Yazı Detayı
07 Ekim 2019 - Pazartesi 09:17 Bu yazı 371 kez okundu
 
GARİP CAMİLER VE DİYANETİN DİNDEN BİHABER ZAMANE HOCALARI
Mehmet POLAT
 
 

 Müslümanlar, Kur'an hayatta nasıl uygulanacak, sorusundan kaçmak için, Kur'an'ın nasıl okunması gerektiği hususunda geniş bir ilim ürettiler. Din hurafeleri yok etmese, hurafeler dini yok eder. Ben olsam Müslüman Doğu'daki tüm mekteplere "eleştirel düşünme" dersleri koyardım. Batı'nın aksine Doğu bu acımasız mektepten geçmemiştir. Ve birçok zaafın kaynağı budur. (A. İzzetbegoviç)

 Nesini ya da neresini anlatayım. Her tarafından lime lime dökülen, basireti körelmiş, ufku dar, gözleri halkın eline ve cebinde olan, çıkarcı, hâk, hukuk anlatmaktan imtina edip kaçan, korkak, kişiliksiz bir camia. Efendimiz, Ümmetimden iki sınıf (zümre) bozulursa "Ulemâ ve ümerâ" ümmet bozulur, buyurduğu zamandayız. 

Bu zümreler bırakın bozulmayı, an itibariyle kokuşmaya başlamıştır. Neden bir "Oflu Hoca, İhsan Şenocak, Nurettin Yıldız" gibi şahsiyetleri örnek alıp haykırmıyorsunuz? Bu hayata hükmetmesi gereken dini, camiye hapsetmek olağan bir durum mu? İlahi nizâmın gereği, bedel ödemek ,yerinden yurdundan sürgün olmak, gerekirse zindanlara atılmayı emreder. Var mı bu zorluklar dünyanızda? Hele bir ahvâlinizi, zihninizde canlandırın. Camilere gömdüğünüz dini, orada da yaşamıyor, yaşatamıyorsunuz. Allah, eğer ayakta durup namaz kılma mecaliniz yoksa, oturarak, oturamıyorsanız uzanarak kılınız, demiyor mu? Peki camilerin (birçoğunda) arka taraflarda düzdüğünüz kürsüler, sandalye ve kanepeler ne oluyor? Bu mekânları kiliselere benzetmek amacını mı güdüyorsunuz? Bunları dışarı atmak çok mu zor? Bu konuda en ufak bir dahlinizi göremiyoruz maalesef.

 Sarık olarak taktığınız, resmi ideolojiyi sembolize eden "diyanetin o kavuğu"yla namaz kılınır mı? Hiç tartışma konusu yapıp, bunun sarıkla ne alakası var, diye kendi aranızda konuştunuz mu? Camiler yardım toplama yerleri mi ki ballandıra ballandıra cemaate anlatıp, henüz namazın orta yerindeyken, kapıda avazı çıktığı kadar "Camiye yardım!" diye insanları bağırttırıyorsunuz. Hiç mi yüzünüz kızarmıyor? 

 Falan filan isimleri kullanarak "mevlit okuma" grupları oluşturmuşsunuz. Halkın saf, temiz duygularını menfaatlerinize alet ederek, sömürüyorsunuz. Bu nedir, denildiğinde de İslâm'a hizmettir, buhtânını ortaya atıyorsunuz. Rahmetli Timurtaş Hoca'nın dediği gibi "Bu tarikat mı yoksa İslâm'a karşı kurulmuş bir barikat mı?" örneğini baz alırsak meslek hâline getirdiğiniz bu icraatiniz, acaba bir hizmet mi veyahut tükenmişliğinizi gösteren bir hezimet mi? Takdiri sağduyulu Müslümanlara bırakarak, şunu vurgulamak istiyorum: Düşün artık, bu iyi niyetin kurbanı olmuş olan halkın yakasından.

 Siz ki "dünyalık birkaç kuruşu" kapmak için bin bir takla atarak, "mevlit okuma" ücreti için milletle pazarlık yapıyorsunuz. Hele bir söyleyin, var mı Resulullah'ın dininde böyle bir iğrençlik? Sizi gidi bre utanmazlar! Yetkililere (Diyanet Ş.Urfa Müftülüğü) sesleniyorum. Para için "mevlit okuyan, mezar başında tâlkında bulunan ya da bir nikâh kıyan" ismi sözde hoca olan, bu güzel dinin bezirgânlığını adet edinenler hakkında yasal işlem yapmaya davet ediyorum. Bilsinler ki yumuşak huylu atın "çiftesi" pektir.

 Allah'ın dini bahis konusu olduğu zaman "kükremiş seller gibi" bendinizi çiğnemeniz gerekirken, pısırık kediler misali ya susuyorsunuz ya da sıvışıp orayı terk ediyorsunuz. Çünkü bağlı olduğunuz kuruma ve halka karşı gebeliğiniz var. "Ya oturduğum lojman elimden giderse, maaşımdan bir kesinti olursa ya da sürgün edilirsem " gibi kaygılarınızdan dolayı hep kaçamak yolları seçip kolaya kaçıyorsunuz. Bu dini savunmak her babayiğidin harcı değildir. Mangal gibi bir yüreğe, sahip olmak lâzım ki oluşabilecek sıkıntılara katlanabilelim. İşin sonunda şehit olmak var, evlâd-ı iyâlı terk etmek var, zindanlarda da ömür tüketip, hayatının baharında gül gibi solarak bu dünyadan göçüp gitmek var. Ama tüm bu zorluklar amel defterimizin hanesine artı olarak dönecekler.

 Bakıyorum "ahiret hayatını kazanma" diye bir derdiniz, davanız yok. Derdi, davası olan kişilerin hedefleri de büyük olur. Oysa vaat edilen, Cennetmekân Derviş Hoca'nın anlatımıyla hep ucuz Cennet'lerdir. Varsa böyle bir Cennet bana da gösterin, Rahmetli derdi. "Ucuz et"in tiridi olmaz, sözünün şuurunda olalım. 

 Deruhte ettiğiniz bu kutlu görev "salla başı, al maaşı" türünden bir iş değildir. Resmi gibi görünse de sorumluluk isteyen, ağır bir yüktür. Tabi bilenler için, halkla (insanlarla) çok sağlam bir diyalogunuz ve iletişiminiz olacak. Çevreye olan duyarlılığınız sizleri garibanların, eroincilerin, millete zarar veren, ailelerin evlerine sevk edecek. Sorunları yerinde görüp, çözüm yollarını göstereceksiniz. En azından (minimum düzeyde) on tane genci üzerinize zimmetleyeceksiniz. Çevrenin problemlerini hutbelerinizde dile getirip, çareler üreterek cemaatinize moral ve motivasyon aşılayacaksınız. Elinize tutuşturulan, İslâm'ın içtimâi hayatını ve siyasi konumunu içermeyen, sözüm ona hutbe metinlerini papağan gibi okumak marifet değildir. 

 Bu seferlik bu kadar diyor, kimse öküz altında "buzağı " aramasın. Duyarlı kişiler bahsimizin dışındalar. Vesselâm…

 
Etiketler: GARİP, CAMİLER, VE, DİYANETİN, DİNDEN, BİHABER, ZAMANE, HOCALARI,
Yorumlar
Haber Yazılımı