301 Moved Permanently

Moved Permanently

The document has moved here.

Haber Detayı
07 Ekim 2017 - Cumartesi 08:27 Bu haber 1175 kez okundu
 
İbrahim, Balkan turunda “Karadağ yolculuğu”
Lisans eğitimimi almak üzere geldiğim Bosna-Hersek'te, 1 haftalık boşluğu değerlendirmek istedik. Tanıştığımız arkadaşlarla birlikte Karadağ, Hırvatistan, Sırbistan ve Kosova'dan oluşan bir Balkan turu yapabilir miyiz? Diye istişarelerde bulunduk. Masrafımızı hesapladık, tarihimizi ayarladık.
Kültür Haberi


23 Eylül sabahı saat 12.30'da Saraybosna'dan Karadağ'a (İtalyanca adı Montenegro) doğru 3 arkadaş yola çıktık. Yolculuğumuz Bosna'nın insan eli değmemiş dağlarının manzarası ile başladı.
******
İlk başlarda arkadaşlarla kendi aramızda konuşurken 270 km yolumuz olduğunu, ortalama bir hızla gider isek 3-4 saatte Karadağ'a varacağımızı düşünmüştük fakat gelin görün ki yollar aynı bizim Karadeniz yolları gibiydi. Çok dik ve keskin virajlarla dolu. Buna ek olarak yolda oluşan ve tamir edilmeyen çukurlar, yoldaki dikkatinizi dağıtıyor ve belirli bir hız limitinin üzerine çıkamıyorsunuz. (Bu yolları görünce Türkiye'deki yolların ne kadar kıymetli olduğunu anladım) 
******
Yavaş yavaş ilerlerken Bosna sınırları içerisindeki Stoviç kasabasını geride bıraktık. Ardından dağ kenarı yolumuzda yola devam ederken bizi Drina Nehri selamladı. Bu manzara o kadar muazzamdı ki yol boyunca sık sık arabayı kenara çekip manzaraya karşı Bosna'dan aldığımız soğuk çaylarımızı yudumladık.

******
Yol üzerindeki ufak büfe tarzı bir mekânda otostop çeken 2 kişi gördük. Çantalarından anlaşılacağı üzere kamp yapmaya geldiklerini düşündük. İyiliğin tanımında yolda kalmışlara yardımı da özellikle belirten Bakara Suresi 177. Ayeti anımsadık. Arabamızda boş yer olduğu için de bu insanları arabamıza aldık. Selamlaşmanın ardından kendilerini bize tanıttılar. Biri Luke adında Hırvatistan asıllı diğeri ise Christian adında Güney Kore asıllı Amerikan vatandaşlarıydı. 
******
Kamp malzemelerini alarak yanlarında para bulundurmadan Balkan turuna çıkmışlar. Luke profesyonel fotoğrafçı. Christian ise web yazılımcısı. Bir an düşününce tuhaf geliyor insana. Araçta 5 kişi. Biri Hırvat, diğeri Kore asıllı 2 Amerikan vatandaşı, biri Urfalı, diğeri Trabzonlu, bir diğeri Antalyalı 3 Türk. Yolları ise Balkanlarda kesişiyor. Ne bileyim garip geldi…

******
Bilenler bilir. Dayton Anlaşması ile birlikte sona eren Bosna Savaşının ardından kurulan devlet dünyada benzeri olmayan bir sistemle yönetiliyor. Fazla teferruata girmeden sadece şöyle açıklayayım. Başbakanlık Konseyi ve Cumhurbaşkanlığı Konseyi adıyla 2 kurum bulunuyor. Bu kurumların her birinde Boşnak, Hırvat ve Sırp'tan oluşan 3 üye bulunuyor. Bu üyelerin her biri ülkeyi 8 ay boyunca yönetiyor.  Ülkede sağlam bir devlet otoritesi yok. Akşamları gasp ve adam kaçırma olayları olağan.  Buna karşın eğer Bosna vatandaşı değilseniz nefsi müdafaa hakkınız yok.

******
Yolculuğumuz boyunca pek çok konudan konuştuk, güldük eğlendik. Fakat sohbetimiz sırasında en çok vurgulamak istediğim yer ise Luke ile aramda geçen şu muhabbet oldu. Ona, "Böyle dağ bayır gezip kamp yapıyorsunuz. Güvenlik konusunda endişen yok mu? Buralar çok tekin değil. Nasıl insanlara güveniyorsunuz" diye sorduğumda bana  "Elçiliklerimiz bizim güvenliğimiz için var. (Amerikan elçiliğini kastediyor) En ufak bir sorunda onlar yardımımıza gelir" cevabını aldım. Bu cevap karşısında biraz içim burkuldu diyebilirim. Türkler Bosna'nın kadim tarihinin bir parçası ve Bosna 1463 yılında Osmanlı'nın bir parçası oluyor. 1909'da Hıristiyanların isyanlarıyla elden çıkıyor. 446 yıl sizinle bir bütün olmuş bu topraklar. 

******
1992 yılındaki Bosna savaşında, evini ocağını bırakıp gelerek şehit düşen Türkler de, Boşnak kardeşleriyle bu topraklarda yatmakta. Türkiye'de yaşlı amcalardan işittiğimiz "Ah şu yeni nesil" girişli cümleleri anımsıyorum. Savaşın üzerinden geçen 25 yılın ardından ortaya çıkan yeni Boşnak nesli, bu cümleleri fazlasıyla hak ediyor. Katledilen milyonlarca insan, ırzına geçilen yüz binlerce kadın, sanki bu topraklarda yaşamamış sanki böyle bir şey hiç yaşanmamış gibi yaşamaya devam ediyorlar. Ülkesi adına bir ideal yaşatan, bir amacı veya bir hedefi bulunan bir genç kardeşime ise henüz rastlamadım. 

******
Bosna'nın tarihinde bu kadar etkin olmamıza rağmen, polisler rüşvet koparma derdinde. Devlet ise herhangi bir gasp olayında nefsi müdafaa yapar da kendinizi savunursanız sizi sınır dışı edebiliyor. 
******
Her neyse asıl konumuza geri dönelim. Sonuç olarak bu bir gezi yazısı öyle değil mi? 270 km yolu yaklaşık 7 saatte gittikten sonra, sonunda Karadağ sınırlarından Budva şehrine giriş yaptık. İnsanların doğayı tahrip etmeden (Ormanları yakıp 5 yıldızlı otel inşa etmeden) nasıl turist çekip, o doğal güzellikleri nasıl muhafaza ettiklerine şahit olduk.

******
İnşa edilen evler 2-3 katı aşmıyor ve Budva'nın kendine özgü mimarisinin doğal ortama kattığı hava bambaşka… Otel fiyatları genel olarak Euro kullanıldığı için biraz pahalı kaçabiliyor fakat biz 23 Euro gibi bir rakama 3 kişi lüks olmasa da öğrenciyi idare edebilecek derecede iyi bir yerde konakladık. Genel olarak 50-100 Euro arasında deniz kıyısında bulunan otellerde konaklamakta mümkün.

******
Bu şehirde yerleşik olarak 10 bin kadar insan yaşıyor. İnsanları sıcakkanlı ve etrafta pek çok Türk görmek mümkün ancak insanlar çalışırken pek güler yüzlü olmuyorlar. Özellikle girip alışveriş yaptığımız bir markette çalışanları izlerken sanki insanlar zor kullanılarak çalıştırılıyormuş hissine kapılıyorsunuz. 

******
Budva'da 1 gün kaldıktan sonra Kotor Kalesi'ni ziyaret etmek için yola koyulduk. Kotor Şehri, zamanında Romalıların, Müslümanların (Osmanlı), Sırpların ve Bulgarların denetimi altına girmiş. Bundan ötürü pek çok mimarinin iç içe olduğu bir şehir görünümünde. Kotor Kalesi'nin altına kurulan ve "Old Town" yani "Eski Şehir" adı verilen şehir Roma mimarisinin en güzel örneklerinden. İçinde bulunan St.Tryphon Katedrali gotik mimarisi ile gezilip görülmesi gereken bir yer. 
Old Town'da gezerken kendinizi gerçekten 1600'lü yıllara gitmiş gibi hissedeceksiniz. Şehirde yer alan kafe ve restoranlar mimariye uyumlu yapılmış. Kotor Kalesi'ne ilk bakışta büyük bir heyecanla oraya çıkmak istiyorsunuz ama bu sandığınız kadar kolay oluyor. Yaklaşık bin adet dik basamaktan oluşan bir dağ tırmanışına kendinizi hazırlamalısınız.

******
Karadağ'ın genelinde deniz mahsulleri meşhur, gittiğiniz zaman denemenizi tavsiye ederim. Balık sevmeyen tavuk ta yiyebilir. Bunun dışında çevreden edindiğimiz bilgilere göre zengin üzüm bahçelerine sahip olduklarını (biz göremedik) ve şaraplarının meşhur olduğunu söylediler. Biz inancımız gereği uzak kaçtık fakat denemek isteyen olursa bunu da buraya not düşelim. Şimdilik aktaracaklarım bu kadar. Başka bir gezi yazısında görüşmek üzere hoşça kalın. 

Kaynak: Editör:
 
Etiketler: İbrahim,, Balkan, turunda, , “Karadağ, yolculuğu”,
Diğer Fotoğraflar










Yorumlar
Bizim Gazete
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Alıntı Yazarlar
Şanlıurfa
Sıcak
Güncelleme: 25.05.2019
Bugün
22° - 35°
Pazar
18° - 34°
Pazartesi
23° - 36°
Şanlıurfa

Güncelleme: 25.05.2019
İmsak
03:23
Sabah
05:03
Öğle
12:27
İkindi
16:17
Akşam
19:41
Yatsı
21:14
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Arşiv Arama
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı