Haber Detayı
28 Ekim 2019 - Pazartesi 08:36 Bu haber 1307 kez okundu
 
Dr. Öncel: Urfa insanlığın baba evidir
Türkiye’yi aşarak adını dünyaya duyuran Urfalı Doktor Faruk Öncel ile; Urfa aşkını, Hz. Nuh’un Gemisi ve girişimleri sonucu tescil edilen ‘Cudi Vadisi Anıt Zeytin Ağacı’ çalışmalarını konuştuk.
Röportaj Haberi
Dr. Öncel: Urfa insanlığın baba evidir

Röportaj; İshak Polat-Tuğba Polat /  Kayıp şehir Nakuvan’dan, Haçlıların icraatlarına, Ağrı dağındaki gemi iddialarından Urfa’nın sahip olduğu tarih ve turizm potansiyeline uzun bir sohbeti devirdik. Urfa’nın sahip olduğu değer ve zenginliklerin kıymetinin bilinmediğini belirten Dr. Faruk Öncel ile yaptığımız uzun söyleşiden bir bukleyi daha sizlerle paylaşmanın mutluluğunu yaşıyoruz.

 

Urfa’ya hoş geldiniz. Belirli aralıklarla gidip gelseniz bile uzun zamandır gurbette yaşıyorsunuz. Urfa’ya geldiğinizde neler hissediyorsunuz?

Urfa benim baba yurdum, vatanım, aşkım… Yetiştiğim, kendimi bulduğum yer. Urfa, benim için anlatılamaz, yaşanır. Urfa’ya geldiğim zaman htiğim duyguları soruyorsunuz; hani kuzular otlamak için giden anneleri ile buluşur ya… İşte ben de o kuzunun annesine kavuştuğu an htiği duyguyu hissediyorum. Urfa’ya geldiğim zaman o hisleri yaşıyorum.

2006 yılındaki açıklamalarınızda Hz. Nuh’un gemisinin kalıntılarının, Cudi Vadisinde olduğunu ve Nuh Tufanından sonra insanlığın buradan yayıldığını dile getirmiştiniz. Ulusal ve yerel basında büyük ilgi gören bu iddianız gerek arkeologlar gerekse yetkililer tarafından sahiplenilmedi. Neden?

Bunun çeşitli sebepleri var. İlk olarak; Siyonistler dinler tarihi açısından Hz. Nuh’un Gemisinin Urfa’da olduğunun bilinmesini istemezler. Hz. Adem’den sonra Hz. Nuh tufanı ile birlikte insanlığın Urfa’dan tekrar tüm dünyaya yayıldığı tezi onların işine gelmez. Halbuki Nuh tufanı sonrası insanlığın tekrar çoğaldığı yer Urfa’dır. Urfa insanlığın baba evidir. İnsanlar Urfa’da çoğalarak tekrar dünyaya yayıldılar.

KALINTILARIN AĞRI’DA BULUNDUĞU İDDİALARI

URFA’YI UNUTTURMAK İÇİN ORTAYA ATILDI

İsrail en eski dinin kendilerinin olduğunu iddia ediyor. İsrailliler dedelerinin kökenini Urfa’dan gittiği gerçeğini dillendirmek istemezler. Çünkü kendileri seçilmiş ırk olduklarını iddia ederler. Burada yapılacak kazılar ve ulaşılacak gerçekler bu iddialarını çürüteceği için ulusal çapta bu durumu engelliyorlar.  Ama günü geldiği zaman buraya sahip çıkmak istediklerini de biliyorum.  Nuh’un gemisi Ağrı’da, yok bilmem nerede iddiaları kasıtlı olarak çıkartılan iddialardır ve dikkati başka yere çekmekten ibarettir. Sebebi ise burada araştırma yapılıp gerçeğin ortaya çıkmasını önlemektir. 

ÇOĞU İDARECİMİZ, BU DEĞERLERİ KAVRAYABİLECEK

AKIL, İRADE VE BİRİKİMDEN YOKSUN

Bir diğer sebebi ise liyakatsiz yöneticiler. Bu liyakatsiz yöneticiler hem böyle bir değerin farkında değiller hem de salla başını al maaşını mantığı ile memlekete hiçbir katkıda bulunmadan maaşlarını almanın ve günlerinin doldurmanın hesabı içindeler. Kapasiteleri bu kadar. Daha fazlasını yapabilecek birikim, akıl ve iradeden yoksunlar. Diğer bir etken de ülkemizde ve Urfamızda bazı insanların; çalışkan ve zeki insanları çekememesi, onların ön plana çıkmalarından rahatsızlık duyması olarak ifade edilebilir.

Saymış olduğunuz vasıflara haiz bir idareci döneminde; Cudi Vadisinde kazılar yapılıp Hz. Nuh’un gemisi ve oradaki şehir kalıntıları ortaya çıktığı vakit tarih yeniden yorumlanabilir diyebilir miyiz?

Kesinlikle… Acizane bunu defalarca dile getirdik. Tufan sonrası Urfa insanlığın ikinci doğuş noktasıdır. Bütün kalıntılar bunu ispatlıyor. Bununla birlikte Urfa, bildiğimizden çok daha öte pagan döneminden bu tarafa Roma, Bizans, İslam dönemi medeniyetlerine ait çok büyük eserleri barındırıyor. Bakın Halepli Bahçe Bölgesinde, Jüstinyen dönemine ait baraj; bu barajdan beslenen bahçeler, villalar ve bu villalarda yapılmış mozaikler yer alıyor.

HALEPLİBAHÇE’DE İKİNCİ AYASOFYA BULUNUYOR

KIZILKOYUN TAM ANLAMIYLA ORTAYA ÇIKARILAMADI

Ayrıca yine aynı bölgede ikinci Ayasofya bulunuyor.  Bu buluntulara ilişkin kazılar yapılmadı. Çok karşı çıktığımız Temalı Park Projesi ile bazı mahfiller tarafından bütün bunlar kapatılmak istendi. Çok şükür ısrarlarımız neticesinde, amaçlarına ulaşamadılar ve yapılan kazılar neticesinde bugünkü mozaik müzesi ortaya çıkartıldı. Ama bununla birlikte mesela Kızılkoyun Nekropol alanı gerçekten tam anlamı ile ortaya çıkartılmadı. Yapılan yol, eski otogarın altı ve daha nice yerlerde nice tarihi eserler duruyor. Özetlersek Cudi Vadisi ile birlikte birçok alanda kazılar yapılıp tarihi eserler ortaya çıkartılırsa inanıyorum ki dinler tarihi açısından da başka açılardan da tarih yeniden yorumlanabilir.

Bu arada kayıp şehir Nakuvan’dan da bahsetmiştiniz. Nakuvan ve sonrasında kurulan şehirler ile ilgili de aynı tezleri ortaya atmıştınız…

Evet. Hz. Nuh sonrası kurulan şehirler var. Beş şehir. Birincisi Hz. Nuh tarafından merkezde Cudi vadisinin üst sınırında kurulan kayıp şehir Nakuvan. Medinetul-ul Cud derler Arap tarihçiler. Harran’a açılan kısmın en üst kısımda kurulmuştur. Daha sonra Harran, Urfa, Samsat, Karkamış ve Ninova şehirleri kurulmuştur. Bu şehirler vav harfi şeklinde çizilmiştir. Bu bir tesadüf değildir. Yasefin çocukları buradan Asya’ya, Sam’ın çocukları da Samileri ve Ortadoğu halklarını oluşturmuştur ve daha sonra bu insanlar birbirine karışmıştır. Hz. Nuh’un gemisinde 88 kişi bulunuyordu ve Araplar buna “thmanyt’un vet hamanune” derler. Bu insanların buradan çıkışı ile ilgili tüm alanlarda bilimsel çalışmalar yapılmalıdır. Bu çalışmaları yapmak ta ilgili bilim adamlarına ve yetkililere düşer.

Çalışmalarınızı kamuoyu ile paylaşırken Cudi Vadisinde bulunan ve gayretleriniz sonucunda Cudi Vadisi Anıt Zeytin Ağacı olarak tescillenen zeytin ağacını da gündeme taşımıştınız. Bu zeytin ağacının hikayesi nedir?

Bilindiği üzere Hz. Nuh tufanından önce insanlar vardı. Ki çeşitli kaynaklara göre Hz. Nuh tufanından önce dünya böyle 5-6 tufan ile daha karşılaşmıştı. Hz. Nuh tufanı gerçekleştikten sonra günlerce su üzerinde kalan gemi sakinleri kara parçası ararken ara ara güvercin gönderiyorlardı. İşte son olarak gönderilen güvercinin dalından koparıp getirdiği zeytin parçası Cudi Vadisindeki zeytin ağacından kopartılan parçadır.

BİREYSEL ARAŞTIRMALARIMA GÖRE

CUDİ VADİSİ ANIT ZEYTİN AĞACI 7 BİN YILLIK

Yaptığımız araştırmalar neticesinde bu ağaç en az 7 bin yıllık bir ağaçtır. Ki bu ağaç hala dimdik bir vaziyette ziyaretçilerini bekliyor. Biz 2006 yılında yaptığımız çalışmalarda bu ağaçtan numuneler alarak bazı bilim adamlarına gösterdik. Bu ağacın türevleri binlerce kilometre uzaktaki İspanya’da karşımıza çıkıyor. Kaldı ki türünün tek örneği olan ve 2006 yılında Cudi Vadisi Anıt Zeytin Ağacı olarak tescilini gerçekleştirdiğimiz bu zeytin ağacı öncesinde ve Haçlılar tarafından çevresinde ki binlerce zeytin ağacı ile birlikte kesilmesine, yıldırımlar düşmesine, yakılmasına rağmen hala bir mucize olarak orada duruyor.

 

KURUMLARIMIZ NE İŞ YAPAR! NEYİ BEKLİYORSUNUZ!

Yetkililer bunu görmüyor mu? Neden sahip çıkılmıyor? Harran Üniversitemizin Ziraat Fakültesi ne iş yapar? Valiliğimiz, Belediyelerimiz, Turizm ve Kültür İl Müdürlüğümüz ne iş yapar? Allah aşkına orada binlerce devletin arazisi boş duruyor. Cudi vadisi Anıt Zeytin ağacı merkez alınarak oradaki binlerce devlet arazisine zeytin ağacı dikilemez mi? Kaldı ki bu zeytin ağacının türü dünya üzerindeki en verimli zeytin.

ALLAH BİZE NASİP ETMİŞ, AMA BİZ

KORUMAKTAN ACİZ BİR DURUMDAYIZ

Daha ben size ne anlatayım? Allah bize vermiş ama biz korumaktan bile aciz bir durumdayız. Yetkililer adım bile atmıyor. Bakın oradaki zeytin ağacı dünyadaki zeytinlerin atası, Zeytinlerin Göbeklitepesi. Kim koruyor?  Söyleyeyim; Dinimizin yasaklamasına rağmen ağacı ziyaret kabul edip oraya giden, dilek tutan, dallarına tülbent bağlayan vatandaşlarımız… Cudi Vadisi Anıt Zeytin Ağacı’nın da bir an önce korunmaya alınması, Hz. Nuh’un gemisi ile birlikte o bölgedeki binlerce yıllık tarihi yerleşimlerin gün yüzüne çıkartılması gerekiyor.

 

Belirttiğiniz bu eserler gün yüzüne çıkartıldığı taktirde, Urfa turizmine ne gibi bir katkı sunacaktır?

Bu değerlerin ortaya çıkartılması Urfa’ya İnanılmaz ölçüde katkı sağlayacaktır. Urfa’yı 3 T doyuruyor. Urfa’nın 3 T’sinden başka neyi var ki? Toprak, Tarih ve Turizm. Hz. İbrahim olmasa Urfa’ya kim gelir, kim selam verir? Balıklgöl olmasa, Dergah olmasa, Harran, Göbeklitepe olmasa Urfa’ya turist olarak kim gelir? Toprağımız son yıllarda işlenmeye başlandı. Suyun gelmesiyle birlikte tarımsal üretimimiz arttı. Tarih derseniz zaten var. Ki şimdiye ortaya çıkartılan devede kulak.

NUH’UN GEMİSİ İŞLENİRSE VE VADİDEKİ ŞEHİR KALINTILARI ORTAYA

ÇIKARILIRSA URFA’YA GELEN TURİST SAYISI BİN KAT ARTAR

İşte turizm bu tarih ve kültürden besleniyor. Eğer biz Urfa tarihini ortaya çıkartırsak, kültürümüzü olduğu gibi tanıtabilirsek inanın Urfa turizmi hayallerimizin ötesinde gelişir. Demin de bahsetmiştim; Urfa insanlığın baba evidir diye. İşte dışarıdan gelen insanlar buraya geldiği zaman psikolojik olarak kendilerini baba evlerine gelmiş gibi hissediyor. Bunu nereden biliyorum; benim gönderdiğim birçok sosyeteden, ünlü simalardan misafirlerim bunu aktarıyor.  Bakın Hz. İbrahim’in Urfa mirası bize bu kadar turist gelmesine vesile oluyor. Hz. Nuh’un burada olmasının açıklanması ve bu konuda çalışma yapılması buraya en az bin kat daha turist gelmesine vesile olur. Ama nerede bu çalışma ve zihniyet? Özetle; Yeter ki biz bunun bilincinde olalım ve ona göre eserlerimize, tarihimize, kültürümüze sahip çıkalım.  Ama hizmet anlamında o kadar sıkıntımız var ki! Sadece Urfa’ya yazık ediliyor diyebiliyorum.

 

Harran Üniversitesi Eski Öğretim Üyesi ve aynı zamanda Zeytin Platformu Başkanı İhsan Şenocak hocam ile ortak bir noktanız var; ağaç sevgisi. Özellikle de zeytin ağacına karşı pozitif bir tutumunuz var. Bu konuyla ilgili ne söylemek istersiniz?

Dediğiniz gibi Hocamızla ortak birçok noktamız var. İkimiz de İnşaat Mühendisiyiz. İkimiz de Urfa’ya sevdalı insanlarız. İkimizde yeşile sevdalı insanlarız. İşte bu ağaç sevgisinden hareketle şunu söyleyebilirim; Zeytinin anavatanı Urfa’dır. Barışın simgesi olan zeytin ağacı Urfa’dadır. Bütün heybeti ile Cudi Vadisi Anıt Zeytin Ağacı 7 bin yaşındadır ve neslinin tek örneğidir. Tegrisni yaptırdım. İzmir Zeytincilik Araştırma Enstitüsü de, Ankara Ziraat Fakültesi Zeytincilik Bölümü hocaları da bunu tasdik ettiler. Aynı şekilde Prof. Dr. Ahmet Ruhi Mermut, Prof. Dr. Bekir Erol Ak Hocalarımızı oraya götürdüm. Hatta 380 çubuk kopartıp çoğaltılması için Prof. Dr. Bekir Erol Ak hocamıza verdim ancak maalesef yanlış işlem sonucunda bunlar çoğaltılamadı.

YEMYEŞİL URFA İÇİN CİDDİ BİR ÇALIŞMA YAPILIRSA

1 MİLYON ZEYTİN AĞACI ÜRETİR VE HİBE EDERİM

Şimdi bu bilgilerin ışığında; Madem bu zeytinlerin atası burada, madem bu ağaç bütün dış etkenlere rağmen ayakta, madem bu zeytin dünyanın en verimli zeytin türüne sahip, neden Urfa’da zeytin ağacını çoğaltmayalım. İşte İhsan Şenocak ile ortak noktamız budur. Aynı duygu ve düşüncelere katılıyorum.  Acizane bende bu fikre katılmakla beraber şartlarım yerine getirilirse 1 milyon zeytin ağacı hibe edeceğimi de buradan ilan ediyorum. Kısacası Yemyeşil Urfa kampanyasını canı gönülden destekliyorum ve bu kampanyada özellikle zeytin ağacının en başta olması gerektiğini Urfa’nın geleceği açısından elzem görüyorum.

BU ZEYTİN, DÜNYA’NIN YAĞ ORANI EN YÜKSEK ZEYTİNİ

HAÇLILAR ZAMANINDA ÇOĞALTIP AVRUPA’YA GÖTÜRDÜ

Birincisi %35 yağ oranı ile en yüksek yağ oranına sahip. İkincisi her yıl zeytin verme özelliğine sahip. Çekirdeği ufak ama etli bir zeytin. Maalesef örneğinin kalmadığı bu zeytin ağacı birçok açıdan çok verimli bir zeytin ağacı. Eğer Urfa’da zeytin ağacı sayısı arttırılırsa hem Urfa’yı ağaçlandırmış oluruz hem de Urfa sanayisi adına önemli bir kazanım elde etmiş oluruz. Bakın Haçlılar bu zeytinden çubuklar alarak Avrupa’ya, İspanya’ya götürdüler. İhsan Şenocak hocamın da röportajında belirttiği gibi AB bize bir tek zeytin ağacında kota koyuyor neden? Çünkü zeytin gerçekten de müthiş bir meyve. Biz uyanmayalım diye AB kota koyuyor. Ya yıllardır dilimde tüy bitti bu zeytini ve özelliklerini anlatırken. Öyle anlatılacak çok şey var ki!..

Bugüne kadar 128 bin ağaç diktiniz. Bu gerçek ağaç sevgisinin çıkış noktası nedir?

Haçlılar bu coğrafyaya sürekli saldırırken Anadolu da ve Urfa’da ağaçları köklerinden kesiyorlardı. Amaç: İslam’ın ve İslam medeniyetinin izlerini silmekti. Bir Müslüman olarak “Kıyametin koptuğunu bilseniz dahi elinizdeki fidanı dikin” Hadis-i Şerifince ağaca verilen önemi binaen, bu topraklara olan vefa borcumuzu ödemek ve özellikle de geçmişte binlerce zeytin ağcının bulunduğu Cudi Vadisini tekrar ihya etmek anlamında 1974 yılından bu tarafa 128 bin ağacı bu eller, ayaklarla toprakla buluşturdum.  Benim ağaç sevgimin kaynakları budur. Demin söyledim, yine tekrar ediyorum; Valilik, Orman Bölge Müdürlüğü şartlarımı kabul ederse iş yapacak insanlar ile 1 milyon zeytin üretip dikerim.

Urfa’nın değerlerinin gün yüzüne çıkartılması, koruması ve tanıtılması konusunda Urfa medyasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Maalesef bu konularda Urfa medyası sınıfta kalmıştır. Dostlarımız alınmasın ama durum bu. Acizane yıllardır dile getirdiğimiz konular var ve bu konular Urfa medyasında hiç yer almadı. Talan edilen değerlerimiz konusunda Urfa medyasının tavrını doğrusu yadırgıyorum. Urfa medyasından Urfa’nın değerleri konusunda daha cesur ve sahiplenici yayınlar beklediğimi ifade etmek isterim. Yalnız bu konuda GAPGündemi Gazetesinin yayınlarını, Veysel Polat başkanımızın hakkını teslim etmem gerekir.

Urfalılara mesajınız?

Allah’ın öyle güzellikler bahşettiği bir şehirde yaşıyoruz ki. Urfalı kardeşlerimiz bu değerlerin farkında olmalı ve bu değerleri sahiplenmeli. Maalesef bu konuda çok ta iyi bir durumda değiliz. Hemşerilerimizden istirhamım ve beklentim bu değerlere sahip çıkılmasıdır ve bu vesile tüm hemşerilerime en derin kalbi sevgi ve muhabbetlerimi sunuyorum.

Hocam iki saate yakın konuşuyoruz. Öyle dertlisiniz ve birikmiş sözleriniz var ki, sabaha kadar konuşma durumunuz var. Düşüncelerinize başka röportajlar da yer vermek kaydı ile şimdilik son sözlerinizi alabilir miyiz?

Tam da yarama parmak bastınız ve gerçekten de yaramı deştiniz. Doğrudur Urfa sevgisi ve Urfa ile ilgili bu bilgi beni sabahlara kadar konuşturur. Sizi de çok yormamak adına bana zaman ayırıp düşüncelerimize yer verdiğiniz için size, duruşunu ve gazeteciliğini her zaman takdir ettiğim Veysel Polat’a GAPGündemi gazetesinin tüm çalışanlarına teşekkür ediyor ve bu vesile ile değerli Urfalı hemşerilerime en kalbi sevgilerimi sunuyorum.

Kaynak: Editör:
Etiketler: Dr., Öncel:, Urfa, insanlığın, baba, evidir,
Yorumlar
Haber Yazılımı