Yazı Detayı
15 Aralık 2020 - Salı 09:56 Bu yazı 174 kez okundu
 
BU HALE NEDEN GELDİK?
Ejder AŞİT
ejderasit@gmail.com
 
 

Allah’ın rızasını dileyenler kınayıcıların kınamasından, zalimlerin zulmünden, münafıkların fitnesinden, fasıkların tehdidinden korkmaz. Dinin yalnızca Allah’a ait olduğunu bilir ve inanır, hayatını ona göre tanzim eder, mükâfatını da O’ndan bekler.

 

Her defasında yazmamıza rağmen içimizdeki dinci hainlerin kurduğu tuzaklara düşmekten kurtulamıyoruz. Neden? Sureti haktan görünüp din libasına bürünen şeytanlar, insanın zaaflarından faydalanıp en ince yerinden türlü şekillerle yaklaşarak Allah’ın emirlerini unutturabiliyorlar.

 

İlk insan Hz. Âdem’de bu zaafın kurbanıydı. Rabbin açık ihbarıyla İblisi düşman bilmesine rağmen şeytani tekliflere kapılıp aciz kalmış, azim ve dirayetini koruyamamış yasak ağaca yaklaşmıştı. ‘’Doğrusu bundan önce söz almıştık (bilgilendirme yapmıştık) da o unuttu. Âdem’i azimli bulmadık(Taha süresi:115)’’

 

Samiri Hz. Musa’nın takipçisiydi. Firavun’un zulmünden büyük göçe katılarak nehri geçip kurtarılan müminlerden biriydi. Hz. Musa Sina dağına Rabbine verdiği sözü yerine getirmeye gittiğinde israiloğullarını din tandanslı sözlerle kandırıp yoldan çıkardı. İlahı cisimleştirdi, cisme yücelik yükledi. ‘İşte sizin ve Musa’nın Tanrısı budur fakat o (Musa) unuttu (Taha süresi 88).

 

Hz. Musa’nın vekili Hz. Harun’u etkisiz kılacak kadar dindar ve insanları din ile etkileyecek kadar hitabı kuvvetli olmalı. Çünkü Hz. Musa yerine vekil kardeşini neden engel olmadın diye saçı sakalından tutup sorgularken aldığı cevap hayretlerimizi artırıyor: ‘’Ey Kardeşimin oğlu! Sakalımı ve saçımı çekiştirmeyi bırak. İsrailoğullarıyla aramı ayırdın ve sözümü gözetmedin demenden çekindim(Taha süresi-94)

 

Tevhidi tarih’te, müminler bu kişilerin kurbanları. Din itibar ve rızık kapısı görülmüştür. İblis kadar ilmi birikimleri iman şerbetinin tadına varmaktan onları alıkoymuş denizin ortasında sussuz kalmışlardır.

 

Sorunlarımızın altını kırmızı kalem ile kalın çizgilerle derin çizmek gerekir. Allah’ın kitabındaki vurgulara bakan yok. Ayetler tartışmalarda egolara kurban veriliyor, silah olarak kullanılıyor. Kibirli gözlerden din akıyor. Fosseptik çukuru. Zemzem ile yıkasan da temizlenmez. Murdar olmuş beden. Kalp işgal altında yıkıldı-yıkılacak.

 

 

 

Davet ettiğini iddia eden şu zevzeklerin hatalarından insanlar dinde uzaklaşıyor.  Sonu -izm olarak tanımlanan ve adı doğru dürüst telaffuz edilemeyen urlar türüyor. Sonra bu başımıza nereden geldi denilerek devanın peşine düşülüyor.

 

Kim bunlar? İsmin A veya B olması pek de önemli değil. Vahyin metodu ilkeler üzerinden konuşulduğunda boşlukların doldurulması zor olmayacaktır. Dolayısıyla İsimler üzerinden değil ilkeler doğrultusunda konuşmak gerekir.

 

BELLİ BAŞLI YAPILAR:

1- Dini Hüviyetli Cemaatler: Cemaatler fonksiyonları yitirdi. Güç zehirlenmelerine uğradılar. 28 Şubatın sefaletini iliklerinde yaşadıktan sonra sınandıkları nehirden kana kana içip bitap düştüler. Ölçü ve tartı ’da hile yaptılar. Terazinin kefesini eşitlemeyi haksızlık saydılar. Din adına çalıp din adına iyilik yaptıklarına inandılar. Para biriktirdiler ve biriktirdikleriyle övündüler. Pasta’dan faydalanmak isteyenlere bile bile çamur attılar.  Yaşam hakkına saygı duymadılar, ötelediler.

 

Cenneti babalarına ait tapulu mal gördüleri için fertleri dışında kimsenin oraya giremeyeceğine inandırmaya çalıştılar. Müntesiplerine de din satmayı ihmal etmediler.

 

2- Lider Temelli Oluşumlar: Mevki ruhsallığı, saygı duyulma sendromu… Biat şarttır. Liderin sözünden çıkılması günahtır. Kararları sorgulanamaz, mutlak itaat gerektirir. Yanlış yapmaz, Ulu’l Emir, müslümanların halifesidir. Hikmetini ancak kendisi bilir.  Lidere itiraza tepkilere  ‘Bugün kadir kıymeti bilinmiyorsa da gün gelecek bu hakikat fark edilecek’ şekildeki zannıyla savunulur..

 

Her liderin sembolik bir Şura’sı (Danışman topluluğu) vardır. Şura’da alınan kararlar lider onaylamadıkça kabul görmez. Yani Şura’nın adı vardır etkisi yoktur, sanı vardır kanı yoktur, cesedi vardır ruhu yoktur.

 

Lider temelli oluşumların Hristiyan dünyasındaki papaların özelliklerine benzer özellikler taşıması ne ilginç. Tanrı adına konuşur, onun adına ceza verir, onun adına yasaklar koyar, onun adına…. Ruhbanlığın islam’a geçişte kılık değişimi denilebilir.

 

Bu tip oluşumlarda liderler genelde hastalıklı tiplerdir. Yaşamlarında bir düzen bulunmaz. Hareketlerinde çarpıklık, fikri yapılarında sürekli kaymalar yaşanır. Bazen batılla sonuçlanan vakalara da rastladık, rastlıyoruz.

 

3- Babadan oğula geçen kutsal liderlik: Kutsallık makamda, makam aile ile bütünleşmiştir. El vermeyle babadan oğula geçer.  Zahir el, batında Allah’ın eli sayılır. Dolayısıyla ruhaniyetini oradan alır. Baştaki kimse ‘Şeyh’ ünvanı taşır, müntesipleri ‘Mürit-Sofi’ olarak adlandırılır.

 

Şeyhin gizli güçleri olduğuna inanılır. Bu gücün övülmesi mahiyetinde ismi zikredildiğinde Kuddise Sirruhu -Allah sırlarını mukkades etsin- denilerek övgü yapılır.  Kerametleri bin bir gece masalları gibi anlatılır. İnsanları etkileme amacı güdülür. Müritlerden, gassal elindeki meyyit olması istenir. Erdemlik cehalete, samimiyet şeyhe bağlılıkla ölçülür. İrşadda menkıbeler anlatılır, yol her türlü şekilde şeyhe çıkarılır. İslamın güncel meseleleri boncuk zikriyle çözülmeye çalışılır, münzevi bir hayat tarzı tavsiye edilir, benimsenir.

 

Aracılık burada temel mantalitedir. Beşeri kast sistemi üzerinden ilahi bağlantılar örneklendirilir, akıl şeytan sayılır. Böylece dergâha gelen Müslümanlar sürüleştirilir, sömürgeleştirilir, kitaptan uzaklaştırılır.

 

 

  ***  

 

Cemaatçi kardeşlerimiz doğal bir şekilde bu yazıya tepki verebilir. Bir yerlere mesaj verip siyasi tepki oluşturulması niyetinde olmadığımı felaket tellarına açıklamak isterim. Göbek bağı kesilecekse kendimiz kesmemiz icab eder. Dışardan müdahale acı verir. Fikirlerin terk edilmesi, iş, aş ve eşin terk edilmesinden daha zor olduğu bilincindeyim. Zira ağır bedellerin ardından birlikte yaşama alışkanlığı, çevre baskısı düşünüldüğünde terk edilmesi, sorgulanması zor gözüküyor.

 

En azından kitlesel yapamıyorsak da -ki mümkün görünmüyor, kibir başa bela- bireysel özeleştiri yapalım. Bu hale neden geldik?

 
Etiketler: BU, HALE, NEDEN, GELDİK?,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
08 Aralık 2020
İSLAM İNSAN HEDEFLİ, ALLAH MERKEZLİ BİR DİNDİR
99 Okunma.
18 Kasım 2020
ACABA İMAN EDER MİYDİM?
195 Okunma.
14 Ekim 2020
DİN KRİZİ
283 Okunma.
06 Ekim 2020
KUR'AN'DA ÖRTÜNME BİR EMİR MİDİR?
147 Okunma.
22 Eylül 2020
HİSSİ DİNDARLIK
189 Okunma.
09 Eylül 2020
İVAN İLYİÇ'İN ÖLÜMÜ- TOLSTOY
246 Okunma.
08 Eylül 2020
KUR’AN’A YÖNELİRKEN
188 Okunma.
04 Eylül 2020
ALLAH NEDEN KABUL ETSİN!
154 Okunma.
20 Ağustos 2020
KELİME VE KAVRAMLARIN ÖNEMİ
225 Okunma.
05 Mayıs 2020
CEHALET DİNE MUSALLAT OLMUŞ KÜRESEL SALGINDIR
486 Okunma.
28 Nisan 2020
EVE DÖN, YÜZLEŞ, İBRET AL VE HAREKETE GEÇ
514 Okunma.
02 Nisan 2020
CEHALET DİNE MUSALLAT OLMUŞ KÜRESEL SALGINDIR
387 Okunma.
28 Mart 2020
HZ.MUHAMMED FİLMİ ÜZERİNE GEÇ KALINMIŞ BİR ELEŞTİRİ
262 Okunma.
08 Ocak 2020
KASIM SÜLEYMANİ SUİSKATINA DAİR
328 Okunma.
07 Ocak 2020
KELİME VE KAVRAMLARIN HAYATIMIZDAKİ YERİ
364 Okunma.
28 Eylül 2019
SENEM MAĞARALARI VE YEMYEŞİL URFA PROJESİ
1045 Okunma.
27 Eylül 2019
ÇOCUKLARIN EVLENDİRİLMESİ
490 Okunma.
13 Temmuz 2019
UNUTULAN SOYKIRIM TEKRARLANIR
800 Okunma.
08 Temmuz 2019
KAHR OLSUN ‘HENDEK SAHİPLERİ!’
821 Okunma.
21 Haziran 2019
MISIR VE TÜRKİYE’DEKİ DARBELERİN ORTAK ÖZELLİKLERİ
736 Okunma.
19 Haziran 2019
BİR YİĞİT ADAMIN ARDINDAN….
629 Okunma.
09 Mayıs 2019
RAMAZAN’A DAİR YANLIŞ VE DOĞRULAR
1058 Okunma.
01 Mayıs 2019
ŞAHİT OLANA VE ŞAHİT OLUNANA: İDLİB
647 Okunma.
27 Nisan 2019
HADİS VE RAVİLERİN DURUMU-3
719 Okunma.
26 Nisan 2019
HADİS VE RAVİLERİN DURUMU-2
633 Okunma.
25 Nisan 2019
HADİS VE RAVİLERİN DURUMU-1
848 Okunma.
22 Nisan 2019
TEVHİD MÜCADELESİNDE DİN DİLİ NASIL OLUR VEYA NASIL OLMALIDIR?
605 Okunma.
17 Nisan 2019
HACC BİR BİLİNÇLİLİK HALİDİR
652 Okunma.
16 Nisan 2019
KERBELA LOBİSİ
556 Okunma.
13 Nisan 2019
KUDÜS İKİNCİ ENDÜLÜS OLMASIN!
738 Okunma.
Haber Yazılımı