Yazı Detayı
10 Mart 2016 - Perşembe 08:49 Bu yazı 997 kez okundu
 
BİR OKUYUCU MEKTUBU
Ali TUTLUOĞLU
alitutluoglu_1976@outlook.com
 
 

Zaman geçiyor, bizler olgunlaşıyor yada yaşlanıyor çocuklar büyüyor ve gençler ise bizlerin yerlerini alıyor. Bugün sizlerle gelecek vaat eden bir öğrencimin yazısını paylaşmak istiyorum.

 GAP Kız Anadolu Lisesi 11-F sınıfı 627 nolu öğrencimiz İrem TURAN bakın ne güzel ifadelerle duygularını ifade etmiş. Y

Yazının ismi "Kanatsız Hayaller" bakalım beğenecek misiniz.
"Benim için tarihi önemsiz olduğu günlerden biriydi. Hatırladığım belli belirsiz ufak ayrıntılar aklımın bir köşesinde kol geziyordu. Evet, uzun zaman olmuştu. Aslında çok önceden değinmem gereken bir konuydu. Öyle ki zaman bunu ilmik ilmik işlemiş ve sunuma hazır bir hikâye haline getirmişti.

 Sıcak ve aynı zamanda benim fazlasıyla sıkıldığım bir yaz günüydü. Tüm hobilerimi tüketmiştim ve ne yapacağımı bilmiyordum. Sonunda kendimi yine annemin yanında mutfak masasına oturmuş halde buldum. Sandalyede, canı sıkılmış küçük bir kız çocuğu gibi, sallanan ayaklarımı izliyordum. Annemin bu halimi anlaması uzun sürmemişti. Bilirsiniz anneler her şeyi anlarlar. Bugün düşününce fark ettim, annem en iyi filmlerin kahramanları gibiydi. Bütün özelliklerle donatılmış gibiydi. Gözleri her şeyi bilen fakat hiçbir şeyi bilmiyormuşçasına bakardı.

 O güne dönersek, işte hatırladığım küçük bir ayrıntı; balkonda kuşumuzun kafesi vardı, üzerine minik bir serçe konmuştu. Neden bilmiyorum ama bana yan yana ancak kavuşamayan âşıklar gibi gelmişti. Bir birlerine bir şey anlatmak ister gibi bakıyorlardı. Birisi zindanda ötekisi ise özgürdü. Kanatları varken uçamıyordu. Hapsolduğu küçük kafeste yalnızca gökyüzünü izleyebiliyordu. Bazen kanatlarının olması uçmak için yetmiyordu.

Özgür olmak gerekiyordu. Kanat açmak, sonsuz maviyi kucaklamak. Bu haksızlıktı ancak elimden bir şey gelmiyordu. O sıcak yaz gününde hem sıkılıyor hem de inanılmaz derecede huzur dolu oluyordu içim. İkindi vaktiydi, Güneş bu şehri yavaştan terk etmeye koyulmuştu.

Annem yeni demlediği çaydan iki bardak eksiltip masaya bıraktı. Çaylarımızı içerken canımın neden sıkıldığını sordu. Cevap veremedim. Çünkü nedenini henüz ben de bilmiyordum. Ben konuşmadan dalgın bakışlarımdan anladı. Oturduğu yerden kalktı ve gitti. Neden gittiğini anlamamıştım, merakta etmiyordum. Geri gelmesi ne kadar sürdü bilmiyorum. Elinde siyah bir defterle gelmişti. "Bu defteri ben sana hediye etmiştim." dedim.

Defteri elinde görmeyeli 4 yıl olmuştu. Sanırım 38. yaş gününde aldığım hediyeydi. Uzun zaman önce defteri doldurup sakladığını söylemişti. Bana doğru uzattı. İçini açtığımda ilk gün ki gibi tertemizdi.

Ona bu hediyeyi almak istemiştim çünkü yazarsa düşüncelerinden kurtulur, kalbi biraz hafifler diye düşünmüştüm. Ancak annem tek bir sayfasını bile mürekkeple kirletmemişti. "Al bakalım. İçinin en derin rüzgârlarını bu sayfalara yağmur olarak dök. Ben yazamıyorum; ama senin kaleme ve kelimelere âşık olduğunu biliyorum." dedi. Şaşırmıştım. Herhalde o an beklediğim en son şey bile değildi.

 Kalemim ve defterimle dertleşmeyeli çok olmuştu. Annemin benim hakkımda ki bu düşüncelerine ihanet etmiştim. İnsan âşık olduğu işi bırakır mı? Bırakmıştım işte. Belki de tüm bu işsizliğim, başıboş gezinmem bu yüzdendi. Kaybetmiştim. Çocukluğumdan beri yapmayı en çok sevdiğim şeyi kaybetmiştim.

Tek tek bırakıyordum ellerini hayallerimin. Onlarsa itiraz etmeden düşüyorlardı. Sessiz çığlıklarını duyamıyordum. Ben fark etmeden küsmüştüm onlara. O gün bunun farkına varmıştım. Annem anlamıştı. Ben her gün aynada ki yansımama baktığım halde görememiştim bunu. Uçurumun kıyısında tutmuştum ellerinden. Annemin uzattığı defteri almıştım elinden. "Ne yazacağımı bilmiyorum. Nereden başlayabilirim ki?" Yazmayı unutmuş olamazdım.
 
"Müziği anlat" dedi annem. "Hissettiklerini, notalarda kayboluşunu, içini titreten seni kendi dünyasına çeken melodileri yaz. Önce duy, dokun. Hangi notaya ait olduğunu hatırla. Müziğin o eşsiz tonunda nasıl dalgalanıp rüzgâra karıştığını hisset ve dök sayfalara içini. Bu seni mutlu eden bir tamlama olacak. Çocukken kurduğun hayalleri unutma. Onlara sahip çık senin en değerli hazinen, en büyük servetin bunlar olacak. Bir gün bu dediklerimi çok iyi anlayacaksın." dediğinde anneme ancak şimdi hak veriyordum.

O gün yeniden yazmaya başlamasam belki de ertelenmiş olan en büyük hayalim bu olacaktı. Ben buydum ama unutmuştum. İçimden yükselip, taşmıştı sonunda huzurum. Çünkü o gün yeniden kavuşmuştum defterime.

 İçten gelen huzurum sebebi buydu. Çok önceden anlatmam gereken bir şeydi bu. Ama hemen yazmamak en iyisiydi. Eğer yaşadığım ilk gün yazmış olsaydım, anlayamadığım bazı şeyler havada kalacaktı ve ben duygularımı tarif edemeyecektim. Ayrıntıları unutmuştum fakat bu şekilde anlatmak, yazmak en iyisi olmuştu. Yaşadıklarınızı zamana bırakın. O sizin için işlesin tüm olayları ve hayatı önünüze hazır olarak sunsun. Bu yazıyı okurken biraz rahatlayın.

Bir gün olsun düşünmeyin geleceği. Olacaklara bakmayın, olanlarla yetinin, olmuşlarla mutlu olun. Kötü bir gün geçiriyor olsanız bile baharın ışıltısı bırakın sizi de aydınlatsın. Bugün sizde hep yapmak istediğiniz ama sürekli ertelediğiniz şeyi yapın. İşinize bir süre ara verin kendinize zaman ayırın.

 Doğayla iç içe bir hafta geçirin ya da bir enstrüman alın, şarkı söyleyin içinizden gelen her şeyi yapın. Yeni adımlar atın güzelliklerle dolu bir hayat için. Tek düzeleşmiş ev-iş-okul arasında mekik dokumayı bırakın. Bugün hayatınızda bir kez olsun kendiniz için bir şey yapın. Hayallerini gerçekleştirmeden insan hep bir adım eksik oluyor. Hayalleri ertelemeyin.

 Onlarında bir ömrü var ve bir zaman sonra tükeniyorlar. Olmazsa olmazım dediğiniz şeyleri bulun. İşte o zaman tamamlanırsınız." Ben yazıyı keyifle okudum, umarım sizlerde beğenmişsinizdir.

Vesselam…!!!

 
Etiketler: BİR, OKUYUCU, MEKTUBU
Yorumlar
Diğer Yazılar
BİR SÜRGÜNDÜR YÜREĞİM
ACI HAYAL
NARIN HİKÂYESİ - 2
NARIN HİKÂYESİ - 1
DEDE OSMAN AVNİ HAZRETLERİ
KÜLTÜR ve DİL- 2
KÜLTÜR ve DİL- 1
GİDİŞİNLE...
ACI HAYAL
KIRMIZIDIR AŞKIN RENGİ
YOKLUĞUN VARLIĞINDA
SENİ DÜŞÜNMEK
ACI HAYAL
KARAKÖPRÜ'DE ALİ BABA HAYRATI
KALBİN KIRIK TARAFI
GÜL BAHÇESİ
HOŞ BİR SADÂ..!
BİR ÇAĞDAŞ OZAN'IN CANDAN TANELERİ
SEVMEYİ HEP ERTELEDİK BAŞKA ZAMANLARA
GİTMESEYDİN EĞER
GİTMEK GÜZELDİR ÖTELERE
HERKES KARAKÖPRÜLÜ OLDU
NARIN HİKÂYESİ
KAHVENİN SERÜVENİ
BÜYÜKŞEHİR’İN KİTAP TANITIM GÜNLERİ
BİRAZ DA NOSTALJİ
SEVGİLİLER GÜNÜNE DAİR..!
GİDİŞİNLE...
MEHMET AKİF İNAN ve SENDİKACILIK
ACI HAYAL
DEDE OSMAN AVNİ HAZRETLERİ
ÇOCUKLAR ÖLDÜ TURNAM SEN ÖLME
HAK ETTİĞİNİZİ BULURSUNUZ!
DİL ÜZERİNE BİR DENEME
BİR ÇAĞRIDIR ŞİİR
SENİ DÜŞÜNMEK
YOKLUĞUN VARLIĞINDA
CAFE'NİN HİKÂYESİ
BEN DE SİZİN KADAR BURALIYIM -2
BEN DE SİZİN KADAR BURALIYIM -1
"BU ŞEHRİN GECELERİ"
ŞANLIURFA'NIN AK ve karası
BİR SÜRGÜNDÜR YÜREĞİM
"HAYIRDA YARIŞANLAR OLUN"
KARAKÖPRÜ’DE ALİ BABA HAYRATI
GAP KIZ ANADOLU LİSESİ VE AHMET ÖZYAVUZ
YILDIZ YAĞMURU-2
YILDIZ YAĞMURU-1
AZİZ VALENTİN GÜNÜ…!?
KÜLTÜR DİLİ OLARAK TÜRKÇE
TARİHİ AÇIDAN BAĞIMLILIK
“M. NİHAT KÜRKÇÜOĞLU FIRÇASINDAN” ŞANLIURFA ALBÜMÜ ÜZERİNE
YEŞİLAY ve TBM
ADALET ÖZGÜRLÜK VE ONUR. HER ŞEY İNSANLIK İÇİN
ÖZGÜR DÜŞÜNCEYİ KAVRAMAK
ŞAZELİ ŞEYHİ ALİ DEDE
HZ. İBRAHİM, DERGÂHTA YAPILAN ZİKİRLER VE İHSAN ÇERMİKLİ
YIKILMIŞ BİR MEZARIM Kİ…!!!
ALİ BABA CAMİİ'NDE RAMAZANI YAŞAMAK
MEDENİYETİN ÇILDIRDIĞI AN
IRMAKLARI KAN AKAN COĞRAFYA
URFA’NIN KÜLTÜREL VİZYONU NASIL OLMALI
"KÖMÜR KARASIDIR GÖZYAŞI"
ŞEHİR VE MEDENİYET
YENİDEN MERHABA
Bizim Gazete
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Alıntı Yazarlar
Şanlıurfa
Sıcak
Güncelleme: 16.08.2018
Bugün
26° - 41°
Cuma
26° - 41°
Cumartesi
26° - 42°
Şanlıurfa

Güncelleme: 16.08.2018
İmsak
04:04
Sabah
05:35
Öğle
12:36
İkindi
16:19
Akşam
19:26
Yatsı
20:49
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Arşiv Arama
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı