Yazı Detayı
13 Nisan 2015 - Pazartesi 08:44 Bu yazı 1689 kez okundu
 
11 NİSAN KURTULUŞ HİKAYESİ
Emine GÜLLÜOĞLU
eminegulluoglu@gmail.com
 
 

Bu yazı kurtuluş savaşımızın “K” sından bile haberi olmayan gençler  için 

 Halam seksen yaşlarında Urfa’nın acı,tatlı bütün yaşadıklarını onunla birlikte yaşamış bir kadındı ne zaman kurtuluş savaşını hatırlasa göz yaşları yanaklarını yalayarak aşağılara süzülür dururdu.

 Mercimek  unundan  arpa  unundan  nasıl  ekmek  yapıp    yediklerini     bunları   Fransızlarla    savaş  halinde  olan kalenin arkasında gizlenen  çetelere  gizlice   nasıl   gönderdiklerini  anlatırken     gözleri  yaşarırdı. Halam  bunları  anlatırken  nasıl  kötü  günler  yaşadığı  yüz  hatlarından  mimiklerinden  belli  oluyordu.  Sanki  hala  o  günleri  yaşıyor  gibiydi.                                                            

 Çift kubbeye  karargah  kuran  askerlere  kırk  elli  metrelik  kuyulardan  nasıl  su  çektiklerini   bu   suları    çetelere  ne zorluklarla gönderdiklerini cephaneleri evlerinde nasıl gizlediklerini ve bunları çeteler nasıl ulaştırdıklarını  büyük  bir  gururla  anlatırdı .   O  günleri  yeniden  yaşıyormuş  gibi  gözyaşı  dökerdi.Urfa’nın    kurtuluşunda   

payı   olan 12 lerin ilk toplantısını evinde yapan amcası  Güllü zade    Osman   efendiden  gururla  bahsederdi.

 işte  Urfa’nın  o  meşhur  On  ikileri       

1   Güllü zade  Osman   efendi. 

2   Belediye   Reisi  Hacı  Mustafa  efendi.

3  Barutçu zade  Hacı  imam   efendi.

4  Molla oğlu  Mahmut  Efendi.

5  Polis  Komiserliğin den   müstafi   Arabizade  Şakir  Efendi.

6  Tüccar   Kamil zade   Hacı Mustafa  Reşit  Efendi.

7  Esnaftan  Şelli zade   Ali   Efendi.

8  Tüccardan   Nebo  zade  Hacı  İmam Efendi.

9   Eşraftan   Hacı   Bedir ağa zade  Halil  Ağa 

10  Jandarma  Tabur   Mülhakı   İzmirli  Adil  Hulusi  Efendi.

11  Takım  Kumandanlarından  mülazımı evvel  Hüseyin  Pertev  Efendi.

12  Jandarma  Çavuşu   Sofi  oğlu   Hacı  Mustafa  Çavuş

Güllü zade   Osman   efendi.   Fransızların   Urfa  halkının  toplanmalarını  yasakladığı   bir   dönemde  On  iki   arkadaşıyla   olan  ilk toplantılarını    büyük 

bir   cesaret   göstererek   4 eylül  1919 da  kale boynu mahallesindeki  evinde  yapmış.   Yatsı  namazından  sonra  oğlu  Müslüm’ü  Hasan   paşa  camisine   gönderir.   Camide  bulunan  mermer  sütünun  yanında  biraz  bekledikten  sonra  caminin  batı  tarafına  geçmesini  orada da  biraz  durduktan  sonra  tekrar  mermer  sütünun  yanına  gelmesini  ve  biraz  durduktan  sonra camini arka kapısından eve  dönmesini  söyler .  oğlu  Müslüm  kendisine  tembihlenenleri  aynen  uygular  ve  eve  döner. Eve  girer   girmez  arkasından  kapı  çalınır.  Babası  kapıyı  açmasını  söyler  kapıyı  açınca  hiç  tanımadığı  bir  adam  ve  kendisine  doğrultulmuş  bir  silahla  karşılaşır.  Babasının  sesi  onu  kendine  getirir.

“oğlum  misafirimizi   kapıda  bekletme,  içeriye  alsana.

Gelen  kişi  sonradan  öğrendiğine  göre  Ali  Rıza  diye  biridir.  O  gece  kapıyı  çalıp  parola   süngü  diyen  bir gurup  insan Güllüzade  Osman ın  evinde toplanmış. Urfa  nın  kurtuluşuna   kadar  mücadele  edeceklerine  dair   Kuran-ı  Kerim   üzerine   yemin  etmişler.  On  ikilerin  toplandığı  gece   bir şeyler   olacağını  sezen halam hazırlık yapmak için geldiği amcasının evinde gizlenerek toplantı bitip herkes dağılana kadar  gizlice pencerede sokağı dikizleyerek gözcülük  yapmıştır.   Kelle   Bakır   adında  on bir, on iki  yaşlarında  bir  çocuk   on ikiler  arasında  kuryelik  yapmış   çocuk  olduğu  için  kimse  kendisinden    şüphelenmemiş.  On  ikiler  ikinci  toplantılarını   Ömer iye  camisinde ,  üçüncü  toplantılarını da  eski  davar  mezat tının  yanındaki  kahvede  yapmışlar.  Değişik  yerlerde  toplanmalarının  amacı  kimsenin  kendilerinden   şüphelenmemesi ve  her  hangi  bir  baskına  maruz  kalmamaları  içindi.  Şehit  kanıyla  sulanan   bu  Vatan  toprağının   altında  yüzlerce  Mehmetçik  yatmaktadır. Atatürk   bu  güzel   cennet  Vatanı  siz  geleceğin  gençlerine  armağan  etmiştir.  Düşmandan   kurtardığımız   bu  Vatan’ın     kıymetini  bilin.  Atatürk ün  dediği  gibi. Bundan  sonra   muhafaza   ve  müdafaa  etmek   siz  gençlere  düşer   derdi. Halam

Güllü zade  Osman  efendinin  karne  zamanında  ambar ettiği  bütün  Buğdayını  öğütüp  çuvallarla  halka  dağıttığını  ballandıra,  ballandıra anlatırdı.    Onun üstüne  çıkan  manileri de    büyük  bir zevkle söylerdi.  O   günlerde  Urfa  kan  ağlıyordu.   Müslüman  halk   savaştan  sonra   aç,  işsiz,  perişan  ve  sefil  olmuştu.   Urfalılar   o  güne  kadar  kaybetmiş  oldukları  değerlerini   yavaş,  yavaş  yeniden  kazanmaya  başlamışlardı.   Ama   tutunacak  dalları  kalmamıştı.   Şimdide  yoksulluk başlamış,  geçim  derdine  düşmüşlerdi.  Kimsenin  elinde avucun da  bir  avuç  unları  yoktu ki  ekmek  yapıp   yesinler. Karne  ile  verilen  ekmek  kimseyi  doyurmuyordu.  Dağlarda  ot  kalmamıştı. halk dağlardan  toplanan  çistok  adlı  bir  dikenli   ot  ile  bulamaç  yapıp   açlıklarını  bastırmaya  çalışıyorlardı.  Dağlardaki  otları  yiyen  insanların  elleri  ayakları  şişiyordu.  Açlık  hat  safhada  idi.   Açlıktan  bir  sürü  insan  hayatını  kaybetmişti. Nerede  bir  At,  Eşek,   Deve   görülse   hemen   kesiliyor   etleri  iki  dakikada  kapışılıyordu.  kıtlık  senesini de  1942  de ki  karne  senesini de  yaşayan  Komşumuz  Rebey  Haşim  vardı.  her  zaman  o  günleri  anlattığında   gözyaşlarına   boğulurdu.  çünkü  kız   kardeşi   açım  diye,  diye  can  vermiş.  Dayısı, dayısının  eşi,  ve  çocukları da   ailece  açlıktan  ölmüşler.   Rebey  Haşim in  Anne side

çocuklarına   kesilen  hayvanların  etinden  eline  geçmeyince.   kanından  bile   çoraba   yapıp   çocuklarına   içirmişti. Karne  senesi  başlamıştı. Herkes  bir  parça  ekmeği  karneyle  alıyorlardı. Bir karne bir ekmekti.

 Urfa’nın   ileri   gelenleri  ellerinden   geldiği   kadar   halka  yardım   etmeye   çalışıyorlar    ellerindeki   yiyecekleri  onlarla   paylaşıyorlardı. Hacı  Hamza  efendi   her  sabah  evinde   yaptırdığı  ekmekleri  adamı   İbo yi  safi  eliyle  fakir  halka  dağıttırıyordu.   Güllü zade   Osman  efendi de   kendi  imkanlarıyla  halka  yardım  etmeye  çalışıyordu.   Kurtuluş  savaşından   sağ   kurtulan  Urfa  halkı  bir  lokma  ekmek  için  ölemezdi.  Osman  efendi   buğdaylarını   koyduğu  ambarların  kapılarını  duvarla  ördürmüştü.    Ördürdüğü   Ambarların   kapılarını   açtırdı.  ambar    ettiği  buğdayını    kendi    un  fabrikasında  un  haline  getirip  halka  dağıtmaya   başlamış.  Bunu   duyan   belediye  zabıtaları  Güllü zade   Osman efendinin    un   fabrikasına  mühür  vurup  gitmişler.  Onlar  gittikten  sonra      Güllü zade  Osman  efendi   kapatılan  fabrikanın   mühür üne  el  vurmamış   ama   fabrikanın   kapısını  yerinden  söktürmüş.  bütün  unlukları  çıkarmış.   Hiç bir  kargaşa ya  meydan  vermeden  unlukların  hepsini  fakir fukaraya  dağıtmış. Çuvalları  teneke  ve  kutularla  doldurmuş.  Kapıyı  yeniden    yerine  taktırmış.  Daha   sonra  fabrikaya  gelen  belediye  yetkilileri   çuvalların   içinde  un   yerine   eski   tenekelerle   karşılaşmışlar.   Fabrikayı  mühürlerken   torbaların  içine  bakmayan  belediye  memurları   bir  şey  ispat   edememişler.   Bu   olay   Urfa  halkının   çok  hoşuna   gitmiş   olmalı ki    ondan    sonra    Güllü zade  Osman  efendinin   üstüne    mani  çıkarmışlar 

                                                            

Hayatları  değil mi?

Taşını  saydım yüz yirmi.

Güllüler de bir   gül  var.

Güllüzade Osman değil mi?

 

Merdiven basamak,  basamak

Çıkma   yukarı   yasak

Güllü   Osman’ı   çağırın

Unluğuna mühür basak

 

Güllü zade   Osman  efendi     belediyede     sözü     geçen      bir     insandı . Urfa nın  kurtuluşunda   rol  oynayan   büyük  insanlardan  biri idi.   Urfa nın  tanınmış   eşraflarındandır   bileği   ve   yüreği  güçlü   bir  insandı. Çeteler  için  zenginlerden  yiyecek  topluyorlardı.  Çok  zengin  olan  bir  zatın  bir şey  vermek  istemediğini   duyan  Güllü zade  Osman   buna  çok  kızmış   bu  vatan  hepimizin,  hepimiz  gücümüzün   yettiği  kadar  değil. Hatta  gücümüzün  üstünde  yardım  etmeliyiz  demiş.  Ertesi  gün  sabah  damdan  adamlarını    Hasan  efendinin  evine  indirmiş. Kilerinde  bulunan  bir  kazan  yağın  kulpuna  adamlar  sopa  geçirip   kadınların  şaşkın  bakışları  arasında  sırtlarına  alıp kapıdan  çıkmışlar.  Eve  geldiğinde  olanları  duyan  Hasan  efendi  evime  girecek  kadar  cesaretli  olan  bu  kişi

 Güllü zade  Osman dan  başkası  değildir.  Demiş  ve işin  ciddiyetini  anlayıp evinde  bulunan  ne  kadar  erzak  varsa  hepsini  kendi  elleri  ile  Güllü zade   Osman’a  götürmüş  ve  yaptığı   yanlışlıktan  dolayı  affını   rica  etmiş.  Güllü zade  Osman   ve  arkadaşları   Arabi zade  Reşit  efendi, aşiret reisi Ali Ağa  ve Belediye reisi Hacı Mustafa Urfa’nın  diğer  zenginleri  gibi kendilerine  devamlı  maddi  yardım  sağlayan  Amcazadesi  Hacı   İbrahim  Güllü oğlunun   evine  davetliydiler.   Bütün   arkadaşlar   zamanında  geldiği  halde  Belediye  Reisi   Hacı  Mustafa  gelmemiş  herkes  merak  içinde  onu  bekliyordu.  Nihayet   Hacı  Mustafa  teşrif  etmişti.  Rengi  ben beyaz   olmuştu     çok  üzgün  ve  kederli  bir  hali   vardı.   Arkadaşları   bir şey   olduğunu  anlamışlardı.  Telaşla  sordular.

“Hayrola  Hacı   ne  oldu” 

“Sormayın   bu gün  Fattaney Behiye si   adında  bir  kadın    yanıma  geldi.  bana 

“Hacı  Mustafa.  Hacı  Mustafa   siz   iş  yapamıyorsanız   al  bu  baş  örtümü  sen  ört ,  fesini de  ver  ben  takayım.    

“kadın  sen  ne  biçim  konuşuyorsun  delirdin mi? “

“tabi ki   deliririm  bugün   Vezir  hamamında  kadınlar  yıkanırken  oraya  yakın  postane yi  bekleyen  iki  Fransız  Askeri   hamama  girdiler   kadınlara  el  atmaya  kalktılar.  Bizde  onları  peştamal  ve  hamam  taslarıyla  kovaladık.  Anlayacağın   namusumuz  elden  gidecek    efendiler ”  Dedi .

herkes  şaşkın  vaziyette  Hacı  Mustafa yı   dinliyordu.  Hacı  Mustafa 

“Arkadaşlar  bu güne  kadar  namusumuzla  şerefimizle  yaşadık .  bizim  bu   memleketten  göçüp  gitmemize  imkan  yok  hepimiz  toprak  sahipleri   insanlarız.  Şunu  iyi  bilin ki    bu gün  hamama  giren  Fransız   yarın  kapınızın  önüne  çatmasını  asar  içeriye  girer,  o  zaman  eviniz  size  haram  olur.”

Cemaatten  çıt  çıkmamış  o  zaman  Güllü zade  Osman  Efendi  diz   çöküp     kılıcını   çekmiş.

“Arkadaşlar  ne  korkuyoruz   bu  kılıç   yüz   Fransız’ı   öldürür.“demiş

orada  bulunanlardan  Ali  ağa 

“aman  Osman  Emmi  kurbanın  olayım    bu  nasıl  konuşma  karşımızdaki  siyala   aşireti,   İbrahim  Paşa  aşireti  değil. Bunlar  koskoca  Fransız   düveli  onlarla  nasıl  başa   çıkarız.  

“Onlar   koskoca   Fransız    düveli  olabilir.   Ama  unutma ki     bizim  onlardan  daha  kuvvetli  olan  bir  şeyimiz  var.  bizim  iman  dolu   yüreklerimiz var”

Güllü zade  Osman   efendinin   bu  sözleri    orada  bulunanları  cesaretlendirir.

Ve  Güllü zade  Osman  Efendi  büyük  bir  cesaretle  bütün  tehlikelere  rağmen

  Urfa da ki  Fransızların   toplanmaların    yasakladığı   toplantı  yapanların   yakalanıp  hapis  edildiği   bir  dönemde   o   bütün   tehlikeleri    göze  alıp   meşhur  on  ikilerler  olan  ilk  toplantıyı    kale   boynu  mahallesindeki      evinde   yapmış .  Hacı  Mustafa  ve    diğer    arkadaşlarıyla    beraber   Urfa’nın  kurtuluşunda    büyük  rol  oynamışlar.  Gizli   toplantılardan  şüphelenen  Fransız  kumandanı  gizli,  gizli  toplantı   yapanları bize  ihbar  ederseniz   sizlere  hiçbir  kötülük  yapmayız  aksi  taktirde  canınız  çok  yanar  diye  hacı  Mustafa ya  haber  göndermiş.  Bu  tehditlerden  korkan  bazı  şerefsizler  on ikileri  ihbar  etmek  istemişler.  Bunu  duyan  Güllü zade  Osman  silahını  alıp  bu  zatların  evine  gitmeye  kalkışmışsa da. Arkadaşları   onun  kötü  bir şey  yapması  için  gitmesine  mani  olmuşlar. Güllü zade Osman  efendi  bu  şahıslara  haber  göndermiş.  Bizi  ihbar  edecek  olurlarsa  Böyle  bir  durumda  ilk  ölen  kişilerin  kendileri  olacağını  söylemiş.  Onlarda  korkuların dan   düşündüklerini  inkar  etmişler.  1915   yılında   Şanlıurfa da  yaşayan   Ermeniler  ayaklandığında     halk  şehri    terk  etmeye   kalkışınca     Hacı  Mustafa    bek   kapısı,    Harran   kapısı,     Samsat   kapısı    yani   şehrin   bütün  kapılarını    kapattırıp     halkı   savaşmaları    için    ikna  etmişler.     Ermeniler   her  tarafı  yakıp,   yıkıp  Urfa’ yı   harabe   etmeye  çalışıyorlarmış.    Hatta   Hacı   Mustafa    Ermeni   mahallesinde  evi   bulunan   savaş  dolayı   ile  ailesini   kale  boynu  mahallesinde oturan  amcasına  götüren   kayın  biraderi  

Güllü zade  hacı    İbrahim’e   evini   boşaltması   için gelip   haber   vermiş.   Hacı  İbrahim   onlar  benim  komşularım  bana   hıyanet   etmezler  demiş   ve  Hacı   Mustafa’nın  bütün ısrarlarına  rağmen  birkaç  ihtiyacını  almak  için evine  gitmiş.   Bunu   gören  Ermeni ler    Hacı   İbrahim   Güllü oğlunun  evine  saldırırlar.  Evin   kale  gibi  kapısı   vardır.   Ermeniler  kapıyı  kırmaya   başlarlar  bunu   haber  alan  Hacı  Mustafa   kayınbiraderine   yardıma   gelir.   Ermenilere   ateş  açarlar   o  arada  Hacı  İbrahim   evi  terk  eder.   Ermeniler   mahallelerindeki  bütün  İslam  evlerine   ve   Güllü zade  İbrahim inde  evine  gaz  dökerek  yakarlar.  Evlerinin   yandığını  duyan   Hacı  İbrahim in   eşi  kucağında  emzirdiği   Celal   ismindeki   çocuğunu   göstererek   cellu,   Celal im  sağ  olsun  der.  Evi   yanan   Hacı   İbrahim   altı  ay    amcasının    evinde  kalır.  Hacı İbrahim Güllüoğlu 9 şubat 1920 de başlayan Fransız harbinde bilimum iaşe işlerini binbaşı Halil efendi ile istişare ederek jandarma binbaşısı Ali Rıza Beyden aldığı 70 adet tüfekle kubbe mescit mahallesinden basmahaneye kadar ermeni hududunu muhafaza ederek Ermenilerin(4000 bin ermeni) şehre hücumunu önlemekle beraber her gece Fransızlara cephane harcatmak kaydıyla kefen giyerek kar içinde giden çetelerle sorkanlı Mustafa ve kendisine bağlı on fedai gurubun liderlik görevini de üstlenmiştir. çetelerle  Fransızlara karşı hazırlanmak için toplanan 25 bin altının 200 altının kendisi vermiştir. Urfa’nın Suruç kazasındaki tümenini hazırlayan ve Urfa’da ikamet eden 2.fırka kumandanı Akif Paşa sık, sık hacı İbrahim’in evine gelir çayını kahvesini içer sohbet ederlerdi. Akif Paşa Hacı İbrahim’e

“ bize bu gün yardım edeceksin. Bu bir vacibedir. Bize buğdayı asker aç, ne yap temin et.” Deyince Hacı İbrahim’in cevabı:

“Başüstüne Paşam hiç merak etme bütün malım canım evlatlarım uğrunuzda” diyerek paşa’ya vaatte bulunur. Büyük oğlu Ömer’i bu işe memur ederek.Bozova’nın Karakaş köyüne göndererek. Suruç’tan Akif Paşanın emri ile gelecek bütün nakliyelere buğday temin et emrini verir. Suruç’tan Karakaş köyüne giden Maraşlı teğmen Hafız’ın idaresindeki nakliyeler tümenin istiklal savaşına iştirak edinceye kadar 9 ay müddetle Karakaş köyünden tümenin buğday ihtiyacı temin edilir. O zamanki Urfa’nın mülki idari amiri. Birecik Kaymakamı Urfa Mütesserif ve bilahare Dahiliye bakanı olan Münir Hüsrev Göl’e hadisenin müşahhas şahididir. Hacı İbrahim’in savaş zamanında göstermiş olduğu üstün başarılarından sonra söyle bir emir gelir. Urfa’nın gayri melhuz bir durum karşısında. Bir tehlike vaki olduğu taktirde ( yani Suriye ve civar komşulardan veya dahili bir huzursuzluk anında) Ankara kurmay başkanlığından cumhuriyetin ilanından sonra. Urfa’da bulunan 7. Kolordu kumandanlığına verilen emirde GÜLLÜ HACI İBRAHİM ne kadar silah, cephane, teçhizat, askeri yardım talebinde bulunduğu taktirde verilmesine dair emir vardır. Bu emir Güllüoğlu ailesi ve Urfa için bir onurdur .

1919  da   İngilizlerin  Urfa’yı   işgali  mutassarıf   Nüsret   beyin  asılması arkasından   Fransızların  Urfa’yı  işgal   etmesi,  şehirde  yaşayan   Ermenileri   daha da  kudurtmuştu.  Onlarda  Urfa’yı  işgal  etme  hayali  kurmaya  başlamışlardı.   Amaçları  bütün  Müslümanları  öldürmek   şehir e  sahip  olmaktı.  Olay  çıkarmak  için  tetikte   bekliyorlardı.   Fransız  askerlerinin   Müslüman   kadınlara   sözlü  tacizleri    arkasından  iki  Fransız  askerinin   vezir  hamamına  girmesi  bardağı   taşıran   son   damla  olmuştu.   Kadınlar   askerleri   sille  tokat   hamamdan  dışarı   atmışlardı.  Bir  gün    Fattaney Behiye si   isimli  bir  kadın  bize  geldi. 

“ Biliyor musunuz   dün  başımıza  neler  geldi.“                                                       Diye  anlatmaya  başladı.  Ev  halkı  dikkatle   onu  dinliyorduk.   Kötü  bir  şey  olduğunu  anlamıştık.   Behiye  teyze  anlatmaya  başladı

“Dün    Vezir   hamamına   gitmiştik.  Ben  içeride  yıkanıyordum.   Birden  dışarıda   soyunma   yerinden  çığlıklar  gelmeye   başladı.   Ben   hamam  yıkılıyor   sandım.  Kendimi  dışarıya  zor  attım.   Kadınlar  sağa  sola   kaçışıyordu.  Birden  iki   Fransız   askeri    gördüm .  demek   kadınlar   onun  için  kaçışıyordu.   Hemen   locaya  girdim.   Bohçadan  elbisemi  çekip  sırtıma  geçirdim.   Locadan  dışarı  çıktım.  Elimdeki    Bakır  hamam  tasını   kaldırıp   sizi    pezevengin  dölleri   deyip  askerlere  saldırdım.  Benim    bu    halim  diğer   kadınları  da      cesaretlendirdi .    hep   birlikte     askerlere   saldırdık    askerler  kendi   kendilerini   dışarıya   zor  attılar.  yoksa  onları  linç  edecektik.                                                               

“Aman    Behiye   bacı  bütün   bunlar  doğrumu?“

“Vallahi    doğru   kız   yalan  söyleyecek  halim  mi  var.“

“Aman   hamama  falan  gitmeyelim.   Bizimde  başımıza  böyle  bir  şey  gelebilir.“

“Sonra  ben    içeri  girip  hemen   başıma  iki  tas  su  döküp  giyindim.   Sonra  doğruca  belediyeye  Hac   Mustafa’nın   yanına  gittim.   Başımıza  gelenleri    anlattım.  Eğer    siz  bir  şey  yapmayacaksanız.   Biz   kadınlar   başımızın  çaresine  bakabiliriz.   Bu gün  askerleri   nasıl  hamamdan  attık  isek  Fransızları da   topraklarımızdan   öyle  atmasını    biliriz.   Ama  bundan  sonra  

başınızı  örter   bizim   yerimize   evde   siz   oturursunuz    dedim.“

“Vallahi   iyi  demişsin  Behiye  bacı   helal  olsun  sana“                                        

“Peki   Hacı  Mustafa  ne  dedi.“

“Sen  gönlünü  ferah  tut  bacım  biz  topraklarımızda   bir  tek   Fransız   ve   Ermeni   bırakmayacağız   gönlün   rahat  olsun  dedi.“

“Sizde  akşam   babanıza   söyleyin   Güllü   Osman   kardeşi oluyor babanızda  ona   anlatsın   bu  böyle  yürümez.“

“Haklısın  vallahi    bu   gün   . hamama  giren  yarında  evlerimize   girmeye  kalkar. “

“Bizde  sana  bir  haber  verelim   bizim   şu  bitişik  komşuyu  tanıyorsun.

“Evet   tanıyorum. “

“Geçen  sene  bir  gelin  getirmişlerdi.   Kız   Ermeniydi   ismi    marukyan mı   arukyan mı  her  neyse  işte   Müslüman   olmuş  Fatma  ismini  almıştı.“        

“Hı   şimdi  hatırladım.“

“Birde   üç  aylık  bir  oğlu  var   bebeğini  alıp  dün  annesi ne  gitmiş.  Birkaç ayda   bir  gider  bir  gece  yatar  ertesi  günü   gelirdi.  Dün de  annesine  gitmiş.  ailesinde   bir  tuhaflık  sezmiş   ama   ne  olduğunu  anlayamamış.   Devamlı   fısıldıyorlarmış.  Herkes  yatmaya  hazırlanıyormuş.  Kendisi  tuvalete  gitmiş .   sıkıştığı  için    ışık  falan  almaya  fırsat   bulamadan    kendini   tuvalete  atmış.  Tam  dışarıya  çıkarken   kardeşlerinin   konuşmasını   duymuş.   Gece  herkes  yattıktan  sonra   Fatma  ile   bebeğini  kesmeyi   planlıyorlarmış.   Bunu  duyan  Fatma  tuvalette  düşmemek  için  kendini  zor  tutmuş.  Kardeşleri  gittikten   sonra  yavaşça   tuvaletten  çıkmış.   Hiç  bir şey  olmamış  gibi  yatağına  gitmiş.   Fatma  hiç  uyumamış  uyur  gibi  yapmış.  odadakilerin   uyuduğundan   emin   olunca  çocuğunu  kucağına   almış.  Çocuk   ağlamasın  diye  elini de  çocuğun  ağzına  sıkıca   kapatmış   sonra  gizlice  kendini   sokağa  atıp  olanca  gücüyle  koşmaya   başlamış.   Kapıyı   öyle  bir  çalışı   vardı ki  bütün  mahalle   korkuyla    uykudan   uyandı.   önce  baskına   uğradığımızı    zannettik   sonra  komşularımızın   sesini  duyunca  kendimizi    sokağa  zor  attık. zavallı  kız  oracıkta  düşüp  bayılmıştı.  Herkes   ne  olduğunu  anlamak   için  sokağa   çıkmıştı.   zavallı  kadın  yerde  yatıyordu.  Çocukta  kucağından  yere  düşmüştü.    Kocası   görümceleri   onu  hemen   içeriye  taşıdılar .  yüzüne  su  serptiler   soğan   koklattılar.  Fatma  kendine  geldi.  Ama    hala  yaşadığı  şokun  etkisindeydi.   Ne  olur  bizi  öldürmeyin   çocuğuma  kıymayın diye  sayıklıyordu.“                                                                                                            Eşi  “ Fatma  korkma  bak  evindesin   kendine  gel   bak  ben  yanındayım . “ genç  kadın  korkuyla  eşinin  boynuna  sarıldı.   Bizleri de  yanında  görünce  rahatlamıştı.   İyice  kendine  geldikten   sonra   ailesinin   kendisini   öldürmek  için  nasıl  bir  plan  yaptıklarını    ve  nasıl  kaçtığını   anlattı.  Çok   korktuğu   her  halinden  belliydi.   Bizler  olanları  duyunca  şaşkına  döndük   böyle  bir  şey  olabilir miydi   bir   anne baba  kendi  öz  evladına   kıyabilir miydi.  İşte  bu 

olay   Ermenilerin  ne  kadar  gözü   kanlı    olduklarını  gösteriyordu.  Bu  gün  bütün  mahallenin   erkekleri  toplanıp    Fatma’nın   ailesinin  üstüne  gittiler.   Her  şeyi  inkar  etmişler.  Böyle  bir şey  yok   o  bizim  canımız  ciğerimiz  ona   nasıl   kıyarız  yanlış  anlamış  demişler.  Ama  Fatma   her şeyi  kulaklarıyla   duymuş  Bir  daha   asla  o  eve  ayak  basmam diyordu.   Ailem  benim   için  ölmüştür.  Artık  ailem  falan  yok  diyordu.

“Allah    kızı  korumuş   yoksa  öldürürlerdi.

“Haklısın  vallahi  Behiye  bacı  ama   Allah   her  zaman   doğrunun yanındadır  inşallah  saltanatları  kısa  sürer.  Her  gün  namaz  kılıp    bizi  kurtarması  için  Allah a  dua  ediyoruz.  İnşallah  dualarımız  kabul  olur.

“İnşallah,  inşallah 

“Dünya  gözüyle   düşmanlarımızın  topraklarımızdan  atıldığını    görelim.  Allah tan   daha  başka   bir  şey  istemiyorum.

“İnşallah  atıldıklarını   görürüz.  Ben de  oruç  vaat  ettim. “

Gerçektende  yaptığımız   dualar  kabul  olmuş tu. Allah a   hamdı senalar  olsun.

On  ikilerin  ve   çetelerin   gösterdiği  üstün   başarı  sayesinde   Urfa  kurtulmuştu.   Fransız   askerleri   kumandanları    esir  edilmişti.  

Urfa’nın   kurtuluşundan  sonra  Atatürk   Güllü zade  Osman  efendiye  bir tebrik  ve  teşekkür  telgraf ı  göndermiş.  Yıllarca  telgrafı kasasında  saklayan  Güllü zade    Osman nın   efendinin  ölümünden  sonra   bir  hazine  kadar  değerli  olan  telgrafı  maalesef   sonradan  kaybolmuş.

 

Bir   top    kurun  kaleye

Vurun  hastane ye

Sajor   beye   söyleyin.

Çıksın  divan haneye

 

Bir  top  gitti  Halep’e

Mermisi  dele  gele.

Sajor  beyi  öldürün.

İslamlara  elleme.

 

Sajor    esir   düşmeden   önce   hacı   Mustafa ya   bir   adamını   gönderip   Hızmalı    köprüde   buluşmayı  teklif   etti.(Urfa  halkına  ulaşım  kolaylığı  sağlamak için  bir   ağa  kızı  burnundaki  hızmasını  satmış  ve  bu  köprüyü  yaptırmış.  Onun  için  bu  köprüye  hızmalı  köprü  adı  verilmiş.) Amacı   Hacı   Mustafa ya    bir   teneke   altını   rüşvet   olarak   teklif   edip    paçayı  kurtarmaktı.   Ama   bu   emeline   ulaşamadı.   Çünkü   Hacı   Mustafa   teklifini   reddetmişti.   Şehir   Urfa   çetelerinin   Allah,    Allah   sesleriyle   inliyordu.   Fransızlar  güçlerini  yavaş,   yavaş   yitiriyorlardı.  Durumu    kötüye   giden  

  Sajor   Hacı   Mustafa ya  buluşmak  için   ikinci    bir   teklif   gönderdi. Hacı   Mustafa   ile   tekrar   Hızmalı   köprüde   buluştular.  Sajor   Hacı  Mustafa ya   biz   silahlarımızı   size   teslim   etmeyeceğiz   silah   ve   cephanemizi    taşıyacak  kadar   deve    ve   bizi    koruması   için   birde   jandarma    verin  güvenliğimizi   sağlayın  bizde   yarın   sabah   (  11 Nisan   1920 )   Urfa’yı   tek   ederiz.  Böylece   antlaşma  sağlanır.   Sajor’un    istedikleri   verilir.   Kendi    canlarını    kurtarmak  için   Fransızların   antlaşma   yaptıklarını   duyan   Ermeni   başkanı     Hacı  Mustafa’nın  yanına   gelir.    Hacı  Mustafa                                                                     “Beşliyan   sen   Ermeni    biz    Müslüman’ız   ve   yıllardır  bir  arada  yaşıyoruz   yarın   Fransızlar   gitti mi   siz   yine   bizimle  kalacaksınız.  Bizim  tarafımız  dururken   Neden   onlarla   birlik  oldunuz  Deyince   Fransızların   gideceğini   duyan   Beşliyan   Hacı  Mustafa dan   can   güvenliği   sözü   aldıktan   sonra   sajoru  ihbar   eder .                                                                                                          “Fransızları    çember  içine   aldınız.   Sajor un  ne   cephanesi   ne   de   yiyeceği   kaldı.  Amacı   buradan   sağ   selim   gidip   yiyecek   ve   silah  temin   ettikten   sonra   ikinci  bir  kuvvetle   Urfa ya   geri   dönmektir.  amacı  buradaki  bütün   Müslümanları   öldürmektir.  Bunu  duyan   Hacı  Mustafa    ve  arkadaşları   hemen  o   gece   bir   plan   yaparlar.  Bütün  aşiretler  savaş  için  çağırılmıştı.   Molla zade  Mahmut  hapishanenin  kilidini  kırarak  bütün  mahkumları  savaşmaları  için  Salı  vermişti.  Kurtuluş  için  herkes  tek  yürek  olmuştu.  Kaçmaya  çalışan  Fransızları   şebekede    sıkıştırırlar.  Çok  kanlı  bir   savaş  olur.   O  gün   Urfalılar   tarihe   destanlar   yazdılar.  Düşman   bayrağını   indirip  yerine   rengini   kanımızdan   alan   şanlı   Türk   bayrağını  astılar.  Allah,  Allah   sesleri    kadınların    çaldıkları   sevinç   zılgıtları    yeri   göğü   inletiyordu.  Çünkü   o  gün   esaret   zincirlerini   kırmış   özgürlüklerine   kavuşmuşlardı.  Kadını,  erkeği,  çoluk ,  çocuğu,   yaşlısı,  genci   Müslüman    Türkün    gücünü   tüm   dünyaya   bir  kez   daha   göstermişlerdi.   Bu  ne  büyük  bir   şerefti,  bu  ne  büyük  bir  gururdu.     Bütün  evlerden  gelen  zılgıt  sesleri   gök   yüzüne   kadar   yükseliyor   Semalarda   yankılanıyordu.  Bütün  şehir   bayram   yapıyordu.     11  Nisan   1920    Urfa’nın   düşmandan  kurtuluş  günü  ilan  edildi.                                                                                             

           

 

             11   NİSAN

 

 

Güllü zade   Osman nın   evinde

Gizlicene   İlk  toplantı  yapıldı. 

On  ikiler   diye  küçük  ama

Yürekleri  Dev,  bir  ordu   kuruldu.

 

Urfa nın   çeteleri canlarını  verdiler.

Bu  eşsiz  vatan için  kanlarını  döktüler

Bozan  beyin  kumandasında.

Düşmana  hücum ettiler.

 

Bin  yürek   bir  yürek  oldu.

Zalim  Fransız a   Akabe   mezar  oldu.

Allah, Allah sesleri  semada  yakılandı

Yüreklerdeki  ateş gittikçe alevlendi.

 

11 Nisan 1920 de Urfa  nasıl  kurtuldu.

Düşmanın kumandanı Sajor beyi vuruldu.

Yaşasın Urfalılar düğün dernek  kuruldu.

Kadınların zılgıtı  dört bir  yandan duyuldu.

 

 

Atatürk ten   Güllü zade   Osman a

Bir   tebrik  telgraf ı   geldi.

Urfanın   kendini  kurtarmasından

Ankara da  etkilendi. şenlendi.

 

 

(  Ey   aziz   on  ikiler,    toprağı   kanıyla   sulayan    aziz   şehitlerimiz.   Tüm  Şanlıurfalılar  ve  Türk  insanı   sizleri   sonsuza    dek   rahmet   ve   minnetle   anacaktır.   sizler  için   söylenen  maniler     her  zaman   dillerde   dolaşacaktır. Ruhunuz   şad  olsun. )                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                 

Biz   peki    hala    Güllü zade   Osman  Efendi ye  Hacı   Mustafa ya   ne  oldu.                                                                                                                                    

Diye   sorduğumuzda   halam  hüzünlü  bir şekilde   Hacı    Mustafa   tüm   yaptığı    fedakarlıklara  karşın   bazı   Vatan   hainlerinin   yaptıkları    planlar   sayesinde    sürgüne   gönderildi.  Senelerce   sürgünde    kaldı. Sonradan    yapılan    hatalar  anlaşılınca    af   edildi.   Yıllar  sonra kurtarılması  için  varın  yoğunu  feda  ettiği  Urfa sına  geri  döndü.  15 temmuz 1933’te geçirdiği   bir  kalp  rahatsızlığı  sonucu    hayata   veda  etti.  Amcam Güllü zade   Osman a   Efendiye   gelince  o  da   ameliyat olmak   için   İstanbul a  gitti  ve  bir   daha da  geri   dönmedi.   İki   ameliyat      üst üste    olunca     bünyesi   kaldırmamış    olacak ki  22  Temmuz   1942 de  hayata  gözlerini  yumdu.  Değerli  bir  insanı  kaybetmiştik. Güllü zade Osman  öldükten  sonra  kasasından çıkan  bir  dörtlük.  

 

Sanma  şahım  herkesi sen 

Sadık  hane  dost  olur.

Herkesi  sen  dost mu   sandın

Yar  olur, dilbaz  olur, dil dar olur.

Belki  o  hayatta  ağyar  olur.

                                                   

Cenazesi  İstanbul Feriköy   mezarlığı   yedinci  ada  dedikleri   yere  defnedilmiş.   O  öldükten  sonrada  sevdikleri    üstüne   maniler   çıkardılar.

 

Evlerinin  içinde  çifte  havuzlar .

Yürüyüp  gezdikçe  gönül  arzular.

Gurbete gideni dönmez sanırlar .

Onun için gönül Osman ı  arzular

 

Gel  gidelim   taş  eyvana.

Havuzu  hoş   eyvana .

Sen  söyle   ben  ağlıyım.

Dökülsün  yaş  eyvana,

 

Çıktım  harran  düzüne

Döğün döğmüş dizine

Bu  köyün  ağasının

Hasret  kaldık  yüzüne.

      

Güllü zade  Osman    İstanbul a   gittikten   sonra   Urfa ya  ve   dostlarına    olan  özlemini    şu   mısralarla   dile    getirmiş. 

 

Terk edersem  Urfam   seni  feragat   eylediğim

Yalnız   koyup   yüzüne   kabahat   eylediğim

Herkesin  dostu   yanında   onda  sen  birde  garip

Günde  bin  ah  eylesem de   yoktur  derdime  tabip

 

Ölmeden  görmek   Urfayı   Mevlam  eyleye  nasip

Seni  yoktan  var eden  hakka  emanet  eyledim

Gece  gündüz  ağlamakta  kalmadı. Tende mecal

Yaptığımız  onca   işler  cümlesi   oldu   hayal

 

Ahir  nefeste  son demde  hakkını  helal  eyle

Sakın  ola  düşmanına  kendini   heba  etme

Herkesi  dost   sanıp ta   olma   düşmana   yakın

Zararını  gören  Urfam   olmasın  lakin

 

 

Halam  bu hikayeleri   anlatmaktan  bizde  dinlemekten  bıkmıyorduk. Artık  hepsini ezberlemiştik  bir  gün  halama                                                                 

“hala  annemizin  annesini  tanıyoruz  ama   babamızın  annesi  hakkın da  hiç 

bir şey bilmiyoruz.  Ne olur. Bize  onu anlat“                                                                                                                                              diye  halama   anlatması   için   yalvarmaya  başladık   halam  yalvarmalarımıza   fazla dayanamayıp   bütün  olanları  geceleri   bir saat  anlatıyor .                               &nb

 
Etiketler: 11, NİSAN, , KURTULUŞ, HİKAYESİ
Yorumlar
Diğer Yazılar
URFA’NIN KURTULUŞ SAVAŞI - 3
URFA’NIN KURTULUŞ SAVAŞI - 2
URFA’NIN KURTULUŞ SAVAŞI 11 NİSAN 1920
TERZİ KIZI
KOMŞULUK HAKKI
8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ
KOMŞULUK HAKKI
11 NİSAN KURTULUŞ HİKAYESİ - 3
11 NİSAN KURTULUŞ HİKAYESİ - 2
11 NİSAN KURTULUŞ HİKAYESİ - 1
BU NE ŞİDDET BU CELAL
REFERANDUMDA EVET Mİ HAYIR MI?
BU MİLLET YENİ BİR TARİH YAZMIŞTIR
KOMŞULUK HAKKI
HAİN İÇERİDEN OLUNCA KAPI KİLİT TUTMAZMIŞ
KÜRT, TÜRK, ARAP HEPİMİZ KARDEŞİZ
NASIL BİR GENÇLİK YETİŞİYOR
ANNELER GÜNÜ KUTLU OLSUN
BOŞANMALAR NEDEN FAZLALAŞTI
11 NİSAN KURTULUŞ SAVAŞI VE KÖRELEN MİLLİ DUYGULARIMIZ
ÖLDÜRÜLEN BİN KADIN VE 8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ
BERDEL
SİGARA=ÖLÜM
TERZİ KIZI
SEN HİÇBİR ŞEY BİLMİYORSUN
DERDİNİZ ÖZGÜRLÜK DEĞİL
BABALAR GÜNÜ KUTLU OLSUN
SEÇİMİN ARDINDAN
İSTANBUL DENİNCE AKLA FATİH SULTAN MEHMET GELİR
SEÇİM ARENASI RİNG BAŞLADI
KENDİ MEMLEKETİMİZDE YABANCI OLDUK
KURTULUŞ SAVAŞIMIZIN İKİ KAHRAMAN KADINI
8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ
KARACADAĞ’A SAHİP ÇIKMAYANLAR UTANSIN
AVRUPALILAR KENDİLERİNE OSMANLIYI HATIRLATAN TÜRKLERİ SEVMEZ
14 ŞUBAT SEVGİLİLER GÜNÜ ROMALI PUTPEREST VE AZİZLERDEN KALMA BİR GÜN
KAZANCI BEDİH EFSANESİ
KADIN CİNAYETLERİNİN KORKUTUCU BOYUTLARI
DUYURULUR BELEDİYE’NİN SORUMLULUKLARI VE GÖREVLERİ
URFA'YI ANLATAN REZİL DİZİLERE KİM DUR DİYECEK
YÖREMİZDE KADININ HAYATINDA YOK, YOK
ÖLÜMLERİNİN 6. YILIDA ANNEM VE SERDAR GÜLLÜOĞLU
BABALAR GÜNÜ
12 HAZİRAN DÜNYA ÇOCUK GÜNÜ
URFA KURTULUŞ SAVAŞINDAN KURTULUŞ MÜZESİNE
URFA YİNE SİYASET DERSİ VERDİ
SİYASET HİÇ BU KADAR KİRLENMEMİŞTİ
8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ
14 ŞUBAT SEVGİLİLER GÜNÜ
Bizim Gazete
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Alıntı Yazarlar
Şanlıurfa
Çok Bulutlu
Güncelleme: 25.05.2018
Bugün
22° - 35°
Cumartesi
20° - 34°
Pazar
19° - 35°
Şanlıurfa

Güncelleme: 25.05.2018
İmsak
03:21
Sabah
05:03
Öğle
12:29
İkindi
16:17
Akşam
19:43
Yatsı
21:16
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Arşiv Arama
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı