301 Moved Permanently

Moved Permanently

The document has moved here.

Yazı Detayı
06 Şubat 2019 - Çarşamba 09:30 Bu yazı 509 kez okundu
 
BOĞAZDAN AŞAĞI İNMEYEN İSLÂM VE İSRAF
Mehmet POLAT
 
 

Ciddi ciddi sorgulamamız gereken meseleleri es geçtik. Gerçeklerle yüzleşmek hesabımıza gelmedi. Hanımlarımız esir alınca bizi, kıblemiz seyarlaşarak, yavaş yavaş ufkumuz karardı. Görüş mesafemiz kısaldı. İşte tam da bu noktada, çepeçevre sardı hayatımızı israf. Var mı bundan kurtuluş çaresi? Pek umutlu değilim. Çünkü inandığımız gibi değil, yaşadığımız gibi inanmaya başladık.

 "Yiyiniz, içiniz lâkin israf etmeyiniz." diyor Rabbimiz. Zira israf edenler şeytanın kardeşleridir. Şeytan ise affedilmeyecek şekilde kovulmuştur. Az ile kanaat etme terk etti kulvarımızı. Daha lüks ve müreffeh yaşayalım derken, helali ve haramı ayırt edemez hale geldik. Bu gidişin sonu hüsrandır. Zaten "fi eyne tezhebun" ( Ey insan ! Gidiş nereye ? ) diye Kur'an ikaz etmiyor mu bizi ? Rotamızı kaybedince hiçbir rüzgarın sahile alayımızı çıkaracağını zannetmiyorum.

 

Nazar-ı dikkatinizi şu yemekli toplantılara çekmek istiyorum: İftariyeler, vakıf, sendika, düğün, taziye ve sünnet merasimleri… Anlatmaya dilimiz varmıyor. Tamamen bir başıboşluk ve vurdumduymazlık eseri. Artık yemek tarifeleri hepten tesis sahibinin insafına kalmış.

Bir de yenilen yemeklerin yarısına yakını masalarda kalıyor. Sonra gelsin fahiş ve kabarık hesaplar. DP'nin eski milletvekili rahmetli Osman Yüksel Serdengeçti, Ankara'nın o soğuğunda ayakkabısının altı delinmiş, su çekiyor. "Sen koskoca bir milletvekilisin! Kendine bir ayakkabı al." diyenlere "Memlekete bunca fakir ve aç varken, bu bana yeter." diyor.

 

Yapın istişarelerinizi, toplantılarınızı ama çaylı pastalı gibi düşük bütçeli ikramlarla geçiştirin. İnanın bu kışın soğuğunda sobası, odunu olmayan nice garibanlar var. Bunlar bir hayırseverin kapılarını çalmasını bekliyorlar. Kirasını ödeyemeyen çok aile tanıyorum. Kira ödeme günleri geldiği zaman, emin olun kriz geçiriyorlar. Kör olası yokluğun (ateşten gömleğin) zorluğunu yaşayan bilir.

 

Ya evlerimizdeki israflar, hangi birini sayayım ? Giydiğimiz ve çuvallar dolusu askılarda sallanan giymediklerimiz, su ve elektrik gibi zaruri ihtiyaçlarda yaptığımız israf da cabası. Binek olarak kullandığımız araçların fiyat ve masraflarını da söylemeye dilimiz varmıyor. Zannettik ki çok şeye sahip olmak mutlu edecek. Oysaki mutluluk, az şeye ihtiyaç duymaktadır.

Biz kul hayatı yaşayan bir peygamberin ümmetiyiz. Hani "Aç dururken, tok yatan bizden değildir." Uyaran hadisin espirisini niçin şiar edinmiyoruz ? Seyehate (Yurtiçi ve yurtdışı) çıkıldığı vakit mümkün mertebe, az kişiyle gidelim. Meselâ iki yerine bir gibi. Çünkü şahsi masraf oldukça fazla oluyor. Mazeret ve gerekçeleri bahane etmeyelim. İşte burada da tasadduk ediyoruz, iyi bir binek lazım gibi klasik söylemlerden kaçınalım. Bilelim ki bunların İndillah'ta hiçbir geçerliliği yoktur.

 

Münkerlerden korunmaya çalışalım. Bir derdimiz, davamız olmalı. Eylem ve söylemlerimiz birilerini rahatsız etmeli. Evlad-ı Iyâl'ımıza iyi bir ebeveyn olmanın rol modelini bırakalım. Yoksa kuru bir odundan ne farkımız kalır?

 Necip Fazıl bir yerde yemek yediği zaman, ücretten ziyade çalışanlara bahşişte bulunuyormuş. Soranlara ise : " Ben sizleri para harcamaya davet ediyorum." diyormuş.

İsraftan kaçındığı gibi Müslüman, mert, gözü tok olmalı. Kesenin ağzını açık tutmayıp, kapatırsak kısmet de kesilir. Cömert kimseleri Allah sevdiği gibi, insanlar da çok sever. Cimri kimseler ise "Lahm-i Hınzır"a benzerler. Halk nezdinde ne itibarları ne de herhangi bir kıymetleri vardır. Kimsenin sevmediğini Allah da sevmez.

 

Hedef ebedi hayatı kazanmaksa ki öyle, hâl ve hareketlerimize çekidüzen verelim. Şahıs insanı olmak başka, yani nitelikli, adam gibi adam olabilme davası "göz ağrımız" olsun. Yoksa sürü insanı olur, sıradanlaşırız. Zaman zaman "Allah için ne yaptım ?" sorusunu kendimize yöneltmeliyiz. O şuurda çizgimiz olsun. Öz eleştiriden hiçbir an kaçınmayalım. "Vakit varken hesaba çekin kendinizi." fermanı efendimizindir.

 

Bir arkadaşım anlatmıştı. Muhammed dedi :"Allah göstermesin arabam kaza yaparsa, yapacağım masraf, vereceğim sadaka kadar gözüme gelmez. Bir sadaka vermek düşünce gönlüme elim titriyor." serzenişinde bulunmuştu. Allah muhafaza, bu ne kötü bir hâldir. Söylediğimiz ve söylememiz gerekirken söylemediğimiz, yaptığımız ve yapmamız gerekirken yapmadığımızın hesabını da vereceğiz.

 Kıştır havalar soğuk. Sorumluluk mevkiinde bulunanlar size sesleniyorum ! Çıkın kenar mahallelere (mağdurların, mazlumların ikamet ettiği muhitlere) arayın, tarayın ; sorun, soruşturun ama muhakkak açı, çıplağı, üşüyeni bulun ve gerekeni yapın. Madem ki dünyada Allah, size bu nimeti bahşetmiş, biraz rahatınızı bozun. Çağın soylularına selâm olsun…

 
Etiketler: BOĞAZDAN, AŞAĞI, İNMEYEN, İSLÂM, VE, İSRAF,
Yorumlar
Bizim Gazete
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Alıntı Yazarlar
Şanlıurfa
Parçalı Bulutlu
Güncelleme: 21.01.2019
Bugün
- 10°
Salı
- 11°
Çarşamba
- 12°
Şanlıurfa

Güncelleme: 21.01.2019
İmsak
06:03
Sabah
07:28
Öğle
12:43
İkindi
15:21
Akşam
17:46
Yatsı
19:04
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Arşiv Arama
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı