Yazı Detayı
15 Mayıs 2018 - Salı 09:37 Bu yazı 389 kez okundu
 
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN -20
Ayser POLAT
 
 

İmanıyla, inancıyla, yaşamıyla, sözleri ve davranışıyla biz hanımlar için birer rehber olan hanım sahabelerimizin hayatları, annelerimiz ve kızlarımız için muhakkak bilinmesi gereken yaşamlardır. Yaşadıkları sıkıntılı dönemlerde onca zulme katlanarak İslam'ı müdafaa eden hanım sahabeler, ömürlerini mücadeleye adayarak kendilerinden sonra gelecek nesillere üstün bir şahsiyet miras bırakmıştır.

******

Hayatlarını okuduğumuz bu şahsiyetleri, değerli hanım okurlarımıza sunmak da bir vecibedir. Çünkü yeni gelen nesiller örnekler görmek isterler ve onlara kendi İman sahibi şahsiyetleri işaret etmezseniz, başkaları bu boşluğu kendi örnekleri ile doldurur.

ÜMMÜ HARAM (R.ANHA)

“Kıbrıs’ın manevi bekçisi” olarak bildiğimiz “Hala Sultan”ın asıl adı “Ümmü Haram”dır (r.anha). Re­sû­lul­lah’ın müjdesine mazhar olabilmek için yaşlı hâlinde Me­di­ne’den kalkıp Kıbrıs’a kadar gelen ve orada şehit olan bu büyük İslam mücahidesi, meşhur sahabi Enes bin Mâlik’in (r.a.) teyzesidir. Yine büyük sahabi Haram bin Mil­han’ın (r.a.) kız kardeşi, Peygamberimizin de teyzeleri tarafın­dan akrabası, aynı zamanda sütteyzesidir. İslam’dan önce Amr bin Kays ile ev­lenmişti. İslamiyet’in Medine’de yayıldığı ilk yıllarda Müslüman oldu. Kocasını da Müslüman olmaya davet etti. Fakat o bunu kabul etmedi. Bir müşrikle haya­tını devam ettirmek istemeyen Ümmü Haram (r.anha), kocasından ayrılmakta te­reddüt göstermedi. Bir müddet sonra da meşhur sahabi Ubâde bin Sâmit’le (r.a.) evlendi.

Peygamberimiz, sütteyzesi olan bu büyük İslam kadınının evini şereflendi­rir, zaman zaman ziyaret ederek gönlünü alırdı. Bazen “öğle uykusu”nu orada uyuduğu da olurdu. Ümmü Haram da (r.anha) Re­sû­lul­lah’a ikram ve izzette kusur etmez, ona hizmet etmeyi kendisi için büyük bir şeref sayardı.

Bir gün yine Peygamberimiz onu ziyaret etmiş, biraz sohbet ettikten sonra uyumuştu. Biraz sonra uyandı. Tebessüm ediyordu. Ümmü Haram (r.anha) buna bir mana veremedi. “Yâ Re­sû­lal­lah, anam babam size feda olsun! Niçin gülü­yorsunuz?” diye sordu. Peygamberimiz cevap verdi: “Ey Ümmü Haram, üm­metimden bir kısmının gemilere binip kâfirlerle savaşmaya gittiğini gör­düm.”

Ümmü Haram heyecanlanmıştı. Onlardan biri olmayı arzu etti. “Yâ Re­sû­lal­lah, dua etseniz de ben de onlardan biri olsam!” diye ricada bulundu. Re­sû­lul­lah (a.s.m.) onu kırmadı, “Yâ Rabbi, bunu da onlardan eyle!” diye duada bulundu. Sonra yeniden uyumak üzere tekrar uzandı.

Fazla bir zaman geçmemişti ki, yine tebessüm ederek uyandı. Ümmü Haram, gülmesinin sebebini sordu. Re­sû­lul­lah (a.s.m.), “Bu defa da ümmetimden bir kısmının, padişahların tahtlarına kuruldukları gibi debdebeli bir hâlde gazaya gittiklerini gördüm.” Ümmü Haram, Peygamberimize tekrar dua etmesi ricasın­da bulundu. Kendisinin de onların arasında olmayı arzu ettiğini söyledi. Fakat Re­sû­lul­lah (a.s.m.) bunu kabul etmedi. “Sen öncekilerdensin.” buyurdu.

Aradan yıllar geçti. Peygamberimizin vefatından sonra, kocası Ubâde bin Sâmit (r.a.), Humus’ta tebliğ vazifesinde bulunmak üzere görevlendirildi. Bir­likte Humus’a gittiler. Uzun bir müddet orada İslamiyet’in neşri için gayret gös­terdiler.

Hz. Osman’ın halifeliği devriydi… Hz. Ebû Bekir devrinden beri yapılan fetihlerle İslam Devleti’nin hudutları bir hayli genişlemişti. Fakat fethedilmesi gereken daha birçok yer vardı. Bunlardan biri de stratejik önemi sebebiyle Kıbrıs’tı. Şam Valisi Hz. Muâviye bu adayı fethetmeyi çok arzuluyordu. Bunun için teklifte bulunduysa da, Hz. Osman, henüz vaktinin gelmediği düşüncesiyle bu­nu kabul etmedi. Fakat Muâviye’nin ısrarı neticesinde buna izin verdi.

Hz. Muâviye bu izne çok sevindi. Kısa zamanda bir donanma düzenledi. Ubâde bin Sâmit ile (r.a.) hanımı Ümmü Haram da (r.anha) bu orduya iştirak etti­ler. Hz. Ümmü Haram o sırada 86 yaşında bulunuyordu.

Kıbns Seferi, Müslümanların ilk deniz seferiydi. Dolayısıyla yolculuk esna­sında birçok güçlükle karşılaşıldı. Ümmü Haram (r.anha), yaşından umulmaya­cak şekilde gayet sakindi. Yolculuğun verdiği meşakkatten dolayı şikâyette bu­lunmuyordu. Re­sû­lul­­lah’ın kendisine verdiği müjdeyi hatırlıyor, o müjdenin ta­hakkukunu arzuluyordu. Cenâb-ı Hakk’ın şehitlere ihsan edeceği ikramları dü­şünüyor, sıkıntılara aldırış etmiyordu. Bu hâli mücahitlere örnek teşkil ediyor, sabırlarını artırıyordu.

Uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra donanma Kıbns’a ulaştı. Önce Kıbrıslıları Müslüman olmaya davet ettiler. Kabul edilmeyince cizye vermeleri tekli­finde bulundular. Rumlar buna da yanaşmadılar. Artık savaş kaçınılmazdı. Ümmü Haram (r.a.) yerin­de duramıyor, bir an önce neticeye varmak için sabır­sızlanıyordu. Nihayet savaş baş­la­dı. Mücahitler yıldırım hızıyla taarruza geçti­ler ve kısa zamanda Rum donanmasını mağ­lup ettiler. Sonra da bir çıkarma yap­tılar. Artık savaş karada devam ediyordu. Rum­lar daha fazla karşı koyamadılar.

Cizye vermeyi kabul ederek barış teklifinde bulundular. Böylece Kıbrıs, Hicret’in 28. yılında fethedildi.

Savaş sonrasında İslam ordusu Şam’a dönüyordu. Ümmü Haram (r.a.), şehitliğe nail olmamanın üzüntüsünü yaşıyordu. Fakat şehitlik bu mübarek hanım için takdir edilmişti ve mutlaka gerçekleşecekti. Nitekim birdenbire atı huysuzlandı. Ümmü Haram (r.a.) düşerek, çok özlediği şehadet mertebesine kavuş­tu. Böylece Cenâb-ı Hakk’ın “Ölüler demeyiniz.” buyurduğu şehitler kervanına o da katıldı.[1]

Kıbrıs’ın fethinin sembolü Ümmü Haram’ın (r.anha) kabri, Larnaka yakınlarında bulunan Tuz Gölü kıyısındadır. Yüzyıllardır oradan feyiz ve bereket saçmakta­dır. Kabri devamlı ziyaret edilir.

Kıbrıs uzun yıllar Müslümanların idaresinde kaldı. Bir ara tekrar Hıristiyan­ların eline geçti. Fakat 1570 yılında Osmanlılar tarafından fethedilerek yine Müslümanların eline geçti. Osmanlılar Ümmü Haram’ın (r.anha) kabrini imar etti­ler. Türbe yaptılar ve “Hala Sultan” ismini koydular. Yıllarca da Hala Sultan’ın kabri hizasından geçerken, hür­meten top ateşiyle onu selamladıkları rivayet edilir.

Allah ondan razı olsun!

 [1]Tabakât, 8: 433-434; Müsned, 6: 361; Üsdü’l-Gàbe, 5: 574; el-İsâbe, 4: 441; Müslim, İmâre: 160.

 
Etiketler: HANIM, SAHABİLERİN, İZİNDEN, -20,
Yorumlar
Diğer Yazılar
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN -28
MUTLULUĞUN RESMİ
LÜTFEN DOĞURMAYIN
ÇOCUK OYUN GURUPLARI VE SÜS HAVUZLARI
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN -27
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN -26
SEÇİME DOĞRU
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN -25
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN -24
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN (23)
HAMNE BİNT-İ CAHŞ (R.ANHA)
KEŞKE DEMEDEN ÖNCE
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN -22
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN -21
HOŞ GELDİN YA ŞEHRİ RAMAZAN
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN -19
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN -18 (3. VE SON BÖLÜM)
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN -18 (2. BÖLÜM)
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN -18
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN -17
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN -16
HAYATIN RENKLERİ / RENKLİ HAYATLAR
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN -15
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN -14
BİR HİKÂYE
YOLLAR
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN -13
HZ. PEYGAMBER’İN (SAV) MISIRLI EŞİ
ŞEHİTLERİMİZE..
ÇOCUKLARIMIZ..
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN (12)
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN (11)
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN (10)
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN (9)
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN (8)
ÇOCUKLAR ÖLMESİN
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN (7)
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN (6)
ABD’YE KUDÜS TOKADI!
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN (5)
KUDÜS VE MESCİD-İ AKSA
AİLEDE YABANCILAŞMAK
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN (4)
HANIM SAHABİLERİN İZİNDEN (3)
ANNEYE ÖZLEM
HANIM SAHABELERİN İZİNDEN (2)
VAZGEÇİLMEZ İKİLİ
HANIM SAHABELERİN İZİNDEN (1)
ALİYA’YI ANLAMAK (2)
ALİYA’YI ANLAMAK (1)
Bizim Gazete
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Alıntı Yazarlar
Şanlıurfa
Sıcak
Güncelleme: 22.07.2018
Bugün
27° - 40°
Pazartesi
26° - 39°
Salı
26° - 40°
Şanlıurfa

Güncelleme: 22.07.2018
İmsak
03:34
Sabah
05:15
Öğle
12:38
İkindi
16:26
Akşam
19:50
Yatsı
21:22
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Arşiv Arama
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı