlar için birer rehber olan hanım sahabelerimizin hayatları, annelerimiz ve kızlarımız için muhakkak bilinmesi gereken yaşamlardır. Yaşadıkları sıkıntılı dönemlerde onca zulme katlanarak İslam'ı müdafaa eden hanım sahabeler, ömürlerini mücadeleye adayarak kendilerinden sonra gelecek nesillere üstün bir şahsiyet miras bırakmıştır.

******

Hayatlarını okuduğumuz bu şahsiyetleri, değerli hanım okurlarımıza sunmak da bir vecibedir. Çünkü yeni gelen nesiller örnekler görmek isterler ve onlara kendi İman sahibi şahsiyetleri işaret etmezseniz, başkaları bu boşluğu kendi örnekleri ile doldurur.

ÜMMÜ EYMEN (R.ANHA)

Peygamberimiz (a.s.m.) doğmadan önce babasını, altı yaşında da annesini kay­betmişti. Hem yetim hem de öksüz olarak büyüdü. Fakat birçok kadın, bir anne şefkatiyle o Yüce Peygamber’i bağrına bastı. Ona annesizlik acısını htirme­mek için ellerinden gelen gayreti gösterdiler.

İşte bu kadınlardan birisi de Ümmü Eymen’di (r.anha). Peygamberimizin Ehl-i Beyt’ten saydığı ve “annemden sonra annem”[1]diyerek iltifat ettiği bu büyük İslam kadınının asıl ismi, “Bereke bint-i Sâlebe” idi. Uzun yıllardan beri peygamber ocağının hizmetlerini görüyordu. Peygamberimizin babası Abdullah’ın vefa­tından sonra da aynı evde kaldı. Artık hem anne Âmine’nin hem de Peygambe­rimizin yardımcısıydı.

Re­sû­lul­lah (a.s.m.) altı yaşına geldiğinde, Hz. Âmine, yanına Ümmü Eymen’i de alarak Medine’ye gitti. Niyeti hem oradaki akrabasını hem de kocası Abdullah’ın kabrini ziyaret etmekti. Bir ay Medine’de kaldılar.

Ümmü Eymen (r.anha), Medine’deki bir hatırasını şöyle anlatır:

“Bir gün Yahudi âlimlerinden ikisi yanıma geldi. ‘Bize Ahmed’i çıkar.’ dediler. Ben de onu dışarı çıkardım, iyice incelediler. Sonra da, ‘Bu çocuk, peygamberdir. Bura­sı da onun hicret edeceği yerdir. Bu memlekette büyük savaşlar olacaktır.’ dediler.”[2]

Ümmü Eymen (r.anha), onların bu konuşmalarından sonra çok korkmuştu, “sev­gili oğlu”na bir zarar vermelerinden endişe duyuyordu. Herhangi bir tehlikeye karşı onu korumak için, Peygamberimizin yanından ayrılmamaya gayret gös­terdi.

Nihayet Mekke’ye hareket günü gelmişti. Ümmü Eymen buna çok sevindi. Artık Yahudilerin Re­sû­lul­lah’a bir zarar veremeyeceklerini düşünüp rahatladı

Bu üç kişilik kafile Medine’den ayrıldılar. Mekke’ye doğru yola koyuldular. Neşeli bir şekilde yollarına devam ediyorlardı. Fakat biraz sonra beklemedikle­ri bir şey oldu. Hz. Âmine birdenbire rahatsızlandı. Hz. Âmine bu hastalıktan kurtulamayıp vefat edeceğini anlamıştı. Baş ucunda duran Peygamberimizin yüzüne baktı, bir rüyasını hatırladı. Şöyle dedi:

“Şayet rüyada gördüklerim doğruysa, sen Celal ve bol ikram sahibi olan Al­lah tarafından Âdemoğullarına helal ve haramı bildirmek üzere peygamber gönderileceksin. Sen, teslimiyeti, ceddin İbrahim’in (a.s.) dinini yerleştirecek­sin. Cenâb-ı Hak seni devam edegelen putlardan, putperestlikten koruyacak­tır.

“Her yaşayan ölür, her yeni eskir. Her yaşlanan zeval bulur. Evet, ben de öle­ceğim. Fakat devamlı anılacağım. Çünkü temiz bir evlat dünyaya getirdim. Ar­kamda hayırlı birini bırakıyorum.”

Hz. Âmine bundan sonra ciğerparesini Ümmü Eymen’e emanet etti. Ona iyi bakması ricasında bulundu. Çok geçmeden de ruhunu teslim etti. O sırada 30 yaşında bulunuyordu. Peygamberimiz böylece altı yaşındayken öksüz kalıyor­du. Cenâb-ı Hak, sevgili Resûlüne, küçük yaşından beri her türlü acıyı tattırıyor ve onu kemale erdiriyordu ki, ümmetine tam örnek olabilsin; ona iman edenler, peygamberlerinin çektiği sıkıntıyı hatırlayarak teselli bulsunlar, karşılaştıkları musibetlere sabretsinler…

Ümmü Eymen’in sırtına artık ağır bir yük yüklenmişti. Ağlamak hıçkırmak istiyor, fakat Peygamberimizin üzüleceğini düşünerek vazgeçiyordu. Kendini toparladı. Bundan sonra ona annesinin yokluğunu htirmeyecekti. Bunun için de elinden gelen fedakârlığı göstermeye çalışacaktı. Öz evladıymış gibi mübarek yavruyu bağrına bastı. Sonra da onu şöyle teselli etti:

“Üzülme, ağlama canım Muhammed’im! İlahî kadere karşı boynumuz kıldan incedir. Can da O’nun, mal da… Hepsi bize emanet. O, emaneti nasıl vermişse öy­le alır.”

Sevgili Peygamberimizin gözü yaşlıydı. Artık hem yetim hem de öksüz kal­mıştı. Babasının yüzünü hiç görmemişti. Bundan sonra annesinin de yüzünü göremeyecekti. Gözyaşları arasında, “Ben de biliyorum. O’nun hükmüne her zaman boyun eğerim. Fakat anne yüzü unutulmayacak bir yüzdür. O yüzü tek­rar göremem diye üzülüyorum!” dedi. Fakat kendisini toparlamakta gecikmedi. Annesine karşı son vazifesini yerine getirmek istiyordu. Yaşından beklenme­yen bir olgunluk içerisinde dadısına şöyle dedi:

“Haydi. O, emaneti sahibine teslim etti. Biz de onun naaşını toprağa teslim edelim de rahat etsin.”

Biraz sonra annelerin en şereflisini, en bahtiyarını birlik­te defnettiler.

Artık Re­sû­lul­lah’ı Mekke’ye götürme vazifesi Ümmü Eymen’e kalmıştı. Pey­gamberimizi deveye bindirdi. Birlikte yola çıktılar. Beş günlük meşakkatli bir yolculuktan sonra Mekke’ye ulaşdılar. Ümmü Eymen gözyaşları arasında Pey­gamberimizi, dedesi Abdülmuttâlib’e teslim etti. Fakat gerek dedesinin yanında bulunduğu sıralarda, gerekse onun vefatından sonra amcası Ebû Tâlib’in hima­yesinde iken, Peygamberimizin hizmetinde bulunmaktan geri durmadı. Bunu kendisi için büyük bir şeref saydı.

Aradan yıllar geçti… Peygamberimiz 25 yaşına gelmişti. Herkes onu seviyor, “Mu­hammedü’l-Emîn” diye tanıyordu. O sırada kendisinden 15 yaş büyük, dul, fakat Mekke’nin en şerefli kadını Hz. Hatice ile evlendi. Hatice validemiz zen­gindi. Bütün servetini sevgili beyinin emin ellerine teslim etti.

Peygamberimiz, bir anne şefkatiyle kendisini bağrına basan, ancak bir anne­nin yapabileceği kadar fedakârlık gösteren sevgili dadısını unutmamıştı. Ona her türlü maddi yardımda bulunuyor, bir evladın annesine duyabileceği saygı kadar hürmet gösteriyordu. Bu arada sevgili dadısının bir yuva kurmasını temin etti. Onu Ubeyd bin Zeyd ile evlendirdi.

Peygamberimiz 40 yaşına geldiğinde, Cenâb-ı Hak onu kendine muhatap seçti ve peygamberlikle vazifelendirdi. Çocukluğundan beri kendisine sadakat elini uzatan Üm­mü Eymen, başından beri onun mühim bir şahsiyet olacağını tahmin ediyordu. Çünkü gerek doğumunda gerekse doğumundan sonra birçok harika hâline şahit olmuştu. Bu sebeple onu hiçbir zaman yalnız bırakmadı. Devamlı yanında yer aldı. Davete başladığı zaman da onu yalnız bırakmadı. Te­reddütsüz iman ederek Re­sû­lul­lah’ı sevindirdi.

O devirde Müslüman olmak, akıl almaz işkenceleri peşinen kabul etmek de­mekti. Ümmü Eymen de (r.anha) bu acı işkencelerden hissesini aldı. Fakat imanın­dan zerre kadar taviz vermedi. Çünkü bu yolda ölmeyi büyük bir şeref sayıyor­du. İşkenceler tahammül edilemeyecek bir duruma geldiğinde önce Habeşis­tan’a, sonra Medine’ye hicret etti. Böylece “iki hicret” sevabı birden alıyordu.[3]Ümmü Eymen (r.a.), Mekke’de olduğu gibi Medine’de de Re­sû­lul­lah’ı bir an ol­sun yalnız bırakmadı. Hizmetinden geri durmadı.

Peygamberimizin bahtiyar dadısı mütevekkil biriydi. En zor durumlarda bile Ce­nâb-ı Hak’tan ümidini kesmez, O’nun yardım edeceğine inanırdı. Bu teslim ve tevekkülünün mükâfatını bazen peşin olarak görürdü.

Hicret ederken, Revha yakınlarında gecelemişti. Çok susamıştı. Yanında bir damla dahi su yoktu. Hiç telaşlanmadı. Çünkü kullarına karşı son derece mer­hametli olan Rabb’inin, kendisini gördüğüne ve durumunu bildiğine inancı son­suzdu. Susuz ve bitap düşmeyeceğinden emindi. Nitekim Cenâb-ı Hakk’ın yar­dımı gelmekte gecikmedi. Semadan beyaz bir urgana bağlanarak sarkıtılmış bir kova gördü. Cenâb-ı Hakk’a hamd ve şükr ederek kalktı, kovanın yanına gitti. İçi tamamıyla berrak ve buz gibi bir suyla doluydu. Kana kana içti. Tamamen su­suzluğu geçti ve rahatladı. Bu vakayı nakleden Ümmü Eymen (r.anha) şöyle der:

“Artık bundan sonra bir daha hiç susamadım.”[4]

Ümmü Eymen’in bir diğer vasfı da, gözü pek bir iman fedaisi olmasıydı. İslam davası uğruna hayatını ortaya koymaktan hiçbir şekilde çekinmezdi. Uhud Savaşı’nda bir an için mücahitler bozulmuş, hattâ savaş devam ederken bazı sahabiler Medine’ye kadar gelmişlerdi. Ümmü Eymen (r.anha) buna çok üzüldü. Onların, Peygamberimizi cephede düşman karşısında bırakıp paniğe kapılmalarından çok rahatsız oldu. Cepheyi terk eden birine şöyle çıkıştı:

“Burada öreke [iğ] var! Bari onu al da iplik bük! Kılıcını da getir, bana ver. Kadınlarla birlikte Uhud’a gidip, ben çarpışayım.”

Ümmü Eymen daha fazla du­ramadı. Bir kadın olarak kendisinin de orada yapabileceği bir şeyler elbette var­dı. Birkaç kadınla birlikte Uhud’un yolunu tuttu. Oraya vardığında hemen Re­sû­lul­lah’ın durumunu sordu. Onun sağlık haberini alınca da ferahladı. Diğer ka­dınlarla birlikte yaralıları tedavi etti. Mücahitlere su dağıttı.[5]

Bütün sahabiler gibi Ümmü Eymen de (r.anha), Peygamberimizi çok severdi. Hayatını Peygamberimize feda edebilecek bir imana sahipti. Re­sû­lul­lah’ı de­vamlı sevinçli görmek ister, onun üzülmesine hiç tahammül edemezdi. Re­sû­lul­lah ile birlikte sevinir, onunla birlikte üzülürdü. Bir gün Peygamberimiz (a.s.m.) hasta bir çocuğu kucağına al­mıştı. Çocuk hastalığın tesiriyle inliyordu. Peygamberimiz şefkatinden ağladı. Re­sû­lul­lah’ın ağladığını gören Ümmü Eymen de (r.anha) ağlamaya başladı. Peygamber Efendimiz, “Re­sû­lul­lah yanındayken niçin ağlıyorsun?” diye sordu. Ümmü Eymen (r.anha) ona olan sevgisini şöyle ifade etti:

“Re­sû­lul­lah ağlarken ben nasıl olur da ağlamam?!”[6]

Ümmü Eymen (r.anha), kocası Ubeyd bin Zeyd ile (r.a.) mesut bir hayat yaşıyordu. Hz. Ubeyd, Huneyn Savaşı’na katıldı. Kahramanca mücadele etti ve şehadet mertebesini kazandı. Ümmü Eymen (r.anha) bu haber karşısında hiç metanetini bozmadı. Şehit hanımı olmayı kendisi için büyük bir şeref saydı ve Allah yo­lunda karşılaştığı bu musibete sabretti.

Peygamber Efendimiz, kendisine annelik yapan, imanı uğrunda her türlü yokluk, çile ve ıstıraplara göğüs geren, hattâ bunun için işkencelere maruz ka­lan fedakâr dadısını tek başına bırakmadı. Bir gün Ashâbına hitaben, “Cennet ehlinden bir kadınla evlenmek isteyen, Ümmü Eymen’le evlensin.” buyurdu. Böylece onun cennetlik bir kadın olduğuna işaret ediyordu. Ümmü Eymen, Re­sû­lul­lah’ın kendisi hakkındaki bu sözünü duyunca sevinçten ne yapacağını şa­şırdı. Öyle ya, bir Müslüman için bundan daha büyük bir saadet düşünülebilir miydi?

Re­sû­lul­lah’ın davetine ilk icabet eden, evlatlığı Zeyd bin Hârise (r.a.) oldu. Hz. Zeyd genç bir sahabiydi. Ümmü Eymen gibi yaşlı bir kadınla evlenmeye sırf Allah’ın Resûl’ünü memnun edebilmek için talip olmuştu. Peygamberimizin rı­zasını dünyevi lezzete tercih etti. Bundan sonra Re­sû­lul­lah (a.s.m.) bu büyük sahabisi ile sevgili dadısını nikâhladı. İşte, babası gibi büyük bir sahabi olan İslam kumandanı Üsâme bin Zeyd (r.a.) bu evlilikten dünyaya geldi.[7]

Ümmü Eymen’in (r.anha) Peygamberimizin yanında ayrı bir yeri vardı. Bazen latifede bulunarak onun gönlünü alırdı. Fakat Peygamber Efendimiz latife ya­parken bile doğru söyler, hakikati ifade buyururdu. Muhatabını incitmeden se­vindirir, neşelendirirdi. Hz. Ümmü Eymen bir defasında Re­sû­lul­lah’ın huzuruna girerek, “Bana bir binek temin ediniz.” diye ricada bulundu. Re­sû­lul­lah (a.s.m.), “Seni dişi devenin yavrusuna bindireceğim.” buyurdu. Ümmü Eymen (r.anha), Re­sû­lul­lah’ın nüktesini anlamadı. “Ey Allah’ın Resûl’ü, yavrunun beni taşımaya gücü yetmez. Hem ben deve yavrusu istemiyorum ki!” dedi. Peygamberimiz sö­zünü tekrarladı: “Seni ancak dişi bir devenin yavrusuna bindireceğim.” buyur­du.[8]Böylece Yüce Peygamberimiz, şaka yaparken dahi hakikati beyan ediyordu. Her deve, dişi bir deveden doğması sebebiyle dişi devenin yavrusu değil miy­di?

Ümmü Eymen (r.anha), Peygamberimizin vefatında yanında bulundu. Gözyaş­larını tutamıyordu. Ona, “Niçin bu kadar ağlıyorsun?” dediler. “Ben vahyin ke­silmesine ağlıyorum!” cevabını verdi.

Bu büyük İslam kadınına Peygamberimizden sonra Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer de layık olduğu hürmeti gösterdiler. Çünkü Re­sû­lul­lah’ın değer verdiği kimseler sahabile­rin yanında da kıymetliydi. Bu sebeple zaman zaman ziyare­tine giderler, varsa ihtiyaçlarını görürlerdi. O da dua ederdi.[9]

Yaşı bir hayli ilerleyen Ümmü Eymen (r.anha), Hz. Osman’ın halifeliğinin ilk yıllarında vefat etti. Onun rivayet ettiği bir hadis-i şerif şöyledir:

“Hiçbir farz namazı kasten terk etme. Kim namazı kasten terk ederse, Allah ve Resûl’ünün koruma ve teminatından mahrum kalır.”[10]


________________________________

[1]el-İsâbe, 4: 432; Tabakât, 8: 223.
[2]Tabakât, 1: 116.
[3]Üsdü’l-Gàbe, 5: 408.
[4]Tabakât, 8: 224; Hayâtü’s-Sahâbe, 3: 459; el-İsâbe, 4: 432.
[5]Tabakât, 8: 225.
[6]Tecrid Tercemesi, 4: 381.
[7]el-İsâbe, 4: 432; Tabakât, 8: 224.
[8]Tabakât, 8: 224.
[9]Müslim, Fezâilü’s-Sahâbe: 103.
[10]Müsned, 6: 421.

 

 
Etiketler: HANIM, SAHABİLERİN, İZİNDEN, -21,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
04 Haziran 2020
NİSAN ÖNCESİ NİSAN SONRASI
52 Okunma.
30 Mayıs 2020
KORKTUĞUMUZ BAŞIMIZA GELMESİN
100 Okunma.
23 Mayıs 2020
BURUK VEDA
243 Okunma.
14 Mayıs 2020
NORMALLEŞMENİN İLK DENEMELERİ
212 Okunma.
09 Mayıs 2020
DÜNYA YETİMLER GÜNÜ
158 Okunma.
30 Nisan 2020
KORONA GÖLGESİNDE RAMAZAN
204 Okunma.
21 Nisan 2020
KORONA RUTİNLERİMİZ
387 Okunma.
16 Nisan 2020
KORONALI GÜNLER
223 Okunma.
11 Nisan 2020
KUSURSUZ AVRUPA! ÜSTÜN BATI MEDENİYETİ!
264 Okunma.
28 Mart 2020
SALGIN VE PROVAKASYON
256 Okunma.
21 Mart 2020
ŞUUR OLMAYINCA EMEK ÇÖPE GİDİYOR
319 Okunma.
14 Mart 2020
KORONAVİRÜS FIRSATÇILARI
328 Okunma.
09 Mart 2020
YOLLAR
224 Okunma.
07 Mart 2020
RABBİM HUDEYBİYE’YE ÇEVİRSİN
223 Okunma.
29 Şubat 2020
SERDENGEÇENLER
311 Okunma.
27 Şubat 2020
HAYATIN RENKLERİ / RENKLİ HAYATLAR
290 Okunma.
22 Şubat 2020
REYTİNG CANAVARININ SON KURBANI: ATAKAN
287 Okunma.
19 Şubat 2020
HAYATA DAİR
285 Okunma.
15 Şubat 2020
AH BE KADİR…
355 Okunma.
13 Şubat 2020
KEŞKE DEMEDEN ÖNCE
266 Okunma.
08 Şubat 2020
GEÇMİŞ OLSUN TÜRKİYEM..
327 Okunma.
31 Ocak 2020
ÖNCE DUYARLILIK
369 Okunma.
25 Ocak 2020
ÇOCUKLARIMIZ..
350 Okunma.
18 Ocak 2020
DUYGU DÜNYAMIZ
244 Okunma.
11 Ocak 2020
YENİDEN ISINAN ORTADOĞU AKREP VE KURBAĞA
361 Okunma.
04 Ocak 2020
İDLİP’TEKİ BEBEKLER İÇİN
307 Okunma.
28 Aralık 2019
YERLİ OTOMOBİL “TOGG”
377 Okunma.
27 Aralık 2019
RİBAL SALGINLARA DİKKAT
190 Okunma.
21 Aralık 2019
GEÇ KALMAYALIM
253 Okunma.
14 Aralık 2019
AFRİKA'NIN UMUDU OLMAK
310 Okunma.
07 Aralık 2019
CEREN YENİDEN DOĞMAYACAK
272 Okunma.
30 Kasım 2019
SOĞUKLARA DİKKAT
426 Okunma.
28 Kasım 2019
AİLEDE YABANCILAŞMAK
421 Okunma.
23 Kasım 2019
İNSANOĞLU
416 Okunma.
18 Kasım 2019
ÜMİTSİZLİK
410 Okunma.
16 Kasım 2019
NE OLUYORUZ!
351 Okunma.
09 Kasım 2019
AKSARAY’DAKİ NASİPSİZ ANNELER
430 Okunma.
02 Kasım 2019
VOLTAJDAKİ DALGALANMA CEP YAKIYOR
571 Okunma.
26 Ekim 2019
DEVLET, ZİNCİR SOYGUNCULARA “BEN BURADAYIM” DESİN!
501 Okunma.
19 Ekim 2019
BARIŞ PINARINDA DEZENFORMASYON KONSORSİYUMU
427 Okunma.
12 Ekim 2019
POPÜLER İHANET
387 Okunma.
05 Ekim 2019
URFALI BEKLİYOR
490 Okunma.
28 Eylül 2019
TEŞEKKÜRLER
489 Okunma.
21 Eylül 2019
DÜNYA ŞEHİRLERİ KLASMANI VE URFA
475 Okunma.
14 Eylül 2019
ALLAH HAYRA ÇEVİRSİN
759 Okunma.
07 Eylül 2019
KARANLIĞIN BEKÇİLERİ SÖZDE AYDINLAR
553 Okunma.
31 Ağustos 2019
KADINA YÖNELİK ACZİYET
630 Okunma.
24 Ağustos 2019
ORMAN YANGINLARI
481 Okunma.
17 Ağustos 2019
BAYRAM MATEM OLDU
548 Okunma.
15 Ağustos 2019
KURBAN VE BAYRAM
423 Okunma.
10 Ağustos 2019
“ALLAH ANCAK TAKVA SAHİPLERİNDEN KABUL EDER”
531 Okunma.
03 Ağustos 2019
“BU TESİSE BU PERSONEL YAKIŞMIYOR”
463 Okunma.
27 Temmuz 2019
ÇİFTLİK KAFASI MEMLEKET İDARESİ
497 Okunma.
19 Temmuz 2019
ABDULLAH BİN SÜHEYL (R.A.)
402 Okunma.
18 Temmuz 2019
BİR MEKTUP
455 Okunma.
13 Temmuz 2019
NASIL BU HALE GELDİK!
1077 Okunma.
06 Temmuz 2019
SICAKLARA DİKKAT
480 Okunma.
03 Temmuz 2019
AFRA BİNTİ UBEYD (R. ANHA)
521 Okunma.
29 Haziran 2019
“SANCAK ŞEHRİ URFA” VE SOSYAL DOKUNUN ÇÜRÜYÜŞÜ
544 Okunma.
22 Haziran 2019
ÇOCUKLARDA GECE TERÖRÜ
533 Okunma.
15 Haziran 2019
KARNE HEYECANI
677 Okunma.
13 Haziran 2019
ÜMMÜ EYMEN (R.ANHA)
526 Okunma.
12 Haziran 2019
ZEYNEP BİNT-İ HUZEYME
460 Okunma.
08 Haziran 2019
BAYRAM, TRAFİK VE BİLANÇO
538 Okunma.
01 Haziran 2019
RAMAZAN NASIL GEÇTİ?
508 Okunma.
27 Mayıs 2019
TV VE İNTERNET PRANGASI
486 Okunma.
25 Mayıs 2019
ÖTELEDİĞİMİZ RUH SAĞLIĞI 2
514 Okunma.
18 Mayıs 2019
ÖTELEDİĞİMİZ RUH SAĞLIĞI (1)
510 Okunma.
11 Mayıs 2019
ÖYLE BİR ZAMANDA GELDİ Kİ RAMAZAN-I ŞERİF
639 Okunma.
04 Mayıs 2019
SUÇ VE CEZA
594 Okunma.
27 Nisan 2019
YARGIDAN MİDEMİZ BULANIYOR
681 Okunma.
24 Nisan 2019
NEDEN BU KADAR ZOR Kİ?
598 Okunma.
20 Nisan 2019
TOPLUMUN YABANCILAŞMASI DEĞİŞEN DEĞER YARGILARI
731 Okunma.
13 Nisan 2019
EY OĞUL…
649 Okunma.
06 Nisan 2019
10 YILDA YARIM MİLYON VE BEKLEYEN SORUNLAR
632 Okunma.
30 Mart 2019
BİZ “İLLE DE HÜRRİYET” DİYORUZ PEKİ YARIN NE OLACAK?
725 Okunma.
23 Mart 2019
GOLAN TEPELERİ VE 52 YILDIR UYUYAN UYDU ARAP REJİMLERİ
677 Okunma.
16 Mart 2019
YENİ ZELANDA’DA 49 ŞEHİT
655 Okunma.
13 Mart 2019
MUTLULUĞUN RESMİ
651 Okunma.
09 Mart 2019
KLASİK 8 MART VE PEMBE RESİMLER
684 Okunma.
02 Mart 2019
HASRETE YOL ALMAK
1502 Okunma.
23 Şubat 2019
ÇOCUK YAŞTA EVLİLİK VE DOMİNO TAŞI
669 Okunma.
16 Şubat 2019
İBRETLİK
842 Okunma.
09 Şubat 2019
“İNSAN”
1042 Okunma.
02 Şubat 2019
“SEMAH MÜBAREK” ADIN “CRİSTİNA” OLSA
1006 Okunma.
26 Ocak 2019
DİJİTAL SİYASET – GOYGOYCU TAYFA
1027 Okunma.
19 Ocak 2019
NEREDE ADALET
964 Okunma.
05 Ocak 2019
“HADİ BE OĞLUM” ‘HADİ BE İNSAN’
1058 Okunma.
29 Aralık 2018
ORTA SINIFIN YOK OLUŞU
1020 Okunma.
22 Aralık 2018
VEFA
1042 Okunma.
08 Aralık 2018
ÇOCUKLAR YANSIMADIR
951 Okunma.
01 Aralık 2018
EKONOMİK KRİZ “DEĞİL” VİCDANİ KRİZ
1082 Okunma.
24 Kasım 2018
ÖRNEK YAŞAMLAR- 5 HZ.FATIMA (2)
1185 Okunma.
17 Kasım 2018
ÖRNEK YAŞAMLAR 5
1110 Okunma.
03 Kasım 2018
ÖRNEK YAŞAMLAR- 4
1086 Okunma.
20 Ekim 2018
ANNEANNE VE BABAANNE OLMAK
1901 Okunma.
18 Ekim 2018
ÖRNEK YAŞAMLAR- 3
833 Okunma.
16 Ekim 2018
ÖRNEK YAŞAMLAR- 2
837 Okunma.
13 Ekim 2018
ÖRNEK YAŞAMLAR- 1
856 Okunma.
06 Ekim 2018
MANİPÜLASYON VE KARŞI MANİPÜLASYON
1268 Okunma.
29 Eylül 2018
MUHARREM VE AŞURE
1609 Okunma.
15 Eylül 2018
YERLİ VE MİLLİ AMERİKALILAR
1567 Okunma.
08 Eylül 2018
MEVSİM DEĞİŞİRKEN
1618 Okunma.
01 Eylül 2018
BAYRAMIN ARDINDAN
2071 Okunma.
08 Ağustos 2018
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN -29
1968 Okunma.
06 Ağustos 2018
MESİRE ALANLARI VE KIYMET BİLMEK
847 Okunma.
04 Ağustos 2018
GAP VADİSİ
1109 Okunma.
28 Temmuz 2018
KAYNANALAR VE GELİNLER
1872 Okunma.
21 Temmuz 2018
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN -28
2078 Okunma.
07 Temmuz 2018
LÜTFEN DOĞURMAYIN
1777 Okunma.
30 Haziran 2018
ÇOCUK OYUN GURUPLARI VE SÜS HAVUZLARI
1485 Okunma.
27 Haziran 2018
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN -27
1039 Okunma.
25 Haziran 2018
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN -26
883 Okunma.
23 Haziran 2018
SEÇİME DOĞRU
1158 Okunma.
14 Haziran 2018
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN -25
1360 Okunma.
06 Haziran 2018
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN -24
1396 Okunma.
02 Haziran 2018
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN (23)
1091 Okunma.
31 Mayıs 2018
HAMNE BİNT-İ CAHŞ (R.ANHA)
1091 Okunma.
23 Mayıs 2018
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN -22
1122 Okunma.
19 Mayıs 2018
HOŞ GELDİN YA ŞEHRİ RAMAZAN
1153 Okunma.
15 Mayıs 2018
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN -20
1177 Okunma.
12 Mayıs 2018
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN -19
987 Okunma.
08 Mayıs 2018
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN -18 (3. VE SON BÖLÜM)
1103 Okunma.
07 Mayıs 2018
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN -18 (2. BÖLÜM)
1011 Okunma.
05 Mayıs 2018
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN -18
1158 Okunma.
02 Mayıs 2018
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN -17
1169 Okunma.
28 Nisan 2018
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN -16
1273 Okunma.
14 Nisan 2018
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN -15
1585 Okunma.
07 Nisan 2018
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN -14
1443 Okunma.
31 Mart 2018
BİR HİKÂYE
1957 Okunma.
17 Mart 2018
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN -13
1621 Okunma.
10 Mart 2018
HZ. PEYGAMBER’İN (SAV) MISIRLI EŞİ
2161 Okunma.
03 Mart 2018
ŞEHİTLERİMİZE..
1561 Okunma.
17 Şubat 2018
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN (12)
1667 Okunma.
10 Şubat 2018
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN (11)
1696 Okunma.
03 Şubat 2018
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN (10)
1286 Okunma.
27 Ocak 2018
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN (9)
1481 Okunma.
17 Ocak 2018
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN (8)
1472 Okunma.
13 Ocak 2018
ÇOCUKLAR ÖLMESİN
1506 Okunma.
02 Ocak 2018
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN (7)
1360 Okunma.
30 Aralık 2017
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN (6)
1290 Okunma.
23 Aralık 2017
ABD’YE KUDÜS TOKADI!
1505 Okunma.
16 Aralık 2017
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN (5)
1323 Okunma.
08 Aralık 2017
KUDÜS VE MESCİD-İ AKSA
1541 Okunma.
25 Kasım 2017
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN (4)
1436 Okunma.
21 Kasım 2017
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN (3)
1364 Okunma.
18 Kasım 2017
ANNEYE ÖZLEM
1798 Okunma.
11 Kasım 2017
HANIM SAHABELERİN İZİNDEN (2)
1401 Okunma.
31 Ekim 2017
VAZGEÇİLMEZ İKİLİ
1838 Okunma.
26 Ekim 2017
HANIM SAHABELERİN İZİNDEN (1)
1667 Okunma.
21 Ekim 2017
ALİYA’YI ANLAMAK (2)
1505 Okunma.
20 Ekim 2017
ALİYA’YI ANLAMAK (1)
1526 Okunma.
Haber Yazılımı