Haber Detayı
26 Temmuz 2013 - Cuma 02:30 Bu haber 2204 kez okundu
 
“Büyük devlet olmak, tarımsal üretimden geçer“
Ekonomi Haberi


İshak POLAT:  - Hocam, Toprak nedir?

Prof.Dr.Ahmet Ruhi MERMUT:  Önce Kur'an'dan başlama lazım. İnna lillah inna ileyhi raciun. O'ndan geldik O'na döneceğiz. Toprak canlı bir varlık. Bütün canlılar için yaşam kaynağı. Bütün dinlerin kutsal olarak değerlendirdiği bir şey toprak. İçinde her türlü zenginliği barındıran, bitkilere hayvanlara ve insanlara can veren, hayat veren bir varlık. Gıda üretimi açısından yegane kaynak.

Bununla beraber su ve karbondioksiti unutmamak gerekir.Bitki üretiminin ve buna bağlı olarak otçul ve etçil varlıklarının yaşam zincirinin ilk halkası. Toprağın dolayısıyla gıda üretiminin olmadığını düşünelim. Bu; bütün canlıların sonu demektir.

Toprak; Allah'ın canlılara bir nimeti, büyük bir lütfudur. Toprağın içindeki canlılığın kilden geldiği ve içinde de katalizörler olduğu bilindiği halde, insanın yoktan var edemediği bir madde. Dolayısıyla Yüce yaratıcının canlılara büyük armağanı toprak.

- Tarihsel açıdan toprağın değeri nedir?

- İnsanın varoluş  sebebi toprak. İnsanoğlunun tarihsel yolculuğuna bakarsanız, tarıma elverişli toprak ve sudan başlar. Bütün medeniyetler tarıma elverişli toprakların ve su kaynaklarının etrafında gelişmiştir. Medeniyetlerin oluşumunda su ve toprak asli unsurdur. Verimli topraklar olmadan hiçbir yaşam ve medeniyet olamazdı. Mesela Mezopotomya'ya bakarsanız zengin su kaynaklarını ve tarıma uygun toprağından dolayı oluşan medeniyetleri görürsünüz.

Bu coğrafyada Urartular, Etiler, Hititler, Lidyalılar, Selçuklular vs. bunun bir göstergesidir.Yakın tarihte ise Avrupa'nın gelişimi de topraktan dolayı olmuştur. Osmanlının bir duvar gibi Avrupa'nın bu coğrafyayı sömürmesini engellemesiyle tarımsal  ve diğer ihtiyaçlarını karşılamak için Avrupa; Afrika'yı, Endonezya'yı, Hindistanı ve Çin'i keşfetmek zorunda kalmıştır.Avrupa'nın gelişmesi bu sömürü düzeninden olmuştur ve hala böyledir.Günümüzde ise toprak ve su kaynaklarına sahip ülkeler, atom bombasına sahip olupta toprak ve su kaynaklarına sahip olamayan ülkelerden daha etkin bir şekilde var olabilirler.

Biz de bir atasözü var "Aç ayı oynamaz" diye. Aç yaşamak mümkün değil. İçecek suyunuz, yiyecek yemeğiniz yoksa; atom bombası gibi korkunç bir silahı ne yapacaksınız..

-Ülkemiz açısından toprağın değeri nedir. Ülke olarak kıymetini biliyor muyuz?

- Anadolu bu açıdan çok zengin ve şanslı bir coğrafya. Anadolu'nun büyük ve zengin medeniyetlere ev sahipliği yapmasının sebebi bu. Biz de yaptığımız bilimsel çalışmalarla toplantı ve konferanslarla kıymetli toprağımızın olduğunu, bunu korumamız ve geliştirmemiz gerektiğini söylüyoruz.Ülkemiz toprak açısından çok şanslı. Tam olarak kıymetini bilemesek te münbit ve bakir ovalara,dağlara sahibiz. Tarımsal üretim çok şey ifade etmiyor. Bunu mamül hale getirmek, bunun sanayisini kurmak ve bunları ihraç edebilmek önemli. O zaman  bir kıymet-i harbiyesi olur.

- Potansiyelimizin farkında mıyız?

- Tam olarak ne evet, nede hayır diyebilirim.Çalışmalar var. Bunlar güzel ve gelecek vaat eden şeyler. Ama yeterli mi derseniz, hayır derim. Memleketin sorunlarına sahip çıkmak hepimizin borcu.

- Türkiye'nin Tarım ve Toprak politikası var mı?

- Maalesef yok. Kapsamlı ve belirgin bir çalışma yok. Bir veri bankası oluşturamamışız.Yaptığımız çalışmaları koruyamıyoruz. Elin batılısı, Amerikalısı bilgilerini sır gibi saklarken - korurken, bizim yaptığımız çalışmalara bir başkası hemen ulaşabiliyor. Bunları muhafaza edebilmek, bir veri bankası oluşturabilmek, çok elzem bir şey.

- Hocam bu kadar çalışmanın içersinde, dinlenmeye zamanınız oluyor mu?

- Dinlenmeye çok zamanım yok maalesef, zamanım da yok. Çoğu zaman günde 2-3 saat uyku ile idare ediyorum. Bazen de bilgisayar başında 20-30 dakikalık uyku ile idare ediyorum. Ben ideallerimi - hedeflerimi, asistanlarıma öğrencilerime, dostlarıma ve kamuoyuna anlatarak dinleniyorum. Bu benim için büyük bir keyif.

- Hocam aslen Bitlis doğumlusunuz. Yaklaşık 22 yıl Kanada'da çalıştınız . Ve hala orada çalışıyorsunuz. Avrupa'da da bircok kurumsal çalışmanız var. Neden Harran Üniversitesi ve neden Şanlıurfa?

- 1974 Yılında tam da Kıbrıs Barış Harekatı sırasında, Toprak Reformu çalışmaları için görevli olarak Şanlıurfa'ya gelmiştim. Ankara Üniversitesi'nde çiçeği burnunda, yeni bir doçentken Tarım Bakanlığı; "Toprak reformu yapılabilir mi" diye bizi görevlendirdi. Tam 4 ay boyunca zamanımın büyük kısmını arazide; Viranşehir, Ceylanpınar taraflarında geçirdim. Ta Suriye sınırına kadar gittim. Yeri geldi arabamız arızalandı, köylerde misafir ettiler sağolsun Şanlıurrfalılar.İşte o zaman bu toprakların sevdası yüreğime düştü. Tamam! Burası dedim.

Çok güzel topraklar. Eğer Fırat'ın suyu buralara bir şekilde akıtılabilirse, bundan kıyamet gibi para kazanılır dedim.İşte zaman geçti. Atatürk barajı yapıldı. Bütün engellemelere rağmen. Projenin diğer kısımları hayata geçirilmeye başlandı. Zamanı geldi dedim ve geldim.Şuna inanıyorum; bu şehre, bu topraklara, bu insanlara hizmet etmek; benim için Allah'a ibadet etmek, Allah'a dua etmek gibi.. Buraya hizmet etmek şansını verdiği için Allah'a şükrediyorum.

- Harran Üniversitesi ve Şanlıurfa'daki Tarımla ilgili kurum ve kuruluşlar ne durumda?

-Şimdi kurumlar olarak GAP'ın gerisindeyiz. Her zaman söylüyorum: Bizim sömürgeci Avrupalıların karşısında çok çalışmamız lazım. Dinimiz bunu emrediyor. Elbetteki her şey kötü değil. Güzel şeyler de oluyor. Ama yeterli mi asla. Üniversite bu değişimin öncüsü olmak durumundadır. GAP'ın başkentinde, bilim ve teknoloji üretiminde öncü olmalıdır. Ama bu manada Üniversitemiz emekleme safhasındadır. Üniversitemiz tarımdan sanayiye, Urfa'nın önünü açmak zorundadır.Burada bazı insanlar kendini yarı evliya gibi veya derebeyi gibi görüyor. Benlik duygusu çok ön planda. O yaptı, ben yapamadım. Halbuki birileri koşup sizi geçiyor, nefesiniz yetmediği halde onu geçmeye çalışıyorsunuz.

Böyle olmaz, daha çok çalışacaksınız.Eğer emaneti ehline teslim edebilirsek, kurumlar olarak biraz daha koordineli çalışırsak, başarılamayacak hiçbir şey yoktur. Mesela 2005 yılında, TÜBİTAK ödülü verildi bana. Ödülü almak için taa 6 ay bekledim.Üreteni takdir etmek lazım. Bunu kendimiz yapmak zorundayız. Dinimiz bunu emrediyor. Şanlıurfa yıldız bir şehir, bunun idrakinde olmak lazım.

- Avrupa ve İslam ülkeleri, Türkiye'deki ekonomik ve siyasal gelişmeleri ilgiyle izliyor. Özellikle İslam ülkelerinin ilgisi beni ürkütüyor demiştiniz. Bunu biraz açar mısınız?

- Türkiye'nin bölgesel ve küresel güç olması için atılmış olan adımlar var. Türkiye bu yolda son 10 yılda çok mesafe kat etti. Bakın AB ekonomisi, son 10 yılda eksilerde iken; Türkiye artı 7-8 leri yakalamış ortalama.Hele hele basın açıklamalarında ve konferanslarda dediğimiz gibi Türkiye akıllı bir tarım ve tarıma dayalı sanayi oluşturabilirse; yıllık 200-300 Milyar dolar üretim, katma değeri ile birlikte 400 milyarlık bir tarım girdisi sağlayabilir.

Bu da Türkiye'yi dünyanın ilk 4-5 ekonomisi arasına sokar. Böyle bir Türkiye'ye AB dudak büker, istemez. Ama İslam ülkelerinin ilgisi o kadar artar ki; bu yükü Türkiye taşımak için hazırlıksız yakalanır. Korkum bu. Yoksa bu, çok sevindirici bir durum. Korkum şu: Biz buna ne kadar hazırlıklıyız?

Bunun için insanımızın, bu bilinçle hareket etmesi lazım. Hazırlıksız yakalanmayalım. Türkiye'nin kurtuluşu ve yükselişi, tarım ve tarım sanayidir. Batı, hep sömürgecidir ve kıyamete kadar böyle olacaktır. Ama bu millet 1.000 Yıldır, bu sömürüye karşı duvar olmuştur. Eğer Batı buradan kovulursa, eli buradan çekilirse; bizim bu cografya cennet olur. Çünkü bu coğrafyada insanların birbiriyle hiçbir problemi yok. Sömürmek için problemleri çıkartan Batı.

- Hocam geriye baktığınızda bilimsel mirasınızı bırakacağınız çok kimse var mı, bu konuda müsterih misiniz?

- Hayır, çok müsterih değilim maalesef. Bu kadar çalışmaya rağmen çok ilgili insan çıkmıyor. Halbuki bu konuda 150 tane bilim adamı yetiştirmiş olsak, 10 yılda Türkiye süper güç olur. Yıllardır söylüyoruz, anlatıyoruz. Hala tarımda, hayvancılıkta sürünüyoruz. Gelişmek ancak bilimle, planlamayla olur.

Biz kapasitemizin yüzde 10'nu kullanabiliyoruz. Bakın Brezilya son 10 yılda tarımsal üretimini 3,5 katına çıkartmış. Biz daha idealinin peşindeyiz. Feryadımız budur. İnşallah bizden bir şeyler öğrenen, kulağına fısıldadığımız insanlar bu emaneti daha güzel yerlere getirir. Gençlere tavsiyem: Dil bilin, öğrenin. Araştırın, farklı kaynaklardan araştırın.. Öğrenin, bilmemek ayıp değil ama öğrenmemek gibi bir lüksümüz yok. Herkesin gözü üzerimizde, bunu bilin.

- Hocam 100'ün üzerinde ülke gezdiniz. Evliya Çelebi ile bir akrabalık var mı. Hatırat yayınlamayı düşünüyor musunuz?

- Evliya Çelebi ile akrabalık mümkün olabilir.. Allah'a şükrediyorum, bana böyle bir imkanı verdiğinden dolayı. Kanada'dan Çin'e, Japonya'dan Mısır - Pakistan'a - Afrikaya… Ama şuna inanın Türkiye gibi güzel bir ülke daha yok. İnsanı ile doğası ile.Hatırattan önce, detaylı bir tarım kitabı çıkartmak istiyorum. Dr. Murat Çakmaklı gibi genç arkadaşlarımla birlikte böyle bir çalışmamız var. Dünyada 2., Türkiye'de ilk "Toprağın genetik yapısı" ile ilgili.

Bunu Türkiye'ye özellikle Şanlıurfa'ya kazandırmak istiyoruz. Hatırata gelince; bizler faniyiz. Emaneti ehil insanlara teslim edip gideceğiz. Gördüklerimizden, öğrendiklerimizden faydalanılması açısından bunların kayıt alınması lazımdır diye düşünüyorum.

- Hocam yerel basınla münasebeteniz nasıl?

- Hep çalışma ve seyahat halinde olduğum için, pek fazla münasebetim olmuyor. Ama sizin gibi işinin hakkını veren arkadaşlara da her zaman kapım açık. Yaptığımız çalışmaları kamuoyu ile paylaşmak adına bazen bilgilendirme toplantıları oluyor. Bu da ne ölçüde yeterli, sizin takdirinize bırakıyorum. - Hocam, Urfa kültürü ile ilgili görüşlerinizi alabilir miyim ?Urfa, kadim bir şehir. Ben bu şehri çok seviyorum. Bu şehre hizmet etmek, büyük bir nimet diyorum. Ama yoğunluğumdan dolayı çok fazla dolaşamıyorum. Müzikle, yemekle aramın iyi olmasını arzu ederim ama maalesef fırsatım yok. "Taştan yumuşak" şeyleri yiyebildiğim için, lezzetli yemeklerini de yeme fırsatını pek bulamıyorum.

- GAPGündemi hakkındaki düşüncelerinizi alabilir miyim?

- GAPGündemi Gazetesini, Urfa'ya ilk geldiğim sıralardan biliyorum. Aralarda Veysel beyin çayını içme fırsatım da oldu. Urfa'nın değerlerine sahip çıkan gazetesiniz ve bunun artarak büyümesini diliyorum.

- Hocam eklemek istediğiniz şeyler nelerdir?

-45- 50 dereceye yakın bu sıcaklıkta, Osmanbey Kampüsüne gelip röportaj yaparak bana bu fırsatı tanıdığınız için size ve sizin şahsınız da GAPGündemi'ne çok teşekkür ediyor, başarılarınız devamını diliyorum.

-Kıymetli mesainiz içinde bize zaman ayırdığınız ve değerli görüşlerinizi paylaştığınız için biz teşekkür ederiz, saygılarımızla..

 

Prof.Dr.Ahmet Ruhi MERMUT: Bitlis'te doğdu. 1961 yılında Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesine girdi.1964 yılında kendi bölümünde Asistan oldu. 1968 yılında Doktor, 1974 yılında Doçent, 1979 yılında Profesör oldu.

1982 yılında girdiği Kanada Saskatchewan Üniversitesi'nde öğretim üyesi olarak 22 yıl çalıştı. 1999 yılı Kanada Toprak Bilimleri Cemiyeti Fellow ödülü, 2004 yılı Amerika Toprak İlmi Cemiyeti Fellow ödülü, 2005 yılı Amerika Agronomi ödülü, 2005 yılı TÜBİTAK bilim ödülü, 2005 yılı Amerika Toprak İlmi Cemiyeti uluslararası Toprak Bilimi ödülü sahibi.

2002-2004 yılı Kanada Toprak Bilimleri cemiyeti başkanlığı yaptı. 2004-2007 yılları arasında Güney Kore Toprak Bilimleri Cemiyetine onur üyesi seçildi.İngilizce, Almanca, Hollandaca, Farsça, Portekizce, İspanyolca, İtalyanca, Arapça, Çince biliyor. Tüm Ortaasya Türk şivelerini konuşabiliyor.150'den fazla uluslararası bilimsel yayın ve19 kitaba imza attı. 400'den fazla bilimsel toplantıya katıldı.

MÜSİAD'ın isteği üzerine 5 yıllık çalışma sonucunda "TÜRKİYE'NİN TARIMSAL GÜCÜ ve GELECEĞİ" adlı raporunu 2010 yılında yayınladı. Çin, Hindistan, Brezilya, İran ve Etiyopya'da dersler verdi. 25'den fazla bilim adamı yetiştirdi. En son 2-6 Haziran 2012 yılında İtalya'nın Bari şehrinde, 31 üye ülkenin oy kullandığı kongre sonucunda  Avrupa Toprak Bilim Dernekleri Konfederasyonu'nun  4 yıllığına Türkiye adına dönem başkanlığına getirilmiştir.

Prof.Dr.Ahmet Ruhi Mermut hocayı daha önce gıyaben az çok duymuştum. Ama yüz yüze tanışmamız 18 Temmuz 2012'de basın toplantısında oldu. Röportaj için Harran Üniversitesi Osmanbey Kampüsüne gittiğimizde bizi karşılayan,  bir akademisyenden ziyade ailemizin büyük bir ferdi  gibiydi. Yaklaşık 2 saat süren röportaj boyunca kendi branşının dışında engin bir tarih ve coğrafya bilgisinin  olduğuna tanık olduk.

Şaşırtan bir hafızaya sahip. Konuştukça saatlerce sohbetini zevkle dinleyebileceğiniz bir modern derviş.Bu röportaj için emeği geçen TKDK'dan Dr. Murat ÇAKMAKLI  ve Tarım İl Müdürlüğünden Hüseyin GÜZEL beylere teşekkürü bir borç biliyorum.

Kaynak: Editör:
 
Etiketler: büyük, devlet, olmak, tarımsal, üretimden, geçer
Yorumlar
Bizim Gazete
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Alıntı Yazarlar
Şanlıurfa
Parçalı Bulutlu
Güncelleme: 26.09.2017
Bugün
23° - 34°
Çarşamba
19° - 33°
Perşembe
19° - 32°
Şanlıurfa

Güncelleme: 26.09.2017
İmsak
04:47
Sabah
06:09
Öğle
12:23
İkindi
15:45
Akşam
18:26
Yatsı
19:40
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Galatasaray
16
15
0
1
5
6
2
Göztepe
13
13
1
1
4
6
3
Beşiktaş
13
10
1
1
4
6
4
Fenerbahçe
11
14
1
2
3
6
5
Kayserispor
11
9
1
2
3
6
6
Medipol Başakşehir
10
9
2
1
3
6
7
Akhisarspor
10
7
2
1
3
6
8
Bursaspor
9
12
3
0
3
6
9
Trabzonspor
8
14
2
2
2
6
10
Kasımpaşa
8
10
2
2
2
6
11
Yeni Malatyaspor
7
12
3
1
2
6
12
Alanyaspor
7
11
3
1
2
6
13
Sivasspor
6
8
4
0
2
6
14
Antalyaspor
6
7
2
3
1
6
15
Atiker Konyaspor
6
7
4
0
2
6
16
K. Karabükspor
5
8
3
2
1
6
17
Gençlerbirliği
4
6
4
1
1
6
18
Osmanlıspor FK
1
6
5
1
0
6
Arşiv Arama
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı