Haber Detayı
19 Mart 2016 - Cumartesi 10:15 Bu haber 1405 kez okundu
 
"Uluslararası medya Suriye’ye duyarsız"
Bu haftaki röportajımızın konuğu Suriyeli gazeteci Ravdal Ali oldu. Suriye gerçekleri konusunda ve uluslar arası medyanın Suriye karnesi hakkında ve Suriye’de kadın olmanın zorluklarını Ravdal Ali’ye sorduk.
Röportaj Haberi


Röportaj: İshak Polat /  İşte aldığımız cevaplar

 Sizi tanıyabilir miyiz?

İsmim Ravdal Ali. Suriyeliyim. Gazeteciyim. Şam Üniversitesi Gazetecilik Bölümü mezunuyum. 2.000 yılında mezun olduktan sonra Suriye’de yayınlanan Savra gazetesinde yazar olarak çalıştım. Bunun yanı sıra Teşrin, Deyrizor şehrinde çıkan Fırat gazetesinde köşe yazarlığı yaptım. Bunun yanı sıra Kuveyt’in saygın dergilerinden El Arabiye’de Lübnan’ın en büyük gazetelerinden El Sefir ve El Beyan gazetelerinde köşe yazıları yazdım.  Bu yazılar genellikle sosyal konular ve edebiyat üzerine idi.

Suriye iç savaşının başlaması ve bugüne kadar olan süreci bize anlatır mısınız?

Bilindiği üzere Suriye uzun yıllardır Baas Rejimi tarafından büyük bir baskı ile yönetiliyordu. Hafız Esed’in ölümü ve Beşar Esed’in iş başına gelmesi ile birlikte tüm Ortadoğu ülkelerinde olduğu gibi Suriye’de de özgürlükler konusunda halkın bir beklentisi ve kıpırdaması oldu. İlk başlarda Beşar Esed’in başa gelmesi ile birlikte Suriye halkı bu konuda iyimser idi. Ama maalesef Beşar Esed demokrasi ve özgürlüklere geçişin aksine bu talepleri babasını aratacak şekilde halkın bu konudaki beklentilerini kan ve şiddet ile bastırmaya yöneldi. Binlerce insan katledildi ve hapishanelere tıkıldı. Zaten yıllardır rejimin baskısı altında tutulan halk artık bu duruma baş kaldırdı ve özgürlük için mücadele etmeye başladı. Ama daha sonra Rusya, İran, Hizbullah gibi uluslar arası güçlerin devreye girmesi ve ardından bir çok taşeron terör örgütünün de sahneye çıkması ile Suriye iç savaşı bugüne kadar geldi. Özetlersek ; ilk başlarda Suriye halkının özgürlük isteği ile başlayan bu durum daha sonra yabancı ülkelerin Suriye üzerindeki kanlı hesaplarının bir merkezi haline gelmesine sebep oldu. Sonuç ise şehid edilen, yaralanan, ve muhacir durumuna düşen Suriye halkı oldu ve olmaya da devam ediyor.

Sizin gazeteci olarak özgürlük hareketine katılışınız nasıl oldu?

Özgürlük talebi Baas rejiminin zulmü altında inleyen hemen hemen tüm Suriye halkının gönlünde yaşattığı bir duygu idi. Ben de bu inançla ilk başlarda takma isimle yazdığım yazılarla bu Suriye’de filizlenmeye başlayan bu özgürlük hareketine katkıda bulundum. Ama daha sonra rejim halkı katletmeye başlayınca fiili olarak Özgür Suriye Ordusu ( ÖSO) içersinde yer aldım. Deyrizor bölgesinde bu harekete katılan ilk kadındım ve ilk işimizde bir grup kurarak Deraa şehrine yardım etmek oldu.

ÖSO saflarındaki faaliyetlerinizi biraz açıklar mısınız?

Öncelikle şunu ifade etmem gerekiyor; ben Suriye’deki özgürlüğe inandım ve bundan dolayı da devrim olarak adlandırdığımız harekete katıldım. Bundan dolayı da Esed rejiminin çoluk çocuk demeden binlerce masum insanı katletmesine göz yumamazdım ve bu zulme karşı bizzat ÖSO saflarında bir kadın olarak savaştım. Bu savaşta ÖSO mücahitleri bana ( Ümmü Ömer) lakabını takmışlardı ve mücadelem ta ki yaralanıp Türkiye getirilmeme kadar fiili olarak sürdü.

O sırada gazeteciliği bir kenara mı bıraktınız?

Şöyle ifade edeyim; Esed rejimi halkı tahrik ve marjinalize etmek için binlerce insanı katletmeye başlayana kadar bir gazeteci olarak kalemimle mücadele ettim. Rejimin katliamlarını dünya kamuoyuna anlatmak için kalemimle, fikrimle mücadele ettim. Ama artık katliamlar daha da artınca Deyrizor bölgesinde kadınlar olarak örgütlenerek rejime karşı mücadelenin içersinde yer aldık.

Kadın olarak çatışma ortamlarında bulunmaktan korkmadınız mı?

İnsan korkar ve bende bir insanım. Ama Allah’a inanıyor ve güveniyorsanız birçok şeyden korkunuz kalmıyor. Ama şunu da itiraf etmem gerekiyor; bir defa rejimin eline düştüm ve bir defa dayak- işkence faslından geçtim,  orada bir defa korktum.

Suriye iç savaşında kadınların yaşadıklarını bize anlatır mısınız?

Tek kelime ile kadınların yaşadıkları çok kötü şeyler. Bir savaşın en mağdurları kadınlar ve çocuklardır. Özellikle rejimin Suriyeli kadınlara yaşattıkları şeyler insanlık onurunu ayaklar altına alan şeyler. Tecavüz, işkencenin yanı sıra öldürmeler. Rejim zulümde o kadar ileriye gidiyor ki annelerin ellerindeki küçük çocukları bile aldılar. Buna hangi anne dayanabilir. Birçok çocuğu ve genci annelerinin gözleri önünde kurşuna dizdiler ve bunu sırf işkence olsun diye annelere yaptılar. Ama Suriye kadını güçlü ve dirayetlidir. İnşallah bu sınavları da atlatacaktır.

Suriyeli gazeteciler, yazarlar edebiyatçılar bu yaşananları, özgürlük talebinin arkasındaki haklı talebi uluslararası kamuoyuna anlatabildiler mi?

Başta gazeteciler olmak üzere Suriye aydınlarının bu haklı talebi rejimin tüm baskılarına rağmen uluslar arası kamuoyuna anlatmaya çalıştıklarını söyleyebilirim. Hiçbir halk durup durduğu yerde bir mücadeleye kalkışmaz. Bizde uluslar arası camianın bir parçasıyız ve doğal olarak Suriye’de özgürlük ve demokrasi talep ettik. Ama rejim bu talepleri karşılamak yerine bunu kanla bastırmaya çalıştı. Biz bu haklı talebe Türkiye’nin yaptığı gibi diğer ülkelerinde arka çıkmasını ve destek vermesini beklerdik.

Suriye’de gazeteci olmak nasıldı?

Baas rejimi o kadar baskıcı idi ki bizlerde gazeteci olarak yazdığımıza inanmazdık. Çünkü halkın ve haliyle medyanın üzerinde o kadar baskı vardı ki gerçekleri yazmanız en basiti ile tutuklanmanız, işkence görmeniz ve yıllarca sürecek bir mahkumiyet yemeniz demekti.

Cephedeki gazetecilik?

Haklı bir davanız var ise, bir bedel ödemiş iseniz ve mesleğiniz de gazetecilik ise o çatışma ortamından çokta fazla korku duymuyorsunuz. Evet aç kalıyorsunuz, yaralanıyorsunuz belki ölme ihtimalinizde var ama bizzat gerçeğin içersinde bulunmanız gazeteci olarak sizi mutlu ediyor. Şahsen ben Deyri Zor’da bir kanal adına çalışırken o çatışma ortamında daha çok çektiğim fotoğrafların net çıkmamsından, Tv yayını yaparken görüntünün gitmemesi için çabalardım. Yani çatışma ortamının getirdiği korkulardan ziyade Suriye halkının yaşadıklarını aktarma adına mesleki bir kaygı taşıyordum.

Yabancı medya kuruluşları ile çalıştınız mı? Temaslarınız oldu mu?

Çeşitli görüşmelerimiz oldu. İngiliz bir medya organının beraber çalışma talebi oldu ama ben o arada yaralandım. Ama şunu ifade etmekte yarar görüyorum; bizim birçok konuda uluslar arası medya kuruluşları ile haber paylaşımımız oldu ama maalesef ya yer vermediler ya da çarpıttılar. Rejim kimyasal silah kullandığında bir A.B.D.’li medya kuruluşu ile temas kurduk ve haberimizi kendilerine ilettik. Bizden başka gerçek kanıt istediler ve bizde kimyasal bombanın parçalarını toplayarak kendilerine gösterdik ama yine yayınlamadılar.

Suriye iç savaşının başlangıcından bu tarafa birçok gazeteci öldürüldü. Gazetecilerin hedef alınmasının sebebi nedir?

Gazeteci nerede olursa olsun gerçeğin peşindedir. Dolayısı ile gazeteci gerçeğin peşinde can verir. Suriye’de hayatını kaybeden gazetecilere gelince birincisi rejim tarafından Suriye gerçekleri uluslar arası kamuoyunca bilinmesin diye öldürülen gazeteciler var ki bunların çoğunluğu Suriyeli gazeteci ve yazarlardır bir diğeri ise çatışma ve savaş ortamında bomba, kurşun gibi sebeplerden dolayı hayatını kaybeden gazeteciler var. Maalesef sebebi ne olursa olsun Suriye’de bir çok gazetecinin haber peşinde, gerçeğin peşinde hayatlarını kaybettiler.

Uluslararası medya Suriye gerçeklerini aktardı mı? Bu konuda sizin görüşleriniz nelerdir?

Uluslararası medya sebepleri konusunda olmasa da sonuçları ve devam eden çatışmaları dünya kamuoyuna aktarmak için uğraştı ama çeşitli sebeplerden dolayı Suriye gerçekleri tam olarak dünya kamuoyuna yansımadı. Biz, Suriye halkı olarak tam olarak ne yaşıyoruz bu tam olarak dünya kamuoyuna yansımıyor. Örnek olarak rejimin hapishanelerinde tutulan, işkenceye maruz bırakılan ve öldürülen 50.000 kişinin fotoğrafları ortaya çıktı ama bu sadece küçük kısım idi ve bu rakam bundan çok daha yüksek. Halbuki rakamlar çok daha korkunç boyutlarda ve bir çok konuda uluslar arası medya Suriye’ye kör ve sağır kaldı.   

Suriye hakkında bildiğimiz rakamlar daha mı yüksek?

Maalesef çok daha yüksek. Gerçek rakamlar rejim düşüp Suriye’ye barış hakim olduktan sonra ortaya çıkacaktır ve gerçek şehit, yaralı, tutuklu, mülteci sayısının bilinenin aksine çok daha fazla olduğu ortaya çıkacaktır. Rejimin suçları barıştan sonra ortaya çıkacaktır.

Suriye’nin geleceği ne olacak?

Biz bir özgürlük mücadelesinin içersindeyiz ve bu mücadelenin temeli Suriye halkıdır. İlelebet Suriye böyle kalmayacaktır.  Rusya, İran, Hizbullah, Suriye’den çekilip gider ve mutlaka da gidecekledir. Elbette rejim düşer. Ve İnşallah sonuçta Suriye’ye barış gelecek ve Suriye halkı kendi vatanlarında özgürce yaşayacaktır. 

Suriye Elleriniz yanmış. Sebebi nedir?

Rejim tarafından atılan bir füze ile evim vuruldu ve vücudum ile birlikte ellerim de yandı. Bunun yanı sıra karın bölgeme şarapnel parçası saplandı. Beni yıkıntılar arasından çıkartmışlar ve Türkiye’ye, hastaneye getirmişler. Uzun bir dönem tedavi gördüm. Savaştan önce Türkiye’ye sık sık gelirdim ama 2014’ün 8. Ayında bu vesile ile Türkiye’ye bir daha gelmiş oldum.  Yoksa Türkiye’ye gelmeyecektim. Orada kalıp mücadeleye devam edecektim. Ama burada da boş durmuyorum. Yaptığımız bir organizasyonla Suriyeli hanımlarla bir araya geliyor onların hayata tutunması için çalışmalar yürütüyoruz.

Türkiye izlenimleriniz nasıl?

Türkiye dediğiniz zaman her Suriyeli gibi benimde gözlerim doluyor. Türkiye’ye ve Türk halkına minnet borçluyuz. Burası bizim ikinci vatanımız. Suriye halkına Türkiye Devleti ve Türk halkı kadar sahip çıkan, destek çıkan olmadı ki buna maalesef Arap devletleri de dahildir. Artık Suriye halkı olarak bizim birinci amacımız özgür bir Suriye ikinci amacımız ise İslam ülkelerinin lideri olan Türkiye devletini korumak ve ona sahip çıkmaktır.

Türkiye ve özellikle Şanlıurfa’da Suriyeli gazeteciler ve çıkardıkları gazeteler var. Değerlendirmelerinizi öğrenebilir miyim?

Özgür Suriye devrimine herkes bir şekilde hizmet ediyor. Ben bu konuda kim hizmet ederse ona teşekkür ederim. Ama maalesef burada çok fazla sesimiz çıkmıyor. Sebebine gelince hem bürokrasi hem maddi imkansızlık gibi sorunlar var. Sesimizin çok fazla çıkamaması ondandır. Bizde bu boşluğu daha çok sosyal medya üzerinden halletmeye, Suriye hakkındaki gerçekleri sosyal medya üzerinden kamuoyuna yansıtmaya çalışıyoruz.

Size de sorayım; Suriye’yi özlediniz mi?

…. Ağlamaktan cevap veremedi.

Eklemek istedikleriniz nelerdir?

Öncelikle size ve gazeteniz GAPGündemi’ne teşekkür ediyorum. Suriyeli bir gazeteci meslektaşınız olarak sorunlarımızı ve düşüncelerimizi Şanlıurfalılara aktarma fırsatı verdiniz. Bu fırsattan dolayı tekrar teşekkür ediyor ve Suriyeli muhacirlere ensar olan Türk halkına sevgilerimi ve hürmetlerimi sunuyorum.

Kaynak: Editör:
 
Etiketler: Bu, haftaki, röportajımızın, konuğu, Suriyeli, gazeteci, Ravdal, Ali, oldu, Suri
Yorumlar
Bizim Gazete
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Alıntı Yazarlar
Şanlıurfa
Sıcak
Güncelleme: 22.07.2018
Bugün
27° - 40°
Pazartesi
26° - 39°
Salı
26° - 40°
Şanlıurfa

Güncelleme: 22.07.2018
İmsak
03:34
Sabah
05:15
Öğle
12:38
İkindi
16:26
Akşam
19:50
Yatsı
21:22
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Arşiv Arama
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı